Ana Sayfa Blog Sayfa 149

Güney Kore’den dünyanın ilk hidrojen yakıtlı konut sitesi

Hidrojen Haber- Güney Kore’nin Ulsan şehri, sürdürülebilir kentsel yaşamın öncü bir adımı olarak, dünyanın ilk hidrojen yakıtlı hücreli apartman kompleksini tanıttı. Yuldong With You Apartman kompleksi, yakındaki Yuldong Kombine Isı ve Güç Santrali tarafından destekleniyor ve karbon nötr yaşamın başarılı bir modelini sergiliyor. Bu yenilikçi proje, 437 apartman dairesine hem elektrik hem de ısı sağlayan hidrojen yakıtlı hücreler kullanıyor.

Kompleksin çatısına monte edilen üç konteyner boyutundaki yakıt hücreleri, saatte 51 kg hidrojen kullanarak 1.32 megavat (MW) elektrik üretebiliyor. Bu miktar, her saatte dört kişilik dört ortalama hane halkına bir ay boyunca yetecek elektriği sağlayabiliyor. Ayrıca, bu süreç ısı üretiyor ve bu ısı, 40 ton kapasiteli bir termal akümülatörde depolanıyor. Daha sonra 70℃’ye kadar ısınan bu su, evlerin ısıtılması için doğrudan borularla taşınıyor.

Tüpraş ve Arçelik yeşil hidrojenle buzdolabı üretecek

Hidrojen Haber-Tüpraş, Stratejik Dönüşüm Planı ve 2050 Karbon Nötr hedefi doğrultusunda yenilikçi Ar-Ge teknolojileri geliştirmeye devam ediyor. IS2H4C isimli projesiyle “Ufuk Avrupa” programından desteğe hak kazanan Tüpraş, proje kapsamında karbon yakalama ve yeşil hidrojen teknolojileri bir arada kullanarak hem karbon emisyonunu azaltma hem de döngüsel ekonomi için değer üretme vizyonuyla çalışacak. 

YEŞİL HİDROJEN ALTYAPISIYLA POLİÜRETAN 

Almanya’dan Fraunhofer Enstitüsü Türkiye merkezinde, uygulanacak teknolojileri geliştirmek üzere yer alırken, Arçelik de araştırma faaliyetlerine katkı verecek ve son kullanıcı olacak.

Türkiye dahil 4 ülkede Döngüsellik Merkezleri (Hubs for Circularity) oluşturulacak. 35 paydaşın yer aldığı projede, Tüpraş yüzde 70 destek oranı ile 1,8 milyon avro  teşvik alacak.

İzmir Rafineri sahasında demo ölçekli ünitelerin uygulamaya alınacağı projede, rafineri baca gazından karbondioksit yakalanacak ve yeşil hidrojen altyapısı kullanılarak önce e-metanol, ardından poliüretan üretilecek. Üretilen bu düşük karbonlu poliüretan, Arçelik tarafından buzdolabı üretiminde kullanılacak. 

Konuyla ilgili görüşlerini aktaran Tüpraş Genel Müdür Yardımcısı Murat Şimşek , Stratejik Dönüşüm Planımız ve 2050 karbon nötr hedefimiz doğrultusunda, yeni karbon yakalama teknolojileri geliştiriyor ve saha uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Tüpraş Ar-Ge Merkezi’nde, emisyonları azaltmaya yönelik karbondioksit yakalama, kullanım ve depolama (KYKD) teknolojilerinin demo ölçekli çalışmaları yürütülüyor. Ayrıca, yeşil hidrojen çalışmalarımız da hızla devam ediyor. Ar-Ge Merkezimiz, temiz hidrojen ekosisteminin ve pazarının oluşturulmasına öncülük etmek amacıyla çalışıyor. Ufuk Avrupa Programı kapsamında desteklenen IS2H4C projesi de bunlardan biri dedi.

TÜRKİYE’DE BİR İLK

Arçelik Üretim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nihat Bayız ise “dünyaya Saygılı dünyada saygın’ vizyonumuzla Ar-Ge yetkinliklerimiz ve yenilikçi teknolojilerimizle ülkemiz ve gezegenimiz için değer yaratıyoruz. 2050 yılına kadar net sıfır bir şirket olmayı hedefliyoruz. Bu taahhüdün bir parçası olarak IS2H4C Projesi’ne katılmaktan memnuniyet duyuyoruz.” dedi.”

Tüpraş Ar-Ge Merkezi, uluslararası tanınırlığı ve güçlü iş birlikleri sayesinde Avrupa Birliği destekli projeler almaya devam ediyor. Halihazırda devam eden 9 projenin yanı sıra 12 tamamlanan proje ve 3 kabul alan yeni proje ile merkez, Türkiye’nin önde gelen Ar-Ge merkezleri arasında yer alıyor. Merkez, odaklandığı alanlarda dünya çapında önde gelen kuruluşlarla ortak çalışma ve teknoloji geliştirme imkânı buluyor. Bu sayede, stratejik dönüşüm yolculuğunda Tüpraş’a önemli katkılar sağlıyor ve karbon nötr olma hedefine yönelik en ileri teknolojileri birinci elden takip ediyor.

Çin’in ilk sürdürülebilir havacılık yakıtı merkezi açıldı

Hidrojen Haber- Çin ilk sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) merkezini açtı. Güneybatıdaki Chengdu şehrinde bulunan yeni merkez, endüstri politikasının haritalandırılmasında ve ürünler ve kalite kontrol için standartların belirlenmesinde öncülük edecek.

Reuters’in bildirdiğine göre, küresel olarak kullanılan jet yakıtının yaklaşık yüzde 11’ini tüketen dünyanın en büyük ikinci havacılık pazarı olan Çin’in, bu yıl milyarlarca dolarlık yatırımı teşvik edebilecek 2030 için SAF kullanımına ilişkin politikasını açıklaması bekleniyor.

Birkaç test uçuşuna rağmen Çin, ev içi kullanım için ticari olarak SAF üretmiyor. Biyoyakıt firmaları, Çin’in atık yemeklik yağı ihracat için havacılık yakıtına dönüştürmek ve Pekin’in emisyonları azaltmak için yakıtın uçaklarda kullanılmasını zorunlu kıldıktan sonra iç talebi karşılamak için Çin’in ilk tesislerini inşa etmek için 1 milyar dolardan fazla para harcıyor.

CAAC ayrıca sürdürülebilir yakıt için bir Çin sertifikasyon sistemi kurmayı hedefliyor.

Çin’in toplam havacılık yakıtı tüketiminin 2030 yılına kadar yılda 50 milyon metrik tonu aşacağını ve SAF kullanımının yılda 2,5 milyon tona ulaşabileceğini ekleyen rapora göre, yeni ürünler için test tesisleri kuruluyor.

SAF, kullanılmış yemeklik yağ ve hayvansal yağ atıkları gibi sürdürülebilir kaynaklı yenilenebilir atıklardan ve kalıntılardan yapılabilir veya yenilenebilir enerji bazlı hidrojenden işlenebilir.

Aydın :“Yerli elektrolizör için seferberlik gerekli”

Hidrojenhaber – Türkiye Kojenerasyon Derneği (Kojentürk) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Aydın, Hidrojenhaber.com’a yaptığı açıklamada hidrojenin özellikle ısı ihtiyacı yüksek sektörlerin enerji ihtiyacını karşılama konusunda önemli potansiyele sahip olduğunu söyledi. Aydın, Türkiye’nin yerli teknolojiyle elektrolizör üretmek için tüm kaynaklarını seferber etmesi gerektiğine dikkat çekti. 

Isı ihtiyacı yüksek rafineri, petrokimya tesisleri, cam sanayi, demircilik gibi alanlarda şirketlerin kendi ihtiyaçları için kendi hidrojenlerini ürettiğini ifade eden Yavuz Aydın, bu üretimin yüzde 95’in üzerinde bir oranla doğalgazdan yapıldığını kaydetti. Yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak sudan elektrolizle üretilen yeşil hidrojenin diğer kaynaklarla kıyaslandığında hala pahalı olduğunu ifade eden Kojentürk Başkanı Aydın, “Bu kadar pahalı bir enerji taşıyısıcısını elektrik üretimi için yakmak şu an için mantılı değil. Ancak ileriye bakarsak maliyetlerin daha da düşeceği öngörülüyor” dedi.

HİDROJEN – KOJENERASYON İLİŞKİSİ

Hidrojenin kojenerasyonla bir korelasyonu olduğunu ifade eden Aydın, “Kojenerasyon küçük ölçekli gaz motorlarıyla yapılır. Bu küçük ölçekli gaz motorları enerji üretiminde hidrojeni yakıt olarak kullanacak ilk sistemler. Yani önümüzde, 3-5-10 yıllık dönem içinde enerji üretimi için hidrojenin ilk kullanılacağı alanlar, bu küçük ölçekli gaz motorları olacak. Bu küçük gaz motorlarının hidrojenle çalışır hale getirilmesi başarıldı. Şu anda bu motorların kullanılması için hidrojenin ticari olarak ucuzlaması bekleniyor” diye konuştu.

Türkiye’nin yenilenebilir kaynaklarının bolluğu sayesinde yeşil hidrojen üretiminde çok büyük potansiyeli olduğunu ifade eden Yavuz Aydın, “Biz burada geç kalmamalıyız. Özellikle elektrolizör teknolojisinde bir an önce yerli üretim yapabilir hale gelmeliyiz. Önümüzde çok uzun bir süreç var ama hidrojende geç kalmadan elektrolizörü yerli teknolojiyle üretebilmek için tüm kaynaklarımızı seferber etmemiz lazım” dedi.

Mehmet DAYIOĞLU – HİDROJENHABER

Almanya hidrojene hazır enerji santralleri için ihaleye çıkıyor

Hidrojenhaber – Almanya, sektörden artarak gelen baskılara yanıt olarak, hidrojene hazır gaz yakıtlı enerji santrallerinin inşası ve modernizasyonu için önemli bir adım attı. Ekonomi Bakanlığı, düşük karbonlu enerji üretimine geçişi hızlandırmak için 2024 sonu veya 2025 başında ihaleye çıkacak. İhalelerle, 12,5 gigawatt enerji kapasitesi eklenmesi amaçlanıyor.

İhaleler kapsamında her biri 5 GW kapasiteli yeni hidrojene hazır gaz yakıtlı iki enerji santrali inşa edilecek. Buna ek olarak, 2 GW kapasiteye sahip gaz yakıtlı enerji santrallerinin hidrojen kullanımına yönelik olarak yenilenmesi amaçlanırken, 0,5 GW’lık kapasite uzun vadeli depolama yatırımına ayrılacak.

SÜBVANSİYONLAR VERİLECEK

Geçişi teşvik etmek için Almanya, hidrojen ile doğal gaz arasındaki yatırım maliyetlerini ve işletme maliyeti farklarını sübvanse edecek. Hidrojen dönüşümü tamamlandıktan sonra ise yılda 800 saatlik tam şarjın telafisi garanti edilecek. Girişim, maliyetleri düşürmeyi ve hidrojen kullanımını enerji üreticileri için ekonomik hale getirmeyi amaçlıyor.

Tesisler öncelikle ülke sanayisinin çoğunun bulunduğu güney Almanya’da inşa edilecek. Bu sayede taşıma maliyetlerinin de düşürülmesi hedefleniyor.

KÖMÜRDEN KADEMELİ ÇIKIŞ

Almanya, çevresel hedefleri doğrultusunda, kömürle çalışan elektrik santrallerini kademeli olarak daha temiz alternatiflerle değiştirme stratejisi güdüyor. Ülke geçen ay enerji santrallerine milyarlarca avroluk sübvansiyon ödemek için Avrupa Birliği’nden gayri resmi onay almıştı. Almanya, bu sayede Avrupa’nın enerji geçişinde lider konumunu güçlendirirken, aynı zamanda endüstrinin yenilikçi teknolojiler için net yönergelere ve mali desteğe yönelik acil ihtiyacına da yanıt veriyor.

Nikola’nın hidrojenli kamyon teslimatlarında yüzde 80 artış!


Hidrojen Haber- Nikola Corporation, ikinci çeyrekte beklentileri aşan kamyon teslimatlarıyla hisse değerini artırdı. Bu durum, şirketin batarya destekli araçlardan hidrojen yakıtlı kamyonlara geçiş yaparken büyük kamyonlara olan güçlü talebi gösteriyor.

Nikola, ikinci çeyrekte toptancılara 72 adet Sınıf 8 Nikola hidrojen yakıtlı kamyon teslim etti ve kendi beklentileri olan 50 ile 60 kamyon arasını aştı. Şirketin hisseleri sabah ticaretinde yaklaşık yüzde 3 arttı. Bir önceki çeyrekte 40 hidrojen yakıtlı kamyon teslim edilmişti. Mayıs ayında, Nikola yıl sonu teslimatları için 300 ile 350 birim arasında bir hedef belirlemişti.

2023 yılında yaşanan zorlukların ardından, şirketin hidrojen yakıtlı kamyonlara geçiş yapmasında ilerleme kaydettiği sinyalleri alınıyor. Nikola, soğutucu sızıntısı nedeniyle tüm batarya destekli araçlarını geri çağırmıştı. Nikola, 2024’ün ilk yarısında 112 hidrojen kamyon teslim etti ve geçtiğimiz hafta Walmart Canada gibi yeni müşteriler kazandığını ve yakın zamanda bir hidrojen destekli tır teslim ettiğini açıkladı. Yılın başlarında, AiLO Lojistik şirketinin 100 hidrojen kamyon siparişi verdiği bildirilmişti.

Arizona Phoenix merkezli şirket, hidrojen kamyonlarını desteklemek için yakıt ikmal istasyonları açmaya da devam ediyor. Ancak, yüksek faiz oranları ve sıkışık tüketici bütçeleri genel EV talebini olumsuz etkiliyor ve Nikola’nın hisseleri bu yıl şimdiye kadar yüzde 70’ten fazla değer kaybetti.

Avrupa elektrolizör sektöründen Çin’e karşı destek çağrısı

Hidrojen haber- Avrupalı elektrolizör üreticileri, Çin’in artan rekabetine karşı AB’den yardım istiyor.

Nel, Siemens Energy, Thyssenkrupp Nucera gibi isimler, elektroliz endüstrisi için “Avrupa’da Üretilmiştir” politikasının gerçekleştirilmesi çağrısında bulunan bir mektup imzaladı. Avrupa’nın yeni politik döngüsüne girdiği bu dönemde, şirketler, bölgenin elektroliz ve hidrojen liderliğinin, daha ucuz Çin alternatifleri karşısında “ciddi tehdit” altında olduğu konusunda uyarıda bulunuyorlar.

ELEKTROLİZÖR ÜRETİMİNİN YÜZDE 40’I ÇİN’DE

Çin, elektrolizör üretimini hızla genişletiyor ve şu anda dünya üretim kapasitesinin yüzde 40’ına sahip. Avrupalı şirketler, Çinli firmaların uzun süreli operasyonel zararlara katlanabilmelerini ve sıfır faizli devlet kredileri yoluyla kapasite genişletmelerini destekleyen devlet kurumları tarafından gerçekleştirilen yeşil hidrojen projelerine dikkat çekiyorlar. Bu eşitsiz rekabet ortamı, Avrupa elektroliz üretimini önemli bir dezavantajla karşı karşıya bırakıyor.

Mayıs ayında gerçekleştirilen Avrupa Hidrojen Bankası (EHB) ihalesinin sonuçları, ödül kazanan projelerin yarısından azının Avrupa teknolojisini kullanmayı planladığını gösteriyor. Şirketler, politika yapıcılarından gelecek ihale turları için “Avrupa’da Üretilmiştir” kriterlerini getirmelerini talep ediyorlar. “Tehlike gerçek,” diye vurguluyorlar ve koruyucu politika önlemlerinin eksikliğinin, “güneş PV trajedisinin” tekrarlanmasına yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Avrupa’nın REPowerEU hedefleri, 2030 yılına kadar yerel olarak 10 milyon ton yeşil hidrojen üretmeyi öngörüyor. Politika yapıcılar, daha yüksek maliyetli yerel içeriği korurken aynı zamanda bu iddialı hedeflere ulaşma yollarını tartışıyorlar.

İtalyan çelik devi yeşil hidrojen deniyor

Hidrojen Haber- İtalyan doğalgaz şebekesi operatörü Snam yeşil çelik için hidrojeni deniyor. Altı aylık bu deneme, Bergamo yakınlarındaki Dalmine’de bulunan Tenaris çelik fabrikasında gerçekleştirilecek ve hidrojenin çelik endüstrisindeki performansı ve güvenilirliği değerlendirilecek.

Deneme, Tenaris, Avrupa’nın önde gelen enerji altyapı operatörlerinden Snam,ve metalürjik endüstri için sürdürülebilir çözümler geliştiren öncü firma Tenova‘nın işbirliği ile yürütülüyor. Proje, fosil yakıtların yerini alarak zorlu sektörlerin karbon salınımını azaltmayı hedefliyor.

Açıklamada, çelik endüstrisinde hidrojen kullanımının performansını ve güvenilirliğini izleyeceği ve Snam’ın endüstriyel şirketlerin karbondan arındırılmasına yardımcı olmak için daha geniş bir hamlenin parçası olduğu belirtildi.

Mayıs ayının başlarında, İtalya, Almanya ve Avusturya, güney Akdeniz’den kuzey Avrupa’ya bir hidrojen ulaşım ağı geliştirmek için bir işbirliği anlaşması imzaladı.

Almanya 10 yıl içinde yeşil hidrojen ithalatını 2 ye katlayabilir

Hidrojen Haber- Berlin merkezli düşünce kuruluşları Agora Energiewende ve Agora Industry tarafından yapılan bir çalışmaya göre, Almanya’nın sınırlı yenilenebilir enerji kaynakları nedeniyle ihtiyacı olan hidrojenin yaklaşık yüzde 50-70’ini ithal etmesi gerekiyor. Reuters’in haberine göre şu anda Almanya yıllık 55-60 TWh hidrojen kullanıyor, ancak bu hidrojen neredeyse tamamen fosil yakıtlardan üretiliyor. Çalışma, Almanya’nın 2030 yılına kadar 11 TWh hidrojen üretebileceğini ve boru hatları aracılığıyla yaklaşık 17 TWh yeşil ve bazı 15 TWh mavi hidrojen ithal edebileceğini öngörüyor. Bu, on yılın sonunda tahmin edilen toplam hidrojen talebinin yarısından azını karşılayacak.

Ancak, Avrupa’daki mevcut doğalgaz altyapısını kullanarak, Almanya boru hatları aracılığıyla ithalatını 2035 yılına kadar 60 TWh ile 100 TWh arasına çıkarabilir. Agora Energiewende Direktörü Simon Mueller, “İklim tarafsızlığına ulaşmak için Almanya’nın yenilenebilir hidrojenin güvenli ve maliyet etkin bir tedarikine ihtiyacı var. Avrupa’dan boru hatları aracılığıyla yapılan ithalat bu konuda kritik bir rol oynuyor” dedi.

Bu ithalat potansiyeline ulaşmak için Almanya’nın bir finansman modeline ihtiyacı olacak ve ilgili ülkeler arasında maliyet paylaşımı konusunda hızlı bir şekilde anlaşmalara varması gerekecek. Mueller, “Gerekli yeşil hidrojen miktarlarının gelecek on yılın ilk yarısında teslim edilebilmesi için bu tek yol” diye ekledi.

Çalışma, Almanya’ya potansiyel hidrojen boru hattı koridorlarını inceledi ve üretim potansiyeli, politik destek ve teknik karmaşıklık gibi faktörleri dikkate aldı. Umut verici koridorlar arasında Kuzey Denizi üzerinden Danimarka ve Norveç’ten ithalat ve teknik karmaşıklık ve mesafe nedeniyle daha sonraki bir aşamada Baltık Denizi üzerinden İsveç ve Finlandiya’dan ithalat yer alıyor. Uzun vadede, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’dan, özellikle İspanya ve Tunus’tan gelen boru hatları, Birleşik Krallık, Portekiz, Cezayir, Yunanistan ve Ukrayna’dan olası ithalatlarla birlikte önemli bir rol oynayabilir.

Karsan CEO ‘su Baş :”Hidrojen teknolojisinde önemli adımlar atıyoruz”

Hidrojen Haber-Dünyada toplu ulaşımın elektrikli ve otonom araçlara dönüşümünde öncü rol oynayan Karsan, geleceğin teknolojisi hidrojeni kullanmaya başlayan ilk üreticiler arasında. Lüksemburg Hidrojen Vadisi’nin (LuxHyVal) açılışına katılan Karsan, daha yaşanabilir bir dünya ve sürdürülebilir gelecek hedefleri doğrultusunda doğadan ilham alarak ürettiği hidrojen teknolojisine sahip e-ATA HYDROGEN aracını sergiledi. 

e-ATA HYDROGEN’E YOĞUN İLGİ

Karsan e-ATA HYDROGEN’in açılışta yoğun ilgi gördüğünü söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, “Karsan olarak, LuxHyvAL’in toplu taşıma filosunun yüzde 10’unu hidrojenli araçlardan oluşturma hedefini destekleyen bu projenin bir partneri olmaktan mutluluk duyuyoruz. Lüksemburg’da e-ATAK modelimizle geçtiğimiz yıl yüzde 38’lik pay ile elektrikli otobüs pazarının lideri konumunda yılı kapattık. Sıfır emisyon hedeflerimiz doğrultusunda toplu taşımaya katkı sağlamaya aralıksız devam ederken, hidrojen teknolojisinde de önemli adımlar atıyoruz. Hidrojen yakıtlı araçlar, küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadelede büyük bir avantaj olarak görüldüğünden, özellikle Avrupa Birliği sıfır emisyonlu araçların benimsenmesini teşvik etmek için ciddi politikalar ve destekler sunuyor. Biz de e-ATA HYDROGEN gibi sınıfının en iyi özelliklerine sahip araçlarımızla bu dönüşümde öncü olmayı hedefliyoruz.” dedi.

TOPLU ULAŞIMDA SIFIR EMİSYON


Avrupa Birliği heyeti, bakanlık ve belediye temsilcileri, Sales Lentz ve Karsan firmalarının yöneticileri ile çok sayıda basın mensubunun katılımlarıyla gerçekleşen törende Karsan, hedef pazarlarından biri olan Lüksemburg’daki etkinlikte, katılımcılara ve ziyaretçilere çevre dostu ulaşım çözümlerinin ötesini e-ATA HYDROGEN modeliyle tanıttı. Marka böylece, daha yaşanabilir bir dünya ve sürdürülebilir bir gelecek hedefleri doğrultusunda doğadan ilham alarak ürettiği ve yeşil hidrojen teknolojisine sahip e-ATA HYDROGEN ile sıfır emisyon vurgusu yapmış oldu. 

LUXEMBURG’DA E- OTOBÜS LİDERİ

Pazarın elektrikli toplu taşıma dönüşümüne öncülük eden operatörlerinden Sales Lentz ile iş birliğini büyük bir başarı ile devam eden Karsan, Luxemburg’taki elekrikli otobüs pazarının lideri konumunda. Açılışta sergiledikleri Karsan e-ATA HYDROGEN’in büyük ilgi gördüğünü söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, “LuxHyVal, depolama ve dağıtım da dahil olmak üzere yerel üretimden kullanıma kadar tüm değer zinciri boyunca yeşil hidrojen girişimlerini yaygınlaştırmayı ve mevcut veya planlanan altyapılarla bağlantı kurmayı amaçlıyor. Karsan olarak, doğa dostu hidrojenin mobilite alanındaki kullanımı konusunda partner olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi. 

HEDEF TOPLU ULAŞIMDA YÜZDE 10 HİDROJEN

Karsan’ın, “Mobilitenin geleceğinde bir adım önde” olma vizyonu ile elektrikli, hidrojen ve otonom olarak 3 farklı teknolojiyi bir arada sunabilen tek marka olduğunu vurgulayan Okan Baş, şöyle devam etti: “Karsan olarak, LuxHyvAL’in toplu taşıma filosunun yüzde 10’unu hidrojenli araçlardan oluşturma hedefini destekleyen bu projenin bir partneri olmaktan mutluluk duyuyoruz. Lüksemburg’da e-ATAK modelimizle geçtiğimiz yıl yüzde 38’lik pay ile elektrikli otobüs pazarının lideri konumunda yılı kapattık. Sıfır emisyon hedeflerimiz doğrultusunda toplu taşımaya katkı sağlamaya aralıksız devam ederken, hidrojen teknolojisinde de önemli adımlar atıyoruz. Hidrojen yakıtlı araçlar, küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadelede büyük bir avantaj olarak görüldüğünden, özellikle Avrupa Birliği sıfır emisyonlu araçların benimsenmesini teşvik etmek için ciddi politikalar ve destekler sunuyor. Biz de e-ATA HYDROGEN gibi sınıfının en iyi özelliklerine sahip araçlarımızla bu dönüşümde öncü olmayı hedefliyoruz.”