Ana Sayfa Blog Sayfa 148

Deniz suyundan hidrojen, hayalleri gerçeğe dönüştürebilir mi?

Dünyanın ilk ve en büyük tek üniteli 500 kW deniz suyu elektrolizörünün bulunduğu Mawan Enerji Santrali

Dünyadaki suyun yüzde 97’sinden fazlası denizlerimizde ve okyanuslarımızda bulunuyor. Gezegendeki suyun yalnızca yüzde 2’si karlı dağ sıralarında, buzullarda ve buzullarda tatlı su olarak depolanmaktadır. Bu da günlük su ihtiyacımızı karşılayabilmemiz için dünyadaki suyun yalnızca yüzde 1’ini bize kalıyor demek…

Bu kadar bol deniz suyuna sahip olduğumuza göre, neden tuzlu sudan temiz hidrojen üretmiyoruz ve tatlı su kaynaklarımızı korumuyoruz? Bunun nedeni, mevcut elektroliz işlemlerinin deniz suyundan saf hidrojen üretilemiyor olması.

Okyanus suyu büyük miktarlarda potasyum hidroksit ve sodyum klorür içeriyor. Bu bileşikler elektroliz sürecinin bir parçası olmalarına ve enerji tüketimini artırmalarına rağmen, sudan saf hidrojen çekmezler. Dahası, bu bileşikler elektrolizörün bileşenlerini aşındırıyor.

Elektroliz yoluyla temiz hidrojen üretmek mümkün olsa da, gerçek şu ki şu anda bu enerji kaynağının tam büyük ölçekli potansiyeline ulaşmasının önünde birçok engel var. Yakıtı üretmenin yüksek maliyetinin yanı sıra, bir diğer büyük engel de uzun vadeli sürdürülebilir üretim. Şu anda dünyanın genelinde  elektroliz işlemi tatlı suya dayanıyor.

Araştırmacılar şimdiye kadar  deniz suyundan hidrojen üretmek için bir çok teknoloji geliştirdiler.Yeni bir membran sistemi ya da nano malzemeler ve  özel elektrolizörler bunlardan bir kaçı. Ancak bunların hiçbiri büyük ölçekli  henüz endüstriyel üretim için yeterli değil..

Ancak son  aylarda  özellikle Çin’de kaynaklanan  gelişmeler  oyunun kurallarını değiştirebilir;

Çin,  bu yıl Hidrojen üretimi için dünyanın ilk ve en büyük tek üniteli 500 kW deniz suyu elektrolizörünü, Shenzhen Energy Group‘a ait Mawan Enerji Santrali’nde açtı.Bu yenilikçi teknoloji, sürdürülebilir enerji sektöründe oyunun kurallarını değiştiriyor. Bu tesis derin denizlerdeki yenilenebilir enerjinin şebekeye entegre edilmesi ve büyük miktarlarda yenilenebilir enerjinin verimli bir şekilde depolanması gibi zorlukların üstesinden geliyor.

En güncel gelişmelerden bir diğeri ise, Çin’deki Songshan Gölü Malzeme Laboratuvarı’ndan bir grup araştırmacının, yeni bir elektroliz cihazıyla deniz suyundan temiz hidrojen üretiminin zorluklarının üstesinden gelmeye çalışması. Cihazları, deniz suyunu azot ve hidrojenden oluşan bir molekül olan hidrazin ile karıştırıyor. Hidrazin, hidrojen üretiminin verimliliğini önemli ölçüde artırabiliyor.

Araştırmacıların yeni cihazlarıyla yaptıkları deneyler umut vaat etse de, elektroliz yöntemlerinin eksiklikleri olduğunu kabul ediyorlar. Bu yöntemle saf temiz hidrojen üretimini gerçekleştirmeden önce, elektroliz işlemi için platin dışında bir katalizör bulmaları gerekiyor. Platin pahalı üretimi çevreye zararlı. Ayrıca, hidraz etkili olmasına rağmen oldukça toksik ve operatörler ve çevre için zararlı olabilir. Bu nedenle, burada da farklı  alternatif bulunması gerekiyor.

Açık deniz rüzgar enerjisinin hızla gelişmesi, yerel tüketim talebini artırarak deniz suyu elektrolizini yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı için çok önemli bir çözüm haline getirdi. Bu teknoloji, deniz uygulamalarının ötesinde, tuzlu/alkali göl suyu ve maden suyu gibi yüksek tuzluluk oranına sahip su kaynaklarına kadar uzanan olanaklar sunarak küresel çapta büyük ölçekli hidrojen üretimini destekliyor.

Deniz’den hidrojen üretimine yönelik  yeni araştırmalar yoğun bir şekilde devam ediyor.  Umuyoruz ki, en kısa zamanda buna yönelik daha fazla sayıda  verimli, çevreci ve ekonomik projeler hayata geçer. Eğer bunda başarılı olunabilirse,  hidrojen tüm dünyada ucuz erişilebilir  ve temiz bir alternatif olarak en çok kullanılan  enerji çeşidi haline gelebilir.

“Hedef yeşil hidrojenli OSB”

Hidrojen Haber- Yeşil Hidrojen Endüstri Ve Sanayi Bölgeleri İş İnsanları Derneği YESDER başkanı Atakan Şakar ve dernek üyeleri Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği H2DER Başkanı Yusuf Günay’ı ziyaret etti. H2DER ve YESDER’in yeşil OSB’lerde üretilecek yeşil hidrojenin kullanım alanı için birlikte yapacakları çalışmaların görüşüldüğü ziyarette H2DER ve YESDER’in ortak hedefinin işbirlikleri ile birlikte Türkiye’nin ilk yeşil hidrojenli OSB (Organize Sanayi Bölgesi)’si için sanayicileri bir araya getirmek olduğu vurgulandı.

“HİDROJEN ÇAĞININ HIZINA UYMALIYIZ” 

H2DER Başkanı Yusuf Günay, her açıdan güç birliğinin ülke geleceğine fayda üretmek önceliğine vurgu yaparak; “Dünya müthiş bir kararlılıkla ilerliyor. Avrupa Birliği, hidrojen ekosisteminde öncülük yapıyor. Üyesi bulunduğumuz “Hydrogen Europe” gibi yapılar ve uluslararası işbirliği hamlelerimizle, tüm gelişmeleri dikkatle izliyoruz. Bilgi ve değerlendirmelerimizi üyelerimiz ve ilgili kamu yapıları ile paylaşıyoruz. YESDER, bu alandaki en değerli bileşenlerden, kullanım alanına dönük bir kimliğe sahip. Alıcı yani ‘off-taker’ sorununa, değerli bir çözüm öneriyorlar. Ortak çalışmalarımız, ülkemize fayda sağlayacaktır” dedi.

“BİLECİK HİDROJEN YATIRIM BÖLGESİNE DÖNÜŞEBİLİR”

YESDER Başkanı Atakan Şakar, öncelikle Bilecik’te yeşil hidrojenli OSB kurma hedeflerinden söz ederek, “YESDER olarak tanım bakımından; enerjisini yeşil hidrojenden alan “sıfır karbonlu” OSB’ler kurma hedefi olan bir derneğiz. Bilecik’te, kamunun büyük ilgi ve desteği ile harekete geçiyoruz. Üretiminde enerji ihtiyacını yeşil hidrojen ile karşılayacak bir grup sanayiciyi bir araya getireceğiz. H2DER’in üretim zemini, bizim tüketim vizyonumuz ile buluşabilir. Bilecik, değerli bir hidrojen yatırım bölgesine dönüşebilir. Gerek Enerji Bakanlığı gerekse Sanayi Bakanlığımızın bu vizyonu destekleyeceği inancımız yüksek. H2DER ve YESDER işbirliği ile Türkiye’de yeşil hidrojen eko sisteminin geliştirilmesi ve uluslararası işbirliği zemini oluşturmaya yönelik faaliyetler de üreteceğiz” diye konuştu.

EMO : “Nükleer riski sonlandıralım”

Hidrojen Haber- Elektrik Mühendisleri Odası (EMO)Akkuyu Nükleer A.Ş.’nin üst düzey yöneticisinin yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanmasına ilişkin yaptığı basın açıklamasında, konunun projenin yürütüldüğü ülkemiz için yaşamsal bir güvenlik riski oluşturup oluşturmayacağının mutlaka sorgulanması gerektiğini belirterek; “Ülkemizin enerji alanında yerli ve yenilenebilir alternatifleri varken, etkisi nesiller boyu sürecek bir nükleer kaza riski alınmamalı ve Akkuyu ve Sinop’ta yürütülen çalışmalar sonlandırılmalıdır” çağrısında bulundu.

EMO açıklamasında Uzun yıllar enerji açığı oluşması ihtimali olmamasına ve mevcut kurulu gücün ihtiyacın çok üzerinde olmasına rağmen, alım garantileriyle santral kurdurmaya devam edilmesi yalnızca akıl dışı değil, aynı zamanda çağdışı olduğununu da vurguladı.

SMR YENİ PAZARLAMA STRATEJİSİ

Nükleer lobi, bu santralları sera gazı salımlarının azaltılmasının tek yoluymuş gibi sunmakta, bu yolla nükleer santral yatırımlarının arttırılmasını hedeflemekte olduğu, ayrıca küçük modüler santrallar (SMR) gibi farklı modellerle yeni pazarlama stratejileri yürütülmekte olduğunu belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi; 

“Hedef ülkelerinden biri olarak bilinen ülkemizde 2-3 Temmuz tarihlerinde düzenlenen 10. Nükleer Zirvede ise Akkuyu’nun ardından yapılması planlanan projeler tartışılmıştır. Uluslararası sermaye gruplarının katıldığı ve Rosatom ana sponsorluğunda düzenlenen etkinlikte, SMR santrallerinin yanı sıra dördüncü santral projesine yönelik kulis faaliyetleri sürdürülmüştür. Bir yandan da Sinop’a bir santral kurulacağı ifade edilmeye devam edilmektedir. Akkuyu’da üretilecek ve 1 kWh enerji başına 12.35 dolar sent ödemek zorunda kalacağımız elektrik enerjisine bizim değil Rusya ekonomisinin ihtiyacı vardır. Ülkemize külfet dışında hiçbir getirisi olmayacak bu üretimin, işlevi sadece Rusya’ya gelir sağlamak olacaktır.”  denildi.

“2. SANTRAL RUSYA’YA BAĞIMLI KILACAK”

Açıklamada Türkiye’de Rosatom’un sahip olacağı ikinci bir nükleer santralın yapılmasına izin verilmesi, ülkemizi doğrudan Rusya`ya bağımlı kılacağı belirtilerek dünyada hızla büyüyen  güneş ve rüzgar enerjileri açısından büyük potansiyelimiz olduğu ve  gelecek dönemde Dünya’da ve Türkiye’de nükleere ihtiyaç kalmayacağı vurgulandı.

Denizcilikte yeni kilometre taşı : 250 KW’lık yakıt hücresi

Hidrojen Haber- Singapur merkezli Sydrogen Energy , denizcilik sektöründe devrim yaratacak yeni bir hidrojen yakıt hücresi sistemi geliştirdi. Şirket, 250 kilovatlık hidrojen yakıt hücresi güç modülü ile küresel denizcilik pazarına girdiğini duyurdu. Bu yenilikçi sistem, Shanghai Hydrogen Propulsion Technology (SHPT) ile yapılan özel bir işbirliği sonucu geliştirildi ve denizcilik sektöründe hidrojen teknolojisinin benimsenmesini hızlandırmayı amaçlıyor.

Sydrogen’in geliştirdiği bu ileri teknoloji, Singapur’un 2050 yılına kadar denizcilik sektöründe net sıfır karbon emisyonu hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacak. Ülke, 2030 yılına kadar tüm yeni liman araçlarının temiz enerji ile çalışmasını hedefliyor. Bu hedeflere ulaşmak için çeşitli paydaşların ortak yatırımları ve yenilikçi çözümler geliştirmesi gerekiyor.

250 kilovatlık hidrojen yakıt hücresi güç modülü, gelişmiş soğutma sistemleri kullanarak hem küçük hem de büyük gemiler için ideal bir çözüm sunuyor. Kilovattan megavata kadar ölçeklenebilir olan bu modül, çeşitli kaynaklardan elde edilen hidrojeni kullanarak karbon emisyonu olmadan temiz enerji üretebiliyor.

Sydrogen, bu teknolojiyi Singapur’daki gemi inşa şirketleri ile işbirliği yaparak uygulamaya koymayı planlıyor. Şirket, sadece ülkenin yeşil denizcilik girişimlerine katkıda bulunmakla kalmayıp, aynı zamanda Asya ve dünya genelindeki gemi inşa ihtiyaçlarını desteklemek için bu sistemi küresel pazara sunmayı hedefliyor. Sistem, önümüzdeki yıl piyasaya sürülmeye hazır olacak ve denizcilik standartlarına tam uyum sağlamak için gerekli sertifikasyon süreçlerinden geçecek.

Yamaha’dan hidrojenle çalışan ergitme tesisi

Hidrojen Haber- Yamaha Motor, 2025 yılında başlayacak olan bu projede, hidrojen gazı kullanarak alüminyum alaşımı eritme teknolojilerini ve tekniklerini geliştirmeyi ve doğrulamayı hedefliyor. 2026 yılı sonuna kadar, hidrojen gazı kullanarak alüminyum alaşımı ergitme ve döküm parçalarını ısıl işlemden geçirme teknolojilerini tamamlamayı ve 2027’den itibaren bu teknolojileri yerli ve uluslararası döküm fabrikalarında kademeli olarak uygulamayı planlıyor.

Bu test, Yamaha Motor’un ürünlerinin yaşam döngüsü boyunca karbon emisyonlarını en aza indirme çabalarının bir parçası. Şirket, ergitme işlemi için büyük miktarda ısı gerektirdiğinden, enerji verimliliği açısından elektrifikasyonun uygun olmadığını belirtti ve bu nedenle hidrojen enerjisine yöneldi.

Yamaha ayrıca, yeşil hidrojen üretim ekipmanları ve dış ısı kaynaklarına ihtiyaç duymadan e-metan üretmek için metanasyon ekipmanlarının tanıtımını da düşünüyor. Bu projeyi Shizuoka Üniversitesi ile işbirliği içinde gerçekleştirmeyi planlıyor.

Daimler ve Volvo yakıt hücresi tesisi açtı

Hidrojen Haber- Daimler Truck ve Volvo Group’un 2021 yılında hidrojen bazlı yakıt hücresi sistemleri geliştirmek ve üretmek için kurduğu cellcentric, karbon nötr ulaşım hedefi doğrultusunda önemli bir kilometre taşına daha imza attı. Cellcentric, hidrojen bazlı yakıt hücresi pilot üretim tesisini açtı. Şirket geliştirme aşaması ve prototip üretiminin ardından kamyonlar için endüstriyel ölçekte yakıt hücresi üretimine başlayacak. 

Yakıt hücrelerinin dünya genelinde öncü üreticisi olmayı hedefleyen cellcentric, ilk aşamada ağır yük taşımacılığı için düşük maliyetli yakıt hücresi sistemini geliştirecek. Aynı zamanda ağır hizmet tipi taşımacılıkta kullanımı amaçlanan yakıt hücresi sistemlerini geliştirme ve üretmenin yanı sıra, son derece karmaşık bileşen grupları kapsamında tam kapsamlı bir ekosistem de oluşturacak. Bu ekosistem, tahrik sistemi bileşen çözümlerinin araç yönetim sistemine kusursuz şekilde entegrasyonunu sağlamasının yanında, müşterilere benzersiz kalitede ürünlerin sunulmasına da olanak tanıyacak.

Cellcentric, yakıt hücresi sistemlerinin yaşam döngüsü sonunda çevre dostu yöntemlerle geri dönüştürülmesini planlıyor. Döngüsel ekonomi konseptine dayalı yaklaşımıyla, cellcentric, kaynakları, malzemeleri ve ürünleri mümkün olduğunca çevreye duyarlı ve verimli bir şekilde kullanmayı hedefliyor.

Mercedes-Benz Türk hakkında:

Mercedes-Benz Türk, 1967 yılından bu yana Türkiye’de ağır ticari araç endüstrisinin öncüsü olarak faaliyet gösteriyor. “Daimler Truck AG”’ şirketi altında; Mercedes-Benz Türk A.Ş., Daimler Truck’ın 3 büyük kamyon üretim tesisinden biri olan Aksaray Kamyon Fabrikası, Daimler Buses’ın dünyadaki en büyük otobüs üssü olan Hoşdere Otobüs Fabrikası ve bünyesinde bulunan iki AR-GE merkezi ile Kamyon ve Otobüs gruplarından sorumlu olarak faaliyetlerine devam ediyor. Yaklaşık 1.4 milyar avro yatırım hacmiyle Mercedes-Benz Türk A.Ş. bugün Türkiye’nin en büyük yabancı sermaye yatırımlarından biri ve 7 bini aşkın personel istihdam ediyor.

İspanya’da havacılık devlerinden hidrojen için güçbirliği


Hidrojen Haber- Airbus, Aena, Air Nostrum, Iberia, Exolum ve Repsol gibi öncü şirketler, ülkenin ilk havacılık hidrojen merkezinin yaratılması üzerine çalışmak için güçlerini birleştirdi.

Bu girişim, hidrojenle çalışan uçakların ülke genelindeki havaalanlarına entegrasyonunu ve hidrojenin temel enerji üretiminden yer operasyonlarına kadar tüm değer zincirini kapsıyor.

Bu iş birliğiyla İspanya’nın yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu hidrojen üretimindeki büyük potansiyelini göz önünde bulundurarak, havacılık endüstrisinin karbon emisyonlarını azaltma hedefine önemli bir katkı sağlamayı amaçlanıyor.Airbus’ın ZEROe Ekosistem Başkan Yardımcısı Karine Guenan, havacılığın karbon ayak izini azaltmanın en önemli hedeflerinden biri olduğunu ve hidrojenle çalışan ticari uçakların ve ekosisteminin bu hedefe ulaşmada kilit bir rol oynadığını belirtti.

Zero Avia yapay zeka ile hidrojen maliyetini düşürecek

Hidrojen Haber- Hidrojen üretim maliyetlerini düşürme vaadiyle yola çıkan Zero Avia, yapay zeka tabanlı yeni bir yazılım geliştirdiğini duyurdu. Şirketin geliştirdiği Akıllı Hidrojen Yapay Zeka Üretim Yazılımı (SHAIPS), gerçek donanım üzerinde yapılan testlerde, ortalama elektrik toptan satış fiyatına dayalı bir elektrolizörün ürettiği hidrojenin maliyetinde yüzde 20’den fazla bir düşüş gösterdi. Bu yazılım, özellikle temiz havacılık ve diğer uygulamalar için hidrojen üretim maliyetlerini minimize etmeyi vaat ediyor.

Yazılım, Kaliforniya’da yenilenebilir enerji, pil depolama sistemi, elektrolizörler ve gaz halinde hidrojen depolama dahil olmak üzere çalışan bir alt ölçekli akıllı mikro şebeke geliştirilerek gerçek donanım üzerinde test edildi. Bu testler, modelleme senaryolarındaki birçok varsayımı doğrulayarak, yazılımın maliyet etkin ve çevre dostu hidrojen üretimi sağlamak için uygulanabilirliğini kanıtladı.

SHAIPS, üreticinin hidrojen üretiminin karbon yoğunluğuna bir sınır koymasına olanak tanıyacak, bu da hidrojenin coğrafyalarındaki en cömert sübvansiyonlar için uygun olmasını sağlayacak. ZeroAvia’nın yaklaşımıyla, fazla yenilenebilir elektrik hidrojen olarak depolanabilir, pillerde saklanabilir veya şebekeye geri satılabilir. Sistem ayrıca, düşük karbon yoğunluğu enerjisi ve düşük maliyet dönemlerinde hidrojen üretimi için şebekeden kapasite çekecek, mikro şebeke güneş enerjisi pil depolamada ekonomik ve çevresel olarak en mantıklı olduğunda kullanılmak üzere saklanacak.

ZeroAvia’nın Kurucusu ve CEO’su Val Miftakhov, “Yarının havacılık yakıtı, bugünün teknolojisiyle sudan ve güneş ışığından yapılabilir, tek soru maliyet. İleri yazılım ekibimiz, havacılık, taşımacılık ve diğer endüstrilerdeki son kullanıcılara, tüm taraflar için işler maliyetlerde temiz hidrojen yakıtı sağlayabilecek etkili bir uygulama teslim etti. Hidrojenin seviyelendirilmiş maliyetinin zamanla düşeceği kaçınılmaz, ancak biz bu geçişi yenilik yoluyla hızlandırmayı arzuluyoruz,” dedi.

Yüzde 30 hidrojen karışımlı gaz motoru görücüye çıktı

Hidrojen Haber- Japonya’da gerçekleştirilen bir testte, Yanmar Enerji Sistemleri (Yanmar ES) ve Daigas Enerji , EP400G belediye gazı yakıtlı kojenerasyon sistemini kullanarak, belediye gazına yüzde 30 oranında hidrojen karıştırarak başarılı bir gösterim yaptılar. 

Bu test, Daigas Enerji’nin karbon nötr araştırma merkezi ANNEX Torishima sitesinde kurulu bir EP400G kojenerasyon ünitesi ve Daigas Enerji tarafından inşa edilen hidrojen tedarik ekipmanı kullanılarak gerçekleştirildi. Test sonuçlarına göre, yakıta yüzde 30 oranında hidrojen karıştırıldığında bile, sistem belediye gazı ile çalışırken elde edilen aynı dereceli güç çıkışı ve enerji üretim verimliliği ile çalışabiliyor.

Bu başarı, Yanmar ve Daigas Enerji’nin, hidrojen yakıtlı kojenerasyon sistemlerini ticarileştirmek amacıyla, hidrojen yakıtı ve diğer teknolojiler kullanarak kojenerasyon sistemlerini daha da geliştirmeye devam edeceklerini gösteriyor. Her iki şirket de sırasıyla karbon nötr bir toplum hedefliyor. 

Drager :“Hidrojen doğru yönetimle dizel kadar yaygınlaşabilir”

Hidrojen Haber- Dräger adlı güvenlik teknolojisi ve gaz algılama firmasının yayınladığı bu rapora göre, hidrojen doğru yönetimle dizel kadar rutin bir enerji kaynağı haline gelebilir. Rapora göre, hidrojen mevcut yakıtlara kıyasla “büyük yeni riskler” oluşturmuyor, ancak değer zinciri boyunca “sorunlu noktalar” ortaya çıkabilir. Uygulama özelinde değişen zorluklara rağmen, Dräger’a göre tesis güvenliği her durumda ortak bir konu – güvenli kurulum, bakım ve işletme önlemlerini içeriyor.

Rapor hidrojenin yaygınlaşmasının önündeki risklerin, uygun güvenlik önlemleri alındığında engel teşkil etmemesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca, hidrojenin farklı uygulamalarda karşılaşılan zorluklara rağmen, tesis güvenliğinin her durumda öncelikli olduğunu belirtiyor. Güvenli bir kurulum, bakım ve işletme süreci, hidrojenin günlük hayatımızda dizel kadar rutin bir hale gelmesi için kritik öneme sahip.

Hidrojenin bu potansiyeli, sürdürülebilir ve temiz bir enerji kaynağı olarak geleceğimizi şekillendirebilir. Ancak bu geçişin başarılı olabilmesi için, hem endüstri hem de tüketiciler tarafından bilinçli bir yönetim ve adaptasyon süreci gerekmektedir. Dräger’ın raporu, hidrojenin gelecekteki rolüne dair umut verici bir bakış sunuyor ve bu alanda daha fazla araştırma ve geliştirmenin önemini vurguluyor.