Ana Sayfa Blog Sayfa 190

Estonya 40 milyon avroluk hidrojenli feribot satın alacak


Hidrojen Haber- Estonya, tamamen hidrojen yakıtıyla çalışacak bir gemi olan 40 milyon avroluk sıfır emisyonlu feribot için ihale çağrısı başlattı. Feribotun Ekim 2026’da faaliyete geçmesi ve ana adalara gidip gelen insanlar için bağlantı kalitesini artırması planlanıyor.

Feribot, hidrojen yakıtı veya kıyıdan sağlanan elektrikle çalışacak şekilde tasarlanacak. Yeni teknolojilerin kullanımı ve yenilikçi bir gövde tasarımı, feribotun enerji tüketiminin öncekilere göre yaklaşık yüzde 20 daha düşük olmasını sağlayarak feribot teknolojisinde önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.. Proje, Estonya’nın doğa dostu girişimlere olan bağlılığıyla uyum sağlamayı ve daha enerji verimli yolculuklar yoluyla ekonomik faydalar sunmayı amaçlıyor.

Mısır’dan 4 Milyar dolarlık mega amonyak tesisi 

Hidrojen Haber- Suudi Arabistan merkezli enerji şirketi ACWA Power, Mısır’da dev bir yeşil hidrojen projesine imza attı. Proje, Mısır’ı dünyanın önde gelen yeşil hidrojen üreticilerinden biri haline getirmeyi hedefliyor ve ülkenin enerji manzarasında dönüştürücü bir anı temsil ediyor.

İddialı proje, yılda 600 bin ton yeşil amonyak üretecek devasa bir tesis kurmayı amaçlıyor. Tahmini yatırım tutarı 4 milyar dolar olan bu ilk aşama, yılda 2 milyon ton kapasiteye sahip olması planlanan daha geniş çaplı bir ikinci aşamaya zemin hazırlıyor. İşbirliği, Mısır Egemen Fonu (TSFE), Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi (SCZone), Mısır Elektrik İletim Şirketi (EETC) ve Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kurumu (NREA) gibi önemli kuruluşları içeriyor.

Bu çığır açan girişimin merkezinde, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı var. Proje, hem rüzgar hem de güneş santralleri tarafından desteklenecek. Bu stratejik yaklaşım, daha geniş küresel sürdürülebilir uygulamalara doğru kayışla uyumlu ve Mısır’ın daha temiz ve daha yeşil enerji çözümlerine doğru yolculuğunda kilit bir an.

Çerçeve anlaşmasının imzalanması, bu büyük ölçekli yeşil hidrojen tesisinin geliştirilmesinde önemli bir kilometre taşı anlamına geliyor. ACWA Power’ın Genel Müdürü Marco Arcelli, heyecanını dile getirerek, “Mısır, dünyanın en büyük yeşil hidrojen üreticilerinden biri olmaya çok uygun bir konumda ve biz de ülkenin enerji dönüşümünün bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz.” dedi. Bu proje, Mısır’ı yeşil hidrojen üretiminde öne çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede küresel çabalara da katkıda bulunuyor.

Yeşil çeliğe rekor AB desteği!

Hidrojen Haber- Avrupa Komisyonu, Saarland eyaletindeki mevcut çelik üretimini daha çevreci süreçlere dönüştürme projesi için Alman hükümetinin Stahl-Holding-Saar!a (SHS) verdiği 2,6 milyar avroluk hibeyi onayladı.

Şimdiye kadar tek bir çelik üreticisi için verilen en büyük devlet yardımı paketi, Völklingen ve Dillingen çelik fabrikalarındaki mevcut yüksek fırınların ve oksijen konvertörlerinin iki elektrik ark ocağı ve ikinci tesis için hidrojenle çalışan bir doğrudan demir indirgeme tesisi ile değiştirilmesine yönelik olacak.

SHS, Saarland tesislerinin kısmi olarak yeşil çelik üretimine dönüştürülmesinin toplam 3,5 milyar avroya mal olacak.  Dillingen’deki doğrudan demir indirgeme tesisi de başlangıçta doğalgazla çalışacak. SHS bu fosil yakıtın yerini alacak yenilenebilir hidrojen tedariki için bir ihale açmayı planlıyor.

Namx yakıt hücresini bıraktı içten yanmalı motora geçti

Hidrojen Haber- Hidrojenli araçlar, elektrikli araçlara göre daha fazla menzil, daha hızlı şarj ve daha az karbon salımı vaat ediyor. Ancak hidrojenli araçların yaygınlaşması için önemli bir engel var: yakıt hücreleri. Yakıt hücreleri, hidrojeni elektriğe dönüştürerek aracın motorunu çalıştıran pahalı ve karmaşık cihazlar. Bu temel nedenden dolayı hidrojenli araç girişimi Namx, yakıt hücrelerini bırakarak hidrojen içten yanmalı motorlara geçmeye karar verdi.

NamX yaptığı açıklamada, “İçten Yanmalı Motorlar, üretim maliyetleri söz konusu olduğunda daha fazla istikrar ve öngörülebilirlik sağlayarak şirketi ve müşterilerini nadir minerallerin tedarikiyle ilgili fiyat dalgalanmalarından koruyor”.”Hidrojen yanmalı motorlar ayrıca yüksek saflıkta H ihtiyacını ortadan kaldırdıkları için yakıt hücrelerine kıyasla daha yüksek sağlamlık ve çok yönlülüğe sahiptir.” İfadesini kullandı

Hidrojenli elektrikli araçlarda, partiküllerden kolayca zarar görebilen yakıt hücrelerini temiz tutmak için filtrelere ihtiyacı var. Toyota, Mirai yakıt hücreli otomobilinin iyon filtrelerinin her 35 bin mil değiştirilmesini tavsiye ediyor.

NamX, 6.2 litrelik dört zamanlı V8 motorun, GCK grubunun bir yan kuruluşu olan Solution F tarafından tedarik edileceğini söyledi. GCK web sitesine göre, motorundaki yanma “sadece su buharı ve az miktarda nitrojen oksit [NOx] üretir”. NOx emisyonları insan sağlığına zararlıdır ve dolaylı sera gazları olarak hareket edebilir; yakıt hücreleri sıfır NOx yayar.

Bununla birlikte NamX, açıklamasında içten yanmalı motorların ana dezavantajını ele almadı, bu da oldukça verimsiz olmaları, genellikle yakıtlarında bulunan enerjinin sadece yaklaşık yüzde 20-40’ını kullanmaları ve enerjinin çoğunun ısı olarak kaybolması. Mevcut yakıt hücreleri hidrojenin içerdiği enerjinin %40-60’ını kullanıyor.

Bu verimsizlik, kaçınılmaz olarak, hidrojen içten yanmalı motorlu otomobilleri daha fazla hidrojene ihtiyaç duyması sebebiyle yakıt hücreli modellerden daha masraflı hale getirebilir..

Namx, içten yanmalı V8 motorlu SUV aracını 2024 yılında piyasaya sürmeyi planlıyor.

Bursa’da hidrojene büyük ilgi

Hidrojen Haber- BUSİAD (Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği )Enerji Uzmanlık Grubu tarafından organize edilen ‘Bursa Hidrojeni Konuşuyor’ toplantıların ilki, “Hidrojen Enerjisinin Üretimi, Lojistik ve Depolanması” başlığı ile BUSİAD Evi’nde gerçekleştirildi.

Bursa Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Makina Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Burak Etemoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen ve yoğun bir ilginin olduğu etkinlikte, İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Süha Yazıcı ile İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Midilli, hidrojen teknolojileri konusunda Türkiye ve Bursa’da sürdürülen çalışmalar ve fırsatlar üzerinde dururken, BOSCH San. ve Tic. A.Ş. Endüstriyelleşmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Yıldırım Arslan ve Karsan Ar-Ge Sistem Mühendisliği Müdürü Emrah Avcı da konu ile ilgili sanayi tarafındaki uygulamaları aktardı.

“HİDROJEN DÜNYADA İLERLİYOR”

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) hazırladığı 2023 Dünya Enerji Görünümü (WEO-2023) raporunda hidrojene olan güvenin arttığının ve 2022 yılı içerisinde hidrojen yatırımlarının 1 milyar doları aştığının belirtildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Etemoğlu, “Eğer tüm duyurulan projeler gerçekleşirse 2030’a kadar dünya üzerinde 400 GW fazla elektroliz kapasitesine geçilebileceğini ve bunların işler duruma gelebileceği ifade edilmektedir. Hidrojen enerjiye bakışımızı ve son kullanım alışkanlıklarımızı değiştirecek şekilde dünyada ilerliyor. Bu toplantının bu yoğunlukla dinlenebilir olması da bunun ölçeklerinden bir tanesidir” dedi.

Yüksek bir katılımın göze çarptığı etkinliğin ilk konuşmacısı hidrojen ve yakıt pili teknolojilerinin Türkiye’de yaygınlaşması için demonstrasyon ve Avrupa Birliği projelerinde yer alan, hidrojen ve hidrojen yakıt pili teknolojilerinde bilimsel araştırmaları bulunan Hidrojen Teknolojileri Derneği Kurucu Üyesi, İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Süha Yazıcı, ‘Hidrojen değer zinciri ve fırsatlar’ üzerine bir sunum yaptı.

HİDROJEN TEKRAR ÖNEM KAZANDI

100-150 yıldır bilinen ancak ekonomik olmadığı için vazgeçilen hidrojenin, küresel ısınmayla birlikte gelen iklim değişikliğinin alternatif yakıtlara bakmaya yönelmesiyle tekrar önem kazandığına dikkat çeken Doç. Dr. Yazıcı, şunları söyledi:

“Şu anda dünyada 100 milyon ton hidrojen üretiliyor ve bu değişik sektörlerde kullanılıyor ama küresel ısınmadan dolayı bunun yaygınlaştırılması yönünde bir iteleme var. Yani burada temel motivasyonumuz yakıt ekonomisinden artık elektrik ekonomisine geçtik. Önümüzdeki 20, 30, 40 yılda artık elektriği konuşuyor olacağız. Bugün dünyada 100 milyon ton hidrojen üretilirken, 2050’de bunun yaklaşık 500 milyon ton olacağı öngörülüyor. Bu 500 milyon ton da toplam enerji eşitliği içerisinde yüzde 20’lere karşılık geliyor. Yani her şey artık hidrojene dönmeyecek, yüzde 20’lik kısmı dönecek. Mesela yüzde 25-30’lardan fazla yüzdeye sahip olarak Biyogaz çok daha önemli olacak. 2023’teki pazar 250 milyar dolarmış, 2030 öngörüsü 400 milyar dolarlara doğru gidiyor. Böyle olunca da bütün proseslerimizi elektrikle ilişkilendireceğiz.”

TÜRKİYE AVRUPA’NIN ÖNÜNE GEÇEBİLİR

Yazıcı’nın ardından konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Midilli de, hidrojenin üretiminin yanında depolanması, transferi, hidrojen istasyonları ve alternatif olarak sektörel uygulamaları üzerinde durdu.

Yüzde 85 yenilenebilir altyapısını tamamlamış bir ülke olan Türkiye’nin, yenilenebilir enerjiye hidrojen teknolojilerini de entegre etmesi halinde 2030’a kadar çok hızlı bir entegrasyonla Avrupa’nın çok daha önüne geçeceğini savunan Prof. Dr. Midilli, şöyle devam etti:

“Kimya sektöründe özellikle Bursa’da hidrojen önemli bir paydaş, parametre oluşturabilir. Bugün hidrojen teknolojilerinde özellikle teknolojiyi hafifleştirme, mobilitesini hızlandırma, enerji kabiliyetini artırma anlamında kompozitler önemli. Dolayısıyla ‘acaba bu sektörde hidrojen yüzde 1’de olsa Bursa’da bir ekmek bulabilir mi?’ Buna, ilgili sektörün paydaşları karar verecek. Bunun yanında özellikle raylı sistemlerde çelik sektörü işin içerisine giriyor ve bu çelik sektörüne baktığımızda da bugün karbondioksit üretiminden arınmış ve 2025’ten sonra da ürünleri karbon vergisine maruz kalacak olan çelik sektörü ve  raylı sistemler karbonsuz ürünleri kullanmak zorunda kalacak. Dolayısıyla bu raylı sistemler yarın belki de parçalarını yurt dışına ihraç ederken şöyle bir şeyle karşı karşıya kalacaklar, belki de kalmışlardır; ‘Ürünleriniz yeşil mi üretiliyor?’ 

Dolayısıyla çelik sektöründe hidrojen ve yenilenebilir enerji entegrasyonu yapılmadığı sürece yeşil bir raylı sistem altyapısı ve ürünleri oluşturma anlamında ciddi sıkıntı yaşama potansiyelimiz var diyen Midilli ;”Bursa gerçekten kaliteli makineler üreten bir sektöre sahip. Hidrojen ekonomisinin ekosisteminin yüzde 90 ana parçası, makine sektöründen geliyor. Dolayısıyla o zaman makinecilerin de bu işe bir kulak vermesi gerekiyor. Dünyada artık tamamıyla ulaşım sektöründe küçük ölçekli araçlar hariç kamyonlar, otobüsler, hatta ve hatta şimdi uçaklar, TIR’lar, gemiler, bunların hepsi hidrojenle çalıştırılmaya başlandı. Bursa’nın hidrojenli otomotiv sanayi sektörüne parça üretebilecek ya da altyapı teknolojisi üretebilecek iyi bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum”.İfadesini kullandı.

“BURSA’NIN İHRACATI 3-4 KAT ARTABİLİR…”

Midilli “Bütün bu sektörlerde bahsetmiş olduğum altyapılar eğer harekete geçerse bugün 15-16 milyar dolar civarında ihracat potansiyeli olan Bursa’nın, özellikle 2030’dan sonra 3-4 katına çıkaracağını düşünüyorum. Bursa’nın buna göre  altyapı yol haritası oluşturup, o altyapı yol haritasına göre hareket etmesi  Bursamıza, dolayısıyla da ülkemize önemli bir katma değer katacaktır diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Panelin ikinci oturumunda ise BOSCH San. ve Tic. A.Ş. Endüstriyelleşmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Yıldırım Arslan ve Karsan Ar-Ge Sistem Mühendisliği Müdürü Emrah Avcı da konu ile ilgili sanayi tarafındaki uygulamaları aktardı.

Uludağ Üniversitesi Makine Topluluğunun genç araştırmacı ve öğrencilerinin yürüttüğü hidrojen yakıt pili çalışmalarının da sergilendiği Panelin ardından konuşmacılara teşekkür belgesi olarak Kır Çiçekleri sertifikaları takdim edildi.

“Bursa Hidrojeni Konuşuyor” etkinlikleri önümüzdeki dönemde de devam edecek.

Macron’dan doğal hidrojene dev bütçe

Hidrojen Haber- Doğal hidrojen, yer altında veya okyanuslarda bulunan ve fosil yakıtlardan bağımsız olarak oluşan bir enerji kaynağı. Bu tür bir hidrojen, çevreye zarar vermeden elektrik, ısı veya yakıt olarak kullanılabilir. Doğal hidrojenin potansiyeli, son yıllarda bilim insanları ve politikacılar tarafından giderek daha fazla ilgi görüyor.

Fransa, doğal hidrojenin üretimini, depolanmasını ve dağıtımını geliştirmek için Avrupa Birliği ile işbirliği yapmayı planlıyor. Fransa ayrıca, doğal hidrojenin otomotiv, havacılık ve sanayi sektörlerinde kullanılmasını teşvik etmek için vergi indirimleri ve sübvansiyonlar sağlayacak.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, konuyla ilgili yaptığı konuşmada, doğal hidrojenin “geleceğin enerjisi” olduğunu ve Fransa’nın bu alanda lider olmak istediğini söyledi. “Doğal (beyaz) hidrojen, iklim değişikliğiyle mücadele etmenin yanı sıra, ekonomik büyüme ve istihdam yaratmanın da bir yolu” diyen Macron, “Fransa, geleceğin enerjisinin üretiminde öncü ülkelerden biri olabilir” diyerek “Bu araştırmayı büyük ölçüde hızlandıracağız ve bu teknolojinin hidrojen kullanılabilirliği açısından bir adım öne geçmemize ne ölçüde yardımcı olabileceğini görmek için çalışacağız.”iadesini kullandı.

ADNOC amonyak devini satın alıyor

Hidrojen Haber- Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın en büyük amonyak ve üre üreticisi olan Fertiglobe’un yüzde 58’ine sahip olan OCI NV ile ADNOC anlaşmaya vardı. Bu anlaşma ile ADNOC, Fertiglobe’un tamamına sahip olacak.

Birleşik Arap emirliği devlet şirketi petrol devi ADNOC, Fertiglobe’un mevcut tesislerini ve altyapısını kullanarak temiz hidrojen ve amonyak üretimini artırmayı hedefliyor. Temiz amonyak temiz hidrojenin nitrojen ile birleştirilmesiyle elde edilen bir kimyasal.

Temiz hidrojen ve amonyak, düşük karbonlu enerji kaynakları olarak giderek daha fazla talep görüyor. Özellikle ulaşım, gübre, çelik ve kimya sektörlerinde kullanılıyor. ADNOC, bu satın alma ile küresel temiz hidrojen ve amonyak pazarında lider bir konuma gelmeyi amaçlıyor.

ADNOC CEO’su Dr. Sultan Ahmed Al Jaber, yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma, ADNOC’un düşük karbonlu enerjiye geçişte öncü bir rol oynamasını sağlayacak. Fertiglobe’un tesisleri ve altyapısı, temiz hidrojen ve amonyak üretimini hızlı ve verimli bir şekilde artırmamıza olanak tanıyacak. Bu da bize yeni pazarlara girmek ve müşterilerimize daha fazla değer sunmak için fırsatlar yaratacak.” dedi.

ABD’de fosil yakıt şirketleri yeşil hidrojenle mücadeleye  41 milyon dolar harcadı

Hidrojen Haber- ABD’de kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan OpenSecrets’ın raporu, Joe Biden’ın 2021’de göreve gelmesinden bu yana hidrojenle ilgili lobicilik faaliyetlerinin önemli ölçüde arttığını ortaya koydu. 2020’nin sonunda sadece 24 olan H2 ile ilgili lobicilik faaliyetlerini açıklayan kuruluş sayısı bu yıl 30 Eylül itibariyle 200’ü aştı.

Rapor, hidrojen lobisinin büyük bir kısmının, mavi ve gri hidrojen gibi karbon yoğun üretim yöntemlerini desteklemek için yapıldığını ortaya koyuyor. Mavi hidrojen, doğalgazın buhar reformasyonu yoluyla elde edilen ve karbondioksit emisyonlarının yer altına gömülmesi gereken bir hidrojen üretim şekli. Gri hidrojen ise doğalgazın buhar reformasyonu yoluyla elde edilen ancak karbondioksit emisyonlarının atmosfere salınan bir hidrojen türü.

Yeşil hidrojen ise yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrikle suyun elektrolizi yoluyla üretilen ve hiçbir karbon emisyonu olmayan bir hidrojen türü. Yeşil hidrojen, fosil yakıtlardan bağımsız bir enerji kaynağı olarak görülüyor ve iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynayabilir. Ancak rapora göre, fosil yakıt şirketleri yeşil hidrojenin gelişimini engellemek için lobi faaliyetleri yürütüyor. Bu şirketler, mavi ve gri hidrojenin daha ucuz ve daha kolay üretilebildiğini, ayrıca mevcut altyapıyı kullanabileceklerini savunuyor. Bu arada, yeşil hidrojenin daha pahalı ve daha zor üretilebildiğini, ayrıca yeni altyapı gerektirdiğini iddia ediyorlar.

Raporun yazarları, fosil yakıt şirketlerinin hidrojen lobisinin, ABD hükümetinin enerji politikalarını etkilediğini ve yeşil hidrojenin desteklenmesi yerine mavi ve gri hidrojenin teşvik edildiğini belirtiyor. Bu durumun, fosil yakıt endüstrisinin varlığını uzatmak ve iklim değişikliğiyle mücadeleyi sekteye uğratmak anlamına geldiğini vurguluyorlar.

Raporun yazarları, ABD hükümetinin fosil yakıt şirketlerinin baskısına boyun eğmemesi ve yeşil hidrojenin gelişimine öncelik vermesi gerektiğini söylüyorlar. Ayrıca, halkın da hidrojen konusunda bilinçlenmesi ve yeşil hidrojenin faydalarını anlaması gerektiğini ifade ediyorlar.

Total hidrojen istasyonu ağını genişletiyor

Hidrojen Haber- TotalEnerji, Hollanda’da hidrojen mobilitesine katkıda bulunuyor.Şirket Rotterdam ve Utrecht’te iki yeni hidrojen istasyonu açtı, Bu istasyonlar, H2Benelux konsorsiyumu tarafından inşa edildi ve TotalEnerji tarafından işletiliyor. H2Benelux, Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen bir proje olup, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’da hidrojen altyapısının geliştirilmesini amaçlıyor.

Rotterdam’dan A12 üzerinden Almanya’ya uzanan ilk rota, kamyonların yanı sıra yolcu ve ticari hafif araçların da Rotterdam, Utrecht ve TotalEnergies’in Arnhem’deki mevcut hidrojen istasyonunda hidrojenle yakıt ikmali yapmasına olanak tanıyor. 

Rotterdam ve Utrecht’teki yeni hidrojen yakıt ikmal istasyonları Avrupa Birliği ve Hollanda hükümetinin mali desteği ile mümkün oldu. Bu program, mevcut kamusal hidrojen yakıt ikmal altyapısını önemli ölçüde genişletmeyi ve Benelüks’teki hidrojenle çalışan araç sayısını artırmayı amaçlıyor. 

Bu projede ayrıca Hollanda hükümetinin hidrojen yakıt ikmal istasyonlarının inşası da dahil olmak üzere sürdürülebilir hareketlilik alanındaki projeleri desteklediği DKTI programından sağlanan mali teşvikte kullanıldı.

Benelüks, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un coğrafi olarak birlikteliğini anlatan, politik ve ekonomik işbirliği temeline oturan uluslararası bir birliktir. “Benelüks” adı, bu üç ülkenin kendi dillerindeki adlarının ilk hecelerinin birleştirilmesiyle oluşur.

Kawasaki hidrojenli motosikletini görücüye çıkardı

Japon motosiklet üreticisi Kawasaki, temiz enerjili araç geliştirme yarışında yeni bir seçenek geliştiriyor. Kısa süre önce ilk hibrit motosiklet serisini tanıtan, elektrikli motosikletler üzerinde de çalışmalarına devam eden Kawasaki, bu defa hidrojenle çalışan motosikletini görücüye çıkardı.

Agresif bir estetiğe sahip spor motosiklet, güçlü bir görünüm sergiliyor. Uzun bir ön cam ve entegre LED sinyal lambalarına sahip büyük yan aynalar görünümü destekliyor. Motosikletin büyük bir egzozu ve yan çantaya benzeyen iki büyük bölmesi bulunuyor. Motor ve performans özelliklerine ilişkin ayrıntıları şimdilik gizli tutulan hidrojenli Kawasaki’nin ek bilgilerinin yakında yayınlanması bekleniyor.

DÖRT BÜYÜK BİRLİKTE ÇALIŞTI

Kawasaki, Japonya’da hidrojenle çalışan motosikletin piyasaya sürülmesi üzerine alternatif yakıt araştırmalarını hızlandırdı. Geçen yıl Kawasaki’nin prototip grafiklerini yayınlamasıyla hidrojenli motosiklet çalışmaları ilgi odağı olmuştu.

Japonya’nın en büyük dört motosiklet üreticisi Kawasaki, Honda, Suzuki ve Yamaha, hidrojen güç aktarma organları geliştirmek için HySE adlı bir ortaklık oluşturmuşlardı. Kawasaki ve Yamaha ise, hidrojenle çalışan otomobil yaratılması için Toyota ile çalışmıştı.