Ana Sayfa Blog Sayfa 191

Avrupa’nın en büyük entegre yakıt hücresi fabrikası açıldı

Hidrojen Haber- Forvia, Michelin ve Stellantis’in eşit oranda ortak olduğu girişim Symbio, Fransa’nın Auvergne-Rhône-Alpes bölgesindeki Saint-Fons’ta kurulan Avrupa’nın en büyük entegre yakıt hücresi fabrikası SymphonHy’nin açılışını yaptı.

Yıllık 50 bin adet yakıt hücresi sistemi üretim kapasitesiyle faaliyete geçmeye hazırlanan SymphonHy, IPCEI programının bir parçası olarak Avrupa Birliği ve Fransız hükümeti tarafından desteklenen, 1 milyar avro değerinde bir proje olan HyMotive’in bir parçası.HyMotive, ömrü boyunca bin kişiye istihdam sağlayacak.

İlk aşamada yıllık 16 bin adetlik üretim kapasitesiyle faaliyete geçecek olan SymphonHy, 2026 yılına kadar bu kapasitesini 50 bin adede çıkaracak. 26 bin metrekarelik kullanım alanına sahip olan tesisin bu hacmi, 2026 yılına kadar 40 bin metrekareye ulaşacak. 7 bin metrekaresi inovasyon odaklı çalışmalara ayrılan tesiste 8 bin metrekarelik ISO 8 sertifikalı temiz oda da inşa edildi.

Yakıt hücreleri konusunda Symbio tarafından desteklenen Stellantis, hidrojen çözümlerini Avrupa’da halen mevcut orta boy ticari araçların ötesinde genişletmeye devam edecek ve Kuzey Amerika pazarı için büyük boy ticari araçlar, Ram pikaplar ve ağır hizmet kamyonları sunacak. Şirket, orta güç seviyesine sahip, 500 kilometreye kadar menzil sunan ve 10 dakikadan kısa sürede şarj edilebilen büyük ticari araçları kapsayacak şekilde ürün gamını genişletiyor. 

Hyundai küresel hidrojen ekosistemini canlandıracak

Hidrojen Haber- Gelişen teknoloji ile birlikte sürdürülebilir enerji kaynaklarına olan talep artıyor. Bu talebi karşılamak için Hyundai Motor , hidrojenin potansiyelini ortaya çıkarmak ve küresel hidrojen ekosistemini hızlandırmak amacıyla çeşitli paydaşlarla bir anlaşma imzalıyor. Bu anlaşma, Güney Kore Çevre Bakanlığı, Kore Su Kaynakları Kurumu, Küresel Yeşil Büyüme Enstitüsü (GGGI) ve SK E&S ile Dubai COP28 Dünya İklim Zirvesi sırasında gerçekleşti.

Bu anlaşma, küresel hidrojen ekosistemini hızla büyütmeyi ve iklim değişikliğine daha etkin bir şekilde yanıt vermeyi hedefliyor. Hyundai Motor ve Koreli ortakları, Kore’de devam eden hidrojen ekosistem gelişimi örneklerini uluslararası toplumla paylaşarak, küresel bir hidrojen ekosistemi oluşturmak için danışmanlık ve vaka çalışmaları sağlayacaklar. GGGI ise bu vaka çalışmalarına dayalı bir değerlendirme raporu yayınlayarak, uluslararası paylaşıma sunacak.

ATIKTAN HİDROJEN 

Hyundai Motor, “Atıktan Hidrojen” sürecini küresel pazarda aktif olarak uygulUYOR.. Bu geri dönüşümlü hidrojen üretim yöntemi; gıda atıkları, kanalizasyon çamurları ve hayvan gübreleri gibi organik atıklardan biyogaz kullanarak temiz hidrojen üretiyor.. Bu süreç, metan gibi kirletici maddeleri uzaklaştırırken, atık kaynakların kullanımıyla çevre dostu bir enerji kaynağı sağlıyor.

Şirketin atıktan hidrojen üretim süreci, iklim değişikliğine önemli katkıda bulunan metanın azaltılmasının önemini vurguluyor.. Güney Kore’deki atıktan hidrojen tesisleri, günlük 500 kilogram hidrojen üretmekte.

Hyundai Motor, hidrojen toplumunda döngüsel bir ekonomi için tüm değer zincirini birleştiren kapsamlı bir hidrojen iş modeline odaklanmaktadır. Bu amaçla, şirket atıktan hidrojen işine katılarak yenilenebilir enerji kaynakları olmayan bölgelere bile çevre dostu hidrojen temin etmeyi amaçlamaktadır. Bu proje, bölgesel düzeyde hidrojen üretim mini merkezlerinin gelişmesine ve hidrojen endüstriyel kümelerinin oluşmasına yol açarak hidrojen toplumunu harekete geçirecektir.

Bu girişimin özellikle ASEAN bölgesindeki küresel genişlemesi, Hyundai ‘nin sürdürülebilir bir küresel hidrojen ekosistemi oluşturma ve bir hidrojen toplumunu gerçekleştirme taahhüdünü yansıtıyor.

Anlaşma kapsamında Çevre Bakanlığı, hidrojen araç dağıtımı ve şarj istasyonu ekosistemlerinin kurulması konusunda katkı sağlayacak.. Kore Su Kaynakları Kurumu, hidrojen üretimi ve ulaşım için hidroelektrik enerji kullanımıyla ilgili örnekler sunacak. SK E&S, sıvılaştırılmış hidrojen üretimi ve kullanımı örnekleri sunarak uluslararası kuruluş raporlarının yayınlanmasına katkıda bulunacak ve iş modelinin küresel yayılımına destek olacak.

Dünyanın ilk hidrojenli römorkörü hizmete başladı

Hidrojen Haber- Dünyanın ilk hidrojenle çalışan römorkörü Hydrotug 1, CMB Tech’in Hydroville adlı hidrojenle çalışan yolcu gemisinin ardından geliştirdiği ikinci hidrojenli araç. Römorkör, 4 bin beygir gücünde iki hidrojen içten yanmalı motorla donatılmış. Bu motorlar, hem sıvılaştırılmış hidrojen hem de sıkıştırılmış hidrojen kullanabiliyor. Römorkörün karbon wmisyoun, geleneksel dizel römorkörlere göre yüzde 65 daha az.

Antwerp-Bruges Limanı arasında çalışacak Römorkör geleneksel yakıtla beraber içten yanmalı motor kullanan ilk hidrojenli römorkör. Gemi yılda 350 arabanın çıkardığı kadar karbonu ortadan kaldıracak

Hidrojen Konseyi : Projeler yılbaşından bu yana yüzde 35 arttı

Hidrojen Haber- Hydrogen Council tarafından dün yayınlanan analize göre, küresel hidrojen ekonomisi artan faiz oranları ve kısıtlı tedarik zincirlerinden kaynaklanan küresel rüzgarlara rağmen büyüyor.

Küresel hidrojen gelişimine ilişkin en son güncelleme olan ve McKinsey & Company ile ortaklaşa hazırlanan Hydrogen Insights 2023 Aralık raporuna göre , temiz hidrojen üretimi, nihai kullanım ve altyapı dahil olmak üzere 570 milyar ABD dolarına ulaştı .Bu 6 ay öncesine göre yüzde 35’lik bir artış demek .

Avrupa’nın 190 milyar ABD dolarını aşan yatırım duyurusu ile genel proje hattındaki liderliğini koruyor. Bununla birlikte, temiz hidrojen alanında duyurulan yatırımların yalnızca yüzde 7’si tamamlanmıştır – Avrupa’da bu rakam yalnızca yüzde 4 (Kuzey Amerika’da %15 , Çin’de ise %35’tir. Hidrojen projeleri küresel olarak 2030 yılına kadar yılda 45 milyar ton temiz hidrojen üretim kapasitesine sahip. 

Değerlendirmeye göre büyüme güçlü olmaya devam ederken, hedefler için daha fazla projenin duyurulması ve mevcut projelerin daha hızlı olgunlaşması gerekiyor. Dünyayı zamanında karbonsuzlaştırma yoluna sokmak için 430 milyar ABD doları tutarında ek proje gerekiyor.

Hidrojen alanındaki bu gelişmeler daha zorlu bir makroekonomik ortamda gerçekleşiyor. Daha yüksek sermaye maliyetleri, daha yüksek EPC maliyetleri ve daha yüksek yenilenebilir enerji maliyetleri, yenilenebilir hidrojen üretim maliyetini artırmıştır. Yenilenebilir hidrojenin üretim maliyetlerine ilişkin tahminler yüzde 30-65 oranında artarak kilogram başına 4,5-6,5 dolara ulaşmıştır. Hidrojen Konseyi, uzun vadede yenilenebilir hidrojen üretim maliyetlerinin 2,5-4 dolara düşmesini beklemektedir.

Elektrolizör maliyetlerinde 2050 yılına kadar yüzde 70’e varan düşüşlerin, yenilenebilir hidrojen yatırım harcamalarını ve toplam maliyetleri düşürmek için en güçlü kaldıraç olacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte, yenilenebilir hidrojen üretimi yatırım harcamalarını tam olarak optimize etmek için projelerin standartlaştırılması gibi daha fazla önlem alınması gerekiyor. Rapora göre 2030 yılına kadar yüzde 45 oranında düşebilecek olan bu maliyetler, rapora göre aktif proje optimizasyonu ile yüzde 25 daha azaltılabilir.

Kontrolmatik hidrojende ar-ge yapıyor

Hidrojenhaber – Türkiye’nin önde gelen enerji teknolojileri şirketlerinden Kontrolmatik, hidrojen enerjisi ve depolanması için araştırma ve geliştirme çalışmaları yapıyor. 

Kontrolmatik Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aslanhan, Hidrojenhaber’e yaptığı açıklamada şirketin hidrojen enerjisi ile ilgili çalışmaları yakından takip ettiğini söyledi. Aslanhan, “Bu alanla alakalı elektroliz konusunda, elektrolizden paket konteynır şeklinde hidrojen üniteleri geliştirme konusunda çalışmalarımız var ama bunlar daha çok ar-ge statüsünde. Henüz ürüne dönmüş bir çalışmamız bulunmamakta” dedi.

DEPOLAMADA FARKLI TEKNOLOJİLER

Enerji depolama teknolojileri üzerine değerlendirmelerini de paylaşan Sami Aslanhan, bu alanda potansiyel enerjiyle, kinetik enerjiyle depolama veya hidrojen gibi farklı teknolojiler bulunduğuna dikkat çekti. Aslanhan açıklamasında şu ifadeleri kullandı: 

“Günümüzde şu anda en yaygın olarak kullanılan, pazar lideri ve fiyat rekabeti sağlayabilecek teknoloji lityum iyon bazlı teknolojiler. Şimdilik buna rakip olabilecek bir teknoloji yok. 

Bankaların yüksek faiz uygulaması, parasal sıkılaşma ve faiz yükleri lityum iyon bazlı projeleri dahi fizıbıl olmaktan uzaklaştırmaya başladı. Dolayısıyla lityum bazlı projeler yerine enerji çevrim oranının daha düşük olduğu ve verim oranı daha düşük diğer teknolojilerle yatırım yapmak veya pahalı teknolojiyle yatırım yapmak yatırımcı açısından makul gözükmüyor şu aşamada. Yatırımcı en stabil, en kararlı, en uygun olana yöneliyor. O da şu anda LFP teknolojisi.”

Mehmet DAYIOĞLU – HİDROJENHABER

Bacardi dünyanın ilk hidrojenle üretilen içki şişesini tanıttı

Hidrojen Haber- Ünlü alkollü içki markası Bacardi, hidrojen enerjisi kullanarak cam şişeler üreten ilk şirket oldu. Şirket hidrojenle çalışan cam şişeleri, İskoçya’daki John Dewar & Sons Ltd. tesisinde üretti.

Bu ayın başlarında gerçekleşen deneme öncesinde Bacardi’nin ana enerji kaynağı olarak hidrojenle çalışan bir cam fırını için teknolojiyi yenilemek üzere birinci sınıf cam üreticisi Hrastnik1860 ile ortaklık kurdu. Bacardi, deneme için St-Germain mürver çiçeği likörü şişesi tasarımını kullandı ve geleneksel yöntemlerle üretilen şişeyle aynı görünümü korudu.

Markanın 150 bin adet 70cl cam şişesinin üretildiği deneme sırasında, hidrojen, cam fırın için yakıtın yüzde 60’ından fazlasını sağladı ve bu da sera gazı emisyonlarının yüzde 30’dan fazla azalmasına neden oldu.

Hidrojenle çalışan cam şişeler, Bacardi’nin sürdürülebilirlik stratejisinin bir parçası. Şirket, ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapıyor, atık yönetimini iyileştiriyor, biyolojik çeşitliliği koruyor ve ambalaj tasarımını optimize ediyor. Bacardi, bu çabalarla birlikte, 2050 yılına kadar yüzde 100 emisyonsuz üretime geçmeyi hedefliyor.

Bacardi’nin Küresel Operasyonlar Başkanı Jean-Marc Lambert, hidrojenle çalışan cam şişelerin önemine dikkat çekti. Lambert, “Hidrojen enerjisi, düşük karbonlu bir geleceğe geçiş için kritik bir rol oynuyor. Biz de Bacardi olarak, bu yenilikçi teknolojiyi kullanarak cam şişelerimizi üretiyoruz. Bu şekilde hem müşterilerimize kaliteli ürünler sunuyoruz, hem de gezegenimizi koruyoruz.” dedi.

Güncellenen şişeler “önümüzdeki haftalarda” barlarda ve mağazalarda satışa sunulacak.

Avrupa’nın ilk amonyak enerji santrali inşa edilecek

Hidrojen Haber- Amonyak, hidrojenin depolanması ve taşınması için uygun bir taşıyıcı olarak görülüyor. Amonyak yakıtlı enerji üretimi, karbon emisyonlarını azaltmak ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmak için potansiyel bir çözüm sunuyor. Bu amaçlara yönelik olarak 3 şirket Avrupa’nın ilk amonyak yakıtlı enerji üretim tesisinin geliştirilmesi için ortaklık kurduklarını açıkladılar. Proje, Bord Gáis Energy, Centrica ve Mitsubishi Power Europe aracılığıyla Centrica tarafından yönetiliyor ve dünyadaki bu tür iki tesisten biri olacak.Proje, Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar iklim nötr olma hedefine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Bord Gáis Energy’nin Whitegate CCGT elektrik santralindeki tesisi, amonyakla çalışan enerji üretim teknolojisi için küresel bir gösteri alanı olarak hizmet verecek, düşük karbonlu amonyağın yeşil bir yakıt olarak fizibilitesi ve ölçeklenebilirliği hakkında fikir verecek ve düşük karbonlu amonyak Centrica Energy’nin küresel ticaret ağı aracılığıyla tedarik edilerek dünya çapında enerji üretiminin geleceğini şekillendirecek.

Projenin ortakları, amonyak yakıtlı enerji üretiminin teknik ve ekonomik yönlerini değerlendirmek için bir fizibilite çalışması yürütecekler. Ayrıca, amonyağın güvenli ve verimli bir şekilde depolanması, taşınması ve kullanılması için gerekli altyapıyı ve düzenlemeleri de inceleyecekler. Proje, amonyak yakıtlı enerji üretiminin ticari olarak uygulanabilir olup olmadığını test edecek.

Hidrojen depolamada ezber bozan  yeni teknoloji !

Hidrojen Haber- Fransız çelik üreticisi Vallourec, hidrojen depolama ve taşıma için yeni bir çözüm geliştirdi. Şirket, hidrojenin yüksek basınç altında sıvılaştırılmasını sağlayan ve böylece daha az alanda daha fazla hidrojen depolanmasına imkan veren bir boru sistemi tasarladı. Bu sistem, hidrojenin daha güvenli ve verimli bir şekilde kullanılmasına katkıda bulunacak.

Vallourec’in hidrojen depolama teknolojisi, şirketin uzun yıllara dayanan çelik üretimi ve işleme deneyimine dayanıyor. Şirket, hidrojenin sıvılaştırılması için gerekli olan -253°C gibi düşük sıcaklıklara dayanabilecek yüksek kaliteli çelik borular üretiyor. Ayrıca, boru sisteminin montajını kolaylaştırmak ve sızdırmazlığını sağlamak için özel bağlantı parçaları da geliştiriyor.

Vallourec’in yenilikçi sistemi, güvenli, büyük ölçekli bir hidrojen depolama çözümü sunuyor. Bir yeraltı sistemi olan dikey sıkıştırılmış gaz hidrojen depolama sistemi kanıtlanmış korozyon direncine ve sızdırmazlık teknolojisine sahip borulara ve bağlantılara sahip sistem, en yüksek güvenlik koşulları altında 100 tona kadar hidrojen depolayabilmekte.

Vallourec’in hidrojen depolama teknolojisi, hidrojen ekonomisinin gelişmesine önemli bir katkı sağlayabilir. Hidrojen, yenilenebilir enerji kaynaklarının depolanması ve taşınması için ideal bir vektör olarak görülüyor. Ancak, hidrojenin gaz halindeki yoğunluğu çok düşük olduğu için, büyük hacimlerde depolanması ve taşınması zor oluyor. Vallourec’in sistemi, bu sorunu çözerek, hidrojenin daha küçük tanklarda ve daha uzun mesafelerde taşınabilmesine olanak tanıyor. Şirket, bu teknolojiyi gelecekte daha büyük ölçekli projelerde de uygulamayı planlıyor.

GM İnşaat ve Liman Araçları için yeni tip yakıt hücresi kullanacak

Hidrojen Haber- General Motors (GM), ağır hizmet kamyonları ve terminal traktörleri için Hydrotec hidrojen yakıt hücreli “güç küpleri” sağlamak için  Autocar ile anlaştığını duyurdu. Bu, GM’nin ticari kamyon uygulamaları için hidrojen yakıt hücrelerini sağlama konusundaki ilk girişimi olarak kaydedildi. Yakıt hücreleri, bir elektrokimyasal reaksiyon yoluyla hidrojen ve oksijeni birleştirerek hidrojende depolanan enerjinin bir aracı güçlendirmek için elektriğe dönüştürülmesini sağlar. Autocar’ın ağır hizmet tipi mesleki kamyonları, 2026 yılında GM’den Hydrotec güç küpü yakıt hücreleri ile sunulacak.

GM, Hydrotec güç küplerinin yolcu araçlarının ötesinde bir dizi uygulamada araçları elektriklendirebileceğini söylüyor; bu uygulamalar arasında yük taşımacılığı için ağır kamyonlar ve hatta lokomotifler bulunuyor. Ticari araç uygulamalarından ilki, Autocar’ın beton mikserleri, rulo kapaklı ve damperli kamyonları olacak ve ardından çöp kamyonları ve terminal traktörleri gelecek, üretimin 2026 yılında başlaması planlanıyor.

General Motors’un Hydrotec Power Cubes olarak adlandırılan Hydrotech yakıt hücresi sistemleri, ticari araç uygulamaları için özel olarak geliştirilmiş.Her güç küpü, termal ve güç yönetim sistemleriyle birlikte 300’den fazla hidrojen yakıt hücresi içeriyor. Küp, az gürültü ile 77 kilowatt güç sağlar. Bu küpler, aracın güç ve menzil ihtiyaçlarına uyacak şekilde istiflenebilir. Triz Mühendislik, yakıt hücresi ve piller arasındaki güç dağıtımı için entegrasyon desteği sağlayacak.

IEA : COP28 taahhütleri yeterli değil

Hidrojen Haber- Dubai’deki COP28 iklim değişikliği konferansında, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konusunda birçok ülke ve metan konusunda önemli sayıda şirket tarafından taahhütlerde bulunuldu. Bu taahhütler, enerji sektörünün sera gazı emisyonlarıyla mücadelede ileriye doğru atılmış olumlu adımlar olsa da, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’na göre dünyayı uluslararası iklim hedeflerine ulaşma yoluna sokmak için yeterli değil.

8 Aralık Cuma günü itibariyle yaklaşık 130 ülke, 2030 yılına kadar küresel yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarma ve 2030 yılına kadar her yıl enerji verimliliği iyileştirme oranını iki katına çıkarma taahhüdüne imza attı Bu ülkeler fosil yakıtların yanmasından kaynaklanan küresel karbondioksit (CO2) emisyonlarının yüzde 40’ından sorumlu olup , toplam küresel enerji talebinin yüzde 37’sini ve küresel GSYH’nin yüzde 56’sını oluşturmaktadırlar.

Bu taahhütlerin potansiyel etkisine ek olarak IEA, Petrol ve Gaz Dekarbonizasyon Tüzüğünün metan emisyonlarını sıfırlama ve 2030 yılına kadar rutin alevlenmeyi ortadan kaldırma taahhüdünün tam olarak uygulanmasının etkisinin ne olacağını değerlendirmiştir. Sözleşmeyi imzalayan 50 şirket, küresel petrol üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını üretmekte ve birleşik petrol ve gaz üretiminin yüzde 35’ini yönetmekte.

EMİSYON AZALTIMI TAAHHÜDÜ HEDEFİN SADECE 3’TE BİRİ

IEA analizi, mevcut imzacılar tarafından yenilenebilir enerji, verimlilik ve metan/flaringi kapsayan bu taahhütlerin tam olarak yerine getirilmesinin, 2030 yılında enerjiyle ilgili küresel sera gazı emisyonlarının, beklenenden yaklaşık 4 gigaton daha düşük olmasıyla sonuçlanacağını göstermektedir, 2030 emisyonlarındaki bu azalma, dünyayı küresel ısınmayı 1.5 C ile sınırlandırmaya uygun bir yola sokmak için kapatılması gereken emisyon açığının sadece yaklaşık yüzde 30’unu temsil etmektedir 

IEA’ya göre COP28’deki taahhütler, enerji sektörünün sera gazı emisyonlarıyla mücadelede önemli adımlar. Ancak, dünyayı uluslararası iklim hedeflerine ulaşma yoluna sokmak için daha fazla çabaya ihtiyaç var. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konusundaki taahhütlerin kapsamı genişletilmelidir. Metan emisyonları konusundaki taahhütler daha fazla şirket tarafından imzalanması gerekiyor ve sera gazı emisyonlarını azaltmak için diğer sektörlerden de adımlar atılması gerekiyor.