Ana SayfaHİDROJENYEŞİL HİDROJENMidilli : Türkiye’nin yeşil hidrojene entegrasyonu kolay olacak

Midilli : Türkiye’nin yeşil hidrojene entegrasyonu kolay olacak

Prof.Adnan Midilli Türkiye’nin yenilenebilir enerji altyapısını büyük ölçüde tamamladığını vurgulayarak bunun birçok ülkeye nazaran, gelecekte yeşil hidrojenen ekonomisine entegrasyonda önemli avantaj sağlayacağını belirtti.

 

Hidrojen Haber- Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK -TWEC 2023) 7-8 KASIM tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşti. Kongrenin konuklarından biri olan  İTÜ Öğretim üyesi, İTÜ Enerji Enstitüsü Müdürü ve Hidrojen Teknolojileri Derneği yöneticilerinden Prof. Adnan Midilli Hidrojen Haber’e açıklamalarda bulundu:

HİDROJEN DÜNYANIN MESELESİ

Adnan Midilli hidrojenin artık gelinen noktada dünyanın bir meselesi olduğunu belirterek, hidrojen konusunda dünya çapında çok ciddi çalışmalar olduğunu söyledi ve şu bilgileri verdi; “Öncelikle hidrojen diplomasisini önemsiyorum. Hidrojen diplomasisi belki de yeni bir dünyanın inşasında ve barışında önemli rol oynayacak. Teknik anlamda, hidrojeni en az 3 kategoride ele almak lazım; Birincisi hidrojen, bir hammaddedir. Hammadde olabilecek birçok yerde kullanabilirsiniz. Örneğin siz Avrupa’ya yeşil gübre satmak istiyorsunuz. Yeşil gübre için yeşil amonyağa ihtiyacınız var. Yeşil amonyak için de yeşil hidrojene hammadde olarak ihtiyacınız oluyor. Yeşil hidrojen için de yenilenebilir enerjiye, suya, farklı üretim teknolojileri olsa da bugün elektroliz teknolojisine ihtiyacınız var. Hammadde dışında hidrojen bir enerji taşıyıcısı olarak kullanılabilir. Diyelim ki sizin bir enerji santraliniz var, santralde ihtiyaç fazlası üretilen elektriği örneğin hidrojene dönüştürüp depolayabilirsiniz. Bir diğeri ise hidrojenin yakıt olarak kullanılması yani karbonsuzlaşmaya katkı sağlayan temiz bir yakıt olması. Bu arada şunu da vurgulayayım, hidrojen bir enerji kaynağı değil hidrojen enerji kaynaklarını kullanarak üretilen bir türev. Dolayısıyla, hidrojen hem yakıt hem enerji taşıyıcısı hem de hammadde olarak kullanılabiliyorsa bu çok değerlidir.“

HİDROJENi ÖNCELİKLE HAMMADDE OLARAK KULLANMALI

İhtiyaç fazlası elektrikle ürettiğimiz hidrojeni öncelikle doğru uygulamalarda hammadde olarak nasıl verimli bir şekilde kullanabiliriz, bunun matematiğini doğru oluşturmamız gerekir. Bunun yanında, ihtiyaç duyulması halinde doğru teknolojilerle doğru uygulamalarda hidrojeni bir yakıt olarak kullanmak gerektiğini belirten Midilli “elektrik harcayarak ürettiğimiz hidrojeni sadece ısınma ve aydınlatma amaçlı kullanmak pek doğru bir yöntem değil “diye konuştu.

TÜRKİYE ÇOK AVANTAJLI

Türkiye’nin gelecekte hidrojen ekosistemi içindeki yerine yönelik soruyu Midilli şu şeklide yanıtladı ; “Türkiye’nin konumuna bakıldığında özellikle dünyada yenilenebilir enerji altyapısını büyük oranda tamamlamış çok önemli ülkelerden bir tanesi. Bunun altını çizerek söyleyeyim. Avrupa bir yandan yenilenebilir enerji kaynaklarını arttırmaya çalışırken, altyapısını iyileştirmeye çalışırken, diğer yandan da eş zamanlı hidrojen entegrasyonlarını sağlamaya çalışıyor ve bu onlar için gerçekten çok büyük bir maliyet. Türkiye’nin yeşil hidrojene ve hidrojen ekonomisine entegrasyonu, diğer ülkelerden çok daha kolay ve hızlı olacak.Çünkü biz ülke olarak büyük oranda yenilenebilir altyapımızı tamamladık ve hala kapasite artırımına gidiyoruz. Gelecek 5-6 yıl içerisinde yeşil hidrojeneentegrasyonu sağladığımızda bölgede hidrojen ekosistemini yönetmek, hidrojen ekonomisine yön vermek ve Avrupa’nın yeşil hidrojen ve yeşil amonyak tedarikçisi olmak için büyük bir potansiyele sahip olmuş olacağız.” ifadesini kullandı.

İlginizi çekebilir:  “Ekşi” gaz atığından temiz hidrojen üretiminde başarı

OFFSHORE HİBRİT SANTRALLER KURULMALI 

Midilli günümüzde hidrojen üretimine yönelik Türkiye’nin önündeki seçenekleri sıralarken şu ifadeleri kullandı; “Biyokütle santralimiz varsa onu iyileştirebilirsiniz. Entegre bir hidrojen tesisiyle bu santralların verimini artırabilirsiniz. Offshore(denizüstü) enerji santrallerini ve enerji adalarını da düşünmek lazım, belki de hibrit enerji adaları oluşturmak lazım, offshore rüzgar santrallarıyla aynı lokasyonda çalışan küçük ölçekli nükleer santraller ve onun yanında yüzer hidrojen ve amonyak santralleri oluşturmak lazım. Burada asıl konu bu enerji adalarını hidrojen ekosistemine nasıl dahil edebiliriz? Bu bakımdan da bakmak lazım. Offshore da elektriği ürettiğiniz o elektriği, karaya taşıyıp karadaki hidrojeni tedarik zincirine entegre edebilirsiniz. Bunun yanında offshore rüzgarsantrali kurdunuz, hemen onun yanında hidrojeni üretip amonyağınızı metanolünüzü üretip oradan dağıtımını yapabilirsiniz. Son kullanıcıya -ki bu son kullanıcı dediğimiz bir helikopter olabilir, uçak olabilir, deniz üstü bir araç bir deniz uçağı olabilir, bir gemi olabilir, bir İHA gurubu- bunlar yakıt doldurma işlemlerini oradan yapabilirler, seyahat mesafelerini havada kalma sürelerini artırabilirler. Bu adalarda üretilen hidrojen, ki yeşil hidrojen amonyak formunda bile boru hatlarıyla yakın bölgelere, tankerlerle hatırı sayılır uzaklıktaki bölgelere gönderilebilir. Bunun yanında hem rüzgar, hem küçük ölçekli nükleer ve hem de hidrojen santralini yüzer yapabilirsiniz. Yüzen bir enerji platformu bu üç kritik enerji üretecini istediğiniz bölgeye birlikte taşıyabilirsiniz. Tabii sadece hibritoffshore rüzgar santralları olarak bunu düşünmemek lazım. Yüzer güneş santralleriyle yüzer rüzgar santrallerini hibritleştirme elbette önemli. Mesela küçük ölçekli ya da mikro nükleer santralleri de yüzer yapabiliriz. Yani bir yanda rüzgar santrali bir yandan mikro yüzen nükleer santral bir yanda da yine güneş santrali enerjinin her türünde, yani denizin bize sunduğu avantajlardan faydalanma imkanına bakmak zorundayız” dedi.

KÜÇÜK ÖLÇEKLİ NÜKLEER SANTRALLER GÜNDEMDE

Nükleer santraller konusuna değinen Midilli “dikkat çekmek istediğim santraller, mikro nükleer santraller ya da küçük ölçekli nükleer santraller.“ Aslında nükleer santralden enerji üretmekten çok daha önemlisi nükleer teknolojiye sahip olmak. Elbette nükleer enerjiye ihtiyaç olursa kullanırsınız olmazsa o nükleer teknolojiyle çok daha ileri teknolojiler yapabilirsiniz. Mikro ya da küçük ölçekli nükleer santraller, şu anda dünyada cezbedici bir noktaya geldi. Küçük ölçekli nükleer santraller gerek Amerika’da gerek Almanya’da gerekse Uzak Doğu ülkelerinde gündem olmaya devam ediyor. Ülkemizde TENMAK küçük ölçekli ve mikro nükleer santrallerle ilgili farklı çalışma konularını merkeze alan proje çağrıları açtı. Bu son derece önemli bir motivasyon. Enerjideki bütün opsiyonları ve potansiyelleri kullanıp bir şekilde enerji bağımlılığını bitirip enerjide bağımsız hale gelmemiz için vakti israf etmeden gece gündüz çalışmalıyız.” ifadesini kullandı. 

İlginizi çekebilir:  Japonya’nın ilk hidrojenli treni test sürüşünde

ELEKTRİKLİ VE HİDROJENLİ ARAÇLAR KARDEŞTİR

Midilli, hidrojenli araçların elektrikli araçların yerine geçip geçmeyeceğine yönelik bir soruya ise şu karşılığı verdi; “Hidrojen elbette yakın gelecekte yüksek güç gerektiren araçlarda, tren, gemi ve uçaklarda daha fazla kullanım alanı bulabilecek. Bu, elektrikli araçları kullanmayalım demek değil, aksine bataryaların güç yettirebildiği uygulamalarda çok daha fazla kullanmak zorundayız. Yani bu ikisi kardeştir, birbirinden ayrılamaz.” 

İLGİLİ HABERLER
- Advertisment -

POPÜLER HABERLER