Ana Sayfa Blog Sayfa 155

Türkiye Avrupa hidrojen otoyoluna eklemlenmeli

benan@hidrojenhaber.com

Yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik tartışmaları içerisinde özellikle son yıllarda hidrojen öne çıkan unsurlardan biri olmaya başladı. Peki ama neden? 

Dünya genelinde birçok ülke ve şirket, karbon nötr ve net sıfır hedeflerine ulaşmak için çalışıyor. Türkiye, COP27 İklim Zirvesi’nde net sıfır hedefini açıkladı. Buna göre Türkiye 2053 yılında net sıfır hale gelmeyi taahhüt ediyor. 

Türkiye’nin ulusal ölçekteki hedefi, ülke içindeki başka aktörleri de buna uygun hedefler belirlemeye yöneltti. Örneğin İstanbul’un iklim vizyonunda da 2050 yılında karbon-nötr bir şehir olma hedefi var. 

Peki karbonsuzlaşma konusundaki hedeflere nasıl ulaşılacak? 

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu amaçlara ulaşmak için küresel işbirliği ve somut adımlar gerekiyor. Öyle ya, küresel bir sorunun kalıcı özümü için tüm dünyanın uyumlu adımlar atması gerekir. 

Şimdi enerji sektörünün karbonsuzlaşma alanındaki durumuna göz atmaya çalışalım; İklim değişikliğiyle mücadeleye dönük hedefleri yakalamada enerji sektörüne kritik bir rol düşüyor. Çünkü karbonsuzlaşma için öncelikle karbon salımının yüzde 80’e yakınından doğrudan sorumlu olan bu sektörde yapılacaklar çok önemli. 

Öncelikle belirtmek gerekiyor ki, karbonsuz enerji kaynaklarını kullanmak şart. Elimizde güneş ve rüzgâr var ama bunlardan sağlanan enerji tek başına yeterli gelmeyecek gibi görünüyor. Bu nedenle özellikle demir çelik, çimento, havacılık, denizcilik gibi enerji yoğun sektörlerde alternatif enerji kaynaklarından yararlanma çabası arttı. 

Karbon salımına yol açmadan enerji ihtiyacını karşılama arayışı sırasında öne çıkan seçeneklerden biri de hidrojen. Bu yöndeki arayışlar Ukrayna Rusya savaşı sonrası arttı. Çünkü Rus doğalgazına bağımlılıktan kurtulma çabası da alternatif enerji kaynağı arayışlarını tetikleyen bir bayka faktör olmuştu. 

Öte yandan Avrupa Birliği’nin “sınırda karbon vergisi” uygulaması da yaşlı kıtadaki ülkelere ihracat yapan ülkelerdeki üretici firmaları yenilenebilir enerji alternatiflerine yöneltti. İşte bu ve benzeri nedenler, öteden beri ilgi uyandıran ama ekonomik bulunmadığı için bir türlü devreye sokulamayan hidrojeni, daha da ilgi çekici hale getirdi. 

Dünyada bu gelişmeler yaşanırken Türkiye bu tartışmaların ve gelişmelerin neresinde? Türkiye 19 Ocak 2023’te Hidrojen Yol Haritası’nı açıkladı. Yol haritasının açıklanmasından bugüne hidrojen konusunda neler yapıldı bir göz atalım. En önemli gelişme, Hidrojen Vadisi Projesi. Bu çok önemli bir adım. Ancak yeşil hidrojen üretimini yaygınlaştırmayı hedefleyen bu projenin yanına yenileri eklenmeli.

Toyota’dan 600 km menzilli yakıt hücreli pikap

Hidrojen Haber- Toyota, çevre dostu taşımacılık çözümleri konusunda devrim yaratmaya devam ediyor. Şirketin en son projesi, hidrojen yakıtlı bir pikap olan Hilux FCEV’in saha testlerine başlaması oldu. Bu yenilikçi araç, tek bir hidrojen dolumu ile 600 kilometre (yaklaşık 373 mil) menzil vaat ediyor ve sıfır egzoz emisyonu sunuyor.

Hilux FCEV, Toyota’nın Mirai modelinden alınan teknoloji ile donatılmış ve bu sayede hem çevreci hem de performans açısından etkileyici bir alternatif sunuyor. Toyota, bu projeyi İngiltere’de geliştirdi ve şimdiye kadar on prototip üretti. Bu prototiplerden beşi saha testleri için, diğer beşi ise müşteri ve medya gösterimleri için kullanılacak.

Bu gelişme, özellikle uzun menzil ve düşük maliyetli hidrojen yakıt hücreli araçlara olan talebin arttığı bir dönemde geliyor. Toyota’nın bu teknolojiyi 2026-2027 yıllarında seri üretime geçirmesi bekleniyor ve yeni nesil hidrojen yakıt hücreli araçlar, mevcut modellere göre yüzde 20 daha fazla menzil ve üçte bir daha düşük maliyet sunacak.

Bu haber, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik ve yenilikçilik adına önemli bir adım olarak görülüyor. Toyota’nın bu atılımı, hidrojen yakıt hücreli araçların gelecekte nasıl bir rol oynayabileceğinin de bir göstergesi. Hilux FCEV, hem ticari hem de bireysel kullanıcılar için çekici bir seçenek olma potansiyeline sahip ve bu da onu geleceğin taşıtı yapabilir.

Honda, Amerika’nın ilk hidrojen yakıt hücreli aracını üretti

Hidrojen Haber- Honda’nın CR-V crossover modelinin yakıt hücreli versiyonu, ABD’nin ilk plug-in hibrid yakıt hücreli aracı olacak. Bu, şarj bağlantı noktalarına takılabileceği ve hidrojenin yanı sıra elektrikle de çalışabileceği anlamına geliyor. ABD Enerji Bakanlığı’na göre şu anda ABD’de 56 yakıt hücresi istasyonu var ve bunların hepsi Kaliforniya’da bulunuyor. Yeni CR-V, 29 kilometresi elektrikli sürüş kapasitesi olmak üzere bir depo ile 270 kilometreye kadar yol alabiliyor.

Otomobillerin yakıt hücresi sistemleri Honda ve General Motors’un ortak girişimi olan  Michigan’daki Fuel Cell System Manufacturing’de üretiliyor. Şirketler tarafından ortaklaşa geliştirilen yakıt hücresi sistemi, Honda’nın yakıt hücreli Clarity modelinde kullanılan eski sisteme göre iki kat daha dayanıklı ve üçte iki oranında daha ucuz.

Honda, 2040 yılına kadar yeni araç satışlarının tamamını pille çalışan elektrikli ve yakıt hücreli araçların oluşturmasını hedefliyor.

Çin dünyanın ilk deniz suyu elektrolizörünü çalıştırdı

Hidrojen Haber- Hidrojen üretimi için dünyanın ilk ve en büyük tek üniteli 500 kW deniz suyu elektrolizörünü, Shenzhen Energy Group‘a ait Mawan Enerji Santrali’nde açtı.Bu yenilikçi teknoloji, sürdürülebilir enerji sektöründe oyunun kurallarını değiştiriyor. 

Kurulumu Kasım 2023’te başlayan bu elektrolizör, 100 Nm³/saate kadar hidrojen üretim kapasitesine sahip. Derin denizlerdeki yenilenebilir enerjinin şebekeye entegre edilmesi ve büyük miktarlarda yenilenebilir enerjinin verimli bir şekilde depolanması gibi zorlukların üstesinden geliyor.

 Açık deniz rüzgar enerjisinin hızla gelişmesi, yerel tüketim talebini artırarak deniz suyu elektrolizini yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı için çok önemli bir çözüm haline getirdi. Bu teknoloji, deniz uygulamalarının ötesinde, tuzlu/alkali göl suyu ve maden suyu gibi yüksek tuzluluk oranına sahip su kaynaklarına kadar uzanan olanaklar sunarak küresel çapta büyük ölçekli hidrojen üretimini destekliyor.

“Emisyonu artan ülkelerin tepesine yumruk inmek üzere”

Hidrojen Haber- İzmir Serbest Bölgesi Sürekli Eğitim Merkezi (İZSEM) tarafından 5 Haziran Dünya Günü ve Çevre Haftası kapsamında düzenlenen “Yeşil Serbest Bölgeler ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” başlıklı konferans, Bölgede faaliyet gösteren firmaların temsilcilerinin katılımı ile gerçekleşti. 

Konferansta konuşan İzmir Serbest Bölgesi (İZBAŞ) Teknik Danışmanı ve Ege Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuri Azbar, 2026 yılı ile birlikte Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracatta maliyet unsuru olacak Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) hakkında detaylı bilgiler verdi. 

2023-2025 yılları arasının uygulamada geçiş dönemi olduğunu anımsatan Azbar; 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla öncelikli olarak demir çelik, çimento, gübre, alüminyum ve elektrik sektörlerine uygulanacak SKDM ile Türk ekonomisi ve ihracatçı firmalarının yeni bir maliyet unsuru ile karşı karşıya kalacağına dikkat çekti.

YILLIK 20 MİLYAR AVRO EK MALİYET 

Sistemin 2030 yılına kadar hemen tüm sektörleri kapsayacağını vurgulayan Nuri Azbar, firmaların Emisyon Ticareti Sistemi (ETS) üzerinden sertifika almaları gerekeceğini; bu sertifikaların maliyetinin ise haftalık ETS fiyatlarına dayalı olarak €/ton CO2 için hesaplanacağını kaydetti. 

Bugünkü hesaplamalara göre, ihracatının yüzde 45 ilâ 50’sini AB ülkelerine yapan Türk firmalarının, yıllık 20 milyar avro ek maliyet ile karşı kalmalarının yüksek ihtimal olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nuri Azbar şu değerlendirmeyi yaptı: 

CİDDİ GELİR KAPISI OLABİLİR

“Bu maliyeti azaltmak ya da artırmak bizim elimizde. Sözgelimi karbon fiyatının 50 euro/ton olması durumunda, 100 avro değerindeki çimento ihracatının 22 avrosu sınırda karbon vergisi olarak ödenecek. Bu sistemden en fazla etkilenecek ilk üç ülke Rusya, Çin ve Türkiye olacak. Bizim gibi ülkelerin tepesine inmek üzere havaya kalkmış yumruk var. Bu yumruğu yüzümüze yiyebiliriz ya da akılcı politikalarla krizi fırsata çevirerek yumruk yapan el ile tokalaşabiliriz. ETS kapsamında kotasının altında karbon emisyonuna sebep tesisler, aradaki farkı ihtiyacı olan, yani kotanın üzerinde karbon emisyonuna sebep olan tesislere satabilecek. Bu mekanizma, akılcı politikalarla 2026 sonrasına hazırlanan şirketler ve hatta ülkeler için ciddi bir gelir kapısı anlamına da gelecek. Türkiye yıllık 452 milyon karbon salımı ile gelişmiş ülkelerin gerisinde. Ancak bu veri bizi rahatlatmamalı. Çin ve ABD gibi ülkelere göre emisyon değerlerimiz düşük, ancak emisyon salımı en hızlı artan ilk 10 ülke arasındayız.”

İZBAŞ KARBON AYAK İZİNİ İKİ YILDIR HESAPLIYOR 

İZBAŞ Teknik Danışmanı Prof. Dr. Nuri Azbar, Bölgenin “Yeşil Serbest Bölge” olma vizyonu çerçevesinde karbon ayak izini iki yıldır hesapladığını, enerjide öz tüketiminin önemli bir bölümünü de yenilenebilir enerji kaynaklarından karşıladığını belirtti. 

Hangi sektörde faaliyet gösterdiğine bakılmaksızın tüm firmaların kurumsal ve ürün bazında karbon ayak izlerini hesaplamaları gerektiğinin altını çizen Azbar; Dünya Bankası’nın desteği ile TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından yürütülen “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” çerçevesinde, Kobi’lerin Yeşil Dönüşüm mevzuatlarına uyumunu ve teknik yardım almalarını sağlamak amacıyla 1831-Yeşil İnovasyon Teknoloji Mentörlük Çağrısı açıldığını, programa katılan firmalara yüzde 90’a kadar hibe destek sağlandığını anımsattı. 

EMİSYON TİCARETİ SİSTEMİ NASIL İŞLEYECEK? 

  • Enerji üretim ve sanayi tesisleri için belirli bir tavan değer belirlenerek sınırlandırılırken, her tesis için bir kota belirlenecek. 
  • Kotanın altında karbon emisyonuna sebep olan tesisler aradaki farkı ihtiyacı olan, yani kotanın üzerinde karbon emisyonuna sebep olan tesislere satabilecek. 
  • Karbon değeri, piyasa koşullarına göre belirlenecek. 
  • Karbon kotasını sağlayamayan tesisler ise para cezaları ile karşı karşıya kalacak.

Mısır’dan yeşil hidrojen için devasa arazi

Hidrojen Haber- Mısır, sürdürülebilir ve temiz enerji kaynaklarına olan bağlılığını bir kez daha gösterdi. Ülke, yeşil hidrojen üretimi için 41,700 kilometrekarelik devasa bir alanı ayırdı. Bu hamle, yenilenebilir enerji kaynakları için gerekli geniş alanın sağlanmasını ve böylece yeşil hidrojen üretiminin genişletilmesini amaçlıyor. Yeşil hidrojen, suyun elektrolizi ile, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerjiler kullanılarak üretilen temiz bir hidrojen çeşidi. Mısır’ın bol güneş ışığına ve düzenli rüzgara sahip olması, bu enerji formunun üretimi için mükemmel koşullar sunuyor.

Yenilenebilir enerji projelerini genişletmek için Yenilenebilir Enerji Otoritesine (NREA) tahsis edilen bu alan, ülkenin temiz enerji kaynakları için yeterli alana sahip olmasını sağlıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi aracılığıyla üretilen elektriği yeşil hidrojen olarak depolamak ve taşımak, enerji talebinin gerektirdiği yer ve zamanda kullanılmasına olanak tanıyor.

Mısır’ın yeşil hidrojen üretimi için ayrılan bu alan, zaten 27 anlaşma memorandumu (MoU) imzalanmış çeşitli temiz enerji yatırımcıları arasında yeşil hidrojen üretim siteleri için özel olarak belirlendi. Bu projelerin toplam kapasitesi yaklaşık 115 gigavat (GW) olacak ve bu da 63 GW rüzgar enerjisi ve 52 GW güneş enerjisini içerecek.

Bu gelişme, Mısır’ın sürdürülebilir kalkınma ve temiz enerji geçişinde önemli bir rol oynayacağını gösteriyor. Ülke, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından maksimum düzeyde yararlanarak, yeşil hidrojen üretiminde önemli bir oyuncu olma yolunda ilerliyor.

Temiz yakıtlı motor teknolojisinde dev işbirliği 

Hidrojen Haber- Volvo Grubu ve Westport Fuel Systems, uzun yol ve arazi uygulamaları için Westport’un Yüksek Basınçlı Doğrudan Enjeksiyon (HPDI™) yakıt sistem teknolojisinin ticarileştirilmesini ve küresel benimsenmesini hızlandırmak amacıyla bir ortak girişim anlaşması imzaladı. Bu stratejik hamle, sürdürülebilirlik ve çevre dostu yenilikler konusunda iki endüstri devinin ortak vizyonunu yansıtıyor.

Ortak girişim, ağır taşımacılık ve arazi uygulamalarında kullanılmak üzere, yenilenebilir yakıtlar ve gelecekte hidrojen ile çalışan içten yanmalı motorlar için sürdürülebilir çözümler sunmayı hedefliyor. Volvo Grubu’nun Teknoloji Başkanı Lars Stenqvist, bu işbirliğinin, taşımacılığın karbon salımını azaltma yolunda önemli bir adım olduğunu belirtti.

Volvo, ortak girişim için yüzde 45 hisseye yaklaşık 28 milyon dolar ödeyecek .Volvo ve Westport’un bu ortaklığı, geleceğin yeşil taşımacılık vizyonuna önemli bir katkı sağlayacak gibi görünüyor.

Luxfer’in güvenli hidrojen nakliye sistemi tanıtıldı

Hidrojen Haber- Dünya enerji ihtiyaçlarının sürdürülebilir ve yeşil çözümler arayışında hız kazanırken, Luxfer firması piyasaya yeni bir hidrojen nakliye çözümü sundu. Bu çözüm, hidrojenin güvenli ve verimli bir şekilde taşınmasını sağlayarak, yeşil enerji kaynaklarının kullanımını teşvik ediyor.

Luxfer Gaz Silindirleri, hidrojeni sanal gaz boru hatları aracılığıyla sürdürülebilir bir şekilde taşımak için G-Stor® Hydrosphere’ı geliştirdi. Luxfer Holdings şirketinin Çoklu Eleman Gaz Konteynerleri (MEGC’ler) koleksiyonu, Rotterdam’daki Dünya Hidrojen Zirvesi sırasında piyasaya sürüldü. Çözümler, Luxfer’in Tip 4 silindir teknolojisinden yararlanıyor ve 20 ft ve 40 ft birimlerde mevcut olacak. Bu teknolojiyle yükü en üst düzeye çıkararak ve kg başına en iyi fiyat sunmak amaçlanıyor

Luxfer’in sunduğu bu yenilikçi çözüm, hidrojenin depolanması ve nakli süreçlerinde karşılaşılan zorlukları aşmaya yönelik olarak tasarlandı. Çözüm, son teknoloji malzemeler ve tasarımlar kullanarak, hidrojenin nakliyesini daha güvenli hale getiriyor ve bu sayede de hidrojenin yenilenebilir enerji kaynağı olarak kullanımını artırıyor.

Japon şirketlerinden hidrojene 1 milyar dolar

Hidrojen Haber-Japonya’nın endüstri devleri, ülkenin hidrojen enerjisine geçiş stratejisini destekleyecek bir adımla, hidrojen tedarik zincirlerini güçlendirmek için 1 milyar dolarlık bir fon oluşturdu. Bu fon, hidrojenin üretiminden dağıtımına kadar uzanan süreçteki projeleri finanse ederek, temiz enerji kaynağı olarak hidrojenin kullanımını teşvik etmeyi hedefliyor.

400 den fazla Japon şirketi ve organizasyonun oluşturduğu bir koalisyon olan Japonya Hidrojen Derneği (JH2A), Japonya’nın ekonomik güvenliğini artırmak ve ülkeyi küresel hidrojen ekonomisinde öncü bir konuma taşımak için hidrojen tedarik zincirlerini güçlendirmeyi hedefleyen 1 milyar dolarlık bir fonu hayata geçirmeye hazırlanıyor. 

Bu girişim, ABD tarafından 2022’de başlatılan ve ticaret, tedarik zincirleri ve karbon salınımı azaltma çabaları üzerine iş birliği yapan 14 üye ülkeyi kapsayan İndo-Pasifik Ekonomik Çerçevesi (IPEF) ülkelerindeki projelere yatırım yapmayı önceliklendiriyor.

Siemens yapay zeka ile hidrojeni daha verimli üretecek

Hidrojen Haber- Siemens, hidrojen endüstrisindeki şirketlere destek olmak amacıyla, hidrojen üretim tesislerinin tasarımını, mühendisliğini ve otomasyonunu önemli ölçüde basitleştirmeyi amaçlayan yapay zeka tabanlı yazılım araçları sunuyor.

Bu yenilikçi çözümler, kullanıcıların hidrojen üretimi için tesis tasarımları oluşturmasına olanak tanıyan zeki bir sohbet robotu olan Hidrojen Tesis Konfigüratörü’nü içeriyor. AI, istenen üretim tesisinin tasarım özellikleri ile beslendiğinde, sistem birimlerinin ve bağlantılarının kesintisiz blok akış diyagramlarından kesin düzenlerine kadar her şeyi yaratabilir. Ayrıca, AI, olası güç tüketimi, ısı üretimi ve en önemli bileşenlerin kapsamlı bir listesi gibi tesis özel anahtar rakamları tahmin edebilir.

Siemens, 2024 yılının sonundan itibaren Siemens Xcelerator Marketplace’te Hidrojen Tesis Konfigüratörü’nü sunmayı, Comos AI ve SFC Generation’ı ise 2025 yılının başından itibaren sunmayı planlıyor. Yeni AI araçları, 2024 yılında Frankfurt’ta düzenlenecek Achema Fuarı’nda ilk kez tanıtılacak.