HidrojenHaber – Çelik üretiminde kömür yerine yeşil hidrojen kullanılması, sektörün karbon emisyonlarını büyük ölçüde azaltabilecek kritik teknolojilerden biri olarak öne çıkıyor. Analizlere göre hidrojen tabanlı üretim yöntemleri, geleneksel yüksek fırın süreçlerine kıyasla doğrudan karbon emisyonlarını ortadan kaldırabiliyor.
Geleneksel yüksek fırın yönteminde demir cevheri karbon monoksit ile indirgenirken, hidrojen tabanlı üretimde indirgeme ajanı olarak hidrojen kullanılıyor. Bu kimyasal dönüşüm sonucunda karbondioksit yerine yalnızca su buharı oluşuyor ve üretim sürecinin karbon ayak izi önemli ölçüde düşüyor.
ÇELİK SEKTÖRÜNDE BÜYÜK EMİSYON AZALTIMI
Çelik üretimi küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %7–9’unu oluşturuyor. Geleneksel üretim yöntemlerinde bir ton çelik üretimi için yaklaşık 1,8–2,3 ton karbondioksit ortaya çıkarken, hidrojen tabanlı doğrudan indirgeme (H₂-DRI) teknolojisi bu emisyonları %85–95 oranında azaltabiliyor.
Bu yöntemde demir cevheri önce hidrojen kullanılarak doğrudan indirgenmiş demire (DRI) dönüştürülüyor, ardından elektrik ark ocaklarında eritilerek çeliğe çevriliyor. Süreç yenilenebilir elektrikle üretilen hidrojenle çalıştığında neredeyse sıfır karbonlu üretim mümkün hale geliyor.
HİDROJEN TALEBİ VE ALTYAPI İHTİYACI
Hidrojen tabanlı çelik üretimi için önemli miktarda hidrojen tedariki gerekiyor. Analizlere göre bir ton doğrudan indirgenmiş demir üretimi için yaklaşık 53–67 kilogram hidrojen kullanılması gerekiyor ve tesislerin yüksek saflıkta (%99,9+) hidrojenle çalışması gerekiyor.
Büyük ölçekli tesisler için 100.000 kilogramın üzerinde hidrojen depolama kapasitesi gerekebilirken, üretim maliyetlerinde hidrojen fiyatı en kritik unsur olarak görülüyor. Yenilenebilir enerji maliyetlerinin düşmesi ve karbon fiyatlarının artması ise yeşil çeliğin ekonomik rekabet gücünü artırabilecek faktörler arasında değerlendiriliyor.



