Ana Sayfa Blog Sayfa 198

Mikro hidrojen jeneratörleri geliyor !

Hidrojen Haber- GWSO, Kansas’taki Encountering İnnovation konferansında oda sıcaklığında ve normal basınçta saf hidrojen ve oksijen üretebilen ilk sistemler olan EcoHydroGen ve TrinityPower Nexus sistemlerini ortaya görücüye çıkardı. Bu sistemler, özel elektrokimyasal reaktörler kullanarak elektrik direnci olmadan elektrik iletme özelliğine sahip bir malzeme oluşturuyor. Bu malzeme, elektrik kaybını önlemek ve elektronik cihazlarda ısı dağılımı sorunlarını çözmek için devrim niteliğinde bir çözüm sunuyor.

EcoHydroGen ve TrinityPower Nexus sistemleri, modüler tasarımı, ölçeklenebilirliği ve hem hidrojen hem de oksijen jeneratörü olarak çift işlevi sayesinde 20 milyar dolarlık bir askeri enerji pazarı için ideal çözümlerdir. Ayrıca, teknolojinin harici sistemlere veya altyapıya ihtiyaç duymadan yüzde 99,99 saf hidrojen ve oksijen üretebilmesi, maliyet etkin, çevre dostu ve karmaşık olmayan bir enerji çözümü sunuyor.

Bu devrim niteliğindeki mikro hidrojen jeneratörleri, kolay ve uzun süreli kullanım için tasarlanmış. Kompakt, modüler sistemler, 14 yıldan fazla bir süre bakım gerektirmeden sürekli olarak çalışabilir. Sadece deiyonize su ve özel bir kimyasal formül gerektirerek güvenli ve verimli bir şekilde saf hidrojen üretirler.

Entegre yapay zeka, makine öğrenimi ve nesnelerin interneti, tamamen otonom optimizasyonu sağlayarak, özel eğitim veya beceri gerektirmeden işlemleri basitleştirir. Ölçeklenebilir, tak-çalıştır birimler, uzun vadede dayanıklı, temiz yakıt/enerji üretimi sağlar.

GWSO, Nexus’u hızla piyasaya sürmek için çalışıyor. Şirket, Nexus sistemlerinin satışlarının beş yıl içinde yıllık 500 milyon dolara ulaşabileceğini öngörüyor.

Global Warming Solutions Inc. (GWSO), sera gazı emisyonlarını azaltmak için acil ihtiyaç duyulan yenilikçi teknolojilerin küresel bir geliştiricisidir. 

Türkiye’nin ilk OSB yeşil hidrojen Ar-Ge üretim merkezi Bandırma’da kurulacak

Hidrojen Haber- Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği'(H2DER) nin Yönetim Kurulu Toplantısı Marmara OSB ev sahipliğinde Bandırma’da gerçekleştirildi. Toplantıda, yeşil hidrojenin geleceğin en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olacağına işaret edilirken, Marmara OSB ve H2DER işbirliği ile “Yeşil Hidrojen Ar-Ge ve Üretim Merkezi” kurulacağı ifade edildi.

Konu ile ilgili açıklamada bulunan H2DER Başkanı Yusuf Günay, “Dünya, şu an enerji piyasaları açısından çok önemli bir aşamayı yaşıyor. Bunu enerjide yeşil dönüşüm olarak adlandırabiliriz. Yeşil dönüşümün ana merkezinde de yeşil hidrojen var. Paris İklim Sözleşmesi’nin olmazsa olmazlarından biri de yeşil hidrojendir. Avrupa Birliği çok ciddi bir yeşil hidrojen alımı ile ortaya çıkıyor. Biz de bu hidrojen çağı diye nitelendirdiğimiz bu çağı kaçırmayalım istiyoruz. Türkiye bu alanda önder ülkelerden biri olsun diye faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bugün bu amaçla Marmara OSB’yi ziyaret ettik. Marmara OSB’de bir alanın Yeşil Hidrojen Ar-Ge ve Üretim Merkezi olarak tahsis edilecek olması bizi çok sevindirdi” ifadesini kullandı.

Marmara OSB Yönetim Kurulu Başkanı Menderes Akar ise konuşmasında, “Bizim yeşil organize sanayi bölgesi olmak üzere bir hedefimiz var. Hidrojen yenilikçi bir yeşil enerji ve biz de bütün yeniliklere açık bir organize sanayi bölgesiyiz. Bizim için doğayı korumak çok önemli bir kıstas. Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği’nin üyesi olmaktan çok mutluyuz. Bugünkü toplantımızda Yeşil Hidrojen Ar-Ge ve Üretim Merkezi kurmak üzere ön bir karar aldık” dedi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı

Umman 2.tur yeşil hidrojen ihalesinden  en az 20 milyar dolar yatırım bekliyor

Hidrojen Haber- Umman, yeşil hidrojen ve amonyak projeleri kuracak büyük uluslararası konsorsiyumlar ve şirketlerle Haziran 2023’te imzalanan anlaşmalarla ilk turda 30 milyar doları aşan yatırım çekti. Bu projeler, 2030 yılına kadar 750 bin ton yeşil hidrojen üretmeyi planlıyor.

Ülke, 2024 ün ilk çeyreğinde 2. tur ihaleyi  düzenleyerek  Dhofar bölgesinde üç arazi bloğu vermeyi planlıyor. Bu bloklar, yeşil hidrojen sektöründe uzmanlaşmış şirketlere sunulan üç fırsatı temsil ediyor. Umman, ikinci turda 20 milyar ila 30 milyar dolar değerinde yatırım çekmeyi umuyor.

Umman, bol miktarda arazi, yüksek güneş radyasyonu ve rüzgar enerjisi dahil olmak üzere yeşil hidrojen ekonomisi geliştirmek için gerekli rekabetçi kaynaklara sahip. Ülke, 2050 yılına kadar yeşil hidrojen sektöründe 140 milyar dolarlık yatırım bekliyor.

Umman sultanlığı, halka açık müzayedeler yoluyla şeffaflığı sağlamak ve finansal ödeme gücüne, teknik uzmanlığa ve proje fikrinde netliğe sahip ciddi yatırımcıları çekmek istiyor. İlk yeşil hidrojen projesinin 2030’da, hatta daha önce devreye alınmasını hedefleniyor..

Afrika doğal hidrojeni için LIAG ile Getech el sıkıştı


Hidrojen Haber-
Dünyanın önde gelen yeraltı kaynakları araştırma şirketlerinden bir olan biri olan Getech, Afrika’daki doğal hidrojen kaynaklarının araştırılmasını ve geliştirilmesini hızlandırmak için HyAfrica konsorsiyumunun bir ortağı olan LIAG (Leibniz Uygulamalı Jeofizik Enstitüsü) ile bir anlaşma imzaladı. HyAfrica projesi, Fas, Mozambik, Güney Afrika ve Togo’daki canlı doğal hidrojen yataklarını keşfetmeyi ve ekonomik ve sosyal etkilerini değerlendirmeyi amaçlıyor.

Doğal hidrojen, oda sıcaklığında ve normal basınçta elektrik direnci olmayan bir malzeme. Bu özelliği sayesinde, hidrojen, enerji kaybı olmadan elektriği iletebilir ve ısı üretmez. Ayrıca, hidrojenin yanması sonucunda sadece su oluşur, bu da onu çevre dostu bir enerji kaynağı yapar. Doğal hidrojen, küresel iklim sorununa katkıda bulunma potansiyeline sahip.

Getech, HyAfrica projesine, potansiyel alan verileri, makine ve jeoloji uzmanlığıyla katkıda bulunacak. Şirket, projenin gelecek vaat eden hidrojen kaynaklarını belirleme yeteneğini artıracak. Getech, jeofizik araştırmalara katılarak, doğal hidrojen arayışına yeraltı kaynak tahmin yetenekleriyle katkıda bulunacak.

EÜAŞ Genel Müdürü Benli Euroelectric yönetiminde!

HidrojenHaber – Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) Genel Müdürü Zafer Benli, Türkiye adına Eurelectric Yönetim Kurulu’na seçildi. – Elektrik Üretim AŞ Genel Müdürü Zafer Benli, Türkiye’yi temsil etmek üzere Eurelectric Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.

Avrupa elektrik politikalarının belirleyici kuruluşlarından Avrupa Elektrik Sanayi Birliği (Eurelectric) Yönetim Kurulu Toplantısı Brüksel’de gerçekleşti. Avrupa’nın 30’un üzerinden ülkesinden 45 temsilcinin katıldığı toplantıda EÜAŞ Genel Müdürü Zafer Benli, Türkiye adına Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.

Toplantıya çevrimiçi olarak katılan Benli, Türkiye adına Eurelectric çalışmalarının parçası olmaktan büyük bür memnuniyet duyacağını belirtti. Eurelectric’te Türkiye’yi kurumsal olarak temsil eden Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB) Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapan Benli, Avrupa elektrik politikalarının belirlenmesinde oy hakkına sahip olacak.

Limak hidrojen için beklemede

Hidrojen Haber- Limak Enerji CEO’su Birol Ergüven Enerji Günlüğü’nden Mehmet Dayıoğlu’nun sorularını cevapladı. Yenilenebilir enerji  yatırımlarına yönelik  ile ilgili görüşlerini dile getiren Ergüven, Ergüven, rüzgar enerji santrali yatırımlarında başvuru ve lisanslama süreçlerinin uzunluğuna dair şikayetlerin hatırlatılması üzerine “Sadece rüzgar değil aslında güneşte de aynı problem var” dedi. 

Hidrojene yönelik yatırım yatırım planları olup olmadığına yönelik bir soruya ise şöyle cevap verdi ; “Biz hidrojen daha çok yeşil amonyak, green ammonia konusuna çalışıyoruz. Bunun birçok üstünlüğü var özellikle taşıma anlamında. Tahmin ediyorum birkaç sene içinde, burada biraz daha saflar netleştiğinde bu alanda yatırım yapmak istiyoruz”.

Limak Enerji, hidroelektrik, güneş, jeotermal, doğalgaz ve kömür santralleri aracılığıyla her yıl yaklaşık 3.500 MW civarında, 2 milyon haneye yetecek kadar enerji üretiyor. Şirketin işletmede olan toplam HES kurulu gücü 1.319,22 MWm, 1.289,73 MWe ve toplam yıllık elektrik üretim kapasitesi ise yaklaşık 4 milyar 75 milyon 379 bin kWh. Limak Enerji’nin barajları ve HES’leri arasında Çetin, Alkumru, Kirazlık, Uzunçayır, Kargı, Gürsöğüt, Seyrantepe, Pembelik ve Tatar hidroelektrik santralleri bulunmakta.

Petrol Ofisi BP’yi satın alıyor

Petrol Ofisi Grubu, bp’nin Türkiye’deki akaryakıt operasyonlarını satın almak üzere hisse alım sözleşmesi imzaladığını duyurdu.

bp’nin Türkiye pazarındaki BP Petrolleri A.Ş. ve BP Turkey Refining Limited şirketlerini kapsayan ve kapanışı düzenleyici kurumun onayına tabi olan işlemin bedeli açıklanmadı.

Rekabet Kurumu’nun onayına tabi olan satışın 2024’te tamamlanması bekleniyor.

“TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE OLAN GÜVENİMİZ TAM”

Petrol Ofisi Grubu’nun ana hissedarı Vitol‘ün yönetim kurulu üyesi Chris Bake konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye enerji sektörünün milli gururu Petrol Ofisi Grubu’nun daha da güçlenmesini sağlayacak bu adımı atmaktan ötürü son derece mutluyuz. Genç ve dinamik nüfusu ve büyüme potansiyeliyle Türkiye’nin geleceğine olan güvenimiz tam.”

“PAZAR GÜCÜMÜZ DAHA DA PEKİŞECEK”

Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu da; “Pazardaki gücümüzü daha da pekiştirecek bu heyecan verici buluşmayı ve yeni ekip arkadaşlarımızın aramıza katılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

BP’NİN 770 BAYİSİ VAR 

İngiltere merkezli BP’nin Türkiye’de 770 adet akaryakıt istasyonu bulunuyor. Şirket, 1912 yılından bu yana Anadolu, Türkiye topraklarında faaliyet gösteriyor. BP’nin, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nda da hissesi bulunuyor. 

2017’DEN BU YANA VİTOL GRUBU’NDA 

1941 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan Petrol Ofisi AŞ, 2000 yılında özelleştirildi. İş Bankası ve Doğan Holding’in yüzde 50-50 ortaklığı haline gelen  şirket, 2005 yılında tamamen Doğan Holding’in oldu. Holding, hisselerinin bir kısmı borsada işlem gören Petrol Ofisi’nin yüzde 34’ünü 2006 yılında Avusturyalı OMV’ye 1,05 milyar dolara sattı. OMV ise 2010 yılı sonunda Doğan Holding’in elinde bulunan hisseleri 1 milyar Euro karşılığında satın alarak şirketteki payını yüzde 95’in üzerine çıkardı. 

PETROL OFİSİ’NİN BAYİ SAYISI 2 BİN 705’E ÇIKACAK

2017 yılında da OMV, elindeki tüm Petrol Ofisi hisselerini Cenevre merkezli Vitol Grubu’na 1,368 milyar Euro karşılığında satarak Türkiye’den çıktı.  

Türkiye’de en yaygın bayi ağına sahip akaryakıt şirketi Petrol Ofisi’nin, Temmuz 2023’te 1.940 olan bayi sayısı bugüne kadar 5 adet azalarak satın alma öncesinde 1.935 bayiye düşmüştü. Petrol Ofisi, BP’yi satın aldıktan sonra bayi sayısı 2.705’e çıkacak. 

Şirketin 1935 olan bayi sayısı, satın alma sonrasında 770 adet artarak 2705’e yükselecek. Bu sayı, Petrol Ofisi’ni Türkiye’deki bayilerin %21,64’ü ile anlaşmalı duruma getirecek ve şirket, pazarın beşte birinin hakimi olacak. Şirket satın alma öncesinde pazarın %15,48’ine dağıtım yapıyordu.

Kalyon Enerji CEO’su Ata: Yeşil hidrojen zor, mobilitede hiç yeri yok!

HidrojenHaber – İstanbul’da düzenlenen bir kongre sırasında HidrojenHaber.com’a açıklamalarda bulunan Kalyon Enerji CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Murtaza Ata, “Şu anda hidrojenin üretme maliyeti çok yüksek. Dolayısıyla rekabet edilebilecek bir pozisyon yok. Hidrojen dünyada en çok gübre üretiminde, amonyak üretiminde kullanılıyor. Bu hidrojen ise doğalgaz gibi hidrokarbonlardan üretiliyor. Yeşil hidrojenin maliyeti konvansiyonel bildiğimiz gri hidrojenin maliyetinin tam iki katı.
Gübre çok büyük miktarlarda tüketilen bir malzeme. Gübrenin maliyetinin dünyada iki katına çıkması düşünülemez bile. Dünyada gıda güvenliğinde çok ciddi açık oluşur. Dolayısıyla bu hidrojen maliyetlerinin daha makul düzeylere gelmesi lazım” diye konuştu.

“MOBİLİTEDE HİÇ YERİ YOK!”

Kalyon Enerji CEO’su hidrojenli taşıtlarla ilgili öngörülerini de paylaştı. “Hidrojenin mobilitede yeri hiç yok” diye konuşan Dr. Murtaza Ata, “Hidrojen alıp, üretip, tanklarda depolayıp araçta, otobüste kullanmak çok büyük israf. Üretmek için 100 KWh harcarken, taşıtta 15 KWh’ını geri alabiliyorsun. Büyük kayıp!” dedi.

Kalyon Enerji CEO’su Ata, 1 kilogram hidrojen üretim maliyeti 1 doların altına inmeden mobilitede kullanılmasının imkansız olduğunu ifade ederken, gübre üretiminde de henüz rekabetçi fiyatların oluşmadığının altını çizdi.

ÖNCELİK ENERJİDE BAĞIMSIZLIK

Yeşil hidrojenle üretilmiş gübreye devletler tarafından sübvansiyon verilmedikçe ticarileşmesinin mümkün olmadığını kaydeden Ata, Türkiye gibi finansmana erişmede sıkıntılar yaşayan bir ülkenin parasını sübvansiyonlar yerine daha çok rüzgar güneş santrali yapıp enerjide bağımsızlığını kuvvetlendirmek için harcamasının daha doğru olacağını söyledi.

Mehmet DAYIOĞLU – HidrojenHaber.com

Almanya hidrojen için  20 milyar avroluk dev altyapı projesini hayata geçiriyor

HidrojenHaber- Almanya, çelik ve kimya gibi elektriklendirilemeyen ve yüksek karbon salınımı yapan endüstriyel sektörlerin karbon salımını azaltmak ve ithal edilen fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltmak için hidrojen yakıtına güvenmeyi planlıyor.

Temmuz ayında, Alman kabinesi yeni bir hidrojen stratejisi onayladı ve hidrojen üretimi, taşıma altyapısı ve piyasa planları için yönergeler belirledi.

Hidrojen ağı, bu altyapının temel parçası olacak ve tüm eyaletlerden geçecek. İletim sistemi operatörü FNB Gas başkanı Thomas Goessmann, ağın inşasına gelecek yıl başlanacağını söyledi.

Goessmann, “Hepimiz zaman kaybedecek halimiz olmadığını ve ilk hidrojenin 2025’te akması gerektiğini biliyoruz… Kazıcılar gelecek yıl çalışmaya başlamalı” dedi.

Gelecekteki talebin artmasını bekleyen Almanya, hidrojen ağını 2030 yılında beklenen talebin yaklaşık üç katı büyüklüğünde yapacak. Ağ, 9.700 km uzunluğunda olacak ve 20 milyar euroya mal olacak.

Hükümet, hidrojen ağının planlarını iki yılda bir değerlendirecek ve buna göre uyum sağlayacak.

Hidrojen ağı, Avrupa’nın hidrojen şebekesinin çekirdeği olacak ve Almanya’nın komşuları olan Danimarka, Norveç ve İspanya gibi ülkelerle bağlantılı olacak. Berlin, hidrojen ihtiyacının yüzde 70’ini ithal etmeyi bekliyor.

Habeck, “İthalat ülkesi olmaya devam edeceğiz, ancak ithalata olan bağımlılığımızı önemli ölçüde azaltacağız” dedi.

Hidrojen genişlemesini hızlandırmak için bu yıl bir hükümet tasarısı bekleniyor.

Hidrojen hatlarının maliyeti, kullanıcı ücretleriyle karşılanacak, ancak nispeten az sayıda kullanıcı olduğu göz önüne alındığında, hükümet, kullanımı uygun fiyatlı tutmak ve hidrojen ekonomisinin hızlanmasını teşvik etmek için önümüzdeki 20 yıl boyunca avans ödemeleri yapacak.

DNV : “Net sıfır” hedefine ulaşmak için sekiz kat daha fazla hidrojen gerekiyor

HidrojenHaber- Küresel kalite güvence ve risk yönetimi şirketi DNV ‘nin “2023 Enerji Dönüşümü Görünümü” raporuna göre, 2050 yılına kadar Net Sıfıra giden yolu karşılamak için yenilenebilir enerji kapasitesinin önemli ölçüde, hidrojen ve türevlerinin ise sekiz kat artması gerekiyor.

Grup Başkanı ve CEO’su Remi Eriksen önsözde, yenilenebilir enerji sahaları ile iletim ve dağıtım şebekeleri de dahil olmak üzere yeni altyapılara izin verilmesinin ‘en önemli darboğaz’ olduğunu vurguladı.

Hidrojenin 2050 hedeflerine ulaşması için yılda 760 milyon tona, 2033 yılına kadar ise üç katına çıkarak yılda 320 milyon tona ulaşması gerekmektedir. 2050 yılına kadar enerji talebinde yüzde 12’lik bir paya sahip olacağı tahmin edilmektedir.

Rapora göre, güneş enerjisi gibi diğer sektörlerde kurulu kapasitenin 28 katına çıkması gerekirken, rüzgâr enerjisi kurulumunun ve rüzgârdan elde edilen elektriğin 15 kat artması gerekiyor.

Düşük karbonlu hidrojenin ilgi görmeye başlamasıyla birlikte hidrojen ve türevleri, 2050 yılına kadar nihai enerji talebinde yüzde 5 olarak tahmin edilen orandan çok daha yüksek bir paya sahip olacaktır. Ancak, hidrojene yapılacak yıllık ortalama küresel yatırımın 2024-230 yılları arasında 330 milyar dolara ulaşmasıyla, önümüzdeki yıllarda mali harcamalar önemli ölçüde artacaktır.

2050 yılına gelindiğinde, varsayılan önemli sübvansiyonlara rağmen, saf hidrojen karayolu taşımacılığı enerji talebinin yüzde 7’sini oluşturmaktadır.

Rapor; “Bu nispeten küçük pay, karayolu taşımacılığının tüm segmentlerinde batarya-elektrik sisteminin rekabet gücünün bir sonucudur” diye belirtiyor.

DENİZ TAŞIMACILIĞINDA VE KÜRESEL HAVACILIKTA HİDROJENİN ROLÜ ARTACAK

Deniz taşımacılığında görünüm farklıdır. Deniz taşımacılığının çoğu bölümü için önemli bir batarya-elektrik seçeneğinin olmaması, sentetik düşük ve sıfır karbonlu yakıtları karbonsuzlaştırma için uygun seçenekler olarak bırakmakta ve hidrojen türevlerinin 2050 yılına kadar denizcilik yakıt karışımının yüzde 72′ sini sağlamasına yol açmaktadır. O zamana kadar, hidrojen üretiminin yaklaşık yüzde 15’i yakıt olarak hidrojen türevlerine gidecektir.

Küresel havacılıkta da yakıt karışımında saf hidrojen ve hidrojen türevlerinin önemli bir payı (yüzde 40) bulunmaktadır.

Rapora göre özel şebeke dışı hidrojen üretimi için elektroliz kapasitesinin 2030’da 0,4TW, 2040’ta 1,9TW ve 2050’ye kadar Büyük Çin ve Avrupa’nın öncülüğünde 3,8TW olması gerekiyor.

Enerji Dönüşümü Programı Program Direktörü Sverre Alvik, asıl zorluğun gelişmekte olan ülkelerin Kuzey Amerika ve Avrupa gibi yenilenebilir enerji odaklı pazarlara ayak uydurabilmesini sağlamak olduğunu söyledi. Alvik, “Küresel Net Sıfır’ın sıfır olması için bazı ülkeleri daha hızlı hareket ettirmemiz gerekiyor” dedi.

Paris Anlaşması hedeflerine ulaşabilmek için emisyonların her yıl yüzde 8 oranında düşmesi gerekiyor. DNV Enerji Sistemleri İşletmesi CEO’su Ditlev Engel, “Teknolojiyi ve teknolojinin ölçeklendirilmesini tamamen farklı bir şekilde düşünmek zorundayız” ifadesini kullandı.