Ana Sayfa Blog Sayfa 134

Ford Trucks, hidrojenli kamyonunu Hannover’de sergileyecek

HidrojenHaber – Ford Trucks’ ın fuarda öne çıkacak modellerinden biri, konforu ve modern tasarımıyla adından söz ettiren yeni F-LINE olacak. Yol, inşaat ve çekici olmak üzere üç segmentte sunulan F-LINE serisi, bağlantılı araç teknolojisi, gelişmiş güvenlik özellikleri ve üstün performansıyla müşterilere verimlilik ve maksimum çalışma süresi sunuyor. Öte yandan geniş kabini, yüksek performanslı motoru ve teknolojik özellikleriyle beğeni kazanan F-MAX da sınırlı sayıda üretilen özel serisi F-MAX Select ve içte ve dışta özel detaylarla tasarlanan kişiselleştirilmiş versiyonu F-MAX Customized ile birlikte Ford Trucks standında yerini alacak.

HİDROJENLİ MOTOR ÇALIŞMALARI

Sıfır emisyonlu gelecek hedefi doğrultusunda Ar-Ge çalışmalarına hız veren Ford Trucks, alternatif yakıt teknolojileri çalışmalarını bir ileri seviyeye taşıdı. Geçen yıl başladığı tek silindirli hidrojen yakıtlı motor çalışmalarını sürdüren Ford Trucks, geçtiğimiz aylarda yine kendi tasarımı olan hidrojen motoru Ecotorq H2’nin ilk ateşlemesini başarıyla gerçekleştirdi. Ekipler, ilk testlerde başarılı sonuçlar ortaya koyan motor üzerinde sistem optimizasyonu ve geliştirme çalışmalarına devam edecekler.

Bu gelişme, Ford Trucks’ın sıfır emisyonlu araç çözümleri alanında karbon-nötr ürün portföyünü genişletme yolunda önemli bir kilometre taşını temsil ederken “2040’ta ağır ticari araçlarda sıfır emisyon” hedefinde önemli bir dönüm noktasına daha ulaşmasını sağlıyor.  

ELEKTRİKLİ VE VERİMLİ

Ford Trucks, “%100 elektrikli” ilk kamyonunu, 2022 yılında Uluslararası Ticari Araç Fuarı’nda görücüye çıkarmıştı. Tamamen Ford Trucks mühendisleri tarafından tasarlanıp test edilen bu elektrikli kamyonun 2025 yılında yollarda olması planlanıyor.

“Her Yükte Birlikte” mottosuyla, müşteri yolculuğunun her aşamasında verimliliği, memnuniyeti ve güvenilirliği ön planda tutan Ford Trucks fuarda ilk kez görücüye çıkardığı yeni Ecotorq Gen2 motoruna sahip ve aerodinamik açıdan geliştirilmiş F-MAX ile verimliliği üst seviyeye çıkarıyor. Yeni teknolojilerle ve yepyeni motorla güncellenen F-MAX müşteriye daha fazla güvenlik, konfor ve yakıt tasarrufunu bir arada sunuyor. F-MAX’in bu yeni modelinde ilk defa sunulacak olan ayna kamera sistemi teknolojik bir sürüş deneyimi ile sürücülere konfor sağlıyor.

Hidrojenli Renault ile 700 km menzil

HidrojenHaber – Fransız otomotiv üreticisi Renault, 5 dakikalık hızlı yakıt ikmal süresiyle 700 km’ye kadar menzile sahip ticari aracını Hannover’deki IAA Ulaştırma etkinliğinde tanıttı. Renault Master H2-Tech adı verilen prototip araç, ticari ulaşımda devrim yaratmayı amaçlıyor.

Renault, Master H2-Tech’i sürekli operasyonel kullanılabilirliği sağlamak ve çeşitli endüstrilerdeki profesyonel kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamak için tasarladı. Entegre çalışan pil ve yakıt hücresi. ticari müşterilerinin beklediği ferahlığı ve yük kapasitesini sağlarken, yüksek enerji verimliliği ve güvenilirlik sağlıyor.

Sıfır emisyonlu hidrojen yakıt hücresi teknolojisiyle yoğun profesyonel kullanım için ideal değerler sunan aracın ticari lansmanının 2025’te gerçekleşmesi bekleniyor.

Master H2-Tech, hidrojen istasyonları ve karbon içermeyen yakıt tedariki de dahil olmak üzere eksiksiz bir hidrojen ekosistemi oluşturmak için çalışan HYVIA‘nın desteğiyle tasarlandı.

BAE, yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırıyor

HidrojenHaber – Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), geçen yıl yatırım planına aldığı 2,16 milyar dolarlık 7 yenilenebilir projesiyle yenilenebilir enerji dönüşümünü hızlandırıyor.

Emirates Haber Ajansı’nda yer alan habere göre enerji portföyünü çeşitlendirmeyi hedefleyen BAE‘nin projeleri arasında atıktan enerji, güneş, jeotermal ve hidrojen dahil çeşitli kaynaklar yeralıyor. Ülke, güneş potansiyelinden yararlanmayı ve güneş enerjisini yenilenebilir enerji genişlemesinin temel taşı olarak konumlandırmayı amaçlıyor. BAE, 2024 yılı sonuna kadar 10,6 GWlık 13 güneş enerjisi projesini devreye almayı planlıyor.

Güneş enerjisine ek olarak, 2031 yılına kadar yılda 1,4 milyon ton hidrojen üretmeyi hedefleyen BAE, hidrojen üretiminde de önemli bir küresel oyuncu olmaya hazırlanıyor.

BAE; güneş, rüzgar ve nükleer enerji, karbon yakalama ve hidrojene odaklanan 2050 Enerji Stratejisi açıklamıştı. Stratejiye göre ülke, fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltıp, daha sürdürülebilir bir enerji altyapısı kurmayı planlıyor.

ABD’nin ilk hidrojenli treni deneme seferlerine başlayacak

HidrojenHaber – Amerika Birleşik Devletleri, hidrojenle çalışan sıfır emisyonlu ilk yolcu trenini hizmete sokuyor. California’nın San Bernardino kentinde ilk kez görücüye çıkan tran, toplu taşımacılığın karbondan arındırılması için küresel çabalarda önemli bir dönüm noktası olarak dikkat çekiyor.

Kısaca ‘Sıfır Emisyonlu Çoklu Ünite ZEMU’ olarak adlandırılan tren 108 yolcu kapasitesiyle 2025 yılı başlarında tam kapasiteyle hizmete girecek. ZEMU, günlük toplu taşımada hidrojen teknolojisinin potansiyelini göstermesi açısından önemli bir deneme olacak.

AVRUPA’DA DA BAŞLADI

Almanya, 2018’de dünyanın ilk hidrojenle çalışan trenini hizmete sokarak diğer ülkeler için örnek oluşturdu. Birleşik Krallık, 2040 yılına kadar dizel trenleri aşamalı olarak kaldırma iddialı planının bir parçası olarak hidrojenli trenleri test ediyor. Fransa ise, birkaç bölgesel hat için hidrojen trenleri sipariş etti, trenlerin 2025 yılında operasyona başlaması planlanıyor.

Elektrikli trenler dış kaynakta üretilmiş güç ile beraber, demiryolu hattı boyunca uzanan kablolar, aktarım hatları ve trafolar gibi pahalı ve karmaşık altyapılar gerektiriyor. Bataryalı trenler binlerce kilometrelik kabloları ortadan kaldırsa da hızlı şarj altyapısı veya boşalmış pilleri yeni şarj edilmiş pillerle değiştirmek için tesislere ihtiyaç duyuyor. Hidrojen yakıtlı trenler ise elektrikli veya bataryalı sistemlere kıyasla çok daha düşük seviyede altyapı yatırımı gerektiriyor. Hidrojenin uçucu ve patlayıcı doğası ise bu enerji kaynağının güvenlik ihtiyaçlarını ön plana çıkarıyor.

Mahle ve Deutz hidrojenli motor için birlikte çalışacak

HidrojenHaber – Alman otomotiv parçaları üreticisi ve dünyanın en büyük otomotiv tedarikçilerinden biri olan Mahle, gelecek planlarını hidrojen yakıtlı araçlara göre şekillendiriyor. Uzunca bir süredir hidrojen uyumlu motor sistemleri geliştiren Mahle, içten yanmalı motor üreticisi Deutz’dan hidrojen motorları için bileşen geliştirme ve tedarik konusunda ilk siparişlerini aldı.

Mahle Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Arnd Franz, yaptığı açıklamada Deutz ile işbirliğini otomotiv dünyasında bir ‘milat’ olarak tanımladı. Önümüzdeki yıllarda hidrojenin ulaşım sektöründe önemli bir rol oynayacağına işaret eden Franz, iklim hedeflerine ulaşmak için alternatif enerji seçeneklerinin de çeşitli ve yaygın olması gerektiğini ifade etti.

Deutz Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Sebastian C. Schulte ise, Mahle ortaklığı sayesinde kısa süre içinde hidrojen motorlarının seri üretimine başlayabileceklerini söyledi.

ÖNCELİK TARIM VE İNŞAAT ARAÇLARINDA

Anlaşmaya göre test aşamasındaki ilk ürünler, inşaat ve tarım sektörüne yönelik imal edilecek. Mahle’nin hidrojen motor tasarımının; dizel teknolojisine ait piston ve piston segmanı paketi üzerinde yapılan değişikliklere dayandığı belirtiliyor.

Hidrojen yakıtlı motorların öncelikle elektriklendirmenin zor olduğu endüstrilerde kullanılması öngörülüyor. Hidrojen motor teknolojisi, mevcut içten yanmalı teknolojinin elektriklide olduğu gibi tamamen değiştirilmesi yerine güncellenmesi prensibini temel alıyor.

Mallorca doğalgaza hidrojen karıştıracak

HidrojenHaber – İspanyol doğalgaz dağıtım firması Redexis, ülkenin şebekeye hidrojen harmanlayan ilk dağıtıcısı oldu. Şirket, boru hattındaki doğalgaza yüzde 2 oranında hidrojen karıştırarak, Balear Takım Adaları’nın en büyüğü Mallorca’nın bin 400 kilometrelik gaz şebekesine verecek.

Acciona Energía ve Enagás‘ın Lloseta’daki 2,5 MW’lık hidrojen üretim tesisinden temin edilen yeşil hidrojen, Cas Tresorer enjeksiyon noktasından şebekeye enjekte edilecek. Hidrojenle harmanlanarak kalori değerleri yükseltilen doğalgaz, 115 binden fazla ev ve işletmeye ulaştırılacak. Redexis’in hidrojen boru hattının başlangıçta yılda 190 ton yeşil hidrojen taşıyacağı hesaplanıyor.

Redexis CEO’su Fidel López yaptığı açıklamada “Doğal gaz şebekesine ilk yeşil hidrojen enjeksiyonuyla, Redexis’in sürdürülebilirliğe olan bağlılığını gösteriyoruz. Avrupa’da şu anda bu büyüklükte bir harmanlama projesi olmadığından, operasyonumuz diğer bölgelere ve ülkelere de örnek olacak” dedi.

İspanya‘ya bağlı Balear Adaları Hükümeti Başkanı Margalida Prohens ise, “Balear Adaları, ilk hidrojen boru hattı uygulamasına öncü olarak enerji dönüşümüne giden yolda bir adım daha atıyor. Bu adım, adalarımızın karbondan arındırılmasına katkıda bulunurken, iklim değişikliğiyle mücadelemizi de destekleyecek. Ayrıca adalarımızın yeniden sanayileşmesi için bir fırsat” diye konuştu.

Balear Adaları Özerk Topluluğu, İspanya’ya bağlı beş büyük ve onları çevreleyen birkaç küçük adadan oluşan bir özerk bölge. İspanyolca ile birlikte Katalanca da konuşulan 5 büyük ada; Mallorca, Minorka, İbiza, Cabrera ve Formentera ülkenin önemli turizm merkezleri olarak tanınıyor.

Yeşil hidrojen projeleri 7 kat arttı

HidrojenHaber – Dünya Hidrojen Konseyi tarafından yayınlanan 2024 yılı Hidrojen Görünüm Raporuna göre, temiz hidrojen endüstrisi büyümeye devam ediyor. 2020 yılında 102 projede toplam 10 milyar dolar seviyesinde olan taahhütlü yatırımlar, 2024 yılında 434 projede toplam 75 milyar dolara yükseldi.

PROJELERDE ‘ÖNEMLİ’ GENİŞLEME VAR

En son yayınlanmış olan 2024 yılı Hidrojen Görünüm Raporu aynı zamanda küresel hidrojen projeleri alanında da önemli genişlemenin olduğunu vurguladı. 2020 yılından bu yana proje sayısı yedi kat artarak Mayıs 2024 itibarıyla 228’den bin 572’ye yükseldi. Projelerin hayata geçirilme oranı giderek artıyor.

2030’A KADAR YÜZDE 20 ARTACAK

Ayrıca, 2030 yılına kadar gerçekleştirileceği açıklanmış olan toplam yatırımlar da yaklaşık %20 oranında artışla 680 milyar dolara yükseldi. Konsey, özellikle geçmişteki nihai yatırım kararları içerisinde olmak üzere gelişmiş projelerin en fazla büyümeyi gerçekleştirdiğini belirtti.

Enerji, ulaştırma, sanayi ile yatırım alanlarında önde gelen bir dizi firma tarafından kurulan Dünya Hidrojen Konseyi, hidrojene dayalı ekonomilerin geliştirilmesini sağlamayı amaçlıyor. 2017 yılında Davos’ta kurulan küresel organizasyonun merkez ofisi Belçika’nın başkenti Brüksel’de.

Toyota’nın yeni motoru çoklu yakıtla güç üretecek

HidrojenHaber – Japon otomotiv üreticisi Toyota, yeşil yakıtlı otomobil teknolojisine yeni bir soluk getirdi. Şirket, hidrojen ve biyoetanol gibi yeşil yakıtlara uygun ‘içten yanmalı motor’ teknolojisini tanıttı.

İcra Kurulu Başkanı Koji Sato tarafından ‘yeniden doğan motor’ olarak adlandırılan yeni motor; hidrojen veya biyoetanol ile çalıştırılabilir veya hibritte sıfır emisyonlu elektrik motorlarıyla kullanılabilir şekilde ‘çok amaçlı’ olarak tasarlandı.

Toyota, yeni teknolojisiyle içten yanmalı motorları tamamen kullanımdan kaldırmak yerine, karbon nötr vizyonuna ulaşmak için yeşil yakıtlara yönelmiş oluyor. Motorun getirdiği en önemli yeniliklerden biri ise tek tip yakıtla çalışmak zorunda olmayışı. Toyota‘nın yeni motoru hidrojenin yanısıra, bioetanol veya farklı yeni nesil türev yeşil yakıtlarla da güç üretebiliyor. Çoklu yakıt stratejisi; motora değişen sosyal, politik ve piyasa gerçekleri karşısında esneklik kazandırıyor.

Equinor Almanya’ya hidrojen ihracatını kesti

HidrojenHaber – Norveçli enerji devi Equinor, Almanya’ya mavi hidrojen ihracatını durdurma kararı aldı. Şirket, karara gerekçe olarak ekonomik nedenleri ve talep eksikliğini gösterdi. Karbondioksiti (CO2) yan ürün olarak yakalayan ve depolayan bir işlemle doğalgaz kullanılarak üretilen hidrojen ‘mavi’ olarak nitelendiriliyor.

Equinor‘dan 20 Eylül’de yapılan açıklamada, dünyanın ilk açık deniz hidrojen boru hattı aracılığıyla Alman gaz yakıtlı enerji santrallerine mavi hidrojen tedarik edecek projenin sonlandırılacağı bildirildi. Equinor sözcüsü Magnus Frantzen Eidsvold, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Hidrojen boru hattının uygulanabilir olmadığı ortaya çıktı. Bu aynı zamanda hidrojen üretim planlarının da bir kenara bırakıldığı anlamına geliyor. Projeyi ileri aşamalara gelmeden sonlandırmaya karar verdik” diye konuştu.

DİĞER PROJELER DEVAM EDECEK

Eidsvold, Equinor‘un Hollanda ve İngiltere’deki stratejiler de dahil olmak üzere erken aşamalarında olan diğer hidrojen projelerine ise devam edeceğini söyledi. Buna göre Equinor ve RWE Almanya’da hidrojene hazır gaz yakıtlı enerji santralleri inşa etmeye devam edecekler ancak Norveç’ten hidrojen gelmeyecek.

UZUN VADELİ TAAHHÜTLER GEREKİYOR

2023 yılının ocak ayında Alman enerji şirketi RWE, Norveçli Equinor ile Almanya’daki hidrojene hazır gaz yakıtlı tesislere hidrojen tedariki için bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Santrallerin, Almanya’nın kömür yakıtlı enerjiyi aşamalı olarak kaldırmasıyla birlikte enerji üretiminde boşluğu doldurmaları planlanıyor.

Geçmişte yapılan açıklamalarda, Norveç – Almanya arasında inşa edilecek bir hidrojen boru hattının maliyetinin yaklaşık 3 milyar avro olacağı ifade edilmişti. Boru hattının finansmanı için hidrojen alıcılarından uzun vadeli taahhütlere ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.

Santa Maria’nın ilk elektrikli minibüsü Karsan’dan 

Hidrojenhaber – Karsan, Kaliforniya eyaletine bağlı Santa Maria şehrine 14 adet e-JEST elektrikli minibüs teslim etti. Bu minibüsler, şehrin ulaşım sisteminde yenilikçi bir adım olarak, Santa Maria Bölgesel Ulaşım tarafından sunulan Mikrotransit hizmetinde kullanılacak.

Santa Maria’da başlatılan “Mikrotransit Projesi”, şehir sakinlerine akıllı telefon uygulaması üzerinden esnek rezervasyon, gerçek zamanlı araç takibi ve mevcut ücret sistemleri ile entegre bir ulaşım hizmeti sunarak toplu taşıma deneyimini dönüştürüyor. 

Türk otomotiv üreticisi Karsan e-JEST’ler, bu proje kapsamında sundukları düşük emisyon, sessiz sürüş ve dar sokaklarda yüksek manevra kabiliyetiyle şehrin yeni ulaşım altyapısının temel unsuru olarak öne çıkıyor.

Mikrotransit projesiyle, sabit güzergahlı otobüslerin hizmet vermediği bölgelere ulaşım sağlanarak şehir sakinlerinin erişimi artılırken daha düşük maliyetle esnek yolculuk imkânı sunuluyor. Yüzde 100 elektrikli e-JEST minibüsler de emisyonları azaltarak daha temiz hava ve sürdürülebilir bir ulaşım sisteminin tamamlayıcı unsuru olacak.