Ana Sayfa Blog Sayfa 200

BMW Çin’deki fuarda hidrojenle çalışan iX5’i tanıttı

Hidrojen Haber- Alman lüks otomobil üreticisi BMW, 5-10 Kasım tarihleri arasında Şangay’da düzenlenen olan Çin Uluslararası İthalat Fuarı(CIIE)’nda diğer modellerinin yanı sıra iX5 Hydrogen modelini de sergiledi.

BMW’ ye göre iX5 Hydrogen 295 kW maksimum güç ve 504 kilometre WLTP menzile sahip. Hidrojen deposu üç ila dört dakika içinde doldurulabiliyor; bu süre elektrikli araçların tam şarj olması için gereken süreden çok daha kısa.

BMW, hidrojenli araçları bu yıl birçok ülkede test ettiğini ve farklı coğrafi ve hava koşullarına rağmen performanslarının iyi olduğunu söyledi. Otomobil üreticisi CIIE’de iX, i7 M70L, i4 ve XM Label Red olmak üzere dört yeni model daha sergiliyor.

Çin, BMW’nin dünyadaki en büyük pazarı ve Alman otomobil üreticisinin de ülkede dünya çapında lider üretim tesisleri ve son teknoloji araştırma tesisleri bulunuyor. BMW, Çin-Alman ekonomik ve teknolojik işbirliğini teşvik etmek ve Çin’in yüksek kaliteli büyümesinde rol oynamak için yerel şirketlerle işbirliğini daha da derinleştireceğini söyledi.

Siemens : Elektrolizör satışları 1 milyar avroyu aşacak

Hidrojen Haber- Siemens Enerji , hidrojen elektrolizörü üretim işinden orta vadede 1 milyar avrodan fazla gelir beklediğini açıkladı.

Geçtiğimiz ay hükümet, bankalar ve en büyük hissedar Siemens ile proje ile ilgili milyarlarca avroluk garantiler konusunda  görüşmeler yapıldığı açıklandı.

Siemens yılda 3 gigavata kadar elektrolizör kapasitesi üretmeyi amaçlayan elektrolizör projesi için Siemens Enerji’nin araştırma ve geliştirme için 15 milyon avro devlet fonu aldığını açıkladı.

Elektrolizörler hidrojeni sudan ayırmak için yenilenebilir enerji kullanabilir ve hidrojen daha sonra karbondan arındırılması zor endüstrilerde fosil yakıtlara alternatif olarak kullanılabilir. Bu da onu küresel ısınmayla mücadelede potansiyel bir büyüme pazarı haline getiriyor.

“Hidrojen sohbetleri” devam ediyor

Hidrojen Haber- Hidrojen enerjisi ve teknolojileri konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla 2 yıldır devam eden hidrojen sohbetleri 27. bölümüyle 19 Kasım 2023 Pazar saat 15:00’de karşınızda olacak. Yayın, Hidrojen Teknolojileri Derneği Youtube kanalında (Canlı Yayın Link :http://bit.ly/H2TDYoutube) yayınlanacak.

Prof. Dr. Adnan MİDİLLİ’nin moderatörlüğünü yaptığı Hidrojen Sohbetlerinin konusu: “Türkiye’nin Hidrojen Enerjisi Stratejileri ve Eylem Planı” ve Programın Konuğu ise Ülkemizin kritik kuruluşlarından biri olan TENMAK‘ın Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir BALIKÇI.

Midilli : Türkiye’nin yeşil hidrojene entegrasyonu kolay olacak

 

Hidrojen Haber- Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK -TWEC 2023) 7-8 KASIM tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşti. Kongrenin konuklarından biri olan  İTÜ Öğretim üyesi, İTÜ Enerji Enstitüsü Müdürü ve Hidrojen Teknolojileri Derneği yöneticilerinden Prof. Adnan Midilli Hidrojen Haber’e açıklamalarda bulundu:

HİDROJEN DÜNYANIN MESELESİ

Adnan Midilli hidrojenin artık gelinen noktada dünyanın bir meselesi olduğunu belirterek, hidrojen konusunda dünya çapında çok ciddi çalışmalar olduğunu söyledi ve şu bilgileri verdi; “Öncelikle hidrojen diplomasisini önemsiyorum. Hidrojen diplomasisi belki de yeni bir dünyanın inşasında ve barışında önemli rol oynayacak. Teknik anlamda, hidrojeni en az 3 kategoride ele almak lazım; Birincisi hidrojen, bir hammaddedir. Hammadde olabilecek birçok yerde kullanabilirsiniz. Örneğin siz Avrupa’ya yeşil gübre satmak istiyorsunuz. Yeşil gübre için yeşil amonyağa ihtiyacınız var. Yeşil amonyak için de yeşil hidrojene hammadde olarak ihtiyacınız oluyor. Yeşil hidrojen için de yenilenebilir enerjiye, suya, farklı üretim teknolojileri olsa da bugün elektroliz teknolojisine ihtiyacınız var. Hammadde dışında hidrojen bir enerji taşıyıcısı olarak kullanılabilir. Diyelim ki sizin bir enerji santraliniz var, santralde ihtiyaç fazlası üretilen elektriği örneğin hidrojene dönüştürüp depolayabilirsiniz. Bir diğeri ise hidrojenin yakıt olarak kullanılması yani karbonsuzlaşmaya katkı sağlayan temiz bir yakıt olması. Bu arada şunu da vurgulayayım, hidrojen bir enerji kaynağı değil hidrojen enerji kaynaklarını kullanarak üretilen bir türev. Dolayısıyla, hidrojen hem yakıt hem enerji taşıyıcısı hem de hammadde olarak kullanılabiliyorsa bu çok değerlidir.“

HİDROJENi ÖNCELİKLE HAMMADDE OLARAK KULLANMALI

İhtiyaç fazlası elektrikle ürettiğimiz hidrojeni öncelikle doğru uygulamalarda hammadde olarak nasıl verimli bir şekilde kullanabiliriz, bunun matematiğini doğru oluşturmamız gerekir. Bunun yanında, ihtiyaç duyulması halinde doğru teknolojilerle doğru uygulamalarda hidrojeni bir yakıt olarak kullanmak gerektiğini belirten Midilli “elektrik harcayarak ürettiğimiz hidrojeni sadece ısınma ve aydınlatma amaçlı kullanmak pek doğru bir yöntem değil “diye konuştu.

TÜRKİYE ÇOK AVANTAJLI

Türkiye’nin gelecekte hidrojen ekosistemi içindeki yerine yönelik soruyu Midilli şu şeklide yanıtladı ; “Türkiye’nin konumuna bakıldığında özellikle dünyada yenilenebilir enerji altyapısını büyük oranda tamamlamış çok önemli ülkelerden bir tanesi. Bunun altını çizerek söyleyeyim. Avrupa bir yandan yenilenebilir enerji kaynaklarını arttırmaya çalışırken, altyapısını iyileştirmeye çalışırken, diğer yandan da eş zamanlı hidrojen entegrasyonlarını sağlamaya çalışıyor ve bu onlar için gerçekten çok büyük bir maliyet. Türkiye’nin yeşil hidrojene ve hidrojen ekonomisine entegrasyonu, diğer ülkelerden çok daha kolay ve hızlı olacak.Çünkü biz ülke olarak büyük oranda yenilenebilir altyapımızı tamamladık ve hala kapasite artırımına gidiyoruz. Gelecek 5-6 yıl içerisinde yeşil hidrojeneentegrasyonu sağladığımızda bölgede hidrojen ekosistemini yönetmek, hidrojen ekonomisine yön vermek ve Avrupa’nın yeşil hidrojen ve yeşil amonyak tedarikçisi olmak için büyük bir potansiyele sahip olmuş olacağız.” ifadesini kullandı.

OFFSHORE HİBRİT SANTRALLER KURULMALI 

Midilli günümüzde hidrojen üretimine yönelik Türkiye’nin önündeki seçenekleri sıralarken şu ifadeleri kullandı; “Biyokütle santralimiz varsa onu iyileştirebilirsiniz. Entegre bir hidrojen tesisiyle bu santralların verimini artırabilirsiniz. Offshore(denizüstü) enerji santrallerini ve enerji adalarını da düşünmek lazım, belki de hibrit enerji adaları oluşturmak lazım, offshore rüzgar santrallarıyla aynı lokasyonda çalışan küçük ölçekli nükleer santraller ve onun yanında yüzer hidrojen ve amonyak santralleri oluşturmak lazım. Burada asıl konu bu enerji adalarını hidrojen ekosistemine nasıl dahil edebiliriz? Bu bakımdan da bakmak lazım. Offshore da elektriği ürettiğiniz o elektriği, karaya taşıyıp karadaki hidrojeni tedarik zincirine entegre edebilirsiniz. Bunun yanında offshore rüzgarsantrali kurdunuz, hemen onun yanında hidrojeni üretip amonyağınızı metanolünüzü üretip oradan dağıtımını yapabilirsiniz. Son kullanıcıya -ki bu son kullanıcı dediğimiz bir helikopter olabilir, uçak olabilir, deniz üstü bir araç bir deniz uçağı olabilir, bir gemi olabilir, bir İHA gurubu- bunlar yakıt doldurma işlemlerini oradan yapabilirler, seyahat mesafelerini havada kalma sürelerini artırabilirler. Bu adalarda üretilen hidrojen, ki yeşil hidrojen amonyak formunda bile boru hatlarıyla yakın bölgelere, tankerlerle hatırı sayılır uzaklıktaki bölgelere gönderilebilir. Bunun yanında hem rüzgar, hem küçük ölçekli nükleer ve hem de hidrojen santralini yüzer yapabilirsiniz. Yüzen bir enerji platformu bu üç kritik enerji üretecini istediğiniz bölgeye birlikte taşıyabilirsiniz. Tabii sadece hibritoffshore rüzgar santralları olarak bunu düşünmemek lazım. Yüzer güneş santralleriyle yüzer rüzgar santrallerini hibritleştirme elbette önemli. Mesela küçük ölçekli ya da mikro nükleer santralleri de yüzer yapabiliriz. Yani bir yanda rüzgar santrali bir yandan mikro yüzen nükleer santral bir yanda da yine güneş santrali enerjinin her türünde, yani denizin bize sunduğu avantajlardan faydalanma imkanına bakmak zorundayız” dedi.

KÜÇÜK ÖLÇEKLİ NÜKLEER SANTRALLER GÜNDEMDE

Nükleer santraller konusuna değinen Midilli “dikkat çekmek istediğim santraller, mikro nükleer santraller ya da küçük ölçekli nükleer santraller.“ Aslında nükleer santralden enerji üretmekten çok daha önemlisi nükleer teknolojiye sahip olmak. Elbette nükleer enerjiye ihtiyaç olursa kullanırsınız olmazsa o nükleer teknolojiyle çok daha ileri teknolojiler yapabilirsiniz. Mikro ya da küçük ölçekli nükleer santraller, şu anda dünyada cezbedici bir noktaya geldi. Küçük ölçekli nükleer santraller gerek Amerika’da gerek Almanya’da gerekse Uzak Doğu ülkelerinde gündem olmaya devam ediyor. Ülkemizde TENMAK küçük ölçekli ve mikro nükleer santrallerle ilgili farklı çalışma konularını merkeze alan proje çağrıları açtı. Bu son derece önemli bir motivasyon. Enerjideki bütün opsiyonları ve potansiyelleri kullanıp bir şekilde enerji bağımlılığını bitirip enerjide bağımsız hale gelmemiz için vakti israf etmeden gece gündüz çalışmalıyız.” ifadesini kullandı. 

ELEKTRİKLİ VE HİDROJENLİ ARAÇLAR KARDEŞTİR

Midilli, hidrojenli araçların elektrikli araçların yerine geçip geçmeyeceğine yönelik bir soruya ise şu karşılığı verdi; “Hidrojen elbette yakın gelecekte yüksek güç gerektiren araçlarda, tren, gemi ve uçaklarda daha fazla kullanım alanı bulabilecek. Bu, elektrikli araçları kullanmayalım demek değil, aksine bataryaların güç yettirebildiği uygulamalarda çok daha fazla kullanmak zorundayız. Yani bu ikisi kardeştir, birbirinden ayrılamaz.” 

Avrupa’nın en büyük mavi hidrojen tesisi Hollanda’da kuruluyor

Hidrojen Haber- Air Products, Hollanda’nın Rotterdam kentindeki mevcut hidrojen üretim tesisine bir karbon yakalama ve karbondioksit (CO2) arıtma tesisi kuracağını duyurdu. Tesisin 2026 yılında devreye alınması planlanıyor ve ortaya çıkan mavi hidrojen ExxonMobil’in Rotterdam rafinerisine ve Air Products’ın hidrojen boru hattı ağı aracılığıyla diğer müşterilere satılacak. Proje tamamlandığında, Air Products’ın Rotterdam hidrojen tesisi 

Air Products yaptığı açıklamada, hidrojen tesisinin ve ExxonMobil‘in Rotterdam rafinerisinin Hollanda’daki ilk büyük ölçekli CO2 depolama sistemini geliştiren bir konsorsiyum olan Porthos sistemine bağlanacağını duyurdu. Porthos, yakalanan CO2’yi, Rotterdam limanındaki diğer endüstrilerden gelen CO2 ile birlikte, Kuzey Denizi’nde kıyıdan yaklaşık 20 km açıklıkta tükenmiş gaz sahalarına taşıyacak ve burada deniz tabanının altında 3 km’den daha derinde kalıcı olarak depolanacak.

Porthos sistemine erişim, Air Products’ın Rotterdam limanındaki CO2 emisyonlarını yarıdan fazla azaltmasına olanak tanıyacak, bu da Air Products’ın kısa vadede doğrudan emisyonlarını azaltmada önemli bir adımı temsil edecek ve şirketin Hollanda Ulusal İklim Anlaşması hedeflerine ulaşmasına katkıda bulunmasına yardımcı olacak.

Bosch Çin’de hidrojenli araçlarda büyük anlaşmalar yaptı

Hidrojen Haber- Bosch ve Qingling Motor’un ortak girişimi olan Bosch Hidrojen Güç Aktarma Sistemleri, yeni tesisini açtı. Bosch, Wuxi’deki fabrikasından çeşitli bileşenleri kullanarak montaja hazır yakıt hücreli sistemler üretiyor. Şu anda sistemler, ortak girişim ortağı Qingling’in modellerinde kullanılıyor. Ancak şirket, mümkün olduğunca çok Çinli araç üreticisine yakıt hücreli sistem sağlamayı hedefliyor.

Bosch, hidrojen ticari araçlarda Çin’de büyük anlaşmalar yaptığını duyurdu. Şirket, yeni tesisinin açılışında Bosch’un yakıt hücreli sistemleriyle donatılmış 300 ticari aracı Shanxi Meijin Energy’ye teslim etti. Bosch ve Qingling Motor’un 2021 yılında kurulan ortak girişimi olan Bosch Hidrojen Güç Aktarma Sistemleri’nin yeni tesisinin açılışı Chongqing’de yapıldı. Shanxi Meijin Energy, aslında bir kömür üreticisi, ancak Çin’de hidrojen çözüm sağlayıcılarından biri olarak da kabul ediliyor. Bosch ayrıca, Cosco Shipping ve China Postal Express & Logistic gibi büyük müşterilerle 1000’den fazla hidrojen yakıt hücreli lojistik araç için sözleşme imzaladı.

Daha uzun çalışan metanollü traktör 

Hidrojen Haber- Yakıt hücresi bileşenleri ve sistemleri geliştiren Blue World Technologies ve tarım makineleri güç aktarma organları üretimde lider olan AGCO Power, traktörler için yeni bir teknoloji geliştirdi.Menzil genişletici konsepti, yakıt hücrelerine güç sağlayan hidrojen açısından zengin bir gaza dönüştürülen sıvı metanol ile çalışıyor. Yakıt hücreleri, çalışırken traktör akülerini şarj eden elektrik üretiyor. Bu sayede, traktörün çalışma süresi iki katına çıkıyor.

Blue World’ün teknolojisi, yüksek sıcaklıklı PEM yakıt hücrelerini temel alıyor. Bu yakıt hücreleri, 160-180°C gibi yüksek bir sıcaklıkta çalışıyor ve kirliliklere karşı yüksek direnç gösteriyor. Bu da, metanol reformlama işlemiyle ideal bir kombinasyon sağlıyor.

Blue World’ün yakıt hücreleri, elektrik verimliliği yüzde 40 ile yüzde 60 arasında değişen bir sistem sunuyor. Yenilenebilir metanol ile çalıştırıldığında, yakıt hücreleri sıfır emisyonlu bir güç sağlıyor.

Dünyanın ilk hibrit doğrudan hava yakalama sistemi faaliyette

Hidrojen Haber- ABD Enerji Bakanlığı ve Güney Kaliforniya Gaz Şirketi SoCalGas ortaklığıyla geliştirilen Avnos‘un hibrit doğrudan hava yakalama HDAC teknolojisi, havadaki karbondioksiti (CO2) uzaklaştırmayı ve elektrik kullanarak su üretmeyi vaat ediyor. Bakersfield pilot uygulamasının günde yaklaşık 30 ton atmosferik karbondioksiti yakalaması ve 150 ton su üretmesi bekleniyor.

Avnos’un tescilli HDAC teknolojisi, Kuzeybatı Pasifik Ulusal Laboratuvarı’nın (PNNL) araştırmalarına dayanıyor. Avnos HDAC teknolojisi, karbondioksiti yakalarken su üreterek harici bir ısı girdisine olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor.

Avnos, HDAC’de yapılan geliştirmelerin işletme maliyetlerini azaltmaya, kaynak verimliliğini artırmaya ve daha birçok coğrafyadaki uygulamalarını desteklemeye yardımcı olduğunu iddia ediyor.

Hava yakalama ve karbon yakalama, iklim değişikliği ile mücadele etmek için kullanılan iki farklı teknoloji. Hava yakalama, havadaki karbondioksiti ve suyu yakalayarak hidrojen üretimi gibi farklı amaçlar için kullanılabilirken, karbon yakalama, fosil yakıt üretimi, enerji üretimi ve endüstriyel süreçler sırasında açığa çıkan CO2’yi yakalar ve depolar.

Hava yakalama, havadaki CO2’yi yakalayarak iklim değişikliği ile mücadele etmeyi amaçlıyor. Karbon yakalama ise, CO2’nin atmosfere salınmasını önleyerek, sera gazı emisyonlarını azaltmayı hedefliyor.

Enerji bağımlılığına çare hidrojen

Hidrojen Haber- Koç Üniversitesi Kimya ve Biyoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Can Erkey, hidrojenin gittikçe önem kazanan bir yakıt olduğunu belirterek, ülke ekonomisine yük olan pahalı ithal fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmak için hidrojen üretimine ağırlık verilmesi ve hidrojen yakıtlı PEM yakıt pilleri için gerekli teknolojilerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Erkey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hidrojen yakıt pillerinin fosil yakıtlardan farklı olarak yandığı zaman çok daha yüksek ısı ürettiğini ve karbondioksit yerine su salımı gerçekleştirdiği için çevresel etkilerinin çok kısıtlı olduğunu ifade etti.

Dünyada en yaygın yakıt pillerinin PEM yakıt pilleri olduğunu ve belirten Erkey, Erkey, “Fosil yakıtlar kullanıldığı için özellikle otomotiv sektörü inanılmaz bir karbondioksit salımına neden oluyor. Ama hidrojen yakıt pili elektrikli motorlarla çalışan araçlar olduğu zaman artık atmosfere karbondioksit salmayacağız, sadece su salacağız.” ifadesini kullandı.

Erkey, hidrojen istasyonlarının gelecekte benzin istasyonlarının yerini alacağını öngördüğünü aktararak, “Belki 20 yıl içinde hidrojen enerji alanında böyle bir değişime neden olabilecek. Bu durum, fosil yakıtlara dayalı altyapının yani trilyonlarca dolarlık bir endüstrinin değişmesi anlamına geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede hidrojen alanına büyük yatırımlar yapıldığını, Türkiye’de bazı şirketlerin bu pillerle çalışan araçlar geliştirmek için çalışmalar yürüttüğünü belirten Erkey, şunları kaydetti:

“Bu ülkemiz için de önemli bir teknoloji. Biz de fosil yakıtlara bağımlıyız. Aynı zamanda enerjimizin büyük bir kısmını fosil yakıtlardan sağlıyoruz. Bunun büyük bir kısmını da ithal ediyoruz. Türkiye yenilenebilir enerji kullanarak ileride bir hidrojen üreticisi haline gelebilir ve hatta bu hidrojeni gelişmiş ülkelere ihraç edebilir. Dolayısıyla hidrojen teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşması ve gelişmesi de çok önemli diye düşünüyorum.” dedi.

Erkey, bir çeşit yakıt pili olan PEM yakıt pillerinde yakıt olarak hidrojen kullanarak elektrik ürettiklerini vurgulayarak, “Değerli metaller içermesi sebebiyle maliyeti diğer pillere kıyasla daha yüksek olan hidrojen PEM yakıt pillerinin fiyatının düşürülmesi gerekiyor. Benim çalışmalarım da bu değerli metallerin miktarlarını düşürerek bu yakıt pillerinin maliyetlerini azaltmak ve dünyada kullanımını yaygınlaştırmak üzerine.” şeklinde konuştu.

Temiz bir enerji kaynağı olduğu için hidrojenin öneminin arttığına dikkati çeken Erkey, “Hidrojeni yakınca ortaya çıkan ısı, dizeli yakınca ortaya çıkan ısının üç dört katı. Yani kilogram başına düşündüğümüzde aynı ısıyı elde etmek için çok daha az hidrojen harcanıyor.” ifadelerini kullandı.

Toyota hidrojende önceliğini ticari araçlara verecek

Hidrojen Haber- Toyota, hidrojen yakıt hücreli binek araç pazarı yerine  ticari araçlara yönelmeye karar verdi. Şirket bu pazarın beklentileri karşılamadığını ve ticari araç pazarının daha cazip olduğunu düşünüyor. Toyota’nın hidrojen yakıt hücreli binek aracı olan Mirai, piyasaya çıktığından beri düşük satış rakamları gösteriyordu. Ancak, bu yılın ilk yarısında ve üçüncü çeyreğinde satışlarda bir toparlanma görüldü. Bu, Mirai’nin lansmanından bu yana en iyi yılını geçirebileceğine işaret ediyordu.

ABD’de 2023’ün üçüncü çeyreğinde 966 adet hidrojen yakıt hücreli binek araç satıldı. Bu, 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 531’lik bir artış anlamına geliyor. Bu sayı, ikinci çeyrekte kırılan 1.076 adetlik rekorun da üzerinde. Bu, hidrojen yakıt hücreli araç modellerinin azaldığı ve yakıt istasyonu altyapısının çok fazla gelişmediği bir dönemde gerçekleşti. Ancak, bu trendin devam etmesi pek olası görünmüyor. Çünkü satışların büyük bölümü Toyota’nın Mirai modelinden kaynaklanıyor. Üçüncü çeyrekte satılan 966 aracın 882’si Mirai idi. Geri kalanı ise Hyundai’nin Nexo modeliydi.

Toyota, hidrojen yakıt hücreli binek araç pazarını tamamen terk etmiyor, ancak önceliğini ticari araç pazarına veriyor. Şirket, hidrojen yakıt hücreli otobüsler, kamyonlar ve forkliftler gibi araçlar geliştirmeyi ve satmayı planlıyor. Toyota, hidrojen yakıt hücreli araçların elektrikli araçlara göre daha hızlı şarj edilebildiğini, daha uzun menzile sahip olduğunu ve daha az pil gerektirdiğini savunuyor. Şirket bu özelliklerinden dolayı , hidrojen yakıt hücreli araçların ticari kullanımda daha fazla avantaj sağlayacağını ve daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşacağını umuyor.