HidrojenHaber – Avrupa Birliği’nin son dönemde geliştirdiği yeni sanayi politikası, küresel üretim dengelerinde önemli bir değişime işaret ediyor. Uzun yıllar serbest ticaret yaklaşımını benimseyen Avrupa, Çin’in temiz teknoloji üretimindeki ağırlığının artması ve ABD’nin güçlü sanayi teşvikleri sonrası stratejik sektörlerde üretimi Avrupa’ya yaklaştırmayı hedefleyen yeni bir model geliştirmeye başladı.
Yeni yaklaşım; kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltmayı, güvenilir tedarik zincirleri oluşturmayı ve stratejik sektörlerde Avrupa üretimini artırmayı amaçlıyor. Bu dönüşümün merkezinde yer alan Sanayi Hızlandırıcı Yasası, enerji dönüşümü ile sanayi politikasını aynı çerçevede ele alan yeni bir politika aracı olarak görülüyor.
ÇİN BAĞIMLILIĞI SANAYİ POLİTİKASINI DEĞİŞTİRDİ
Avrupa’nın enerji dönüşümünde kullandığı birçok teknolojide Çin’e bağımlılık ciddi seviyelere ulaştı. Güneş panelleri, batarya tedarik zinciri ve elektrikli araç bileşenlerinde Çin’in küresel üretimdeki payı Avrupa için stratejik bir risk olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Avrupa ve ABD’de üretimin bir bölümünü Çin dışındaki ülkelere kaydırmayı hedefleyen “China Plus One” stratejisi giderek daha fazla önem kazanıyor.
TÜRKİYE ALTERNATİF ÜRETİM MERKEZİ OLABİLİR
Bu yeni yaklaşımda Türkiye, Avrupa için potansiyel üretim partnerlerinden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin coğrafi yakınlığı sayesinde Avrupa pazarına lojistik süreleri birkaç günle sınırlı kalırken, Çin’den Avrupa’ya sevkiyatın haftalar sürebilmesi tedarik zinciri açısından önemli bir avantaj yaratıyor.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yürürlükte olan Gümrük Birliği anlaşması da sanayi ürünlerinde gümrük vergisinin bulunmaması nedeniyle üretim entegrasyonunu kolaylaştırıyor. Otomotiv, beyaz eşya, makine, çelik ve elektrik ekipmanları gibi sektörlerde güçlü üretim kapasitesi bulunan Türkiye, halihazırda Avrupa sanayi değer zincirinin önemli bir parçası konumunda bulunuyor.
ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ YENİ SANAYİ FIRSATLARI YARATIYOR
Avrupa’nın enerji dönüşümü süreci batarya üretimi, elektrolizör teknolojileri, rüzgâr türbini ekipmanları, güneş paneli üretimi ve hidrojen teknolojileri gibi alanlarda yeni sanayi yatırımlarını hızlandırıyor. Türkiye’nin rüzgâr ekipmanları üretimi, güneş paneli üretim kapasitesi ve elektrik ekipmanı sanayisindeki güçlü altyapısı bu alanlarda önemli bir potansiyel oluşturuyor.
HİDROJEN EKONOMİSİNDE STRATEJİK KONUM
Avrupa Birliği’nin planlarına göre 2030 yılına kadar 10 milyon ton hidrojen üretimi ve 10 milyon ton hidrojen ithalatı hedefleniyor. Yenilenebilir enerji potansiyeli, rüzgâr kaynakları ve mevcut doğal gaz altyapısı sayesinde Türkiye, Avrupa’nın gelecekteki hidrojen tedarik zincirinde önemli bir üretim merkezi olarak değerlendiriliyor.
RİSKLER VE POLİTİKA İHTİYACI
Bununla birlikte Türkiye’nin bu fırsatlardan yararlanabilmesi için sanayide karbon emisyonlarının azaltılması, enerji maliyetlerinin rekabetçi seviyede tutulması ve yeşil dönüşümü destekleyen uzun vadeli politika çerçevelerinin oluşturulması gerekiyor. Aksi halde Avrupa’nın yeni sanayi yatırımlarının büyük bölümü Avrupa içinde kalabilir.
YENİ SANAYİ DENGESİ OLUŞUYOR
Avrupa’nın yeni sanayi stratejisi küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahip. Doğru sanayi ve enerji politikalarıyla Türkiye, Avrupa’nın temiz teknoloji üretiminde önemli bir partner haline gelebilir ve enerji dönüşümünün yeni üretim merkezlerinden biri olabilir.



