Ana Sayfa Blog Sayfa 133

Formula 1 elektriği pas geçip hidrojenle yarışacak

HidrojenHaber – Fédération Internationale de l’Automobile yada bilinen kısa adıyla Uluslararası Otomobil Federasyonu FIA; elektrikli araçların yarıştığı off-road yarış serisi Extreme E’yi hidrojenli araçların yarıştığı Extreme H’ye dönüştürme kararı alarak sporseverleri şaşırttı.

Plana göre, Extreme E Teknik Direktörü Mark Grain, F1 Baş Teknik Sorumlusu Pat Symonds ve FIA Tek Koltuklu Araçlar Direktörü Nikolas Tombazis’ten oluşan bir ‘üç endüstrinin temsilcilerinden oluşan bir ‘Hidrojen Çalışma Grubu’ kurulacak. Grup sadece Extreme E’nin geçişini denetlemekle kalmayacak, aynı zamanda motor sporları araçlarının yakıt hücreleri ve enerji depolamada hidrojen uygulamalarını da denetleyecek. Grup, hidrojenin yarış sahası altyapısı, ulaşım, şarj, depolama ve yönetimdeki rolünü ve güvenlik etkilerini de göz önünde bulunduracak.

Yeniden markalanan seride, hidrojenle çalışan araçlar ilk kez yarışacak. Yarış serisi Nisan 2025’te başlayacak ve beş lokasyonda on yarış turu olacak. Sürücüler yarış sezonlarına Suudi Arabistan’da başlayacak, ardından İngiltere, Almanya, İtalya’ya seyahat edecek ve 2025 sezonunu ABD’de sonlandıracak. 2025 sezonunda yarışacak takımlar ise henüz açıklanmadı.

Bu arada Formula 1, 2030 yılına kadar karbon nötr olma hedeflerine ulaşmak için çabalarını artırıyor. FIA, Formula 1 ve Extreme E arasındaki iş birliği, üç organizasyonun sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma çabasında yarattığı sinerjiyle dikkat çekiyor. Extreme H, 2026 yılına kadar bir FIA Dünya Şampiyonası yarışı olmaya hazırlanıyor. Extreme H’ye geçiş, motor sporlarının geleceği nasıl gördüğünü sergilerken, iklim değişikliğinin etkileri konusunda farkındalığı artırmaya yarayacağı belirtiliyor.

Hyzon Motors hidrojenli kamyonda seri üretime hazır

HidrojenHaber – ABD’li ağır ticari araç üreticisi Hyzon Motors, yıllar süren ürün geliştirme sürecinin ardından, hidrojen teknolojisiyle çalışan ağır hizmet tipi kamyonunu seri üretim bandına sokmaya hazır hale geldi.

Illinois merkezli Hyzon, ‘Sınıf 8 200kW FCET’ adı verilen örnek kamyonunu test sürüşü için önemli müşterilerine teslim etmeye başladı. Performance Food Group gibi müşteriler, hidrojenli yeni aracı sürüş testlerinde denedi. Denemeler arasında Teksas’ta 37 derecenin üzerinde hava sıcaklığında 16 saatlik kesintisiz bir çalışma yapıldığı, sürüş sırasında 500 milden fazla yol katedildiği bildiriliyor.

Hyzon, Kuzey Carolina Eyaleti’nin Charlotte kentinde araç montajı ve üretimi sağlamak için Fontaine Modification ile ortaklık edecek.

Hidrojenli Opel Movano Hannover’de görücüye çıktı

HidrojenHaber – Otomotiv sektörünün köklü markalarından Opel, Almanya’nın Hannover kentinde gerçekleştirilen IAA Transportation 2024’te yeni nesil ürün ve hizmetlerini tanıttı. Markanın ticari araç pazarındaki iddialı ürünü Movano, bu fuarda ilk kez 500 kilometrenin (WLTP) üzerinde menzile sahip hidrojen yakıt hücreli yeni Movano Hydrogen versiyonuyla tanıtıldı. 

Yakıt dolumu 5 dakikadan kısa sürede gerçekleştirilen yeni araç, yerden tasarruf sağlayan tasarım öğeleriyle yaklaşık 17 metreküp kargo hacmine sahip. Yakıt hücreleri ve hidrojen tüpleri gövde altına yerleştirilen yeni Opel Movano Hydrogen, hem yüksek performans hem de dayanıklılık açısından avantajlar sunuyor. Hidrojen teknolojisiyle dikkatleri üzerine çeken marka, fuarda ayrıca Opel Combo Elektrik ve Kargo kitiyle birlikte Opel Rocks Elektrik’i de ziyaretçilerin beğenisine sundu.

Fuarda Opel ürün yelpazesinin öne çıkan modelinin yeni Opel Movano Hydrogen olduğunu vurgulayan Opel CEO’su Florian Huettl, şöyle devam etti: 

“Opel LCV ailesinin en büyük üyesini ilk kez hidrojen yakıt hücreli elektrikli bir araç olarak sunuyoruz. 2021 yılında, dünyada ilk hidrojenli hafif ticari araç modeli olan Opel Vivaro Hydrogen modelini pazara sunduk. Bugün Movano Hydrogen’in tanıtımıyla bir sonraki adımı atıyor ve çok daha güçlü bir hamle ile geliyoruz.”

EGZOSTAN SADECE SU BUHARI ÇIKIYOR

Yeni Opel Movano Hydrogen, emisyonsuz şekilde uzun mesafeler kat etmek isteyen ya da iş modelleri gereği hızlı yakıt alma sürelerine ihtiyaç duyan filo müşterileri için ideal bir çözüm sunuyor. Movano Hydrogen’de yakıt hücresi elektrikli motoru çalıştırmak üzere elektrik üretmek için hidrojen ve havayı kullanıyor. Bu tepkimenin tek ürünü ise egzozdan çıkan saf su buharı. Bu nedenle elektrikli araç, motor teknolojisi sayesinde sürüş sırasında sıfır karbondioksit salınımına sahip. 

Movano Hydrogen’in plug-in yakıt hücresi konseptiyle tüm yakıt hücresi sistemi motor kapağı ve araç zemininin altında yer alıyor. Movano Hydrogen’de gövde altına monte edilmiş dört adet 700 bar hidrojen tüpü bulunuyor. Bunlar 5 dakikadan kısa bir sürede hidrojenle doldurulabiliyor ve yaklaşık 500 kilometre (WLTP1’ye göre) sürüş menzili sunuyor. Verimli sunum şekli sayesinde kargo hacmi değişmeden kalıyor ve gövde tipine bağlı olarak 13’ten (L3H2 için) azami 17 metreküpe (L4H3 için) kadar değişiklik gösteriyor. Movano Hydrogen, yaklaşık 1.370 kilogram yük taşıyabiliyor.

ELEKTRİK VE HİDROJEN

Movano Hydrogen’in 45 kW yakıt hücresi otoyolda kesintisiz sürüş için yeterli güç sunuyor. Elektrikli motor, 150 HP (110 kW) güç ve azami 410 Nm tork değerlerine sahip. Movano Hydrogen ile yaklaşık 90 km/s hız yapmak mümkün. Ön koltukların altında yer alan 11 kWs lityum-iyon yüksek gerilimli batarya, aracı çalıştırırken ya da hızlanırken maksimum yükü kapsayacak şekilde destek sunuyor. Bu da yakıt hücresi sisteminin her zaman en ideal çalışma koşulları altında çalışması ve dolayısıyla kullanım ömrünün artması anlamına geliyor. 

Öte yandan Movano Hydrogen, hibrit sistemin büyük bir avantajı olan fren enerjisinin geri kazanılabilmesini ve elektrikli motor (jeneratör) aracılığıyla elektrik olarak bataryanın beslenebilmesini sağlıyor. Plug-in seçeneği sayesinde batarya toplam menzilin artırılması için gerekirse harici olarak da şarj edilebiliyor. 

Kısa süre sonra pazara sunulacak Movano Hydrogen ile müşteriler Opel’in en büyük ticari aracı için üç farklı motor alternatifi arasından tercihlerini yapabilecekler. Yenilikçi hidrojen yakıt hücresine sahip araç, elektrikli veya verimli dizel kardeşleri ile aynı üretim hattında üretiliyor.

Japon üniversite amonyak ile çalışan motor yapacak

HidrojenHaber – Japonya’nın başkenti Tokyo’daki Sophia Üniversitesi amonyakla çalışan içten yanmalı motor teknolojisi üzerinde çalışıyor. Amonyak yakıtlı motor için üniversitenin kimya, malzeme bilimi ve hassas mühendislik alanlarındaki araştırmacıları ortak bir çalışma yürütüyor.

Hidrojen gibi amonyak da enerji üretim sürecinde yan ürün olarak su ortaya çıkardığı için ‘ üretir ve bu da onu ‘yeşil enerji kaynağı’ olarak tanımlanıyor. Üretiminin ve taşınmasının hidrojene göre daha kolay olması amonyağı hidrojen karşısında önemli bir alternatif haline getiriyor.

Hidrojen -253 santigrat dereceye soğutulduktan sonra sıvı hale getirilip taşınabiliyor. Öte yandan sıvılaştırılması çok daha kolay olan amonyak, başta tarım olmak üzere pek çok sektörde halen kullanılıyor.

Amonyağın üretimi ve nakliyesi hidrojenden daha kolay olsa da, içten yanmalı motor teknolojisiyle kullanılması gerektiğinde iş önemli ölçüde zorlaşıyor. Yakılması zor olan amonyak etki kazanması için petrol gazıyla yakılıyor, bu da amonyağın ‘yeşil enerji kaynağı’ olarak tanımlanmasını engelliyor.

Sophia Üniversitesi‘nin dizel teknolojisi üzerinde devam eden araştırmaları, amonyağı yakma sürecinde ihtiyaç duyulan petrol miktarını azaltmanın yollarını arıyor. Araştırma, yanma sırasında motor silindiri içindeki havanın amonyağa karışmasını iyileştirmek için emme sistemi etrafında yoğunlaşıyor.

Ayrton Energy hidrojeni ‘margarin gibi’ depolayacak

HidrojenHaber – Enerji kaynağı olarak hidrojenin yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri depolanmasının ve nakliyesinin zorluğu. Yeni geliştirilen teknoloji, yağ üretiminde kullanılan bir işlemle hidrojenin depolama sorununu çözmeyi amaçlıyor.

Evrenin en hafif gazı olan hidrojenküçük çatlaklardan sızabilir ve belirli metallere yayılarak onları parçalayabilir. Hidrojeni taşımak için genellikle sıkıştırma veya sıvılaştırma gerekir. Bu işlemler ise çok fazla enerji gerektirir. Ayrton Energy’nin geliştirdiği yöntem, kısaca LOHC olarak bilinen sıvı organik hidrojen taşıyıcıları sayesinde hidrojeni oda sıcaklığında ve basıncında taşıyıp işlenebilir hale getirmeyi amaçlıyor.

MARGARİN ÜRETİMİNE BENZER PROSES

Ayrton Energy‘nin kurucu ortağı ve CEO’su Natasha Kostenuk, TechCrunch’a yaptığı açıklamada “Aslında suya benziyor, güvenli, toksik olmayan bir sıvı. İçilmez ama sizi öldürmez” diye konuştu. Kostenuk şirketinin hangi yağı kullandığını açıklamadı ancak kanola yağının bitkisel yağlardan yapılan margarine dönüştürülme şekline benzer şekilde hidrojen depoladığını ifade etti.

Tereyağını oluşturan hayvansal yağların aksine, bitkisel yağlar oda sıcaklığında sıvı hale bulunuyor. Margarin üretiminde bitkisel yağlar bir katalizörün varlığında hidrojen gazına maruz bırakılır. Yağlar ‘hidrojene’ edildikçe katılaşırlar.

Habere göre Ayrton da benzer bir yaklaşım benimsiyor. Yağa hidrojen ekleyen ve yağdan hidrojeni serbest bırakan ekipman, elektrikten hidrojen üretmek için kullanılan elektrolizörlere benziyor. Şirket operasyonlarının büyük bir bölümünde ticari olarak temin edilebilen ekipmanları kullanabiliyor.

MEVCUT EKİPMANLA ÜRETİM

Kostenuk, Ayrton’ın işleminin sıvılaştırılmış hidrojen, amonyak veya metanolden daha az enerji gerektirdiğini ancak sıkıştırılmış hidrojenden biraz daha fazla enerji gerektirdiğini söyledi. Ancak LOHC, sıkıştırılmış hidrojenden litre başına iki kat daha fazla hidrojen taşıyabiliyor. Bu süreçte mevcut kamyonların, boruların ve pompaların yeniden kullanılabilmesi ise maliyetlerin düşmesini sağlıyor.

Şirket yakın zamanda Clean Energy Ventures ve BDC Capital liderliğinde Antares Ventures, EPS Ventures, SOSV, the51 ve UCeed Investment Funds’ın katılımıyla 6,8 milyon dolarlık yatırım aldı. Ayrton, bu finansmanla teknolojisini 2027’ye kadar günde iki ila üç ton hidrojen üretecek noktaya ölçeklendirmeyi planlıyor.

Hidrojenli balon yerinde elektroliz ile uçtu

HidrojenHaber – İsviçre’nin Gruyère bölgesinde bu sabah gaz balonuyla özel bir uçuş gerçekleştirildi. Uçuşta güneş enerjisi kullanılarak üretilen yeşil hidrojen kullanıldı.

2019 Coupe Aéronautique Gordon Bennett (FAI Uzun Mesafe Gaz Balonu Dünya Şampiyonası) şampiyonları İsviçreli pilotlar Laurent Sciboz ve Nicolas Tièche tarafından gerçekleştirilen uçuşta kurulan elektroliz düzeneği sayesinde balonda kullanılan hidrojen, tüplerle başka bir dolum tesisinden taşınmak yerine ‘balon içinde’üretilmiş oldu.

Uçuşun ardından bir açıklama yapan pilot Laurent Sciboz, “Bu uçuş, Avrupa genelinde gelecekteki net sıfır uçuşların yolunu açabilir. Bu, sürdürülebilir havacılık ve enerji üretimi alanında ileriye doğru atılmış bir adım. Geleneksel gaz balonları genellikle yenilenemeyen kaynaklardan enerji kullanır. Bu “yeşil hidrojen” yaklaşımı, önümüzdeki yıllarda sıcak hava balonculuğu da dahil olmak üzere balon uçuş faaliyetlerinin önemli bir bölümünü karbondan arındırmak için önemli bir alternatif” diye konuştu.

Batarya Teknolojileri Zirvesi başladı

HidrojenHaber – Bu yıl ikincisi yapılan Batarya Teknolojileri Zirvesi Bilişim Vadisi Gebze’de başladı. Zirvede dünya genelinde 2,6 TWh seviyesinde bulunan ve 2030’a gelindiğinde tam 3,5 kat artarak 9 TWh’a ulaşması beklenen batarya üretim kapasitesinde Türkiye’nin oynayabileceği rol ve bu alanda atılması gereken adımlar gündemde olacak.

İKİ GÜN SÜRECEK

Bu alanda yenilikçi fikirleri paylaşmak, en son teknolojik gelişmeleri ve ayrıca uluslararası perspektifleri Türkiye’ye taşımak amacı güden Batarya Teknolojileri Zirvesi, Türkiye dahil 12 ülkeden ve tamamı sektörün kalbinden gelen katılımcıları ile iki gün boyunca enerji gündemini belirleyecek. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi de zirvenin ‘Stratejik Patnerliği’ni üstleniyor. Zirve yarın da devam edecek. 

2030’DA SIÇRAMA BEKLENİYOR

Enerjide ‘oyun değiştiren’ olarak kabul edilen ve özellikle ‘yenilenebilir enerji’ sektörünü büyütecek olan batarya teknolojileri, bugün dünyada üzerinde en çok yatırım ve Ar-Ge yapılan alanlar arasında yer alıyor. Dünya genelinde batarya üretim kapasitesi halihazırda 2,6 TWh seviyesinde bulunuyor. Ancak, 2030’a gelindiğinde bu rakamın büyük bir sıçrama yaparak 3,5 katına, yani 9 TWh’a ulaşması bekleniyor. Ülkemiz için de geçerli olan bu talep artışı bu alandaki ihtiyacın yerli üretimle karşılanması gerekliliğini ortaya koyuyor.

Batarya Teknolojileri Zirvesi’nde ele alınacak ana konu başlıkları şöyle: 

– Batarya Teknolojileri ve Gelecek Trendleri

Hangi teknolojik gelişmelerin bataryaların kapasitesini, şarj süresini ve enerji yoğunluğunu etkileyebileceğini öğrenmek isteyenler için düzenlenen bu oturumlarda batarya teknolojisinin mevcut durumu, son gelişmeler, yenilikler ve yakın gelecekteki potansiyel trendler hakkında ayrıntılı bilgiler katılımcılarla paylaşılacak. 

– Batarya Yönetim Sistemi, Enerji Yönetim Sistemi

Odak noktası, bataryaların verimliliğini, güvenliğini ve kullanım ömrünü en üst düzeye çıkarmak için gerekli olan batarya yönetim sistemleri olan bu oturumda, bu sistemlerin nasıl çalıştığı, neden önemli oldukları ve uygulamadaki rolleri hakkında katılımcılarla kapsamlı bir bakış açısı paylaşılacak.

– Batarya Üretim Teknolojileri

Ankara Polatlı’da da bir örneği bulunan Giga Fabrikalar ve bunların farklı makine ve üretim teknolojileri ile üretim süreci optimizasyonu batarya üretim teknolojilerinin ana çerçevesini oluşturacak.

– Batarya Enerji Depolama Sistemleri (BESS)

Büyük miktarda elektrik enerjisi depolama, elektrik dağıtımı, yenilenebilir enerji ve elektrikli araç hızlı şarj pazar segmentlerinin temel bileşenini oluşturuyor. BESS tasarım temelleri ve farklı mimariler zirvede derinlemesine ele alınacak. 

– E-Mobilite

Artık hayatımızın her alanında olan elektrikli Araçlar, e-Scooterlar, e-bisikletler, yardımcı e-araçlar ve daha fazlası, hepsi batarya kullanıyor. Farklı uygulamalar farklı ihtiyaçlar. E-mobilite pazarının gereksinimlerini karşılamak için farklı kimyalar ve teknolojiler zirvenin bir diğer ilgi çekici konu başlığı olacak.

– Akü Sertifikasyonu ve Güvenliği

Batarya güvenliği kullanıcılar için büyük bir endişe kaynağı. Bu oturumda, bataryaların güvenliğini garanti altına almak için yapılan testler, sertifikasyon süreçleri ve uluslararası standartlar hakkında bilgiler verilecek.

– Bataryaların İkincil Kullanımı ve Geri Dönüşümü

Ömrünü tamamlamış piller çevresel ve ekonomik zorlukları beraberinde getirmektedir. Bu oturumda kullanılmış pillerin ikincil kullanım potansiyeli, geri dönüşüm yöntemleri ve bu süreçlerin çevre üzerindeki olumlu etkileri ele alınacak.

Shell hidrojeni rafa kaldırdı, petrol ve gaza odaklanacak

Shell Hidrojen İstasyonu Almanya 2015

HidrojenHaber – Uluslararası enerji devi Shell‘in Norveç birimi, mavi hidrojen üretme planlarını talep eksikliği nedeniyle durdurma kararı aldı. Şirketten yapılan açıklamada projenin uygulanabilirliğinin değerlendirildiği ve rafa kaldırma kararı alındığı bildirildi.

Geçtiğimiz hafta Norveç’in en büyük petrol ve doğalgaz şirketi Equinor da arz – talep ve mevzuat eksikliği nedeniyle Almanya’ya hidrojen taşımak için geliştirilen boru hattı projesini iptal ettiğini duyurmuştu. Danışmanlık ve pazar araştırmaları şirketi McKinsey de yakın zamanda yayımlanan raporunda, düzenleyici otorite eksikliği ve maliyet belirsizlikleri nedeniyle 2050 küresel hidrojen talebine ilişkin tahminini %25 oranında düşürmüştü.

Norveç hükümeti, ülkenin petrol ve doğalgaz sektörünü desteklemek için fosil yakıtlardan üretilen enerji kullanılarak mavi hidrojen imal etme projelerini destekliyor.

MSA hidrojen için güvenlik standartlarını belirledi

HidrojenHaber – Uluslararası iş güvenliği danışmanlık firması MSA Safety, “Hidrojenle Güvenli Çalışma: Katmanlı Gaz Algılama ve Yangın Önleme Teknolojilerini Anlama” başlıklı yeni bir teknik rapor yayınladı. Raporda, hidrojenin yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak kullanılmasıyla ilgili kritik zorluklar ve fırsatlar ele alınıyor.

Raporda hidrojenin son derece yanıcı yapısı ve küçük moleküler boyutu nedeniyle üretim, depolama ve taşımada benzersiz güvenlik zorlukları sunduğunu vurguluyor. Teknik rapor, hidrojenin hafifliği, hızlı dağılması ve toksisite eksikliğinin onu çekici hale getirdiği, ancak kolayca tutuşma eğilimi ve gün ışığında görünmezliğinin sağlam güvenlik önlemleri gerektirdiğinin altını çiziyor. Rapor, katmanlı güvenlik stratejilerinin derinlemesine bir analizini sunarak hidrojen gazı algılama ve yangın önleme için çok seviyeli bir yaklaşım öneriyor.

MSA Safety‘ye göre gaz algılama çözümlerinin; ultrasonik kaçak algılama, nokta gaz algılama ve alev algılama sistemleri dahil olmak üzere çeşitli teknolojiler içermesi gerekiyor. Bu teknolojilerin birleşimi, hidrojen sızıntılarının ve yangınlarının erken tespitini artırarak zamanında müdahaleye olanak tanıyacak. Çok katmanlı yaklaşım, elektrolitik hidrojen üretim tesisleri veya yakıt ikmal istasyonları gibi hidrojen kullanılan yerler için hayati önem taşıyor.

Orijinal İngilizce raporu görüntülemek için tıklayın

Rapor hidrojenin farklı ortamlardaki, özellikle oksijenin yerini alabileceği ve boğulma riskleri oluşturabileceği dar alanlardaki davranışını anlamanın önemine de dikkat çekiyor. Gaz algılama ve önleme stratejilerinin, tesislerde iş güvenliği sağlamak için kritik olduğu vurgulanıyor.

Teknolojik çözümleri ana hatlarıyla belirleyen raporda, hidrojen kullanımını düzenleyen ilgili güvenlik standartları ve düzenlemeler de yeraldı. Standartların özellikle patlamalar olmak üzere iş yeri kazalarını önlemek için önemli olduğuna dikkat çekilen raporda hidrojenin yenilenebilir enerji kaynağı olarak potansiyeli ve ilişkili güvenlik riskleri değerlendirildi.

Umman’da beyaz hidrojen aramaları hızlandı

HidrojenHaber – Rex International Holding, Umman’da doğal hidrojen kaynakları aramak için Helios Aragon’un kurucu ortaklarıyla Ortak Çalışma Anlaşması imzaladı. İki şirket, Avrupa’daki keşif bulgularını Rex’in operasyonel uzmanlığıyla birlikte kullanarak Umman’ın doğal hidrojen potansiyelini ortaya çıkarmaya çalışacak.

Helios Aragon, Avrupa’daki ilk doğal hidrojen kaynağı olan İspanya’daki Monzon Projesi’ni işletiyor. Helios’un Polonya ve İngiltere’de de arama faaliyetleri devam ediyor. Şirketin CEO’su Ian Munro, Umman‘ın yakın vadede ticari miktarda doğal hidrojen keşfi için en çok umut vadeden ülkelerden biri olarak kabul edildiğini söyledi. Munro, “Jeolojik sondajlar, büyük ölçekli hidrojen üretimi için en uygun yöntem olarak kabul ediliyor. Bazı kuyularda saf hidrojenin varlığı yüzey sızıntısıyla ortaya çıkıyor. Amacımız, enerji güvenliğini artırabilecek ve daha düşük karbonlu bir geleceğe geçişi destekleyebilecek en temiz ve en düşük maliyetli hidrojeni üretmek” diye konuştu.

Rex International’dan yapılan basın açıklamasında da, “Rex Group, Umman’da on yıldır faaliyet gösteriyor. Aşina olduğumuz bir coğrafi alanda yeni bir enerji kaynağı aramak heyecan verici bir fırsat. Ortak çalışma sayesinde sinerji yaratmayı hedefliyoruz” denildi.

Singapur merkezli Rex International, petrol arama ve çıkarma alanlarında uluslararası tecrübeye sahip. Helios Aragon Avrupa’nın enerji dönüşümüne destek olmak için doğal hidrojen kaynakları arama üzerine uzmanlaşmış bir şirket olarak tanınıyor.

Bazı tesadüfler sonucu 90’lı yıllarda ortaya çıkan yeraltı hidrojen kaynakları, yeşil dönüşümün etkisiyle son dönemde daha fazla dikkat çekiyor. Elektroliz gibi maliyetli işlemlere gerek kalmadan yeraltından sondajla saf halde çıkarılan gaz, ‘beyaz hidrojen’ olarak tanımlanıyor.