Ana Sayfa Blog Sayfa 146

Avrupa’nın ilk hidrojen santrali 2027’de

Hidrojen Haber- Avrupa’nın enerji alanında önemli bir gelişme yaşanıyor. ESSAR Energy Transition, 2027 yılına kadar İngitere’de tamamen hidrojen yakıtlı ilk güç santralini inşa edecek. Bu proje, endüstrinin karbon salınımını azaltma ve sürdürülebilir enerjiye geçiş yapma çabalarında önemli bir adım olarak görülüyor.

Santral, iki aşamada geliştirilecek ve 125 MW güç kapasitesine ve günlük 6 bin ton buhar üretimine ulaşacak. Hidrokarbonları hidrojenle değiştirerek, yılda 740 bin ton karbondioksit emisyonunu azaltmayı hedefliyor. Mevcut kazan ünitelerini değiştirecek olan bu yeni tesis, rafineri operasyonları için yaklaşık 50 MW güç üreten mevcut ünitelerin yerini alacak.

Bu yatırım, ESSAR’ın dünyanın en düşük karbonlu rafinerisi olma hedefine ulaşma yolunda önemli bir kilometre taşı. Şirket, 2030 yılına kadar toplam emisyonlarını yüzde 95 oranında azaltmayı planlıyor.

İspanya’dan yeşil hidrojen atılımı!

HidrojenHaber – İspanyol hükümeti, yeşil enerji endüstrilerine ve yenilenebilir enerjiden üretilen hidrojene yönelik yeni bir destek planı hazırladı. İçinde sübvansiyonlar da bulunan paketin büyüklüğü 2,3 milyar euro.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez tarafından açıklanan plan, ülkenin temiz enerjiye geçişini desteklemeyi hedefliyor. Sanchez, parlamentoda yaptığı konuşmada, planda ayrıca tarım, altyapı ve köylerin yeşil enerjiye geçişine yardımcı olacak önlemlerin de yer alacağını söyledi. 2,3 milyar euro değerindeki plan, yeşil enerji endüstrilerine ve yenilenebilir enerjiden üretilen hidrojene yönelik sübvansiyonları da kapsıyor.

HEDEF 11 BİN MW YEŞİL HİDROJEN

İspanya, güneş ışığı ve güçlü rüzgarlardan yararlanıp enerji üreterek Avrupa’da yenilenebilir enerjinin lideri konumuna geldi. İspanyol Hükümeti yakın dönemde, potansiyel toplam elektroliz kapasitesi 652 MW olan büyük yeşil hidrojen projeleri için 794 milyon euroluk bir sübvansiyon paketini onaylamıştı. İspanya’nın taslak iklim stratejisinde, elektrolizörler için 2030 hedefi 4 bin MW’tan 11 bin MW’a çıkarılmıştı.

Kawasaki’nin hidrojenli motosikleti piste çıktı

Hidrojen Haber-Kawasaki Heavy Industries’in bir üyesi olan Kawasaki Motors, 20 Temmuz’da Japonya’nın Mie Eyaleti’nde bulunan Suzuka pistinde, seri üretim yapan bir motosiklet üreticisi tarafından gerçekleştirilen ilk hidrojen içten yanmalı motorlu (ICE) motosikletin kamuoyu gösterimini yaptı. 

Kawasaki’nin motosikletinde bulunan 998 cm³’lik Süperşarjlı Dört Silindirli Motor temel alınarak, silindirlere doğrudan hidrojen yakıtı enjekte edebilmek için modifikasyonlar yapıldı. Motosikletin şasisi, hidrojen yakıtı tüplerini ve bir hidrojen yakıtı tedarik sistemini barındıracak şekilde tasarlandı. 

Kawasaki Motors 2030’ a kadar sürücüler için bir karbon nötr seçenek olarak işlevsel bir hidrojen ICE motosikleti gerçekleştirmeyi hedefleyen araştırma ve geliştirme çalışmalarını sürdürüyor. 

Enerjisa üçüncü kez FTSE4GOOD’da

Enerjisi CEO'su Murat Pınar

Hidrojen haber- Enerjisa Enerji, küresel anlamda büyük prestije sahip olan ve Londra Borsası’na bağlı endeks sağlayıcı FTSE Russell’ın hazırladığı FTSE4Good endeks serisine 3. kez dahil oldu. Şirketler, bu endekste insan hakları, iklim değişikliği ve yolsuzlukla mücadele politikaları da dahil olmak üzere belirli çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerini karşılaması gerekiyor.

“KENDİ STANDARTLARIMIZI OLUŞTURUYORUZ”

Sürdürülebilirliği tüm organizasyonun iş yapış şeklinde bir temel yapı taşı olarak gördüklerinin ve kendilerini bu alanda geliştirmeye odaklandıklarının altını çizen Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar, sürdürülebilirlik etki odağında ürün ve hizmetler geliştirmenin yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim uygulamalarında da küresel trendleri baz alarak kendi yüksek standartlarını oluşturduklarını belirtti.

“Türkiye’nin Enerji Görünümü Oda Raporu” yayımlandı

Hidrojen Haber- TMMOB Makina Mühendisleri Odası Çalışma Grubu tarafından hazırlanan enerji konulu birçok raporun ardından ilki 2010 yılında yayımlanıp düzenli olarak iki yılda bir yenilenen, ciddi ve güvenilir başvuru kaynağı olarak gösterilen Türkiye’nin Enerji Görünümü Raporu’nun 2024 güncellemesi, Enerji Çalışma Grubu Başkanı Oğuz Türkyılmaz, Orhan Aytaç, Şayende Yılmaz!ın editörlüğünde Elektrik, Jeofizik, Jeoloji, Kimya, Maden Mühendisleri Odalarının üyeleri, ODTÜ Mezunları Derneği Enerji Komisyonu üyeleri, akademisyenler, iktisatçı, matematikçi, istatistikçi gibi çeşitli meslek gruplarından uzmanların katkılarıyla hazırlandı.Rapor, 8 bölümde 17 yazarın ve bazı yazarların birden fazla konudaki makaleleriyle 21 metni kapsıyor.

Aylar süren titiz çalışmalarla hazırlanan rapor, dünyada ve Türkiye’de birincil enerji arzı, enerji fiyatları ve enerji yoksulluğu, elektrik, fosil yakıtlar (doğalgaz, petrol, kömür), nükleer enerji, yenilenebilir enerji kaynakları (hidroelektrik, rüzgâr, deniz üstü rüzgâr, güneş, jeotermal, biyoenerji), iklim sorunları bölümleri, bölüm içi makaleler ve sonuç ve öneriler bölümünü kapsıyor. 

Raporda bu ve bağlantılı konular ayrıntılı olarak inceleniyor, tespit edilen sorunlar ve yanlışlardan hareketle gereksinimi duyulan program, plan, politika ve uygulamalar, kamu girişimciliği, kamusal üretim, kamusal hizmet temeli ve kamu/toplum yararı olan her alanda planlama ve kurumsal yeniden yapılanma boyutlarıyla somut olarak ortaya konuluyor. Rapor, yenilenebilir kaynaklara dayalı, kamucu, planlamacı, katılımcı başka bir dönüşüme ve demokratik enerji programına duyulan gereksinime vurgu yapıyor.

Rüzgar kurulu gücü 6 ayda geçen yılı geçti

Hidrojen Haber- Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği(TÜREB) rüzgar sektörünün 2024 yılının ilk yarısını nasıl geçirdiği ve bundan sonraki döneme dair öngörüleri paylaştığı basın sohbet toplantısını 18 Temmuz 2024 Perşembe günü Novotel İstanbul Bosphorus’ta gerçekleştirdi.

Toplantıya basın mensuplarının yanı sıra TÜREB YK üyelerinin bir bölümü de katıldı. Basın toplantısında konuşan TÜREB Başkanı İbrahim Erden, halen yaşanan enerji dönüşümünde en büyük payın rüzgar ve güneşe ait olduğunu hatırlatarak ve 2024 sonuna kadar bin MW’lık yeni kurulu gücün gerçekleşmesini beklediklerini söyleyerek şunları kaydetti: “Türkiye’de 2026, 2027, 2028’de gerçekten çok hızlı bir ivmelenme bekliyoruz. Halen depolama rüzgar projelerinde 19 bin MW tahsis edildi. Ayrıca lisanssız projelere hariç olmak üzere 15 bin MW’a yakın da takriben güneş kapasitesi tahsis edilmiş durumda. Rüzgar tarafındaki 19 bin MW’lık proje portföyünün önemli bir kısmı büyük yatırımcıların elinde ve projenin geliştirme süreçlerinin hızla takip edildiği ile ilgili bir izlenimimiz var. Yatırımcılarımız projeleri en hızlı şekilde inşaat aşamasına getirmeye çalışıyor.”

GÜÇLÜ KURULUMLAR GELİYOR

TÜREB Başkanı İbrahim Erden,geçen yıldan bu yıla aktarılan 3 bin MW seviyesinde kontratlanmış proje olduğuna işaret eden Erden, “3 bin MW’lık kontratlanmış proje havuzu var. Bu da önümüzdeki yıllarda geçmiş yıllara oranla büyük ve güçlü kurulumlar gelecek 

anlamına geliyor. Finansman sorunları ve tahsis edilen bu projelerin geliştirme süreçlerinde yaşanan önemli sorunlar var. 19 bin MW’lık uygun bulunan projenin yaklaşık 15 bin MW’lık kısmı ön lisans aldı. Yani top yatırımcının sahasında, projeyi alacak, proje geliştirme süreçlerini yürütecek”dedi. 

“SÜPER İZİN” BEKLENİYOR

Enerji Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı ve yenilenebilir enerji proje süreçlerinde ciddi bir hızlanma sağlayacak ‘süper izin’ kanunu hakkında da değerlendirmelerde bulunan İbrahim Erden, son 3 yılda yapılan enerji yatırımlarının yüzde 75’ine yakınını sadece rüzgar ve güneşin oluşturduğunu anımsatarak ‘Dolayısıyla bu projelerin önünün açılmasını elzem buluyoruz. Çünkü baz yük yatırımı gelmediği zaman çok daha fazla rüzgar ve güneş yatırımı yapmak zorundasınız. Aynı zamanda şebeke yatırımlarının da yapılması gerekiyor. “ şeklinde konuştu

RÜZGARDA YILLIK 3 BİN MW’LIK KAPASİTE VAR

Toplantıda deniz üstü rüzgar santralleri alanındaki çalışmalar ve depolama konusunda sektörle bağlantılı son gelişmeler hakkında da bilgiler veren İbrahim Erden, Türkiye rüzgar sektörünün yılda 3 bin MW’lık yeni kurulu güç gerçekleştirme kapasitesine sahip olduğunu belirterek “Yeter ki biz bunu yapabilecek izin ve finans süreçlerini sağlayalım!” ifadesini kullandı.

Tosyalı’dan Libya’da dünya çapında yeşil çelik tesisi

Hidrojen Haber- Global yeşil çelik üreticisi Tosyalı, yatırım coğrafyasını Avrupa’dan Afrika ve Asya’ya kadar uzanacak şekilde üç kıtaya yayarak dünya çapındaki büyümesini sürdürüyor. Bu strateji doğrultusunda Tosyalı ve Libya United Steel Company for Iron and Steel Industry(SULB) arasında, Libya Bingazi’de dünyanın en büyük Doğrudan İndirgenmiş Demir (DRI), tesisini kurmak üzere yeni bir anlaşmaya imza atıldı. 

Yatırım coğrafyasını üç kıtaya yayarak dünya çapındaki büyümesini sürdüren Tosyalı, Cezayir ile giriş yaptığı Akdeniz çanağındaki etki alanını Libya Bingazi ile daha da büyütüyor. 

Yapılan tören sonrasında açıklamalarda bulunan Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, “Kuracağımız entegre tesiste, ileri teknoloji, inovasyon ve Ar-Ge ile düşük karbon salımına sahip nitelikli yeşil çelik ürünleri üreterek Libya Bingazi’den Dünya çelik endüstrisine yüksek kalite ve standartlarda üretim yapan bir ekosistem dönüşümüne de öncülük edeceğimize gönülden inanıyorum. Bu yatırımın her iki şirkete ve dost ve kardeş ülke Libya Bingazi’ye hayırlı olmasını diliyorum” dedi. 

İmza töreni sonrasında duygu ve düşüncelerini paylaşan Libya United Steel Company for Iron and Steel Industry (SULB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmed Gadalla,Libya Bingazi’nin sanayileşmesi ve çelik sektörünün geliştirilmesi için çok önemli bir adımı global çelik üreticisi ve yeşil çeliğin üç kıtada öncüsü Tosyalı ile bir ortaklık kurarak gerçekleştirmekten mutluluk ve gurur duyuyoruz. Bugün attığımız imzalar hem iki grubun geleceğe doğru büyük bir hamle yapmasını hem de Libya Bingazi ve Türkiye’nin ekonomik anlamda da yakınlaşmasını sağlayacaktır. ” ifadesini kullandı.

Yatırım projesi kapsamında toplamda 8.1 milyon ton kapasiteli dünyanın en büyük DRI tesisleri kurulacak. Bu tesisler, Tosyalı’nın Cezayir’deki yatırımlarında da kullanılan MIDREX Flexi DRI teknolojisine sahip olacak. Bu teknolojiyle tesis, temiz bir enerji kaynağı olan hidrojen ile çalışabilme yeteneğine de sahip olarak yeşil çelik üretiminde dünyanın sayılı üretim üslerinden biri olacak. Üç fazdan oluşacak olan entegre demir çelik tesisinin ilk fazı olan 2.7 milyon ton kapasiteli kısmı için yatırımlara hemen başlanacak.

Tesis hem yakın bölgenin hem de Avrupa’nın yeşil çelik için HBI (hot bricket iron) ihtiyacını sağlarken Tosyalı’nın global yeşil çelik üreticisi konumunu da güçlendirecek. Bu yatırım tamamlandığında Tosyalı, yeşil dönüşüm süreci ile en çok ihtiyaç duyulacak temel ara ürün olan HBI (Hot Bricket Iron) tedarikinde, uluslararası pazarda en büyük tedarikçi konumuna gelecek.

Yenilenebilir enerji enflasyona çözüm olabilir mi?

Hidrojen Haber- Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) ve APLUS Enerji ortaklığında yayımlanan “Elektrik Fiyat Hareketleri ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Piyasaya Etkisi-II” başlıklı rapor, yenilenebilir enerji kurulu gücündeki artışın elektrik faturalarını düşürerek tüketici enflasyonunu iyileştireceğini ortaya koyuyor. 

Rapora göre, halihazırda lisansı olan güneş ve rüzgar enerjisi projeleri hayata geçseydi (45GW), enflasyon 13,8 puan, ithal yakıta harcanan bütçe ise 3,6 milyar dolar az olacaktı.

2022 yılının son altı ayını ve 2023 yılının tamamını kapsayan çalışma, Türkiye’de yenilenebilir enerji santrallerinin ve bu santrallere verilen teşviklerin piyasaya etkilerini değerlendiriyor. YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması) santrallerinin dönem içerisinde yaşanan elektrik üretim maliyet artışlarına etkisini de ölçen çalışma, bugüne kıyasla daha çok rüzgâr ve güneş kurulu gücünün olacağı bir durumda elektrik üretim maliyetinin ne yönde değişeceğini analiz ediyor.

Çalışmaya göre, halihazırda ihalesi yapılmış, lisansı olan yenilenebilir enerji kurulu gücü devreye alınmış olsaydı (45 GW) pandemi sonrası kendini hissettirmeye başlayan küresel enerji krizi döneminde Türkiye’de elektrik üretim maliyetleri daha düşük olabilirdi. Yenilenebilir enerji üretiminin artırılması, enflasyonu düşürmenin yanında, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını ve böylelikle ithalat faturasını azaltabilir, karbon salımı azaltımında da katkı sağlayabilir. 

Şakar: Elektrolizör yapmayı beklemeden hidrojen üretmeliyiz

Hidrojen Haber – Yeşil Hidrojen Endüstri Ve Sanayi Bölgeleri İş İnsanları Derneği (YESDER) Türkiye’deki hidrojen ekosisteminin gelişmesi için bir araya gelmiş iş insanları tarafından 2 sene önce kuruldu. Bu amaçla YES adı altında bir platform oluşturdular. Bu platformun hedeflerinden bir tanesi, enerjisini hidrojenden sağlayan bir organize sanayi bölgesi kurmak. Fuar düzenlemek, dergi çıkarmak ve hidrojen zirvelerini koordine etmek de platformun diğer hedefleri arasında. 

YESDER başkanı Atakan Şakar’la derneğin faaliyetleri ve gelecek projeleri üzerine konuştuk…

İLK AMAÇ SIFIR KARBONLU OSB

Derneklerinin ilk amaçlarının sıfır karbonlu OSB kurmak olduğunu belirten Şakar, öncelikli lokasyon hedeflerinin Bilecik olduğunu ve görüşmelere başladıklarını söyledi. Şakar sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’nin 2030 ve 2053 karbonsuzlaşma hedefinde en büyük sıkıntıyı yaşayacak grup KOBİ’lerimiz olacak. Yeterli sayıda yeşil OSB bulunmaması ve kendi öz kaynakları ile yeşil dönüşümlerini kendi başlarına yapamayacak olmaları, bu KOBİ’leri ticari kayıplara ve belki de iflas noktasına götürebilir. Dolayısıyla amacımız mikro ölçekli işletmelerin buralarda yer almalarını sağlayarak ileride yaşanabilecek karbon ticareti kaynaklı problemleri ortadan kaldırabilecekleri, bunu düşük maliyetle yapabilmelerini sağlayacak OSB’leri koordine etmek. Sanayiciyi İstanbul’daki fabrikasını taşımaya ikna edebilmek için, onları gönderebileceğimiz bazı yerler var. Bunlardan bazıları Tekirdağ, Bilecik ve Eskişehir. Bunlar sanayicinin uygun maliyetle fabrikalarını taşıyabileceği alanlar. Hem coğrafi bir cazibe hem de yeşil enerji OSB olmasıyla ticaretlerine olumlu katkı sağlamak açısından bu girişimde bulunduk.“

CUMHURBAŞKANLIĞI YATIRIM OFİSİ İLE KOORDİNE

Bu projelerde koordinasyonu Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile birlikte yürüttüklerini belirten Şakar; “Hem Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, hem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız hem de valilikler dahil diğer resmi kurumlarla çalışmalarımızı Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin koordinasyonunda ve onların desteğiyle ilerletiyoruz. Burada iki seçenek var; ya Endüstri Bölgesi Kanunu’na ya da OSB Kanunu’na göre başvuru yapacağız ki o biraz da yolda belli olacak. Ama genel hatları ile birinci destek noktamız Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’dir“ dedi.

Avrupa birliğinden destek almak için ilk önce arsayı belirleyeceklerini belirten Şakar, “Arsa projesi üzerinden ilerlediğimiz için, kritik nokta arsa ve lokasyon. Dolayısıyla şu andaki en somut görüşmemizin yürüdüğü Bilecik 4. OSB’den arsa tahsisini alabilirsek, sonra tabii ki Hidrojen Europe başta olmak üzere Avrupa’daki platformlara başvurarak hem altyapı hem üstyapı ihtiyacımızın kredilendirilebilmesi için destek talebinde bulunacağız” ifadesini kullandı.

BİLECİK VALİSİ ÇOK İLGİLİ

H2DER Başkanı Yusuf Günay ile geçtiğimiz günlerde görüşmeleri olduğunu belirten Şakar, prensipte işbirliği yapmaya karar verdiklerini ve bundan bundan sonraki kamu ziyaretlerine kendileri ile birlikte katılacaklarını belirtti. Şakar, “Bilecik Valisi Sn. Şefik Aygöl‘de konuyla yakından ilgili. Vizyoner bir vali olduğunu belirtmeliyim. Kendisi hidrojenin Bilecik’te sadece tüketilmesini değil, aynı zamanda üretilmesini de istiyor. Bu yüzden kendilerinin de önerisi doğrultusunda, hidrojen üreticisi partnerlerle işbirliği yaptığımızı, birlikte ziyaretlerle ortaya koyacağız. Bu işbirliği kamu nezdinde bizi çok daha güçlü gösterecektir” dedi. 

“MİKRO ÖLÇEKLİ ÜRETİCİLER TEHLİKENİN FARKINDA DEĞİL”

AB’nin yakın zamanda devreye sokacağı “sınırda karbon vergisi” uygulaması konusunda demir-çelik, kimya ve cam sanayiinde bir bilinç oluştuğunu ancak İkitelli gibi sanayinin geniş alanlarına yayılan sektör temsilcilerinin fazla farkındalığı olmadığını söyleyen Şakar, “Belki de karbon vergisinin öncelikle birkaç sektörü etkileyecek olması; diğerlerinin şu an için tehlikede olmadığı yönündeki algısından kaynaklanıyor. Ama ben çok kısa sürede karbon vergisinden etkilenecek diğer sektörlerin de açıklanacağını düşünüyorum. Daha rekabetçi koşullarda AB sınırları içinde AB üyeleri de teşvik edilerek, Türkiye ile Balkan ülkeleri Avrupa’nın tedarikçisi olma noktasında yer değiştirme eksenine girebilir. Bunun da bahanesi karbon vergisi olabilir. Yani karbon vergilendirmesi ile bizim ucuz işçi, düşük maliyet, düşük karlılık yaklaşımımızla AB’ye sattığımız ürünler pahalılaşabilir. Avrupa da doğal olarak o ekseni bizim Avrupa sınırımıza atabilir“ şeklinde konuştu.

AB İLE TÜRKİYE ARASINA HİDROJEN BARİYERİ ÇEKİLDİ

YESDER Başkanı Şakar, ‘Güney Marmara Hidrojen Vadisi Projesi’ için Toplam 39 milyon Euro destek içinde AB’nin 8 milyon Euro desteğinin önemli bir tutar olduğunu ifade ederken, buna rağmen Avrupa ile Türkiye arasında da bir hidrojen bariyeri çekildiğine işaret etti. Şakar “’Hidrojen üretim ağı kurabilirsek, Türkiye’ye bağımlı kalmayabiliriz’ yaklaşımı da var. Çünkü Avrupa’da Türkiye’yi destekleyen bürokratlar olduğu kadar, Türkiye aleyhtarı bürokratlar da var. Ben bunu bir risk olarak görüyorum” dedi.

AB BALKAN ÜYELERİNE YÖNELİYOR

Türkiye’nin AB fonlarını beklemeden, hidrojen üretip, hızla ‘Avrupa’nın hidrojen tedarikçisi’ konumuna geçmesi gerektiğini söyleyen Şakar; “Avrupa Birliği sınırları içerisinde Balkan ülkelerinde hidrojen potansiyeli, arzı yaratıyorlar. Avrupa Birliği’nin tedarikçisi olabilmek için Türkiye öncelikli olarak hidrojeni üretmeye başlamalıdır. Elektrolizör ve diğer ekipmanları üretmek de tabii ki çok değerlidir, fakat Türkiye olarak yenilenebilir enerji potansiyelinizi kullanarak bu yatırımları yapmazsanız, başkaları yapar. O talep açığı kapandığı zaman sizin satacak yeriniz kalmayacağı için yatırım yapmanızın da anlamı kalmaz“ ifadesini kullandı.

“FUAR VE ZİRVE DÜZENLEYECEĞİZ”

Şakar, dernek olarak diğer amaçlarından birinin de yerli bir şirketle anlaşıp fuar düzenlemek olduğunu belirtti. Şakar, fuarla projesiyle ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Bu fuar Avrupalı komponent üreticileri ile EMEA ülkelerindeki hidrojen üreticilerini bir araya getirmeyi amaçlıyor. Böylelikle hidrojen alanında sanayicinin de daha bilinçli hale gelebileceğini düşünüyoruz. Başka ülkeler fuarları, sadece para kazanılan organizasyonlar olarak değil, sanayicisini destekleyen etkinlikler olarak görüyor. Devlet politikalarıyla destek oluyorlar. H2DER bize desteğini açıkladı. Uluslararası alanda ilgi çekecek, hem bizim sanayicimizi toplayacak hem uluslararası hidrojen değer zincirindeki firmaların gelip stand açabileceği bir fuar düşünüyoruz.  Fuar ile beraber de bir zirve düzenlemek istiyoruz.”

BENAN ÖZTÜRK-HİDROJEN HABER

Hindistan’ın ilk hidrojenli turist gemisi seferlere başlayacak

Hidrojenhaber – Hindistan’ın hidrojenle çalışan ilk yolcu gemisi Kalküta – Varanasi arasında seferlere başlayacak. Sürdürülebilir turizmde önemli bir kilometre taşı olarak dikkat çeken yenilikçi gemi, nehir turizmini geliştirmeyi ve Ganj Nehri boyunca çevre dostu bir seyahat seçeneği sunmayı amaçlıyor.

Tamamen hidrojen yakıtıyla çalışan geminin 15 Ağustos’ta faaliyete geçirilmesi planlanıyor. Kochi Tersanesi’nde inşa edilen gemi, Haldia Su Yolu üzerindeki Banaras Terminali’nde konuşlanacak. Terminalde ayrıca gemiye yakıt ikmali yapacak 500 kilogramlık bir hidrojen tesisi de yer alacak.

Turizm şirketi Discover India‘ya ait 50 yolcu kapasiteli gemi 28 metre uzunluğunda ve 5,8 metre genişliğinde. Saatte 20 ila 25 kilometre seyir hızına sahip gemi, gezginler için Hindistan‘ın ünlü Ganj Nehri boyunca manzaralı ve çevreye duyarlı bir yolculuk seçeneği sunacak.