Ana Sayfa Blog Sayfa 158

BloombergNEF: ABD, Avrupa ve Çin hidrojenin hakimi olacak

Freepik

Hidrojenhaber – Araştırma kuruluşu BloombergNEF’in (BNEF) raporuna göre önümüzdeki 10 yılın sonunda Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Çin, güçlü mevzuat ve iddialı büyüme hedefleri sayesinde küresel düşük karbonlu hidrojen arzının hakimi olacak. 2030 yılına gelindiğinde söz konusu üç pazar, küresel temiz hidrojen üretiminin %80’ini oluşturacak. Yıllık arzın ise 30 kat artarak 16,4 milyon tona çıkması bekleniyor.

BNEF tarafından yayınlanan Yeni Enerji Görünümü 2024’e göre, tüm hidrojen türlerine olan talebin 2050 yılına kadar dört kat artarak 390 milyon tona ulaşması bekleniyor. Demir-çelik sanayii, havacılık ve denizcilik gibi endüstriler gelişmenin yönünün belirlenmesinde etkili olacak.

Rapora göre 2030’un sonuna kadar yaklaşık 95 GW’lık elektrolizörün devreye alınması bekleniyor. Yatırımı onaylanmış kapasitenin yaklaşık 10 katına yakın bu üretim miktarının, on yılda Asya-Pasifik bölgesindeki talebin neredeyse tamamını karşılayacağı tahmin ediliyor.

2030 yılına kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin düşük karbonlu hidrojen üretiminin %37’sini oluşturacağı, sübvansiyonlar ve vergi teşvikleri de dahil olmak üzere güçlü devlet destekleri sayesinde Avrupa ve Çin’in de sırasıyla %24 ve %19’unu üreteceği öngörülüyor.

Avrupa’daki hidrojen üretiminin büyük kısmı İngiltere, Hollanda, İspanya ve Portekiz’den gelecek. Hükümet projeleri ve Pekin’in hedefleri hakkında bilgi eksikliği nedeniyle Çin’deki durum kısmen takip edilebiliyor.

Daha önce çeşitli kuruluşlar tarafından yayımlanan raporlara göre, Avrupa çelik endüstrisinin karbondan arındırılması için yılda 5 milyon ton hidrojene ihtiyaç duyuluyor. Bölgedeki demir-çelik sektörünün 2026-2027 yılına kadar hidrojen kullanımına hazır olacağını ancak arzın bulunmadığını kaydetti.

Hidrojenli dev kamyon maden sahasına iniyor

Hidrojenhaber – Endüstriyel araçlar üreticisi Liebherr Mining ve yeşil enerji konusunda uzman mühendislik şirketi Fortescue WAE tarafından geliştirilen Liebherr T 264 model nakliye kamyonu prototipi, Batı Avustralya’nın Perth kentinde ilk kez hidrojen gücüyle çalıştırıldı.

Liebherr T 264 nakliye kamyonu prototipi, 1,6 MWh batarya ve 500 kW yakıt hücresinden güç alıyor. “Europa” olarak da bilinen prototipte 380 kg’ın üzerinde sıvı hidrojen depolanabiliyor.

Liebherr Başkan Yardımcısı Joerg Lukowski, “Europa’nın yakında sahaya taşınmasıyla birlikte, Liebherr ve Fortescue, madencilik endüstrisi için hem sahada kendisini kanıtlamış hem de sıfır emisyonlu çözümler geliştirme hedefine bir adım daha yaklaştılar” dedi.

Aracı ‘ekip için büyük bir başarı’ olarak nitelendiren Fortescue Metals CEO’su Dino Otranto ise “Europa önümüzdeki haftalarda madencilik operasyonlarında çalışmaya başlayacak. Sahada bazı testlere tabi tutulacak. Test sonuçları, Liebherr ile birlikte geliştireceğimiz sıfır emisyonlu kamyonlara ışık tutacak” dedi.

Fortescue ve Liebherr 2022 yılının Haziran ayında sıfır emisyonlu madencilik kamyonlarının geliştirilmesi ve tedariki için bir ortaklık kurmuştu.

Yüzde 90 hidrojenli dizel motor !

Hidrojen Haber- Avustralya’dan dünyaya örnek olacak proje; dizel motorlar artık yüzde 90 hidrojenle çalışıyor! New South Wales Üniversitesi’nden bir ekip, taşımacılık sektöründe devrim yaratacak bir buluşa imza attı. Geleneksel dizel motorları, hidrojen-dizel hibrit motorlara dönüştürerek, karbon emisyonlarını büyük ölçüde azaltmayı başardılar. 

Profesör Shawn Kook ve Profesör Evatt Hawkes liderliğindeki ekip, 18 ay süren bir çalışma sonucunda bu başarıya ulaştı. Profesör Kook, bu teknolojinin özellikle madencilik ve tarım gibi dizel motorların yaygın olarak kullanıldığı sektörlerde karbon ayak izini azaltmada büyük rol oynayacağını belirtti. 

IC Enterra, İtalyan Eterna Green’i satın aldı

Solar power plant in the field. Aerial view of Solar panels. Solar farm. The source of ecological renewable energy.

Hidrojenhaber – IC Holding şirketlerinden IC Enterra Yenilenebilir Enerji (ENTRA), tecrübesini ülke sınırları dışına taşıma hedefi doğrultusunda İtalyan Eterna Green S.r.l.’in yüzde 100 hissesini devraldı. Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderilen açıklamada, “İtalya’da yenilenebilir enerji projeleri gerçekleştirmek üzere ilgili mevzuat çerçevesinde şirketimizin yüzde 100 ortağı olduğu yeni bir şirket kurmaya ve/veya var olan şirketlerin hisselerini devralmaya yönelik Yönetim Kurulu kararımız, 15 Mayıs 2024 tarihli açıklamamız ile kamuoyuna duyurulmuştu. Bu kapsamda, Eterna Green S.r.l. ünvanlı şirketin yüzde 100 hissesinin devralınması işlemi 27 Mayıs 2024 tarihi itibariyle gerçekleşmiştir. Tescil işlemlerini takiben tüm yasal prosedür tamamlanmış olacaktır. Bundan sonraki süreçte, İtalya’daki yatırım fırsatlarının ivedilikle değerlendirilmesi ve kuvvetli bir yenilenebilir enerji portföyü kurulması hedeflenmektedir” denildi. 

YURTDIŞINDA BÜYÜME İTALYA’DAN BAŞLAYACAK

IC Enterra Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Taşkın Kızılok devir işlemi ile ilgili, “Amacımız, yenilenebilir enerji alanında yurt dışında da var olmak. Bu yönde ilk adımı; piyasa koşulları, kaynak verimliliği gibi ana kriterlerde öne çıkan İtalya’da attık. Yönetim Kurulumuz tarafından verilen yetki doğrultusunda İtalya’da yenilenebilir enerji alanında yatırımlar yapmak üzere bir yapılanmaya gittik. Eterna Green S.r.l.’in devralınmasıyla İtalya’da rüzgar ve güneş enerjisi başta olmak üzere, yenilenebilir enerji projeleri geliştirmek, belirli bir aşamaya gelmiş projeleri veya işletmede olan projeleri satın almak gibi çeşitli girişimler aracılığıyla güçlü bir portföy oluşturacak ve yenilenebilir enerji alanındaki yetkinliğimizi yurt dışında farklı ülkelere yaymak için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

9 HES, 2 GES

Türkiye’de toplam kurulu gücü 388 MW olan 9 HES ile elektrik üretimi gerçekleştiren IC Enterra Yenilenebilir Enerji, mevcut santrallerinin yanı sıra yeni yatırımlarla büyümeyi hedefliyor. Yurt dışı çalışmalarıyla birlikte, yatırımı devam eden 136 MWm kapasiteli Hatay Erzin-2 YEKA GES ile izin süreçleri süren 61 MWm Bağıştaş hibrit GES projelerine odaklanan şirket, depolamalı RES ve GES yatırımlarıyla ilgili de çalışmalarını da sürdürüyor.  IC Enterra Yenilenebilir Enerji, bu yatırımlar da dikkate alındığında 2026 yılı sonu itibarıyla toplamda işletme ve yatırım sürecindeki lisanslı proje portföyünde yaklaşık 1.200 MW’a ulaşmayı hedefliyor. 

YEO hidrojende düğmeye bastı

Hidrojen Haber- YEO Teknoloji, Dicle Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 8. Uluslararası Hidrojen Teknolojileri kongresinde önemli bir sunum gerçekleştirdi. YEO Teknoloji Hidrojen Çözümleri Müdürü Ali Keleş, konuşmacı olarak katıldığı kongrede hidrojenin enerji dünyasını nasıl değiştireceğini anlattı.

ALMANYA’DA HİDROJEN ŞİRKETİ KURDU

Türkiye ve dünyanın farklı ülkelerinde sürdürülebilir enerji projeleri üreten YEO Teknoloji de hidrojen alanında çalışmalarını hızlandırdı. Güneş enerjisinden, rüzgar enerjisine, hidro enerjiden biyogaza kadar birçok farklı alanda teknoloji üreten YEO, Net Sıfır hedefine yaklaştıracak tüm projeleri sürdürüyor. Türkiye’de bu alanda çalışmalar yürüten YEO Teknoloji, Avrupa pazarı için de Almanya’da YEO Hidrojen isimli iştirakini kurmuştu. 

HEDEF 1 MİLYAR DOLAR 

Kongrede konuşan Ali Keleş, 2023 yılında 200 milyon dolarlık bir satış hacmine ulaştıklarını ve önümüzdeki 5 yıl içinde bu rakamın 1 milyar dolara çıkmasını öngördüklerini ifade etti. Şirketin piyasa değerinin ise 1 milyar dolar olduğunu vurgulayan Keleş, YEO Teknoloji’nin gelecek dönemdeki büyüme ve yenilikçi projelerle sektördeki liderliğini daha da güçlendireceğini söyledi. YEO Teknoloji’nin uluslararası hidrojen teknolojileri kongresindeki katılımının, yenilikçi ve sürdürülebilir enerji çözümlerine olan bağlılığını bir kez daha ortaya koyduğunu anlatan Keleş, “YEO Teknoloji, hidrojen teknolojileri alanında geleceğin enerji ihtiyaçlarına yönelik mühendislik ve teknoloji geliştirme çözümleri konusundaki kararlılığını sürdürmeye devam edecek. 

Hidrojenli uçakla New York’tan Londra 1,5 saat !

Hidrojen Haber- Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen bir hypersonic jet, hayal edebileceğinizden daha kısa sürede seyahat etmeyi mümkün kılabilir. Sky Magnatar adı verilen bu konsept tasarım, kanatsız bir Dyson jet motoru kullanarak New York’tan Londra’ya sadece 90 dakikada ulaşabileceğini iddia ediyor. Bu, şu anda ticari olarak kullanılan en hızlı yolcu uçağı olan Concorde’dan bile üç kat daha hızlı!

Bu kanatsız Dyson jet motoru, hava akımı kontrolü için hareketli bir difüzör, düşük sıcaklıklarda süper iletken mıknatıslar, bir yanma odası, plazma odası ve bir baypas ramjet motoru sayesinde turbofan motorunu hipersonik hızlar için bir roket motoruna dönüştürebilmesi gereken teorik bir tahrik sisteminin parçası.

Sky Magnatar şu anda sadece bir konsept olsa da, gerçekleşme potansiyeli heyecan verici. Bu teknoloji, yolculuk süresini önemli ölçüde azaltarak ve dünyanın farklı bölgelerini birbirine bağlayarak seyahat etme şeklimizi kökten değiştirebilir.

Elbette, böyle bir teknolojinin geliştirilmesi önünde aşılması gereken birçok engel var. Ancak Sky Magnatar gibi konseptler, gelecekteki havacılığın neler getirebileceğinin heyecan verici bir bakış açısı sunuyor.

Hyundai’nin hidrojenli canavarı 2026 da yollarda

Hidrojen Haber- Hyundai Motor, 2026 yılında piyasaya sürmeyi planladığı dünyanın ilk hidrojen süper otomobili ile otomotiv dünyasında devrim yaratmaya hazırlanıyor. 500 milyon won (1 milyon 700 bin avro) değerindeki bu araç, 775 beygir gücünden fazla performans sunacak ve sadece 200 adet üretilecek.

 N74 kod adlı bu araç, yüksek performanslı bir motorla birleştirilmiş hidrojen yakıt hücresi teknolojisine sahip olacak. N74, Hyundai’nin 1974’te tanıttığı ‘Pony Coupe’ modelinin modern bir yorumu olarak tasarlandı ve iki ‘martı kanadı kapı’ ile donatılacak.

Hyundai, N74 modeli ile sadece kar amacı gütmek yerine, hidrojen ekosistemi oluşturma vizyonunu ve geleceğin enerji kaynağı olarak hidrojeni öne çıkarmayı hedefliyor.

Shell Eco-marathon’da hidrojenli araçlar da yarışacak

Hidrojen Haber- Liseli ve Üniversiteli gençlerin alternatif ve çevreci teknolojiler kulandıkları Shell Eco-marathon’un Avrupa ve Afrika bölgesi yarışı 19-25 Mayıs’ta, Circuit Paul Armagnac, Nogaro, Fransa’da gerçekleşiyor. 18-21 Mayıs’ta ise aynı yarış alanında Autonomous Urban Concept müsabakası düzenlenecek. Bu yarışta ise takımlara otonom teknoloji alanında uygulamalı deneyim kazanmaları sağlanıyor.

HİDROJENLİ ARAÇLARDA SAHNE ALACAK

Bu yıl 25 ülkeden, 115 takımın yer alacağı Shell Eco-marathon Avrupa ve Afrika yarışında Türkiye’den 12 lise ve üniversite takımı yarışacak. Bu takımlarda yer alan 166 genç, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, Konya ve Trabzon’dan. Gençler hidrojen, elektrik gibi alternatif enerji kaynakları ile ürettikleri araçları ile piste çıkacaklar.

Borusan Asım Kocabıyık Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, iki farklı araçla farklı kategorilerde yarışacak. Yıldız Teknik Üniversitesi AESK takımı ise Autonomous Urban Concept ve Batarya Elektrik kategorilerinde tek bir araçla mücadelede yer alacak.İstanbul Teknik Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi de iki farklı takımla çeşitli yarışacaklar.

Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem; “Shell Eco-marathon, gençlerimizin yetkinliklerinin gelişmesine birçok açıdan önemli katkılarda bulunuyor. Aracın tasarımındaki ve imalatındaki teknik becerilerden, finans kaynağı bulup bütçe yönetmeye, iletişim becerileri ve ekip çalışmasından proje yönetimine ve yol emniyeti disiplinine kadar birçok alanda gençlerimiz açısından çok önemli bir tecrübe” dedi.

Denizcilikte hidrojen güvenliği önem kazanıyor

Denizcilik sektörü, küresel ticaretin can damarlarından biri. Bu sektörün karbon emisyonlarını azaltma çabaları, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir öneme sahip. Birçok ülke bu amaçla, denizcilikte hidrojen kullanımına yönelik çalışmalar yürütüyor. Tüm bunların sahadaki yansımalarına gelince… 

Denizcilikte yeşil yakıtlar ön plana çıkmaya başlıyor. Örneğin Japonya’da dizel yakıtlı bir gemi hidrojen yakıtlı hale getiriliyor. Dünyanın ilk hidrojenli süper yatı satışa sunuluyor. Bu arada Avrupa, Japonya, Güney Kore ve Çin gibi ülkeler amonyakla çalışan gemilerin potansiyelini aktif bir şekilde araştırıyor. Özetle, yeşil hidrojen kullanımına yönelik çözümler çoğalıyor ve bunlar yavaş yavaş hayata geçiyor. Ancak, hidrojen kullanımı konusunda endişeler yok değil. 

Kimi uzmanlar, yaşanabilecek tek bir kazanın bile, hidrojen bazlı yakıtların güvenliğine dair şüpheleri artırarak, denizcilikteki dekarbonizasyon sürecini tamamen rayından çıkarabileceği konusunda endişeli. Uzmanlar ayrıca, enerji geçişinin önemli bir beceri gelişimi olmadan tamamlanamayacağını vurguluyor. Hidrojenin güvenli kullanımı konusunda ciddi bir gelişmeye ihtiyaç olduğunun da altı çiziliyor. 

Peki hidrojeni bu kadar tehlikeli kılan nedir: Hidrojen son derece yanıcı bir gaz ve gemilerdeki sızıntılar veya kazalar patlamaya neden olabilir. Bu gaz, depolanırken yüksek basınç altında veya sıvı halde saklanabilir, ancak her iki yöntem de riskler taşıyor. Hidrojenden kaynaklanan yangınları  söndürmek zor olabilir ve bu da  özel ekipman ve eğitim gerektiriyor.

Bu endişeler, uluslararası denizcilik sektörünün karbon emisyonlarını yüzyılın ortasına kadar yüzde 80 oranında azaltma potansiyeline sahip olan yeşil hidrojen bazlı yakıtların kullanımının artmasıyla daha da önem kazanıyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) bir raporuna göre, bu yakıtlar, sektörün dekarbonizasyonunun omurgasını oluşturacak. 

Hidrojenin kullanımıyla ilgili olası riskler ise kamuoyunun ve sektör profesyonellerinin endişelerini artırıyor. Southampton Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, alternatif denizcilik yakıtları hakkında kamuoyunun algısını inceledi ve hidrojen ve biyoyakıtların kullanımının, riskli ve olumsuz yan ürünler üretebileceği konusunda güçlü bir algı olduğunu ortaya koydu. 

Bu durum, denizcilik sektörünün dekarbonizasyon sürecinde dikkatli bir dengeyi korumanın gerekliliğini ortaya koyuyor. Yenilenebilir yakıtların kullanımının arttırılması ve emisyonların düşürülmesi hedeflenirken, aynı zamanda güvenlik ve sürdürülebilirlik konularına da dikkat edilmesi şart. 

Bu zorluklar, sektördeki dönüşümü destekleyecek stratejik ortaklıklar ve yenilikçi çözümler aracılığıyla aşılabilir. Hidrojenin denizcilikte kullanımının geleceği, bu risklerin yönetilmesi ve minimize edilmesiyle yakından ilişkili. Tabii bu süreçte, önyargıların ve dirençlerin de kalkması gerekiyor.

H2DER 2. yılını kutluyor!

Hidrojen Haber-Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği H2DER, tüm dünyadaki “yeşil hidrojen” ekosistemine ve ulusal ve uluslararası olmak üzere özel-kamu misyon ağına en hızlı entegre olan dernek olarak 2.’inci yılını kutluyor. 

HYDROGEN EUROPE  ÜYESİ 

Kuruluş yıldönümü vesilesiyle bir mesaj yayınlayan Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği H2DER Başkanı Yusuf Günay, “Yeşil hidrojenin en önemli avantajlarından biri, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak hidrojen elde edildiğinde sadece su çıkıyor. Hidrojenin bir diğer avantajı ise farklı formlarda depolanarak nakliyesi ve sonrasında istenen forma dönüştürülmesi ve fosil yakıtlara nazaran daha yüksek ısıl değerine sahip olması.  Biz “H2DER” olarak ülkemizin parlayan yıldızı olan yenilenebilir enerjide “Güneş” ve “rüzgar” varlığımızı yeşil hidrojen ile zenginleştirmek istiyoruz. Bu iki yılda, Avrupa Birliği’nin en değerli yapılarından Hydrogen Europe üyesi olduk. Ülkemizde, Sektörel Dernekler Federasyonu “SEDEFED” üyesi olarak “TÜRKONFED” çatısı altında farklı sektörlerden paydaşlar ile buluştuk. Medya ve unsurları ile yeşil hidrojeni anlattık, bilgiyi çoğalttık. Yeşil hidrojene ait özel bir otorite, belirlenmiş özel üretim bölgeleri gerekliliği, yüksek teknoloji teşviklerini içeren “HAMLE” projesine yerli elektrolizör üretimi teşvikinin de dahil edilmesi konusunu en önemli gündem maddelerimiz arasına alarak birlikte çalışmak üzere ilgili mercilere ilettik. Şimdi hep birlikte “Yeşil dönüşüm bir seçenek değil, zorunluluktur” diyerek bir gayede birleştiğimiz derneğimizin 2’inci yılını kutlamanın gururunu yaşıyoruz” dedi.

EHB BAŞKANINA  ÇALIŞMALAR SUNULDU

Avrupa Hidrojen Boru Hattı’na (European Hydrogen Backbone-EHB) Türkiye’nin de dahil edilmesi gibi ana başlıklara yoğunlaşarak ilerlediklerini belirten Yusuf Günay, “H2DER olarak Türkiye’nin en ivedi şekilde Avrupa Hidrojen Boru Hattı’na dahil olması gerekliliğini ulusal misyonlarımıza önemli analizlerle sunduk. Tüm ilgili en önemli fuarlar ve uluslararası platformlarda da “Yeşil Hidrojen” ağında Türkiye’nin olması gerektiğini savunduk. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Public Forumu’na katılarak uluslararası ticaretin kılavuz kararlarını aldık. İklim eylemi, dijitalleşme, kapsayıcılık ve yeşil dönüşüm ana başlıkları sunuldu; üyelerimizle ayrıntılı olarak paylaştık. Avrupa Hidrojen Haftası’nda yer aldık. Yeşil hidrojen eko sisteminin tüm paydaşları ile son gelişmeleri takip ettik. Avrupa Hidrojen Omurgası (EHB-European Hydrogen Backbone) içinde neden Türkiye yok? sorusunu EHB başkanına sorduk, Türkiye’nin de neden EHB’ye dahil olması gerektiği konusundaki tüm çalışmalarımızı da kendilerine sunduk” diye konuştu.

“TÜRKİYE’DE ‘ÖZEL YEŞİL HİDROJEN ÜRETİM BÖLGELERİ’ OLUŞTURULMALI”

Yeşil hidrojenin finansmanı konusuna da dikkat çeken Yusuf Günay, “H2DER olarak Dünya Bankası ve EBRD gibi yapıların yeşil hidrojen özelinde ürettikleri fon ve kredi bilgileri ile birlikte ilerleyiş süreçlerini aktardık. H2DER olarak mutluyuz ki en kısa sürede “Hidrojen Görev Gücü” yapısına davet edildik. Türkiye’de yeşil hidrojen ekosistemini oluşturacak, geliştirecek önerilerimizi 16 madde olarak sıraladık. Türkiye’de ‘özel yeşil hidrojen üretim bölgeleri’ oluşturması konusunda çalışmalarımızı değerli Enerji Bakanlığı yetkililerimizle paylaştık. Bu amaçla tüm resmi görüşme ve yazışmalarımızı sürdürmekteyiz. TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) kapalı toplantılarına davet edildik. İçerikleri, özellikle “Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) öncesi enerjide yeşil dönüşüm” uygulama ve beklentileri çalışmalarını, dünya genelinde örnekler ile üyelerimize taşıdık.” dedi.

“OSB’LERİMİZ “YEŞİL HİDROJEN AR-GE MERKEZİ” OLACAK!”

H2DER üyesi olan Marmara OSB ile ‘Yeşil Hidrojen Ar-Ge ve Üretim Merkezi Kurulması’ için protokol imzaladıklarını belirten Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği Başkanı H2DER Başkanı Yusuf Günay, “Avrupa Komisyonu’nun resmi yapısı Hydrogen Europe (HE) üyesi olduk. “HE Hidrojen Manifestosu” ile AB ve dünyadaki hidrojen sektörüne kurum olarak da dahil olduk, hep birlikte kamu ve özel kuruluşlara verilen ortak mesajın da paydaşı olduk. 

AVRUPA  HİDROJEN  DERNEKLERİ  ASAMBLESİ İÇİNDE YER ALIYOR

15 Mayıs 2024’te Rotterdam’da, 23 üye ulusal hidrojen derneği ile birlikte, “Temiz Hidrojeni Geliştiren Avrupa Dernekleri için İşbirliği Şartı”nı imzaladık. AB ve Sivil Toplum projelerinde paydaş olarak yer aldık ve tüm ilgili değerlendirme süreçleri son hız devam ediyor. TÜBİTAK MAM, Enerjisa Üretim Bandırma Enerji Üssü, Linde Gaz Kocaeli, ELİN Enerji-Ankara gibi değerli firmalarımıza saha ziyaretlerinde buluştuk. Çin, ABD, AB ülkelerindeki fuar, zirve ve benzeri etkinliklere katılan üyelerimizin bilgilerine platform olduk, birlikte değerlendirilip yorumlanmasını sağladık. Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği H2DER olarak tüm çalışmalarımıza değerli üyelerimizin sayısını artırarak, ulusal ve uluslararası olarak kamu-özel tüm işbirliklerimizi genişleterek devam edeceğiz” şeklinde konuştu.