HidrojenHaber – Sırbistan merkezli tarım ve enerji şirketi Solar Power Plant Ipsilon, Odžaci kentinde her biri 9,9 MW kapasiteli iki adet agrisolar enerji santrali kurmayı planlıyor. Projeye göre, üretilen enerji bataryalar ve hidrojenle depolanacak.
Sırp basınında yeralan haberlere göre Solar Power Plant Ipsilon Ipsilon, Odžaci 1 ve 2 adı verilen projeler için Odžaci Belediyesi ile görüşmelere başladı. Projeler, tarımsal amaçlar için arazinin ortak kullanımıyla birlikte, yüksek enerji verimliliğine sahip teknik ve teknolojik çözümler kullanılarak agrisolar enerji santrallerinin inşasını öngörüyor.
Projede güneş takip sistemli çift taraflı güneş panelleri kullanılacak. Üretilen elektrik, dağıtım şebekesine verilecek. Santral arazisi, elektrik üretiminin yanı sıra besi hayvanlarını otlatmak için de kullanılacak.
BATARYA VE HİDROJENLE DEPOLAMA
Yatırımcı firma, fazla elektriği yardımcı hizmetler veya daha yüksek gelir getiren hizmetler sağlamak için depolamayı planlıyor. Depolama ise lityum bataryaların yanısıra elektrolizörler yardımıyla üretilen hidrojen yoluyla da yapılacak.
Proje bir yandan yerel dağıtım şebekesi operatörünün işini depolama yoluyla kolaylaştırmayı hedeflerken, diğer yandan yatırımcıların fotovoltaik tesislerinden maksimum gelir elde etmelerini amaçlıyor.
HEM ENERJİ HEM TARIM
Yüksek ayaklar üzerinde kurulan güneş panellerinin altında tarımsal ürün yetiştirmeye imkan veren agrisolar projeleri Sırbistan ve Güneydoğu Avrupa bölgesinde giderek yaygınlaşıyor. Sırbistan’daki ilk agrisolar enerji santrali Solar Harvest bir yıl önce kuruldu. Ancak, hidrojen üretimi için elektrolizörler de dahil olmak üzere enerji depolama ile birleştirilmesi hala yaygın bir çözüm değil.
BALKANLAR’DA YAYGINLAŞIYOR
Karadağ’da, Sırbistan sınırında ve Pljevlja belediyesinde benzer projeler geliştiriliyor. Hırvat firması Sunčane Livade, Bilogora adlı bir agrisolar santrali inşa etmeyi planlıyor. Yunan teknoloji girişimi Brite Solar ise agrivoltaik üretim için şeffaf güneş panelleri üretimine başlanacağını duyurdu. Arnavutluk, Romanya ve Slovenya da yakın zamanda agrisolar kurulumlarına izin veren yasal düzenlemelerini tamamladılar.
HidrojenHaber – Türkiye’nin geçen yılın ilk 11 ayında toplam elektrik üretimi 1 milyon 172 bin 267 MWh oldu. Üretilen elektriğin %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından geldi.
Enerji Piyasaları Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) yayınladığı 2024 Yılı Kasım Ayı Elektrik Piyasası Raporu’na göre, Kasım’da Türkiye’nin lisanslı kurulu gücü bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 1 artarak 96 bin 940 MW’a ulaştı. Lisanssız kurulu gücü ise 18 bin 204 MW oldu.
Bir önceki yıl Kasım ayı sonu itibariyle 110 bin 408 MW seviyesinde olan toplam kurulu güç 2024’ün Kasım ayı sonu itibariyle %4,1 artarak 115 bin 144 MW’a ulaştı.
%47’Sİ YENİLENEBİLİR KAYNAKLARDAN
Kasım ayında lisanslı elektrik üretimi bir önceki yıla göre %8,22 artarak 27 milyon 302 bin MWh oldu. Lisanssız elektrik üretimi de arttı. Bir önceki yıl 728 bin 444 MWh olan brüt lisanssız elektrik üretimi 1 milyon 172 bin 267 MWh olarak gerçekleşti.
2024 yılının ilk 11 ayında üretilen elektriğin %46,72’sine denk gelen 147 milyon 822 bin MWh elektrik ise yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandı.
TÜKETİM %6 ARTTI
Kasım ayında Türkiye’nin fiili elektrik tüketimi de 2023’ün aynı ayına göre yaklaşık %6 artışla 27 milyon 987 bin MWh’e geldi. Bununla birlikte faturalanan elektrik tüketimi miktarı ise 22 milyon 336 bin MWh oldu. Tüketici sayısı da 50 milyon 561 bin 758’e yükseldi.
HidrojenHaber – Enerji güvenliği sadece Türkiye’nin değil, tüm ülkelerin öncelikli meselelerinden biri. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açıkladığı stratejik planlar, YEKA projeleri ve durmaksızın süregiden enerji diplomasisi bu önceliğin bir ispatı. Enerji denilince altbaşlıklarda ise sürdürülebilirlik, yenilenebilirlik ve enerjide yerlilik bulunuyor. Bir ülkenin kendi enerjisini kendi geliştirdiği ekipmanlarla üretmesi stratejik öneme sahip. Bu yerlilik bir yandan dışa bağımlılığı ortadan kaldırırken, diğer yandan milli kaynakların ve servetin de yurtiçinde kalmasını sağlıyor.
Son dönemde kurulumları artan yenilenebilir enerji santrallerinde de devletin getirdiği önemli yerlilik şartları var. Örneğin Enerji Bakanlığı’nın açıkladığı YEKA şartnamelerinde tekliflerin en az yüzde 75 yerlilik oranına sahip olmaları gerekiyor. Bu şartlar, Çin mallarının egemenliğindeki ekipman pazarında yerli girişimlerin de filizlenmesini sağlıyor.
Bu girişimlerden biri de Ankara merkezli Milpes Elektronik. Şirket, 1995 yılında kurulan ve sektörde enerji altyapısına yönelik alıp yerine getirdiği taahhüt işleriyle tanınan Ayduran Elektrik’in bir kolu. Milpes Elektronik, sektörde artan güneş enerjisi santral yatırımlarını takip ederek güç elektroniği alanında bir fırsat görmüş ve bu alana yatırım yapmış bir şirket. Tamamen yerli malzeme, işçilik ve yazılım kullanarak kendi invertörlerini üretmeye başladı. Milpes Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Ayduran, Enerji Günlüğü’nün sorularını yanıtladı:
Enerji Günlüğü: Ayduran Elektrik ve Milpes Elektronik ne iş yapar bize anlatır mısınız?
Bilal Ayduran:Ayduran Enerji 1995 yılında kuruldu, enerji alanında faaliyet gösteriyoruz. Daha çok elektrik altyapı taahhüt işleri, dağıtım ve iletim sektörü altyapısında tesis işleri yapıyoruz. 2010 yılında biri Artvin’de biri Antalya’da 2 hidroelektrik santral yatırımımız oldu. Böylece enerji sektörünün diğer bir koluna girmiş olduk. 2023 yılı itibariyle kurduğumuz Milpes Elektronik adlı şirketimizle güç elektroniğinde de yer almak istedik.
Taahhüt işi yapan bir firma neden üretime girmek ister?
Taahhütte belli bir süre iş yaptıktan sonra başka bir alana kaymanız gerekiyor. Baktığınız zaman Türkiye’deki taahhüt şirketlerinin hepsinin bir değişim geçirdiğini görürsünüz. Solar invertör kısmında böyle bir fırsat görünce şirket olarak buna yatırım yapmak istedik.
İnvertörler tamamen yerli ve milli mi olacak?
Milpes Elektronik 2023 yılında kuruldu. Güç elektroniği alanında başladık ama şu an özellikle ilgilendiğimiz konu solar invertör üretimi. Buna da deneyimli ar-ge ekibimizle birlikte yola çıkarak başladık. Ekibin özellikle solar invertör konusunda yaklaşık 6-7 yıllık tecrübe ve bilgi birikimi var. Bir ar-ge laboratuvarı kurduk. Burada ilk ürünümüzü tasarlamaya başladık. İnvertörlerin tasarımından yazılımına kadar herseyi yerli kaynaklarla yapıldı. Tamamen kendi üretimimiz. Herhangi bir dışa bağımlılığımız yok bu konuda. Şu anda 25 KW ve 33 KW’de iki ürünün tasarımı bitti, testlerini de başarıyla geçti, aralık ayında üretime başladık.
Seri üretim mi olacak sipariş bazlı mı üretim yapacaksınız?
Sektörde daha çok proje bazlı çalışıldığı için tabii ki sipariş bazlı üretim bizim önceliğimiz olacak. Belli bir miktar stok yapılır mutlaka ama daha çok sipariş bazlı gideceğiz.
Farklı ürünler de gelecek mi?
Bu 2 üründe üretime aralık ayında başlıyoruz. Ar-ge çalışmaları ise devam ediyor bu iki ürünle kalmayacağız. Özellikle 50 KW ve 125 KW ürünlerimizi de 2025 yılı içinde çıkarmayı planlıyoruz. Üretimlerimiz bunlarla devam edecek.
25 KW ve 33 KW dediniz. Ürün detaylarını anlatır mısınız?
Bu ürünler çatıda veya arazide kullanılabilir. Öyle bir ayrım yok. Ama arazi GES’ler daha yüksek güçlerde olduğu için 100 KW bir tane yerine 33’ten 3 adet kullanmanız gerekir. Orada bir fayda-maliyet analizi yapılması gerekiyor. Onun için bu güçler daha çok küçük arazi GES’leri veya çatı tipi GES’ler için uygun. Ama 50 ve 125 KW’lık olanlar çıktığında onlar arazi GES’lere daha uygun olacaklar.
Üretim yapmaya karar verdikten sonraki süreçte zorluklarla karşılaştınız mı? İşler nasıl ilerledi?
Bu işin ar-ge kısmı zor bir iş zaten. Bizim en çok zorlandığımız tasarım kısmı oldu. O kısım bayağı bir süre alıyor. Bir yatırım yapıyorsunuz, finansman bulmanız, koymanız gerekiyor. Türkiye’de yatırım ortamında faizler çok yükseldi. Dolayısıyla biz bunu hep özsermayeden yapmak durumunda kaldık. Uygun krediler, destekler olmadı. Şu ana kadar tamamen özkaynaklarla finanse ettiğimiz bir proje.
TÜBİTAK veya üniversitelerden herhangi bir destek aldınız mı?
TÜBİTAK’tan ar-ge desteği aldık. Projemiz desteğe uygun görüldü. Şu anda bitmek üzere olan bir destek programındayız. Bunun dışında yatırım teşvik belgesi aldık. Farklı başvurularımız da var ama şu ana kadar alabildiklerimiz bunlar.
Bu alanda çok rekabet var. Yerli invertör üretimine başlayan faklı şirketler de var veya hazırlık yapanlar olduğunu duyuyoruz. Yatrımcılar neden sizinkini tercih etmeli? Farkı nedir?
Önce yerlilik kavramını bir tartışmak lazım. İnvertör üreten yerli şirketler olduğunu biliyoruz. Bir sürü firma farklı ürünlerde de “yerli üretim yapıyoruz” diyor ama bunların ne kadarının tasarımı, yazılımı kendilerinin tartışılır.
Burada “bizi niye tercih etsinler?” Kısmına gelirsek eğer, bütün tasarım ve yazılım, uzaktan izleme sistemi kendimize ait olduğu için kimseye bağımlı değiliz. Dolayısıyla kullanıcılara, kendilerine yönelik çözümler de sunabiliyoruz. Bir sıkıntı, sorun çıktığı zaman anında müdahale edebiliyoruz, çünkü üzerinde biz değiştirebiliyoruz hemen bunu. Başka birinden izin almamız veya başka bir tasarımı incelememiz gerekmiyor.
Devlet yerli ürün kullanımını teşvik ettiği için şu anda işin önü açık. Daha ilerisi için öngörüleriniz var mı?
İnvertör konusunda enerji bakanlığının açıkladığı strateji planlarına göre 2030 ve 2050 hedeflerinde büyük çoğunluğun GES yatırımı olduğunu görüyoruz. GES yatırımı olduğu sürece invertör ihtiyacı bitmeyecek. Biz invertör ihtiyacının önümüzdeki senelerde daha da büyüyeceğini düşünüyoruz. Bizim en önemli motivasyonumuz da bu zaten.
Yerlilik konusunda görüşleriniz nedir?
Yerlilik kavramı biraz tartışmalı. Yurtdışından parçaları getirip, burada birleştirip “Biz yerliyiz” diye ortaya çıkan da var. Dolayısıyla bizi korkutan şeylerden biri Avrupa Birliği ve ABD’nin yaptırımları nedeniyle Çinli firmaların Türkiye’ye gelip yerliymiş gibi üretim yapmaları ve bu ürünleri satmaları. Başka alanlarda bunu yapan firmalar var. Bu da devletin verdiği teşviği baltalayan bir uygulama oluyor.
Yani devlet gerçekten yerli olan üreticileri korumalı diyorsunuz.
Şu anda otomotivde, elektrikli otomobillerde de aynı şeyi konuşuyoruz. Güneş panelinde de aynı şeyler oldu ve engelleme getirildi. Hücre üretimi yapılması gerekiyor. Ama bundan önce serbestti, 2 yıl boyunca herkes herşeyi sattı. Bir sabah kalktığımızda farklı bir yönetmelikle karşılaşabiliriz. Enerji piyasasında yatırımcıları korkutan en büyük sıkıntılarımızdan biri bu.
Bu nedenle pek çok şirket Türkiye yerine Avrupa’da, Balkanlar’da, İtalya’da yatırım yapmaya çalışıyor.
Bir yatırım yapıyorsunuz, bunun geri dönüşünü hesap ediyorsunuz. Siz yatırıma başladıktan sonra bir de bakıyorsunuz bir karar veriliyor. Yatırımınızın dönüşü 3 seneyse birden bire 6 sene oluyor. Yada 6 seneyse 1 seneye düşüyor. Şansa kalmış…
HidrojenHaber – Rüzgâr enerjisinden elektrik üretiminde 1,2 milyar dolarlık bir yatırımın önü açıldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) yarışması sonuçlandı. Edirne, Kırklareli ve Sivas’ta bin 200 megavatlık 5 YEKA yarışması yapıldı.
Yarışma sonuçlarını değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yeni YEKA modeli ile gerçekleştirilen yarışmanın Türkiye’nin enerji sektörüne, Türkiye’nin ekonomisine ve büyümesine olan güveni göstermesi açısından önemli olduğuna işaret etti.
Bakan Bayraktar, bin 200 megavatlık kapasiteye 18 kat talep geldiğini ve yarışmaların çok rekabetçi bir ortamda gerçekleştirildiğini vurgulayarak “2 milyon hanenin elektrik ihtiyacını bu rüzgâr santrallerinden karşılayacağız. Önümüzdeki 20 yılı düşünürseniz yaklaşık 8 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçmiş olacağız.” dedi.
CANLI YAYINDA YARIŞMA
Rüzgâr enerjisi santrallerine yönelik olarak YEKA RES-2024 Yarışmaları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda yapıldı. Yarışmalar sonucunda 3 ildeki 5 YEKA’da toplam bin 200 MWe gücündeki bağlantı kapasitesinin tahsisi gerçekleştirildi. Sosyal medyadan canlı olarak yayınlanan yarışmalar sonucunda toplamda 1,2 milyar dolarlık yatırımın önü açıldı.
40 ŞİRKETTEN 100 BAŞVURU
Yarışmalara, Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim ya da limited şirket olarak kurulmuş tüzel kişiler ve sermaye şirketi statüsüne sahip yabancı şirketler katıldı. Başvurular, 21 Ocak 2025 tarihinde alınırken 40 farklı şirketten toplam 100 başvuru geldi.
72 AY SERBEST FİYAT
Yarışmayı kazanan şirketler, sözleşme imza tarihinden itibaren ürettikleri elektriği 72 ay süre ile serbest piyasada satabilecek. Daha sonra 20 yıl süreyle üretilen elektrik belirlenen fiyattan iletim sistemine verilecek.
BAKAN BAYRAKTAR: FEVKALADE ÖNEMLİ
Bakan Bayraktar, yarışmalar sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yarışmaların Türkiye’nin enerji sektörüne, Türkiye’nin ekonomisine ve büyümesine olan güveni göstermesi açısından fevkalade önemli olduğunu ifade eden Bayraktar, artan enerji talebini karşılama noktasında yenilenebilir enerjinin önemine değindi.
HEDEF 120 BİN MEGAVAT
Bayraktar, Türkiye’deki tüm hane halkının elektirk ihtiyacının rüzgâr ve güneş santrallerinden karşılandığını ifade ederek bu santrallerde kullanılan ekipmanların da yerlileştirilmesine büyük önem verdiklerini anlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bakü’de düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde Türkiye’nin 2035’de yenilenebilir enerji hedeflerine açıkladığını anımsatan Bayraktar, “Rüzgâr ve güneşte bugün 33 bin megavat olan kurulu gücümüzü 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz.” dedi.
KIYASIYA REKABET
Bu amaçla YEKA’da yeni bir modele geçtiklerini kaydeden Bayraktar, “Bu modelde yatırımcıların belli bir taban fiyatta yarışmanın bitirilmesi, ondan sonra hala rekabet varsa YEKDEM’e ödenecek katkı bedelleri üzerinden yarışmanın devamını öngörmüştük. Bu çerçevede yarışmaların büyük bir rekabet içerisinde gerçekleştiğini söyleyebilirim.” diye konuştu.
18 KAT TALEP GELDİ
Bayraktar, bin 200 megavatlık kapasiteye 40 firmadan 18 kat talep geldiğini aktararak “Megavat başına 120 milyon dolarlık bir katkı payını sözleşmenin imzasına müteakip bir ay içerisinde YEKDEM mekanizmasına, devlete ödeyecekler. Bu ihalenin rekabetçi olmasından dolayı çok büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Tüm katılan firmaları tebrik ediyorum. Alan firmalardan beklentimiz bir an önce bu yatırımların hayata geçmesi. Zaten bu projeler büyük oranda izinleri alınmış, çevresel etki değerlendirmesi yapılmış projeler. En kısa zamanda bu projelerin hayata geçeceğine de inanıyorum.” dedi.
YARI FİYATINA ELEKTRİK
Yeni YEKA modelinde, ilk 6 yıl boyunca proje devreye girdikten sonra piyasaya satış imkânı bulunduğunu ifade eden Bayraktar, “Ondan sonraki 20 yılda burada oluşan 3 buçuk dolar sent kilovat saat bedeliyle elektriğin satışı söz konusu. Dolayısıyla biz 20 yıl boyunca şu andaki piyasa fiyatının neredeyse yarısı fiyatına bu elektriği daha ucuz bir şekilde alacağız ve bu ucuz enerjiyi vatandaşlarımıza yansıtmış olacağız.” ifadelerini kullandı.
İTHALATI ÖNLEYECEK
Bayraktar, yarışmaya konu RES’lerde 4 buçuk milyar kilovatsaat elektrik üretileceğini ve 2 milyon hanenin elektrik ihtiyacının buralardan karşılayacağını kaydederek “Yenilenebilir enerji olduğu için bir ithalat söz konusu değil. Bu anlamda 800 milyon metreküplük doğal gaz ithalatını önlemiş olacağız. Bugünkü rakamlarla neredeyse her yıl 400 milyon dolar, önümüzdeki 20 yılı düşünürseniz, yaklaşık 8 milyar dolarlık bir doğal gaz ithalatının önüne geçmiş olacağız. 1,2 milyar dolarlık bir yatırım Türkiye’de.” değerlendirmesini yaptı.
Tüm yarışmalarda daha önce belirlenen kilovatsaat başına 3,50 dolar-sent’lik taban fiyata inilirken yarışmalarda en iyi teklifleri veren şirketler şöyle:
410 MWe bağlantı kapasiteli Edirne RES yarışmasında MW başına 60 bin dolar katkı payı ile Enerjisa Enerji Üretim AŞ.
Kırklareli’de bulunan 340 MWe bağlantı kapasiteli Balkaya RES yarışmasında MW başına 92 bin dolar katkı payı ile Enerjisa Enerji Üretim AŞ.
Kırklareli’deki 200 MWe bağlantı kapasiteli Sergen RES yarışmasında MW başına 140 bin dolar katkı payı ile RT Enerji AŞ.
Sivas’taki 160 MWe bağlantı kapasiteli Yellice RES yarışmasında MW başına 140 bin dolar katkı payı ile Efor Holding AŞ.
Sivas’ta bulunan 90 MWe bağlantı kapasiteli Gürün RES yarışmasında MW başına 148 bin dolar katkı payı ile ADY Akdeniz Rüzgâr Enerjisi Üretim AŞ.
HidrojenHaber – Eksim Enerji Genel Müdürü Arkın Akbay, hidrojeni verimli hale getirebilmek için öncelikli hedefin yenilenebilir enerji üretiminde fazlaya ulaşmak olduğunu söyledi.
HidrojenHaber.com’un sorularını yanıtlayan Eksim Enerji Genel Müdürü Akbay, yeşil hidrojenin önümüzdeki yıllarda önemli enerji kaynaklarından biri haline geleceğini söyledi. Uzun zamandır bunun spekülasyonunun yapıldığını kaydeden Akbay, “Doğalgazdan üretilen mavi hidrojenin maliyeti, elektrolizle yeşil hidrojen üretmenin 4’te 1’i kadar. Burada su tüketimine çok dikkat etmek durumundasınız. Elektrolizle verimli bir şekilde elektriğe dönüştürmek zorundasınız. En önemli girdisi ise elektroliz için gerekli olan yenilenebilir kaynaklardan üretilmiş elektrik enerjisi” diye konuştu.
YÜKSEK ISI GEREKTİREN PROSESLER
Elektriğin yoğun olduğu dönemlerde batarya depolama gibi, hidrojen üretiminin de bir depolama çözümü olarak kullanılabileceğine dikkat çeken Arkın Akbay, “Yüksek ısı gerektiren maden prosesleri veya rafinaj işlemlerinde hidrojeni farklı hidrokarbonlarla karıştırarak veya güvenliği sağlayabiliyorsanız tam hidrojen yanmasıyla -su çevrimini de koruyarak- hidrojeni kullanabiliriz. Böylece fosil kaynaklardan uzaklaşma şansına sahip oluruz” dedi.
Hidrojeni şu anda geçiş için, ara kaynak olarak gördüklerini ifade eden Eksim Enerji Genel Müdürü Akbay, “Elektroliz teknolojileri uygun maliyetlere kavuşursa hızlı bir dönüşüme aracılık edebilir” diye konuştu.
EKSİM ENERJİ’NİN HİDROJEN ÇALIŞMALARI
Eksim Enerji’nin hidrojenle ilgili çalışmalarına da değinen Arkın Akbay, “Şimdilik hidrojende proje geliştirme aşamasındayız. Hidrojeni verimli hale getirebilmek için yenilenebilir enerji kaynaklarının fazlalığına ulaşmak durumundayız. Türkiye’de hidrojen ihtiyacı duyan sektörler kendi projelerini geliştiriyor. Diğer piyasalarda ise hidrojen boru hatları inşa edilir hale geldi. Onlar da hidrojen fazlalarını yenilenebilir enerji fazlasıyla birleştirip likit piyasalar elde etmek istiyorlar. Hidrojenin kendi fiyatını likit piyasalarda bulmasını hedefliyorlar. O model yatırım açısından şu anda daha cazip gözüküyor” dedi.
HidrojenHaber – Güneş enerjisi santralleri (GES) için Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) başvuruları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na teslim edildi. Tek günde tamamlanan başvuru sürecine yatırımcılar büyük ilgi gösterdi. 6 farklı şehirdeki 6 YEKA alanına 67 şirketten toplamda 146 başvuru yapıldı.
YEKA GES-2024’te Konya, Karaman, Malatya, Van, Antalya ve Kütahya’da bulunan toplam 800 MWe gücündeki bağlantı kapasitesi, yapılacak yarışma sonucunda yatırımcılara tahsis edilecek. Yarışmaların ne zaman yapılacağı bakanlık tarafından ilan edilecek.
BAKANLIK İLGİDEN MEMNUN
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin güneş ve rüzgardaki potansiyelini harekete geçirmek için 2035 hedeflerini ortaya koyduklarını belirterek bu kapsamda yeni bir YEKA modeli geliştirdiklerini söyledi. Bakan Bayraktar “YEKA RES-2024’ün ardından YEKA GES-2024 yarışmaları da yatırımcılarımızdan büyük bir ilgi gördü. Gösterilen ilgi bizleri memnun etti. Yarışmaları tamamlayıp santrallerimizi en hızlı şekilde devreye almak istiyoruz. 2035 yılına kadar her yıl en az 2 bin megavatlık YEKA yarışması yapacağız. Hedef 2035’te yenilenebilir kurulu gücümüzü 120 bin megavata çıkarmak.” ifadelerini kullandı.
Başvuruları alınan YEKA’lar ve bağlantı kapasiteleri şöyle:
Yarışma Adı Bağlantı Kapasitesi (MWe) Başvuru Sayısı
Karapınar GES 385 9
Karaman GES 200 23
Malatya GES 75 31
Van GES 60 23
Antalya GES 40 27
Kütahya GES 40 33
RES YARIŞMALARI YARIN
Geçen hafta 40 şirketten 100 başvurunun alındığı 3 ildeki 5 YEKA-RES yarışmaları yarın (28 Ocak) yapılacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndaki yarışmalar; Edirne RES, Balkaya RES, Sergen RES, Yellice RES ve Gürün RES sıralamasıyla gerçekleştirilecek.
HidrojenHaber – ABD merkezli motor üreticisi Cummins, benzin veya dizel yerine gaz halindeki hidrojeni yakan hidrojen motorları için tasarlanmış yeni bir turboşarj teknolojisini tanıttı. Cummins’ten yapılan açıklamaya göre, CCS H2 ICE adı verilen turbo, hidrojenin fosil yakıtlara kıyasla daha düşük enerji yoğunluğuna rağmen daha yüksek hava akışı ihtiyacı sayesinde yüksek güç üretilmesini sağlıyor.
TURBO GECİKMESİNİ AZALTIYOR
Açıklamaya göre, daha yüksek hava akışlı zayıf yanma, hidrojen yanmalı motorlarda zararlı NOx emisyonlarını en aza indirmek için kritik öneme sahip. Teknoloji aynı zamanda bu tip motorlarda gözlenen, gaz pedalına basma ile güç dağıtımı arasındaki süreyi anlatan ‘turbo gecikmesini’ de azaltıyor.
1 - 3
Cummins, CCS H2 ICE’da turbodan hava akışını talep üzerine değiştirebilen ayarlanabilir nozullara sahip değişken geometrili bir tasarım kullandı.
Yakın geçmişte elektrikli motor üretimine yönelen Cummins, daha sonra rotasını hidrojenli motorlara çevirdi. 2023 yılında Peterbilt markalı bir kamyonda ilk prototip hidrojen yanmalı motorunu tanıtan firma, öncelikli olarak Avrupa pazarını hedefliyor.
BOSCH VE TOYOTA DA ÇALIŞIYOR
Cummins, içten yanmalı hidrojen motoruna yatırım yapan tek şirket değil. Alman Bosch’un da yakıt hücrelerinin yanı sıra içten yanmalı hidrojen motoru geliştirmek için çalışmalar yaptığı biliniyor. Japon Toyota ise hem hidrojen yanmalı motorlar, hem de ağır hizmet araçları için büyük pillerle desteklenen hidrojen yakıt hücresi ve güç aktarma organı geliştirmeye devam ediyor.
HidrojenHaber – 5 ildeki toplam 1.200 MW’lik Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları 2024 (YEKA RES 2024) yarışmaları 28 Ocak’ta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı E Blok Konferans Salonunda yapılacak.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘nın yaptığı duyuruya göre, YEKA RES-2024 yarışmaları belirtilen tarihte saat 10.00’dan itibaren ‘R24-Edirne RES’, ‘R24-Balkaya RES’, ‘R24-Sergen RES’, ‘R24-Yellice RES’ ve ‘R24-Gürün RES’ sıralamasıyla gerçekleştirilecek.
Başvuru sahiplerinin yetkili temsilcilerinin imza sirküleri, yetki belgesi ya da vekaletnameleri ve şirket kaşeleriyle katılım sağlaması gerekiyor.
R24-Edirne RES için 14 başvuru, R24-Balkaya RES için 16 başvuru, R24-Sergen RES için 21 başvuru, R24-Yellice RES için 23 başvuru ve R24- Gürün için de 26 başvuru geldi.
Böylelikle, rüzgar enerjisine dayalı 5 bölgeden oluşan toplam 1200 megavatlık YEKA RES 2024 yarışmalarına 40 şirketten 100 başvuru yapıldı.
HidrojenHaber – Hibrit elektrikli uçaklar, hidrojen yakıt hücrelerinin avantajlarını elektrikli tahrikle birleştirerek, geleneksel fosil yakıtla çalışan uçaklara kıyasla gelişmiş verimlilik, azaltılmış emisyonlar ve artırılmış menzil sunuyor. Buna ek olarak, devam eden arge çalışmaları yenilikçi uçak tasarımlarının performansını ve uygulanabilirliğini daha da artırıyor.
Araştırma ve danışmanlık şirketi Lucintel’in son yaptığı araştırma, hidrojen yakıtlı uçak pazarının hızla büyüdüğünü ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik havacılık endüstrisinin giderek daha kritik bir konu haline gelmesi, alternatif yakıtlarla çalışan veya hibrit elektrikli uçaklara olan talebe olumlu yansıyor.
TEKNOLOJİ ETKİLİ OLUYOR
Rapora göre hidrojen yakıt hücreleri, elektrikli tahrik sistemleri, gelişmiş hafif malzemeler ve otonom uçuş teknolojileri havacılık endüstrisi üzerinde doğrudan etkili oluyor. Tamamen hidrojenle çalışan uçakların yanısıra hibrit elektrikli uçaklara da talep artarken; insansız hava araçları, hava taksileri ve özel jetler en çok araştırılan kalemler oldu.
Hidrojenli uçaklara olan talebin en büyük payı Kuzey Amerika’dan gelirken, Avrupa 2’nci sırada, Asya Pasifik Bölgesi ise 3’üncü sırada yer alıyor. Kuzey Amerika’nın önümüzdeki dönemde de en büyük pazar olmaya devam etmesi bekleniyor.
PAZARIN EN BÜYÜKLERİ
Talepteki hareketlilik, pazardaki önemli oyuncuların da üretim tesislerine ve Ar-Ge’ye yatırımlarının artmasını sağladı. Artan talebi karşılayıp bir yandan rekabet gücünü kaybetmeyip diğer yandan yenilikçi teknolojileri benimsemeyi başaran şirketler müşteri tabanlarını genişletmeyi başarıyor. Raporda hidrojenli uçak alanında faaliyet gösteren öncü şirketler Airbus, Aerodelft, Flyka, Hes Energy Systems, Skai ve Zeroavia olarak sıralandı.
HidrojenHaber – Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, dünyada ve Türkiye’de devam eden hidrojen enerjisi çalışmalarını Hidrojenhaber.com için değerlendirdi.
İbrahim Erden, Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nde (TÜREK) HidrojenHaber.com’un sorularını yanıtladı.
Erden, Rusya-Ukrayna Savaşı ertesinde Rusya’dan doğalgaz alımının kesilmesinin enerjide büyük dönüşümlere yolaçtığını ifade etti. Hidrojenin bu süreçte yeniden gündeme geldiğini belirten TÜREB Başkanı, Çin’in hidrojen teknolojisi alanında çok büyük atılım ve araştırmalar yaptığına dikkat çekti. Çin’in hem teknolojik olarak ileri olduğunu hem de elektrolizörde büyük bir üretim kapasitesine sahip olduğunu söyleyen TÜREB Başkanı Erden, Avrupa’nın ise Çin’le rekabet etmeye çalıştığını belirtti.
AVRUPALI YATIRIMCININ BEKLENTİSİ
Öte yandan bu elektrolizörlerin alınıp yatırımlar yapılmaya başlanması gerektiğini söyleyen Erden, “Avrupa arzu ettiği üretim maliyetlerine ulaşabilmiş değil, fizibiliteleri sağlayabilmiş değil. Çalışmaları devam ediyor. Bu hedeflerin gerçekleşmesi için önemli teşvik mekanizmaları kurulması; teknolojiyi, yatırımları ucuzlatacak destek mekanizmaları olması gerekiyor. Şu anda Avrupa’da yatırımcıların Avrupa Birliği’nden beklentisi bu yönde” diye konuştu.
TÜRKİYE’DEKİ ÇALIŞMALAR VE YATIRIM ORTAMI
Türkiye’de TENMAK (Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu), Aspilsan ve çeşitli sanayi kuruluşlarının bu alanda çalıştığını kaydeden TÜREB Başkanı İbrahim Erden, “Akademik düzeyin ötesinde ürün geliştirmeye, elektrolizör geliştirmeye yönelik çalışmalar var ama henüz bir rüzgar veya güneş santraline yatırım yapar seviyede hidrojen üretimi ve elektrolizör yatırımını erken görüyoruz” dedi.