Ana Sayfa Blog Sayfa 107

BEDAŞ’tan düşük maliyetli hidrojen depolama çözümü

HidrojenHaber – İstanbul Avrupa Yakası’nda 5,5 milyondan fazla aboneye elektrik dağıtım hizmeti sunan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ), enerji sektöründe yaşanan büyük dönüşüme Ar-Ge çalışmaları ile katkı sunuyor. Ar-Ge projesi kapsamında, çevre dostu ve düşük maliyetli hidrojen depolama sistemleri geliştirmeye yönelik önemli bir bilimsel başarıya imza atıldı.

BEDAŞ’ın Ar-Ge ekibi ile Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necip Atar tarafından geliştirilen proje kapsamında atık biyokütle kullanılarak yüksek hidrojen depolama kapasitesine sahip gözenekli karbon yapılar üretildi. 

ORGANİK ATIKLARDAN DEPOLAMA ÇÖZÜMÜ

BEDAŞ’tan yapılan açıklamada atık biyokütlenin değerlendirilmesinin, yenilenebilir kaynaklardan karbon bazlı malzemeler üretmenin etkili ve ekonomik bir yolu olarak öne çıktığını ifade edilerek, “Çalışmalarımız sonrasında organik atıklardan elde edilen biyokütle, termokimyasal yöntemlerle işlendi ve karbon bazlı nanomalzemeler haline getirildi. Bu malzemeler, hidrojenin daha verimli depolanabilmesi amacıyla çeşitli metalik nano parçacıklarla doplandı. Elde edilen gözenekli ve grafit türevi karbon yapılar, özellikle metal katalizörlerle desteklendiğinde hidrojen tutma verimliliğinde önemli iyileşmeler sağlandığı gözlemlendi. Sürdürülebilir enerji sistemleri ve yakıt hücreleri gibi alanlarda kullanım potansiyeli taşıyan yenilikçi bir enerji depolama çözümü geliştirmeyi başardık. Yaptığımız çalışmalar, yalnızca enerji verimliliği açısından değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik yönünden de önem teşkil etmektedir” denildi.

ENERJİ TEDARİĞİ SAĞLAYACAK

BEDAŞ ve Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necip Atar tarafından geliştirilen Ar-Ge projesi organik atıklardan elde edilen biyokütlenin ölçüm sonuçları, hidrojen ekonomisinin gelişimine katkı sağlarken, geleceğin temiz enerji teknolojilerine yönelik önemli bir adım olarak da değerlendiriliyor. Bu sayede, hidrojen tutma kapasitesi literatüre göre daha yüksek olan karbon bazlı malzemenin; enerji kesintileri sırasında abonelere daha uzun süre enerji tedariği sağlanmasında önemli bir etkisi olacağı öngörülüyor. 

Yeni rapor: “Avrupa yeşil hidrojenle güçlenebilir”

Hidrojen Haber- Avrupa Birliği’nin (AB) 2030 yılı için belirlediği 10 milyon tonluk yeşil hidrojen üretim hedefinin ötesinde, 2040 için somut bir stratejisinin olmaması, bu alandaki yatırımlarda belirsizliklere yol açıyor. Yeni bir araştırma, AB’nin 2040’a kadar yıllık 25 milyon ton yeşil hidrojen üretimi hedefi belirlemesinin, enerji geçişini güvence altına alacağını ve maliyetleri kontrol altında tutacağını ortaya koyuyor.

Norveç, Avusturya ve Oslo üniversitelerinden araştırmacılar tarafından yapılan analizde, bu hedefin tüm senaryolarda “neredeyse optimal” olduğu ve maliyetlerin optimal sisteme göre yüzde 10’dan fazla artmayacağı belirtiliyor. Bu durum, söz konusu hedefin, teknolojik belirsizliklere ve dış şoklara karşı Avrupa’nın iklim stratejisini daha sağlam hale getirebileceğini gösteriyor. Rapora göre, bu hedefe ulaşmak için yıllık ortalama 13,7 milyar Avro sübvansiyon gerekebilir.

YEŞİL HİDROJENİ RİSKSİZ KILAN FAKTÖRLER

Araştırmaya göre, yeşil hidrojenin geliştirilmesi doğrudan fosil yakıtların ve yenilenebilir elektriğin geleceğiyle bağlantılı. Yeşil hidrojen, doğrudan elektrifikasyonun mümkün olmadığı sektörlerde sentetik yakıt üretimi, ulaşım ve sanayi için bir enerji kaynağı olarak öne çıkıyor. Ancak bu rollerde, karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojisi, biyokütle ve yeşil yakıt ithalatı gibi alternatiflerle rekabet ediyor. Çalışma, AB’nin 2040 için hedef koymasının, yatırım belirsizliğini önemli ölçüde azaltacağını ve bu alandaki gelişmeleri hızlandıracağını savunuyor.

2040’A DİKKAT: ÜRETİM TEPESİ NOKTASI

AB’nin 2040 için yüzde 90 emisyon azaltımı hedefi, sentetik yakıtlara olan talebi artırıyor ve bu da yeşil hidrojen üretimini zirveye taşıyor. Raporda, 2040’ta hala önemli sayıda içten yanmalı motorlu aracın yollarda olmasının, karayolu taşımacılığı sektöründe sentetik yakıt talebini artırdığı belirtiliyor. Bu dönemde, güneş enerjisi kurulu kapasitesinin bin 430 GW, rüzgar enerjisi kapasitesinin ise bin 110 GW’a ulaşması bekleniyor. Ancak 2040 sonrasında, karayolu taşımacılığında elektrifikasyonun hızlanmasıyla yeşil hidrojen üretiminin azalacağı ve bu durumun, elektrolizör gibi varlıkların atıl kalması riskini doğurabileceği vurgulanıyor.

GELECEK SEYRİNE DAİR BELİRSİZLİKLER

Analiz, yeşil hidrojen üretim seviyelerinin en çok elektrolizör maliyetleri, CCS potansiyeli ve ulaşım elektrifikasyonuna ilişkin varsayımlara duyarlı olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, çalışma, orta düzeyde bir hedefin, farklı senaryolara karşı dayanıklı bir enerji geçişi sağlayacağını ve Avrupa’nın “kaybedecek çok az şeyi olduğunu” belirtiyor.

H2DER: Hidrojen yasal zemine kavuşmalı

Hidrojen Haber- Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği (H2DER) Başkanı Yusuf Günay, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımını Düzenleyen Kanuna hidrojenin de dahil edilmesi amacıyla resmi girişimde bulunduklarını açıkladı. Günay, mevcut yasal düzenlemenin hidrolik, rüzgâr, güneş, jeotermal, biyokütle, çöp gazı gibi fosil olmayan kaynakları kapsadığını, ancak hidrojene henüz yer verilmediğini vurguladı 

Günay, bu değişikliğin sektör için özellikle “belirgin bir yasal zemin” anlamına geleceğini belirterek, “hidrojene özel bir otorite atanması” ve “Yeşil Hidrojen Üretim Sanayi Bölgelerinin ilan edilmesi” önerilerinin de yüksek öncelikli adımlar olduğunu kaydetti Enerji ve Tabii Kaynaklar ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarının bu süreci desteklediğini ifade etti.

YEŞİL DÖNÜŞÜM VE HİDROJENİN ROLÜ

Orman yangınları gibi iklim risklerinin tekrar hatırlattığı gibi, yeşil dönüşüm artık bir seçenek değil zorunluluktur diyen Günay, hidrojeni bu dönüşümün kutup yıldızı olarak tanımladı. “Üretirken saf oksijen, tüketirken saf su veriyor; fosil yakıtlar yerine bu kaynağa yönelmenin alternatifi yoktur” değerlendirmesinde bulundu

Günay ayrıca, Türkiye’nin güneş ve rüzgâr potansiyelini yeşil hidrojene dönüştürerek hem cari açıkla mücadele edebileceğini, hem de enerji arz güvenliğini güçlendirebileceğini belirtti.

Hyundai hidrojen teknolojisinde kararlı

HidrojenHaber – Hyundai Motor Grubu, sürdürülebilir mobiliteyi sadece bir gelecek hedefi değil, bugünün somut bir çözümü olarak hayata geçiren markalardan biri. Yaklaşık otuz yıl önce hidrojen yakıt hücreli araçlar üzerine yaptığı ilk yatırımlarla yola çıkan Hyundai, bugün geldiği noktada hem binek hem ticari araçlarda hidrojenli mobilitenin öncü şirketleri arasında.

Markanın bu alandaki öncü rolü, 2013 yılında dünyanın ilk seri üretim yakıt hücreli binek aracı olan ix35 Fuel Cell’in lansmanıyla geniş kitlelerce tanındı. 594 km menzile sahip olan bu model, Hyundai’nin hidrojen teknolojilerine yönelik uzun soluklu Ar-Ge yatırımlarının ilk somut meyvesi olarak tarihe geçti. Bu başarıyı 2018’de tanıtılan NEXO izledi. Daha uzun menzili (666 km), gelişmiş sürücü destek sistemleri ve akıllı park teknolojileriyle dikkat çeken NEXO, bugün hâlâ dünyanın en çok satan hidrojen yakıt hücreli binek aracı olma unvanını taşıyor.

YENİLENEN NEXO

2025 yılında tanıtılan tamamen yeni NEXO ise Hyundai’nin hidrojen mobilitesindeki iddiasını bir üst seviyeye taşıyor. Yeniden tasarlanan iç mekânı, beş dakikada tamamlanan yakıt ikmaliyle 700 km üzeri hedef menzili, geliştirilmiş aerodinamik yapısı ve ilk kez sunulan çekme kapasitesiyle hem fonksiyonellik hem sıfır emisyonlu performans açısından bir dönüm noktasını temsil ediyor.

Hyundai’nin hidrojen yolculuğu yalnızca binek otomobillerle sınırlı değil. 2022 yılında tanıtılan ve yüksek performanslı hidrojen konsept otomobili olarak tasarlanan N Vision 74, markanın mühendislik sınırlarını nasıl zorladığını gösteriyor. Retro-fütüristik tasarımıyla 1974 Hyundai Pony Coupe’ye saygı duruşunda bulunan bu model, hidrojen yakıt hücreleri ile yüksek güçlü batarya sistemini bir araya getirerek, geleceğin spor otomobillerinin de sürdürülebilir olabileceğini kanıtlıyor.

GENİŞ KİTLELERİ HEDEFLİYOR

Buna paralel olarak 2024’te tanıtılan INITIUM konsept aracı ise daha geniş kitleleri hedefliyor. ‘Başlangıç’ anlamına gelen Latince bir kelimeden ismini alan INITIUM, uzun menzil, ferah iç hacim ve güçlü motor performansı gibi özellikleriyle aile kullanımına yönelik hidrojenli araçların potansiyelini ortaya koyuyor. HTWO markasının yeni tasarım dili “Art of Steel” ile şekillendirilen INITIUM’un seri üretim versiyonunun 2025’in ilk yarısında tanıtılması planlanıyor.

Hyundai’nin hidrojen vizyonu sadece binek araçlarla sınırlı değil; ağır ticari araçlar ve toplu taşıma çözümleri de bu vizyonun ayrılmaz bir parçası. 2020 yılında pazara sunulan XCIENT Fuel Cell, dünyanın ilk seri üretim hidrojenli ağır ticari kamyonu olarak önemli bir kilometre taşıydı. Bugün Avrupa’da 16 milyon kilometreyi aşan operasyonel deneyimiyle XCIENT, Hyundai’nin teknoloji güvenilirliğini ispatlamış durumda. 2025’te Avusturya’nın başkenti Viyana’da hizmete giren ELEC CITY yakıt hücreli otobüs ise 350 ve 700 bar dolum sistemine sahip ilk model olarak şehir içi toplu taşımada sürdürülebilirliği destekliyor.

HEDEF HİDROJEN EKOSİSTEMİ

Hyundai’nin HTWO markası altında yürüttüğü hidrojen stratejisi, mobilitenin çok daha ötesine geçerek tam bir hidrojen ekosistemi kurmayı hedefliyor. Hidrojenin üretiminden depolanmasına, dağıtımından uygulamaya kadar tüm değer zincirine yayılan bu yaklaşım, sadece otomobil sektörüne değil, enerji dönüşümüne de yön veriyor. Atıktan Hidrojene (W2H) gibi düşük karbonlu üretim yöntemleri üzerine yapılan yatırımlar, Hyundai’nin çevresel sürdürülebilirlik konusunda ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. Hyundai Motor, “Progress for Humanity” vizyonu doğrultusunda sadece bugünün değil, yarının dünyasını da şekillendirmeyi hedefliyor. Otuz yıla yaklaşan hidrojen yolculuğu boyunca elde ettiği başarılar bu vizyonun güçlü bir temele dayandığını kanıtlıyor. 

Yapay Zekalı Hücreler ve Yeşil Hidrojen

Hidrojen Haber-Li-ion bataryalar, ikinci ömür çözümleri ve PEM yakıt hücreleri… Enerji sektöründe dönüşüm artık sadece teknik değil, akıllı sistemlerle şekilleniyor. Yapay zekâ destekli hücre analizleri ve hidrojenle destekli şebeke çözümleri enerji güvenliğinde yeni bir çağın habercisi.


AKILLI BATARYA ÇAĞI BAŞLADI

Li-ion bataryalar, sadece elektrikli araçlar için değil; deniz taşıtları, hava araçları ve sabit enerji depolama sistemleri için de vazgeçilmez hale geliyor. 2024’te 1.000 GWh’ye ulaşan talep, 2035’te sadece hücre pazarının 400 milyar doları aşacağını gösteriyor. Yapay zekâ desteğiyle bu hücrelerin verimi ve güvenliği artıyor.

İKİNCİ HAYAT: BATARYALAR EMEKLİ OLMUYOR

Atıl hale gelen bataryalar artık geri dönüşüm kutularına değil, ikinci bir hayat döngüsüne giriyor. Özellikle kritik minerallerin azalması, bataryaların yeniden kullanımı için hem ekonomik hem de çevresel baskı oluşturuyor. Bu süreçte yapay zekâ, bataryaların hangi alanlarda yeniden değerlendirilebileceğine dair yön verici analizler sunuyor.

YAPAY ZEKÂ İLE HÜCRE TESTİ VE ÖNLEYİCİ GÜVENLİK

Termal kaçak (thermal runaway) gibi riskli durumlar artık AI tabanlı tanı sistemleriyle önceden fark edilebiliyor. Hücre içi veri analiziyle, hangi hücrelerin geri kazanıma uygun olduğu veya erken uyarı sistemlerinin kurulması sağlanıyor.

HİDROJEN HÜCRELERİ YENİ MERKEZE OYNUYOR

Proton değişim membranlı yakıt hücreleri (PEMFC), taşıtlar için hızlı çalışabilme, düşük sıcaklık avantajı ve verimlilik sunarken; sabit sistemlerde tercih edilen katı oksitli yakıt hücreleri (SOFC) ise endüstriyel ölçekte güvenli güç üretimi sağlıyor.

ŞEBEKE GÜVENLİĞİ İÇİN HİDROJEN VE BATARYA ORTAKLIĞI

Artan yenilenebilir enerji penetrasyonu, şebekelerde istikrar sorunlarına neden olurken çözüm olarak batarya enerji depolama sistemleri (BESS) ile hidrojenin birlikte konumlandırılması öne çıkıyor. IDTechEx raporu, 2035’e kadar sabit batarya pazarında Li-ion sistemlerin hâkim olacağını, ancak hidrojenin entegrasyonuyla dengeli bir enerji mimarisi kurulacağını belirtiyor.

Tumurly ve ASPİLSAN Enerji’den stratejik iş birliği

HidrojenHaber – ASPİLSAN Enerji off-grid ve taşınabilir enerji sistemleri Tumurly küçük ölçekli rüzgar türbinleri ile hem askeri operasyon sahalarında hem de sivil uygulamalarda kullanılabilecek.

Savunma ve enerji teknolojilerinde yerli ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek üzere bir araya gelen Tumurly ve ASPİLSAN Enerji, IDEF 2025 Fuarı kapsamında stratejik ortaklık protokolüne imza attı. “Stratejik İş Birliği Anlaşması” ile savunma ve enerji teknolojilerinde milli kapasitenin artırılması ve sürdürülebilir sistemlerin geliştirilmesi hedefleniyor.

TUMURLY’NİN RÜZGAR TÜRBİNLERİ, ASPİLSAN’IN DEPOLAMA ÇÖZÜMLERİYLE ENTEGRE EDİLDİ

İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşen törende imzalanan anlaşma kapsamında, Tumurly’nin İTÜ ARI Teknokent’te geliştirdiği yüksek verimli rüzgar türbinleri, ASPİLSAN’ın yüzde 100 yerli enerji depolama çözümleriyle entegre edildi. İş birliği ile ASPİLSAN Enerji off-grid ve taşınabilir enerji sistemleri Tumurly küçük ölçekli rüzgar türbinleri ile hem askeri operasyon sahalarında hem de sivil uygulamalarda kullanılabilecek.

TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİ VİZYONUNA KATKI

İmzalanan iş birliğiyle, özellikle NATO operasyonları gibi yüksek hareket kabiliyeti gerektiren görevlerde kullanılabilecek ileri düzey mobil enerji destek sistemleri geliştirildi. Taraflar, bu ortaklık sayesinde Türkiye’nin savunma sanayi vizyonuna katkı sundu.

Hindistan’ın hidrojen atağına Hyundai’den destek

Hidrojen Haber- Hyundai, Hindistan’da hidrojen ekonomisini geliştirmek için Tamil Nadu’daki KOBİ’lerle birlikte çalışacak. Şirket, IIT Madras ile birlikte HTWO Innovation Centre’ı kuruyor.

Güney Koreli otomotiv devi Hyundai, Hindistan’ın Tamil Nadu eyaletinde yerel küçük ve orta ölçekli işletmelerle (KOBİ) ortaklık kurarak hidrojen üretimi, elektrolizör teknolojisi ve mikro şebeke çözümleri geliştirmeyi hedefliyor. IIT Madras iş birliğiyle kurulacak olan HTWO Innovation Centre, Hindistan’ın hidrojen ekonomisinde daha güçlü bir yer edinmesine katkı sunacak.

Yaklaşık 100 milyon rupi bütçeyle kurulacak merkez, Çin’e olan bağımlılığı azaltmayı ve yerli üretim kapasitesini artırmayı amaçlıyor. Proje, KOBİ’leri hidrojen değer zincirinin önemli birer oyuncusu haline getirmeyi hedefliyor.

ACWA Power, Avrupa ile yeşil hidrojen anlaşmaları imzaladı

Hidrojen Haber – Suudi Arabistan’ın enerji şirketi ACWA Power, yeşil hidrojen ve yenilenebilir enerji ihracatını Avrupa’ya taşımak için Fransa, İtalya ve Almanya’dan üç büyük şirketle iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Reuters’in haberine göre ACWA Power, Paris’te düzenlenen anlaşma töreninde, TotalEnergies , Edison ve EnBW ile yeşil hidrojen ve enerji ithalatı için stratejik iş birliğine gittiğini duyurdu. Şirket, ayrıca Siemens Energy ile elektrik iletim projelerinde iş birliği yapacak.

Suudi Arabistan, NEOM’daki büyük ölçekli yeşil hidrojen tesisinin yanı sıra Avrupa’ya da sürdürülebilir enerji sağlayan ana tedarikçi olmayı hedefliyor. İmzalanan anlaşmalar, Körfez–Avrupa hattında yeşil enerji ticaretini derinleştirecek ve Suudi Arabistan’ın enerji dönüşümünde stratejik rolünü pekiştirecek.

Elder: Elektrik çağında akıllı şebekeler için yatırım şart

Hidrojen Haber– Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (Elder), 2024 Elektrik Dağıtım Sektör Raporu’nu açıkladı. Raporda, Türkiye’de dağıtım şirketlerinin geçen yıl 52,5 milyar TL yatırım yaptığı, elektrik tüketiminin rekor kırarak 279 TWh’ye ulaştığı ve tüketici sayısının 50,7 milyonu geçtiği belirtildi. Elder, enerji dönüşümüne uygun, dirençli ve dijital şebekeler için yatırımların ertelenmemesi gerektiğini vurguladı.

ELEKTRİK ÇAĞINDA ALTYAPI DÖNÜŞÜMÜ

Elder Genel Sekreteri Fakir Hüseyin Erdoğan, raporun önsözünde, “Elektrik enerjisi artık hayatın her alanında ana tüketim formu haline geliyor. Elektrik çağında güçlü bir gelecek için bugünden doğru adımlar atmak zorundayız” dedi.
Şebekelerin yapay zekâ, elektrikli araçlar, dağıtık üretim ve depolama gibi yeni eğilimlere hazırlanması gerektiğini belirten Erdoğan, Avrupa’da dağıtım yatırımlarının yıllık 55–67 milyar avro, dünyada ise 2030’a kadar yıllık 700 milyar dolar olması gerektiğini hatırlattı.

YATIRIMLAR 52,5 MİLYAR TL’Yİ AŞTI

2024’te dağıtım şirketleri tarafından yapılan toplam yatırım 52 milyar 465 milyon TL olarak gerçekleşti.
Bunun: 40,9 milyar TL’si şebeke yatırımları, 3 milyar TL’si şebeke işletim sistemleri,7,6 milyar TL’si yasal zorunluluklar,822 milyon TL’si diğer harcamalar,37,9 milyon TL’si ise AR‑GE’ye ayrıldı.

En çok yatırımı yapan bölge şirketleri Meram EDAŞ (5 milyar 77 milyon TL), Dicle EDAŞ ve Toroslar EDAŞ oldu.

 TÜKETİM VE ÜRETİMDE REKORLAR KIRILDI

2024’te elektrik tüketimi yüzde 5,76 artışla 279 TWh’ye çıkarak rekor kırdı. En büyük pay yüzde 41 ile sanayi sektörüne ait oldu.
Elektrik üretimi ise yüzde 4,9 artışla 326 bin 843 GWh’ye ulaştı. Doğalgazın üretimdeki payı düşerken, hidroelektrik ve rüzgârın payı arttı.
Lisanssız üretimde de güneş enerjisi damgasını vurdu; toplam üretimin yüzde 98,5’i güneşten sağlandı.

TÜKETİCİ SAYISI VE ŞEBEKE KAPASİTESİ ARTTI

2024 sonunda Tüketici sayısı yüzde 1,94 artarak 50 milyon 692 bin 800 oldu.

  • Toplam şebeke uzunluğu 1 milyon 491 bin km’ye ulaştı.
  • Trafo sayısı 557 bini, kapasitesi ise 218 bin MVA’yı geçti.
  • AR‑GE projeleri 472’ye yükseldi.
  • Kayıp oranı ise yüzde 8,99’a gerileyerek düşüşünü sürdürdü.

Akfen’in HYDROMOD projesine AB’den ödül

Akfen Yenilenebilir Enerji

Hidrojen Haber- Akfen Yenilenebilir Enerji’nin Türkiye’de geliştirdiği hidrojen projesi HYDROMOD, Avrupa Birliği’nden 3,4 milyon avro hibe desteği almaya hak kazandı. Proje, yeşil hidrojen üretiminden depolamaya, dağıtımdan kullanım alanlarına kadar uzanan bütüncül bir modeli hayata geçirecek.

Türkiye’nin enerji dönüşümünde kritik bir rol oynaması beklenen yeşil hidrojen teknolojilerinde önemli bir gelişme yaşandı. Akfen Yenilenebilir Enerji’nin liderliğinde hazırlanan HYDROMOD (Hydrogen Modular Energy Systems) projesi, Avrupa Birliği’nin Ufuk Avrupa (Horizon Europe) Programı kapsamında desteklenmeye layık görüldü.

Proje kapsamında, Türkiye’de hidrojen üretimi, depolama ve tüketim süreçlerini entegre eden bir model geliştirilmesi hedefleniyor. Böylece hem yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerjiyle hidrojen üretimi artırılacak hem de hidrojenin elektrik üretiminde ve sanayide kullanımına yönelik yeni çözümler geliştirilecek.

Akfen Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Mustafa Kemal Güngör, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Akfen Yenilenebilir Enerji olarak Hydromod Projesi’yle sadece geleceğin enerji altyapısına değil, aynı zamanda ülkemizin hidrojen alanındaki teknik birikimine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Mobil ve modüler sistemler sayesinde, temiz enerjiye geçiş sürecinde daha esnek ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek mümkün olacak. Güçlü ortaklarımızla geliştirdiğimiz ve Avrupa’dan aldığımız bu destek, projemizin vizyonunu ve uygulanabilirliğini teyit etmesi açısından büyük önem taşıyor” dedi.

Projenin aynı zamanda Türkiye’nin ulusal hidrojen yol haritasına katkı sağlaması ve hidrojenin elektrik üretimindeki payını artıracak teknolojik çözümler üretmesi bekleniyor.

Enerji sektörü temsilcileri, projenin hem Ar-Ge hem de pilot uygulamalar açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu belirtiyor. Türkiye, bu sayede hem Avrupa pazarına uyumlu hidrojen teknolojilerini geliştirecek hem de yeşil enerji yatırımlarında rekabet gücünü artıracak.