Ana Sayfa Blog Sayfa 147

MIT: Denizcilikte amonyak, hidrojenle yakılmalı

Amonyak yakıtlı gemi

Hidrojenhaber – ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) raporuna göre denizcilikte yakıt olarak amonyak kullanımı halk sağlığı üzerinde ‘yıkıcı’ etkilere yol açabilir. Ancak amonyağın hidrojenle birlikte yakılması hava kalitesini iyileştirebilir…

Düşük karbonlu ve yeşil amonyak, endüstrinin karbondan arınmaya çalıştığı bir dönemde denizcilik için geleceğin en önemli yakıtlarından biri olarak lanse ediliyor. MIT’nin çalışması, mevcut mevzuata göre, küresel nakliye filosunun saf amonyak yakıtına geçirilmesinin her yıl 600 bine kadar erken ölüme neden olabileceğini iddia ediyor; araştırmacılar daha güçlü düzenlemeler ve daha temiz motor teknolojisi çağrısında bulunuyor. Çalışmada ayrıca ister yeşil hidrojen bazlı ister doğal gazdan türetilmiş olsun, amonyak yakıldığında açığa çıkan nitrojen oksit (N2O) ve nitrojen oksit (NOx) emisyonlarına dikkat çekiliyor.

KALP KRİZİ, ASTIM VE FELÇ RİSKİ

Hem N2O hem de NOx, karbondioksitten (CO2) daha güçlü sera gazları (GHG’ler) olsa da, çalışma, yanmamış amonyağın motorlardan “dışarı akabileceğini” ve bunun da atmosferde ince partikül madde oluşumuna yol açabileceğini buldu. MIT, bu parçacıkların akciğerlere çekilebileceğini ve bunun “kalp krizi, felç ve astım gibi sağlık sorunlarına neden olabileceğini” söylüyor.

MIT’nin çalışması, yeni düzenlemeler olmasa bile hidrojeni amonyakla birlikte yakarak erken ölümlerin sayısını 80 bine düşürebileceğini öngörüyor. Bu sayı şu anda deniz taşımacılığı emisyonlarına atfedilenden yaklaşık 20 bin daha az. Çalışmada, “Daha güçlü küresel düzenlemeler ve daha temiz motor teknolojisiyle, hava kirliliğinden ölen insan sayısının yaklaşık 66.000 kadar azaltılabileceği” belirtildi.

MIT Küresel Değişim Bilimi Merkezi’nde doktora sonrası araştırmacı ve çalışmanın baş yazarı Anthony Wong, “Amonyağın ‘temiz’ bir yakıt olduğunu söylemek biraz abartı olur. Karbonsuz olması mutlaka temiz ve halk sağlığına iyi olduğu anlamına gelmiyor” dedi.

Buna göre nakliyedeki amonyağın hem iklim hem de hava kalitesi açısından yararlı olma potansiyeli bulunuyor. Ancak düzenlemelerin hem iklim hem de hava kalitesi dahil olmak üzere tüm potansiyel etkileri ele alacak şekilde tasarlanmasını gerektiriyor.

Airbus hidrojenli uçak için Londra Gatwick ile anlaştı

Hidrojenhaber – Avrupalı ​​ticari uçak üreticisi Airbus, Birleşik Krallık’taki hidrojen altyapısını genişletmek için Londra Gatwick Havaalanı, EasyJet ve Air Products ile anlaştı. Anlaşma havaalanında sıvı hidrojenin tedariki ve depolanmasını, hidrojenle çalışan uçaklara yakıt ikmali ve yer hizmetlerini kapsıyor.

Airbus, hidrojen yakıtlı uçak üretmek için çalışmalarına devam ederken, bir yandan da uçağın gideceği rotalarda yakıt ikmali ve yer hizmetleri için altyapı anlaşmaları yapıyor. Hidrojenle çalışan ilk uçağın başlangıçta kısa ve orta mesafeli rotalara odaklanması planlanıyor. Planlara göre Londra’da bulunan Gatwick Havalimanı, Birleşik Krallık’ın hidrojenli uçak için en uygun merkezi konumunda bulunuyor. easyJet’in de operasyonları, Gatwick’i Ar-Ge için ideal bir test alanı haline getiriyor.

easyJet Operasyon Direktörü David Morgan, “Hidrojen, havacılığın karbondan arındırılmasında önemli bir rol oynayacak, dolayısıyla bunu gerçekleştirmek için gerekli zemini şimdi hazırlamamız gerekiyor” dedi.

Gatwick Havaalanı CEO’su Stewart Wingate ise, “Sürdürülebilir havacılık yakıtlarının yanı sıra hidrojen, havacılık sektörü emisyonlarını karbondan arındırmamıza yardımcı olacak gerçek bir potansiyele sahip. Airbus’ın programını memnuniyetle karşılıyoruz” diye konuştu.

Airbus ZEROe Projesi Başkan Yardımcısı Glenn Llewellyn ise, “2035 yılına kadar hidrojenle uçmak için iddialı hedefler belirledik. Bu teknolojinin güvenilir ve test edilmiş altyapıyla desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.

Airbus bugüne kadar aralarında Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Yeni Zelanda, Norveç, Singapur, İspanya, Güney Kore, İsveç, Birleşik Krallık ve ABD’nin de bulunduğu 13 ülkedeki ortakları ve havalimanlarıyla anlaşmalar imzaladı.

ABD’den California’nın hidrojen projesi ARCHES’a 12 milyar dolar

Hidrojenhaber – ABD Enerji Bakanlığı (DOE), California’nın kamu-özel sektör ortaklığında kurulan yeşil hidrojen girişimi ARCHES’ın (Alliance for Renewable Clean Hydrogen Energy Systems) eyalette son teknolojiye sahip bir temiz hidrojen merkezi kurmak için talep ettiği 12,6 milyar dolarlık dev kaynağı resmileştirdi. ARCHES, ülke çapında planlanan yedi Hidrojen Merkezi arasında fon anlaşması imzalayan ilk alıcı oldu.

ARCHES, devletten aldığı 12,6 milyar dolarlık kaynakla California genelinde fosil yakıt tüketimini önemli ölçüde azaltıp, geniş bir yeşil hidrojen üretim tesisleri ağı oluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda toplu taşıma, ağır kamyon taşımacılığı ve liman operasyonları dahil olmak üzere kilit sektörler karbondan arındırılacak ve yıllık 445.000 benzinli aracın ürettiği emisyona eşdeğer 2 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçilecek.

Proje sürecinde 130bini inşaat sektöründe ve 90 bini kalıcı olmak üzere yaklaşık 220 bin yeni iş yaratılması öngörülüyor. Ek olarak, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi ve buna bağlı maliyet tasarrufları sayesinde yılda yaklaşık 2,95 milyar dolar ekonomik değer sağlanması bekleniyor.

Projeler hayata geçirildiğinde üç büyük liman karbondan arındırılırken, 6 binden fazla yakıt hücreli elektrikli kamyon ve otobüs yollara çıkacak. Hidrojenin taşınmasını ve kullanımını desteklemek için 60 ağır hizmet yakıt istasyonu ve 165 mil açık erişim boru hattından oluşan kritik hidrojen altyapısı kullanıma sunulacak.

3M’den PEM üreticisi Ohmium’a yatırım

Hidrojenhaber – ABD merkezli çokuluslu şirket 3M, yenilenebilir hidrojen üretimi için elektrolizör sistemleri geliştiren Ohmium International’a yatırım yaparak ortak oldu. Enerji teknolojisinde büyüme stratejisine sahip 3M, aynı zamanda kendi operasyonlarının karbon ayak izini azaltmanın yeni yollarını arıyor.

Proton Değişim Membranı (PEM) elektrolizörleri tasarlayıp üreten Ohmium, tescilli elektrokimyasal ürünleriyle yüksek verimli ve maliyet açısından rekabetçi ürünleriyle tanınıyor.

3M Growth Ventures’ın Kıdemli Başkan Yardımcısı Mark Copman, 3M’in Ohmium’a yaptığı yatırımın şirketin “daha sürdürülebilir bir geleceğe yol açabilecek inisiyatif teknolojilerini desteklemeye” olan bağlılığını gösterdiğini söyledi. Anlaşmanın mali detayları henüz açıklanmadı.

2023 yılının Nisan ayında yatırım bulmak için yola çıkan Ohmium, bugüne kadar 250 milyon dolar yatırım almayı başardı.

H2DER ve HUMDA yeşil hidrojen işbirliği

Hidrojen Haber- Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği (H2DER) ile Macaristan’ın İnovasyon ve Teknoloji Bakanlığına bağlı bir ajans olan HUMDA (Mobilitede Yeşil Kalkınma Ajansı), arasında anlaşma imzalandı. Anlaşmayı H2DER adına Başkan Yusuf Günay ile HUMDA adına CEO Dr. Virag Meszaros imzaladı.

Anlaşma çerçevesinde, her iki ülke temsilcisi, karbonsuzlaşma hedefinde, yeşil hidrojeni öne çıkaran her aşamada işbirliği arayacak. Üretim, taşıma, depolama ve kullanımda tüm bileşenler ile ilgili çalışmalar için veri paylaşımı, hidrojen ekosistemi büyütecek projelerde paydaş olmak, işbirliğinin temel hedeflerini oluşturuyor.

“İŞBİRLİĞİ ORTAK FAYDAYI BÜYÜTECEK” 

H2DER Başkanı Yusuf Günay, HUMDA ile ortak çalışmaların Türkiye-Macaristan işbirliğine katkısı olacağını vurgulayarak şöyle konuştu; “Türkiye’nin temiz enerji potansiyeli, yeşil hidrojen eko sisteminin de kaldıracıdır. Bu potansiyel için henüz gelişmekte olan mevzuat ve altyapının hızla tamamlanması gerekli. İki kurumun işbirliği, ortak faydayı büyütecektir. Özellikle yeşil hidrojen ihtisas yapısı konusu, bizim üzerimizden Macaristan’da da gündeme gelecek. Karbon sıfır hedefinde yeşil hidrojenin yeri, bu tür somut adımlarla gelişecektir.” 

“ÖZEL İHTİSAS BÖLGELERİNİ GELİŞTİRMEYE HAZIRIZ”

HUMDA CEO’su Dr. Virag Meszaros, H2DER ile yürütülecek çalışmaların, ortak faydayı büyüteceğini söyledi. Dr. Meszaros, “AB’nin 2050 hedefleri, ortak çalışmalara güç veriyor. Macaristan’da yürüttüğümüz projelerin verilerini paylaşacağız. Yeni projelerde paydaş olarak yeşil hidrojen ekosistemi geliştireceğiz. Karbonsuzlaşma hedefinde işbirliği zorunluluk. H2DER’in “yeşil hidrojen özel ihtisas bölgeleri” fikrini, ülkemiz için de geliştirmeye hazırız. Bu anlaşmanın, her iki ülke için de hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Borusan EnBW Enerji Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzaladı

Saros RES

Hidrojen Haber- Borusan Holding ve EnBW ortak girişimi Borusan EnBW Enerji, sürdürülebilirlik hedeflerine olan bağlılığının ve küresel düzeydeki sorumluluk bilincinin bir göstergesi olarak UN Global Compact’e (Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi) imza atan katılımcı şirketler arasına dahil oldu. 

Borusan Holding’in 2006 yılında katıldığı bu önemli oluşuma imzacı olan Borusan EnBW Enerji, insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanlarındaki 10 ilkeye uygun iş yapacağına ve çalışmalarını her yıl raporlayacağına yönelik en üst düzeyden taahhüt verdi. Böylece Borusan EnBW Enerji; sosyal, çevresel ve yönetişim (ESG) performansını daha da geliştirme konusundaki kararlılığını da teyit etti. Bu sayede şirket, diğer tüm Borusan Grup şirketleri gibi, daha iyi bir gelecek inşa etmek için küresel ve yerel sürdürülebilirlik hedeflerine güçlü bir şekilde katkıda bulunmaya devam edecek.

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VAROLUŞ FELSEFEMİZ”

Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı konuyla ilgili konuşmasında UN Global Compact’e üye olmanın, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk alanındaki uzun vadeli bu taahhütlerini pekiştirdiğini belirterek; “Bu önemli inisiyatifin bir parçası olarak, insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele gibi alanlarda on temel ilkeyi benimseme ve uygulama kararlılığımız tamdır. UN Global Compact Türkiye, Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için kritik önem taşıyor. Küresel kalkınma hedeflerine katkıda bulunmak için diğer tüm paydaşlarla iş birliklerimize, şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarımızı yükselterek sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz. Sürdürülebilirlik, bizim için sadece bir şirket politikası değil, varoluş felsefemizdir. Bu nedenle, tüm paydaşlarımızla birlikte çalışarak daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye kararlıyız” dedi.

IEA : Düşük emisyonlu hidrojen üretimi 3 yılda beş kat artacak

Hidrojen Haber- Uluslararası Enerji Ajansı IEA yeni gaz raporunu açıkladı. Rapora göre Düşük emisyonlu hidrojen proje hattı giderek ivme kazanıyor ve küresel arz 2027 yılına kadar beş kat artma yolunda ilerliyor. Bununla birlikte, düşük emisyonlu hidrojen üretiminin genel olarak yatay seyrettiği üç yılın ardından, bazı bölgelerde orta vadeli hedefleri karşılama konusundaki boşluk önemli olmaya devam ediyor.

Şu anda Kuzey Amerika, küresel pazarın yüzde 70’inden fazlasını oluşturarak en büyük düşük emisyonlu hidrojen tedarikçisi olmaya devam etmekte. Ancak orta vadeye bakıldığında, düşük emisyonlu hidrojen üretiminin hem bölgesel hem de teknolojik modelinin önemli ölçüde değişeceği görülüyor.

ÇİN VE AVRUPA YÜKSELECEK KUZEY AMERİKA DÜŞECEK

Küresel düşük emisyonlu hidrojen arzı Çin ve Avrupa’da üretim önemli ölçüde artarken Kuzey Amerika’nın toplam üretimdeki payı yüzde 45’e düşecek. Bu üç coğrafi blok birlikte küresel düşük emisyonlu hidrojen arzının yaklaşık yüzde 85’ini oluşturacak.

ELEKTROLİZLE HİDROJEN ÜRETİMİ ARTACAK

IEA’ya göre hızlanan elektrolizör kapasitesi artışı ve azaltılmış fosil bazlı hidrojene kıyasla daha geniş bir coğrafi taban, elektrolitik hidrojenin orta vadede yeni zirvelere ulaşmasına yardımcı olmakta. 2027 yılına kadar su elektrolizinin Çin ve Avrupa’da düşük emisyonlu hidrojen üretiminin sırasıyla yaklaşık yüzde 90 ve yüzde 65’ini oluşturması bekleniyor. (Kuzey Amerika’da bu oran sadece yüzde10′). 

Derin bir doğal gaz kaynak tabanına erişimi olan ve CCS altyapısı ve merkezleri geliştiren Kuzey Amerika dışında hidrojen üretiminin artan payı ile birlikte, elektrolizin küresel düşük emisyonlu hidrojen arzındaki payının 2027 yılına kadar yüzde 40’ı aşması öngörülüyor.

Rapor, büyüyen bir proje hattına rağmen, Avrupa Birliği’nde bir üretim hedefi açığı devam etmekte olduğunu ama yine de, 2030 yılına kadar daha fazla projenin duyurulması ve faaliyete geçmesinin beklendiğini vurguluyor.

“AB hidrojen hedefleri gerçekçi değil”

Hidrojen Haber- Avrupa Birliği’nin  hidrojeni temiz bir yakıt haline getirme çabaları, AB’nin denetim organı tarafından 18.8 milyar avroluk finansmana rağmen bloğun “gerçekçi olmayan” hedeflerine ulaşamayacağını belirten bir raporla eleştirildi.

Raporu kaleme alan Stef Blok, Financial Times’a yaptığı açıklamada hidrojenin AB’nin 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma hedefi için hayati önem taşıdığını, ancak hedeflerin “eldeki kapasiteye dayanmadığını” söyledi.Blok, “Yüz binlerce insan geçimini bu sektörlerden sağlıyor ve iyi yönetilen bir geçiş son derece önemli,” diye ekledi.

The European Court of Auditors (Avrupa Sayıştayı), Avrupa Komisyonu’nun 2030 yılına kadar toplam 10 milyon ton yenilenebilir hidrojen üretim ve ithalat hedeflerini belirlemeden önce “sağlam analizler yapmadığını” söyledi.

Hidrojen, çelik ve gübre sektörleri gibi enerji yoğun endüstrilerin karbondan arındırılmasında kilit rol oynuyor.

BP’den İskoçya’da yeşil hidrojen projesi

Aberdeen Hidrojen Merkezi'nin tasarım görüntüsü.Fotoğraf: BP


Hidrojen Haber- BP ve Aberdeen Şehir Konseyi’nin ortak girişimi olan BP Aberdeen Hydrogen Energy Limited, Aberdeen Hidrojen Merkezi projesi için nihai yatırım kararını aldı. Bu proje, bölgenin enerji dönüşüm hedeflerini destekleyerek, düşük karbonlu enerji lideri olma yolunda önemli bir adım atıyor. Proje kapsamında, Aberdeen’de Hareness Road’da hidrojen üretim, depolama ve dağıtım tesisi kurulacak. Bu tesis, eski Ness çöp sahasında kurulacak bir güneş enerjisi çiftliği tarafından sağlanan elektrikle çalışacak.

Projenin inşaat faaliyetlerine 2024 yılı sonuna kadar başlanması planlanıyor ve 2026 yılında üretime geçilmesi hedefleniyor. İlk aşamada, merkezde yılda yaklaşık 300 ton yeşil hidrojen üretilecek ve bu miktar, günde 25 otobüs ve benzer sayıda diğer filo araçlarını yakıt ihtiyacına yetecek.

Yenilenebilir enerji çekiciliğinde Türkiye 31. sırada

EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı ve Sektörler Lideri Ateş Konca

Hidrojen Haber- Uluslararası danışmanlık, güvence, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi Ernst & Young (EY) tarafından 63’üncüsü gerçekleştirilen ‘Yenilenebilir Enerji Ülke Çekicilik Endeksi (RECAI)’ araştırmasının sonuçları yayımlandı. Rapora göre; geçen yıl yenilenebilir enerji yatırımlarına ayrılan 660 milyar ABD doları da dahil olmak üzere 1,8 trilyon artışa rağmen, COP28’in 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması hedefine ulaşmak için yatırımlar yetersiz kalıyor. 

Yenilenebilir enerji uygulamaları yaygınlaştıkça, batarya enerji depolama sistemleri (BESS) arz ve talep seviyelerini yumuşatarak şebeke genişletme ve yükseltme maliyetlerini ertelemeye yardımcı oluyor ve dinamik enerji sistemlerinde önemli bir rol oynuyor. BESS de dahil olmak üzere artık enerji depolama, birçok pazarda ciddi boyutlara ulaşan ağ (network) sorununun da üstesinden gelmek için hayati bir rol oynuyor.

BATARYA DEPOLAMADA EN İYİ PAZARLAR ABD,ÇİN VE İNGİLTERE

Enflasyonu Düşürme Yasası kapsamında yüzde 30 vergi kredisiyle desteklenen ABD, BESS yatırımı için dünyanın en cazip pazarları sıralamasında ilk sırayı alıyor. İkinci sırada yer alan Çin’in ise, güçlü hükümet desteğiyle birlikte 2025 yılına kadar BESS maliyetlerini yüzde 30 oranında azaltma planları bulunuyor. Gelişmiş enerji piyasası tasarımı ve BESS’i bir üretim varlığı olarak sınıflandıran yeni bir enerji politikasıyla İngiltere üçüncü sırada kendine yer buluyor. 2023’ten 2030’a kadar küresel BESS dağıtımında dört kat artış öngörülerek 572 GW/1.848 GWh’ye ulaşması tahmin ediliyor.

Endekste Danimarka, küçük ekonomilere göre endeks sıralamasında ilk sırada yerini koruyor. Yunanistan, Şili ve Finlandiya ise iddialı enerji dönüşüm planları ve cazip devlet teşvikleri sayesinde küçük ekonomiler sıralamasında sırasıyla 2., 3. ve 7. sıralara yükseliyor. Yunanistan’ın son 4 yılda yenilenebilir enerji kapasitesini iki katına çıkarması, Şili’nin yenilenebilir enerji sektörünün önümüzdeki 10 yıl içinde iki katına çıkması için yaptığı yatırımlar ve Finlandiya’nın Avrupa’nın ilk karbon negatif ekonomisi olma yolunda iddialı kararlar alması, potansiyel yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratıyor.

EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı ve Sektörler Lideri Ateş Konca araştırma ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:“EY Yenilenebilir Enerji Ülke Çekicilik Endeksi (RECAI) sonuçlarına göre, yatırımcıların batarya enerji depolama sistemlerine (BESS) olan ilgisi artıyor. BESS’in ölçeğinin büyütülmesi, ağ altyapısının istikrara kavuşturulması, güçlendirilmesi ve daha fazla dağıtılmış enerji kaynağının şebekeye bağlanmasının sağlanması gibi adımlar, temiz enerji ilerlemesini engelleyen birçok sorunun çözülmesine yardımcı olabilir. Burada dört faktöre odaklanmak gerekiyor: Bunlar arasında dayanıklı bir yatırım senaryosu oluşturmak, teknoloji rekabet gücünü korumaya yönelik adımlar atmak, optimal iş modelleri veya finansman yapısı oluşturmak ve tedarik zinciri risklerini azaltmak geliyor. Bu faktörlere odaklanan yatırımcılar karmaşık, son derece bölgeselleşmiş ve hızla değişen pazarda kolay bir şekilde doğru yolu bularak başarıya ulaşabilir.”