Ana Sayfa Blog Sayfa 135

İspanya’nın en büyük yeşil hidrojen tesisi yolda

Enerji Günlüğü – Londra merkezli enerji şirketi bp ve İspanyol Iberdrola, bp’nin İspanya’nın Castellón kentindeki rafinerisinde 2026 yılında faaliyete geçmesi planlanan 25 MW’lık yeni bir yeşil hidrojen tesisine yatırım yapmaya karar verdi. Castellón Green Hydrogen S.L. adlı bir ortak girişim aracılığıyla geliştirilen bu proje, rafineride halihazırda kullanılan gri hidrojenin değiştirilmesiyle karbon dioksiti (CO2) azaltmayı amaçlıyor.

TESİS AB FONUNDAN YARARLANACAK

Tesis, NextGenerationEU fonları tarafından desteklenen İspanyol Kurtarma, Dönüşüm ve Dayanıklılık Planı’ndan 15 milyon euro fon alacak. Üretilen yeşil hidrojenin yılda 23.000 ton CO2 emisyonunu önlemesi bekleniyor. Ayrıca tesisin inşaat aşamasında 500’e kadar kişiye istihdam sağlaması bekleniyor.

bp RAFİNERİSİNDE EMİSYONU AZALTACAK

bp, Castellón rafinerisindeki karbondan arındırma stratejisini desteklemek için hidrojeni kullanmayı planlarken, Iberdrola da tesise enerji sağlamak için yenilenebilir elektrik sağlayacak. Proton değişim membranı teknolojisini kullanan elektrolizör, suyu yenilenebilir elektrikle bölerek hidrojen üretecek.

Hyundai ve Škoda hidrojende işbirliği yapıyor

HidrojenHaber – Hyundai Motor Company ve Škoda Grubu, hidrojen mobilite ekosistemi kurmak için Mutabakat Muhtırası (MOU) imzaladı. Prag’daki Kore-Çek Cumhuriyeti İş Zirvesi’nde gerçekleşen imza törenine, Hyundai Motor Company Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Küresel Ticari Araç ve Hidrojen Teknolojileri Sorumlu Başkanı Ken Ramírez ve Škoda Grubu CEO’su Petr Novotný katıldı.

Mutabakat Zaptı, hidrojen yakıt hücresi sistemleri ve teknolojilerinin benimsenmesine ilişkin çalışmaları kapsıyor. Mobilite projeleri ve ürünleri için enerji verimli çözümlerin ortaya çıkmasını sağlayacak olan bu çalışma, mobilitenin ötesindeki hidrojen ekosistemi ve değer zinciri fırsatlarının araştırılmasını da kapsıyor.

SİNERJİ YARATACAK İŞBİRLİĞİ

Hyundai Motor Company Başkan Yardımcısı Ken Ramirez, anlaşmayla ilgili olarak şunları söyledi. “Škoda Grubu ile ortaklığımız, Çek Cumhuriyeti de dahil olmak üzere küresel pazarlardaki hidrojen teknolojisinin ve karbon nötrlüğünün ilerlemesine katkıda bulunacak. Yakıt hücresi teknolojimiz ile Škoda Grubu’un mobilite ürünleri ve projeleri arasında olumlu sinerjiler yaratarak, hızla büyüyen hidrojenin geleceğine liderlik etmeye çalışıyoruz”.

Škoda Grubu CEO’su Petr Novotný ise “Hidrojenin enerji tasarruflu çözümlerle birlikte daha sürdürülebilir bir gelecek için mobiliteyi dönüştürmede önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz. Hyundai Motor Company ile olan iş birliğimiz, ulusal sınırların ötesine bakmamızı ve bu teknolojilerin daha büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve hatta daha geniş pazarları keşfetmemizi amaçlıyor. Birlikte çalışarak, küresel mobilite ekosistemine yenilikçi, çevre dostu çözümler getirebilir ve en çok ihtiyaç duyulan alanlarda daha temiz enerjiyi sağlayabiliriz” dedi.

ORTAK FİZİBİLİTE ÇALIŞMASI

Her iki taraf da hidrojenin, mobiliteyle başlayarak sürdürülebilir bir toplum için temel bir dayanak olacağı görüşünü paylaşıyor. Taraflar anlaşmanın bir parçası olarak, Hyundai’nin yakıt hücresi sistemini ve teknolojisini kullanacak. Ayrıca, Škoda Grubu’nun faaliyet gösterdiği Çek Cumhuriyeti de dahil olmak üzere küresel pazarlardaki çevre dostu mobilitenin hızlanmasına katkıda bulunacak.

Hyundai Motor Company ve Škoda Grubu, ayrıca mobilitenin ötesinde çeşitli kullanımlar için yakıt hücresi sistemi adına ortak fizibilite çalışmaları yürütecek. Hyundai, hem mobilite hem de enerji sektörlerinde çeşitli hidrojen uygulamalarını, işletmedeki küresel uzmanlığını ve içgörülerini kullanarak, enerji geçişine yardımcı olmada önemli bir rol oynayacak.

2008 yılında kurulan Nošovice’deki Hyundai Motor Çekya Fabrikası (HMMC), yıllık 350 bin araç üretim kapasitesine sahip. Avrupa’nın en modern otomobil üreticilerinden biri olarak kabul edilen bu üretim tesisi, aynı zamanda Çek Cumhuriyeti’ndeki en büyük yabancı yatırım olarak öne çıkıyor.

Dünyanın önemli üreticilerinden biri olan Škoda Grubu ise 165 yılı aşkın bir süredir varlığını sürdürerek ulaşım mühendisliği alanında da oldukça önemli atılımlar yapıyor. Grup, zengin ürün gamı ve otomotiv haricinde de gelişmiş ulaşım sistemleri için alçak tabanlı tramvaylar, banliyö tren üniteleri, metro tren setleri, elektrikli otobüsler, troleybüsler, kontrol-tahrik sistemleri ve bileşenleri üretiyor.

Hidrojen maliyeti yapay zeka ile düşecek

HidrojenHaber – Toronto Üniversitesi’nden araştırmacılar, yeşil hidrojen üretiminde maliyeti düşürmek için yapay zekayı kullandılar.

Suyu bileşenleri olan hidrojen ve oksijene ayırmak için kullanılan elektroliz işleminde en büyük maliyetlerden biri, işlemi hızlandırmaya yarayan katalizörler. İridyum oksit, bu reaksiyondaki sert asidik koşullara dayanıklı en yaygın kullanılan katalizör. Ancak pahalı ve nadir oluşu hidrojenin üretim maliyetini yükselten etkenlerden en önemlisi. Rutenyum bazlı katalizörler iridyumdan daha bol ve daha ucuz olmasına rağmen, reaksiyon sırasında rutenyum atomlarının aşırı oksidasyonu işlemi zorlaştırıyor.

Bu nedenle, Toronto Üniversitesi’ndeki bilim insanları bu sorunu çözmek için yapay zeka kaynaklarını kullanmaya çalıştılar. Ekip, su ayırma reaksiyonunda katalizör görevi görecek optimum alaşım kombinasyonunun aranmasını hızlandırmak için bir yapay zeka programı oluşturdu. Program, sanal simülasyonlar aracılığıyla 36 binden fazla farklı metal oksit kombinasyonunu analiz etti.

Açıklamaya göre yapay zeka destekli program analizlerinin sonunda ‘rutenyum, krom ve titanyum’ kombinasyonunu önerdi. Bilim insanları sonucun doğruluğunu test etmek için Saskatchewan Üniversitesi’ndeki ‘Kanada Işık Kaynağı (CLS)’ olarak bilinen süper mikroskobu kullandılar. Sonuçların ‘umut verici’ olduğu ifade ediliyor. Yeni katalizörün rutenyumun çözünmesini diğer adaylardan daha iyi engellediği kaydedildi.

Araştırma büyük bir başarı olarak kabul edilse de alaşımın büyük ölçekli hidrojen üretiminde kullanılabilmesi için daha çok sayıda teste ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.

Hidrojen boru hattı Amerika ile Avrupa’yı bağlayacak

Görsel: The Australian Pipeliner

HidrojenHaber – Amerika ve Avrupa arasında yıllık 10 milyon ton hidrojen taşıyacak boru hattı inşa edilmesi gündemde. Projeye göre ABD’nin Meksika Körfezi çevresindeki eyaletlerde üretilecek hidrojenin bir bölümü, Atlas Okyanusu’nu aşacak boru hattı üzerinden talep eden Avrupa ülkelerine gönderilecek.

Aralarında Shell ve Apex Clean Energy gibi enerji devlerinin de bulunduğu 20 şirket, Hidrojen Ticaret Koalisyonu H2TC‘yi oluşturmak için bir araya geldi. Şirketler, hidrojenin Amerika’nın Körfez Kıyısı’ndan Kuzeybatı Avrupa’ya taşınmasını kolaylaştırmak için Amerika ve Avrupa’nın ilgili hükümetleriyle birlikte çalışacak.

İddialı hedeflere sahip H2TC, 2026’ya kadar hidrojen sevkiyatına başlamayı planlıyor. Bunun için, bir yandan koalisyondaki şirketlerin üretimi artırmaları gerekirken, diğer yandan yakıtı taşımak için uygun altyapının kurulmasına çalışılacak. Amerika’nın Körfez Kıyısı, 2030’a kadar Avrupa’ya gönderilen yeşil hidrojen miktarını yıllık 10 milyon ton düzeyine çıkarmayı hedefliyor.

Avrupa, bölgede hidrojen üretimini artırmak için mücadele ediyor. Ancak Amerika’nın Körfez Kıyısı eyaletleri mevcut petrol ticareti nedeniyle boru hatlarına sahip. Bölge güneş, rüzgar ve hidroelektrik gibi düşük maliyetli yenilenebilir enerjiye erişebiliyor. Söz konusu altyapı, eyaletlerin yeşil hidrojen üretimini hızla artırmalarına imkan veriyor.

Aygaz’dan sürdürülebilirlik raporu

Hidrojen Haber- . 2002 yılında Türkiye’de sürdürülebilirlik raporu yayınlayan ilk şirket olan Aygaz, bu anlayışla hayata geçirdiği uygulama ve projelerinin yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele alanındaki hedeflerini kapsayan 2023 yılına ait Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı.

Emisyonların azaltım hedefinden cinsiyet eşitliğine, GES yatırımlarından enerji tasarrufuna, hidrojen, biyogaz gibi düşük karbonlu enerji kaynaklarından gelişmekte olan ülkelerdeki LPG yatırımlarına kadar şirket hedeflerinin paylaşıldığı rapor, Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initiative-GRI) Standartları “temel” seçeneğine uyumlu olarak hazırlandı. 

2050’DE KARBON NÖTR OLMA HEDEFİ

Rapora göre, Aygaz, Koç Holding’in 2050 karbon nötr taahhüdüne paralel olarak tüm tesislerinde 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 sera gazı salımlarını yüzde 50 oranında azaltma, 2050’de de karbon nötr olma taahhüdünde bulunuyor. 

Şirket ayrıca, enerji dönüşüm sürecinde önemli bir rol oynayan LPG’yi; mobilite, depolama kolaylığı ve geleneksel yakıtlara göre daha düşük emisyon salımı gibi avantajları nedeniyle düşük karbonlu ekonomiye geçiş yakıtı olarak konumluyor. Doğrudan kullanıma uygun ve erişilebilir bir enerji kaynağı olarak görülen LPG’nin, geçiş sürecinde enerji karmasının da önemli bir parçası olacağı ifade ediliyor.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ PROJELERİYLE ÖNEMLİ TASARRUF

2023 Yılında Gerçekleştirilen Önemli Enerji Verimliliği Projeleri kapsamında, doğal kaynakları verimli kullanmayı sürdürülebilirlik stratejisinin merkezine yerleştiren Aygaz, çevresel performansını sürekli olarak iyileştirmeyi ve operasyonlardan kaynaklanan çevresel etkiyi en aza indirmeyi hedefleyen projeler hayata geçiriyor. Rapora göre, bu kapsamda yürütülen çalışmalarla, 2023 yılında Aygaz Dolum Tesisleri ve Gebze İşletmesi’nde 440 MWh elektrik ve 235 bin m3 doğal gaz tasarrufuyla 4,2 milyon TL’lik maddi kazanç elde edildi. 

Aygaz’ın 2023 Sürdürülebilirlik Raporu’na şu linkten ulaşabilirsiniz: https://kurumsal.aygaz.com.tr/uploads/kurumsal/surdurulebilirlik/6afb6910_ea40_40a6_b234_cecbfdebf860__aygaz_surdurulebilirlikraporu2023.pdf

Hidrojende Karsan ve Toyota Motor Europe iş birliği

Hidrojenhaber – Türk otomotiv üreticisi Karsan, 2022 yılından bu yana yatırım yaptığı hidrojen teknolojisinde önemli bir adım daha attı. Toyota ile yakıt hücresi teknolojisi alanında önemli bir iş birliğine imza atan Karsan, Toyota hidrojen yakıt hücreli ilk araçlarını 2025’de yollara çıkarmayı hedefliyor. 

Toyota ile iş birliği kapsamında Karsan, hidrojenli araçlarında alternatif olarak Toyota Fuel Cell Module’ü de kullanarak, teknolojik çözümlerini çeşitlendirmeye devam edecek. 

2025’TE YOLLARDA

Karsan’ın Toyota Fuel Cell Modülleri ile donatılmış hidrojenli otobüslerinin 2025 yılında pazara sunulması planlanıyor. Toyota yakıt hücresi sistemlerini Belçika, Zaventem’deki tesislerinde üretiyor.

Toyota’nın yakıt hücreli araçları, toplamda 20 milyon kilometreden fazla yol kat ederek güvenilirliğini, dayanıklığını ve verimliliğini kanıtlamış durumda.

İDDİASINI SÜRDÜRECEK

Karsan’ın müşterilerine en iyi hizmeti sunmak için durmadan çalıştığını söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, “Karsan olarak ileri teknolojiler konusundaki atılımımız hız kesmeden devam ediyor. Bu iş birliğiyle, hidrojen teknolojisi alanında kendini kanıtlamış bir dünya devi olan Toyota’yı iş ortaklarımız arasına katmaktan gurur duyuyoruz. Üstün Japon teknolojisiyle gücümüze güç katarak hidrojen alanındaki iddiamızı sürdüreceğiz” dedi. 

Toyota Motor Avrupa Hidrojen Fabrikası Başkan Yardımcısı Thiebault Paquet: “Hidrojenin, gelecekte toplu taşımanın karbon ayak izini azaltmada kritik bir rol oynayacağına inancımız tam. Bu nedenle, Karsan’a Yakıt Hücre Modüllerimizi tedarik ederek iş birliğimizi genişletmekten ve birlikte hidrojen toplumuna giden yolda ilerlemekten büyük memnuniyet duyuyoruz” açıklamasında bulundu.

23 ÜLKEDE HİZMET VERİYOR

Karsan, kendi Ar-Ge gücüyle gerçekleştirdiği çalışmaları sayesinde sektörün önde gelen oyuncuları arasına girdi. Şirketin ürettiği 1100’ün üzerinde araç, başta Avrupa olmak üzere dünyada 23 ülkede hizmet veriyor. Karsan, sektörde yeni nesil teknolojiyi temsil eden hidrojen yakıt hücreli (Fuel Cell) modellere yatırımını da hızlandırıyor. Karsan, Eylül 2022’de Almanya’da gerçekleştirilen IAA Transportation Fuarı’nda e-ATA Hydrogen modelini tanıtmıştı.

Mavi hidrojen sıfır emisyon hedefini baltalayabilir mi?

Hidrojen Haber- Avrupa ve Japonya’daki politika yapıcılar, karbon yoğunluğu eşiklerini aşan hidrojen molekülleri ithalatını destekleyerek, küresel ısınmayla mücadelede kritik bir hata yapıyor olabilirler. Bu durum, sera gazı emisyonlarını azaltma çabalarını baltalayabilir. Rocky Mountain Institute (RMI) ve Green Hydrogen Organisation tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, mavi hidrojen ithalatı, özellikle taşıma ve işleme sırasında ortaya çıkan ek emisyonlar göz önünde bulundurulmadığında, karbon yoğunluğu eşiklerini aşabilir. Bu, mavi hidrojenin ‘temiz’ veya ‘düşük karbonlu’ olarak kabul edilmesi için belirlenen sınırları aşmasına neden olabilir.

Mavi hidrojen, karbon emisyonlarının yüzde 98’ine kadarını yakalayıp depolama vaadiyle, yenilenebilir hidrojene göre daha ucuz ve kolay bir seçenek olarak sunuluyor. Ancak, bu durum sadece üretimden kaynaklanan emisyonları içeren bir hesaplama yapılırsa geçerli olabilir.

Rapor, özellikle mavi hidrojenin ABD’de üretilip AB’nin mevcut temiz hidrojen için belirlediği karbon eşiğini karşıladığı durumda bile, AB’ye sevkiyat için amonyağa dönüştürülmesi ve tekrar çözülmesi işlemlerinin karbon yoğunluğunu iki katına çıkarabileceğini hesaplıyor. Bu, gerçek karbon maliyetinin büyük ölçüde göz ardı edilmesine yol açabilir.

Rapor, AB’nin yaklaşan bir yasal düzenleme ile mavi hidrojenden kaynaklanan emisyonları hesaplamak için sağlam metodolojiler belirlenmesi gerektiğini belirtiyor.

Mavi hidrojen nedir?

Mavi hidrojen, doğalgazın buhar metan reformasyonu (SMR) adı verilen bir süreçle hidrojen ve karbondioksite dönüştürülmesiyle üretilir. Bu süreçte açığa çıkan karbondioksit, karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojisi kullanılarak yer altında depolanır. Bu sayede, mavi hidrojen üretimi sırasında salınan karbondioksit miktarı azaltılır ve çevreye daha az zarar verir.

İngiltere’de hidrojen Jeneratörleriyle 120 bin mil yol

Hidrojen Haber-GeoPura tarafından tedarik edilen hidrojenle çalışan jeneratörler (HPU’lar) Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı (MOD) tarafından kullanılan araçlara toplamda yaklaşık 120 bin mil boyunca güç sağladı.

Bu deneme, beş önemli MOD lokasyonunda, örneğin RAF Leeming, HMNB Devonport, Merville Kışlaları Colchester, HMS Excellent Portsmouth ve RAF Northolt’ta, batarya-elektrikli araçların (BEV) şarj edilme kapasitesini hidrojen güç üniteleri (HPU) kullanarak artırmaya odaklandı. 

GeoPura’nın Hidrojen İşinden Sorumlu Başkanı Matt Barney şunları söyledi: “Yeşil hidrojenin gücünden yararlanan jeneratörlerimiz, şebeke sınırlamaları tarafından tamamen kısıtlanmadan, sıfır zararlı emisyonla hızlı şarj sağlıyor. “Bu sadece elektrikli araçların yaygın olarak benimsenmesini kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda Savunma operasyonları için daha geniş ölçekte daha temiz ve daha sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunuyor. Bu gelecek, gezegenin geleceğinde yer alan insanların sağlığını da koruyacaktır.”

İlerleyen zamanlarda, GeoPura bu denemeden elde ettiği bilgileri, daha küçük ve kısa süreli görevler için uygun olan daha mobil hidrojen sistemleri geliştirmek için kullanacak. Ayrıca, hem Birleşik Krallık’ta hem de yurt dışında operasyonların çeşitli ihtiyaçlarını karşılayacak daha büyük güç yoğun sistemler üzerinde de çalışmalar yapılacak.

Soma RES’in depolama elektriklendirmesi Polat Enerji’den

Hidrojen Haber- Polat Holding ve İş Enerji’nin ortak olduğu yenilenebilir enerji sektörünün öncü oyuncularından Polat Enerji, bu kez Türkiye’nin en büyük rüzgar enerji santrali Soma Rüzgar Enerji Santrali’nde Türkiye’nin ilk şebeke ölçekli rüzgar enerji santrali ile beraber çalışan enerji depolama sistemini enerjilendirdi. 4 MW güç ve 4 MWh enerji kapasitesine sahip enerji depolama sistemi ile Soma Rüzgar Enerji Santrali, yenilenebilir enerji üretiminde sürekliliği desteklerken, şebeke güvenilirliğini de arttıracak.

Yenilenebilir enerji yatırımlarını sürdüren Polat Enerji, Türkiye’de enerji depolama teknolojilerinin kullanımı için önemli bir adım atarak elektrik şebekesindeki arz ve talebin dengelenmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Polat Enerji, Soma RES tesisine entegre edilen enerji depolama sistemi ile Türkiye’nin çevresel sürdürülebilirlik ve enerji bağımsızlığı hedeflerine ulaşma sürecinde yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanımına destek olmayı hedefliyor. Polat Enerji, Partner Elektronik Güç Sistemleri iş birliği ile yapılan bu yatırımı için gerekli ekipmanları Huawei’den temin ediyor. 

Avrupa Komisyonu : “Hidrojen ekonomik canlanmada kilit faktör “

Hidrojen Haber-Avrupa’nın rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sağlamak amacıyla, eski İtalya Başbakanı Mario Draghi tarafından hazırlanan ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından yeni sunulan “Avrupa’nın Geleceği: Rekabetçilik Raporu” büyük bir önem taşıyor. Avrupa’nın karşılaştığı rekabet engellerini belirlemek ve bu engelleri aşmak için somut öneriler sunmak üzere geniş kapsamlı istişareler sonucunda ortaya çıkan rapor; inovasyon, yüksek enerji fiyatları, finansman ihtiyaçları, düzenleyici basitleştirme ve acil dijitalleşme ve savunma kapasiteleri gibi konularda Avrupa’nın karşılaştığı zorlukları ele almakta ve çözüm yolları sunuyor.

Hydrogen Europe CEO’su Jorgo Chatzimarkakis, raporu değerlendirirken, “Bu rapor, Avrupa’nın bugün ihtiyaç duyduğu stratejik ve somut – belki de radikal – bir yaklaşımı sunuyor. İklim değişikliği, teknolojik kesintiler, enerji maliyetleri ve Avrupa’nın ekonomik direnci gibi konulara adres olarak, yeni bir AB Temiz Endüstri Anlaşması’nın bu yeni AB döngüsünün en üst önceliği olması gerektiğini bir kez daha vurguluyor. Karbondan arındırma, Avrupa’nın endüstriyel canlanmasına engel değil, bir katalizör olabilir ve hidrojen ile teknolojileri bu dönüşümün temel unsurlarıdır” şeklinde konuştu.

Rapora göre, Avrupa’nın önümüzdeki on yılda karşılaşacağı yapısal değişiklikler göz önünde bulundurulduğunda, hidrojen sektörünün etkili olduğu kanıtlanmış çerçeveleri, örneğin Hidrojen Bankası ve Hidrojen Vadileri gibi, geliştirmesi ve genişletmesi gerekmekte. Aynı zamanda, mevzuat, yönetişim ve hedeflere ulaşmak için finansal güç açısından yenilik ve rasyonalizasyon unsurlarını da getirmesi beklenmekte.

Hydrogen Europe Politika Şefi Daniel Fraile, “Raporun, AB rekabetçiliğini yeniden inşa etmede teknolojiye tarafsız bir yaklaşım getirdiğini ve karbondan arındırma yanında diğer çözümlerle birlikte hidrojenin önemini tanıdığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Hidrojen Avrupası, bu benzeri görülmemiş geçiş için finansal araçları sağlama ve AB’nin endüstriyel çekirdeğini yeniden canlandırmak için tüm temiz hidrojen teknolojilerini kritik olarak görmekte ve güçlü, ortak bir çaba gösterilmesini savunmaktadır. AB’nin çeşitli seviyelerinde yatırım kapasitesini birleştirmek, iklim ve enerji hedeflerine ulaşmak için gerekli temiz teknolojinin dağıtımı için hayati önem taşımaktadır” dedi.

Hydrogen Europe, AB kurumlarını, enerji, endüstri ve rekabet politikalarında hidrojeni bir köşe taşı olarak konumlandırmak için net ve iddialı hedefler belirlemek üzere güçlü bir taahhüt ve sinerji göstermeye çağırıyor. Bu, diğer anahtar net-sıfır sektörlerle işbirliği içinde yapılmalıdır.