Ana Sayfa Blog Sayfa 168

Avrupa’dan yenilenebilir enerji üretiminde yeni rekor!

Hidrojen Haber- Enerji veri analisti Montel EnAppSys‘in geçtiğimiz Perşembe günü yayınladığı rapora göre yenilenebilir enerji üretimi, hidroelektrik üretimindeki artışın etkisiyle bir önceki çeyrekte 358,4 Teravatsaat (TWh) olan bir önceki zirveyi aşarak 375,9 TWh ile rekor seviyeye ulaştı. Rüzgar enerjisi üretimi 175,6 TWh ile bir önceki çeyrekteki 177,4 TWh’nin biraz altında, ancak yine de kayıtlardaki ikinci en yüksek seviyede gerçekleşti.

Rapora göre, biyokütle, hidroelektrik, rüzgâr, güneş ve atık dâhil olmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları yılın ilk çeyreğinde Avrupa’daki toplam elektrik üretiminin  yüzde 50,1’ini karşıladı. Nükleer  yüzde 23,4, gaz  yüzde 14,7 ve kömür/linyit  yüzde 11,3’lük bir paya sahip oldu.

Montel EnAppSys, talebin 2022’nin aynı dönemine göre  yüzde 5,2 ve 2021’in ilk çeyreğine göre  yüzde 6,3 düşüşle 800,1 TWh olarak gerçekleştiğini ve COVID-19 salgınında başlayan ve küresel enerji krizi sırasında devam eden talep düşüşü eğiliminin sürdüğünü söyledi. Ancak İskandinav ülkelerinde talebin toparlandığına dair işaretler var.

Montel EnAppSys Direktörü Jean-Paul Harreman verilerle ilgili olarak şunları söyledi: “Elektrik ve gaz fiyatları 2022’nin 3. çeyreğindeki zirve noktalarından düşmesine rağmen, talep COVID öncesi ve enerji krizi öncesi dönemlere kıyasla azalmaya devam ediyor. Avrupa’nın bazı bölgelerinde havanın tarihsel standartlara göre özellikle sıcak olması, azalan ısıtma yükü ve düşük endüstriyel talep bu eğilimin devam etmesine katkıda bulundu. Tarihsel olarak düşük talebin bir diğer nedeni de ‘sayacın arkasında’ yer alan ve dolayısıyla üretimin negatif talep olarak kaydedildiği gömülü güneş enerjisi kapasitesindeki artış.”

Montel EnAppSys ayrıca İngiltere’nin elektrik piyasasına ilişkin üç aylık raporunu da yayınladı. Bu raporun en önemli özelliği, rekor yenilenebilir üretim ve ılıman kış havasının 2024’ün ilk çeyreğinde toptan elektrik fiyatlarının düşmesine yol açmasıydı.

Rapora göre, yenilenebilir enerji üretimi 35,40 TWh ile kayıtlara geçen en yüksek çeyreklik rakam olurken, bir önceki çeyreğin 35,34 TWh seviyesini biraz aştı. Rüzgar, 25,20 TWh ile herhangi bir ilk çeyreğin en yüksek üretimini gerçekleştirerek baskın temiz enerji sağlayıcısı oldu.

Zeplinler hidrojen ekonomisini hızlandırabilir mi?

Hidrojen Haber- Yenilikçi havacılık ve alternatif enerji şirketi H2 Clipper,  “havadan hafif” zeplinler için geliştirdiği yapısal ve dağıtım sistemine ilişkin ABD patenti için onay aldığını duyurdu. Bu patent, global hidrojen ekonomisinin gelişiminde kilit bir rol oynayabilir.

YENİLİKÇİ TASARIM

H2 Clipper tarafından geliştirilen ve Amerika Birleşik Devletleri Patent ve Ticari Marka Ofisi (USPTO) tarafından onaylanan patent, şirketin “havadan hafif” hava gemileri için gelişmiş bir yapısal ve dağıtım sistemini kapsıyor. Bu sistem, zeplinlerin aerodinamik performansını artırarak, yüksek rüzgar koşullarında bile yanaşma ve yük taşıma işlemlerini kolaylaştırıyor.

HİDROJENLE HIZLI TAŞIMACILIK

H2 Clipper, fosil yakıtlara alternatif olarak hidrojen kullanımını öne çıkarıyor. H2 Clipper’ın kurucusu ve CEO’su Rinaldo S. Brutoco, hidrojenin ulaşım ve enerji depolama için fosil yakıtların yerini alabilecek tek alternatif olduğuna inanıyor. Şirket, 2024’te uçmayı planladığı bir prototip üzerinde çalışıyor ve ilk tam boyutlu ünitelerin 2027’de hazır olması bekleniyor.
Hidrojen ekonomisi, temiz enerjiye geçişte önemli bir adım. H2 Clipper, bu yeni çağda hidrojenin ucuz ve temiz bir enerji kaynağı olarak kullanılmasını sağlayacak teknolojiler geliştiriyor.

“Ren Su Boru Hattı” projesi Tosyalı’nın

Hidrojen Haber- Avrupa’nın en büyük boru üreticisi Tosyalı‘nın başarılı şirketlerinden Tosçelik Spiral Boru, “Ren Su Boru Hattı” (RWTL) ihalesini alan şirket oldu. Almanya’daki en önemli çevresel dönüşüm projelerinden biri olan bu proje, Ren Nehri’nden su getirerek kullanılmayan açık maden ocaklarını doldurmayı amaçlıyor. 

Almanya’nın önde gelen enerji şirketlerinden RWE tarafından gerçekleştirilecek bu proje kapsamında Tosçelik Spiral, toplam 130 BİN ton ve 105 BİN 600 metre 2235mm ebadında büyük çaplı boru tedarik edecek. Geçtiğimiz hafta Tosyalı ve RWE Power, RWE’nin Köln yakınlarındaki kongre merkezi Paffendorf Kalesi’nde bir sözleşme imzaladı.

HİDROJENE YATIRIM YAPIYOR, EN YEŞİL ÇELİĞİ ÜRETİYOR

RWE’nin yeşil dönüşüm için yaptığı bu anlamlı yatırımda, Tosyalı tarafından üretilen sürdürülebilirlik odaklı, yeşil çelik borular kullanılacak. Yaklaşık 45 km’lik bir güzergahta üç kollu çelik boru hattı yapımını içeren projenin inşaatına 2024 yılı sonunda başlanması ve 2029 yılı sonunda tamamlanması planlanıyor.

RWE’nin yeşil dönüşüm çerçevesinde gerçekleştirdiği bu yatırımda tedarikçi olarak anlaştığı Tosyalı, sektördeki en düşük karbon ayak izine sahip çelik üretimini gerçekleştiriyor. Türkiye ve Cezayir’deki tesislerinde sürdürülebilirlik odaklı yatırımlar yapan Tosyalı, güneş ve hidrojen gibi temiz enerji kaynaklarına yaptığı yatırımlarla dünyada yeşil çelik üretiminde sektörün öncüleri arasında yer alıyor. 

Tosyalı, yeni nesil teknolojilerle geleceğin enerjisi hidrojene de yatırım yapıyor. Cezayir’de MIDREX teknolojisi ile hayata geçirilen ikinci DRI üretim tesisi yüzde 100 hidrojen ile çalışabilecek. Sürdürülebilirlik odaklı bu yatırımlarla Tosyalı, dünyanın en yeşil ve en çevreci çeliğini üretiyor ve dünyadaki en düşük karbon ayak izine sahip.

Türkiye’de tüm tesislerine aynı anda yaptığı yatırımla hayata geçirdiği GES projesi ile 235 MW kurulu güce ulaşarak dünyanın en büyük çatı üstü GES’ine sahip şirketi oldu. Bu proje ile aynı zamanda yaklaşık 171 milyon kg karbon salınımını engelleyerek dünyanın en çevreci çelik üreticilerinden biri oldu. 

Japonya’dan dünyanın en büyük yakıt hücresi 

Hidrojen Haber- Japonya havacılık için 4 MW lık dev yakıt hücresi inşa edecek.Bu girişim, Airbus tarafından geliştirilen ve 2026’da A380 uçağında test edilmesi planlanan 1,2 MW’lık yakıt hücresi sisteminden üç kat daha büyük olacak.Bu haber, Japon hükümetinin düşük karbonlu bölgesel bir uçak yapmak için 33 milyar dolarlık bir program açıklamasından sadece birkaç hafta sonra geldi.

80 KOLTUKLU UÇAKLARDA KULLANILACAK

Yeni Japon araştırma projesi, 2031 yılına kadar 80 veya daha fazla koltuklu uçaklarda hidrojen yakıt hücresi tahrik sistemlerinin kullanılmasını sağlamayı amaçlıyor. Bu proje için Toray endüstriyel grubu, yakıt hücreleri için dayanıklı, ısıya dayanıklı malzemeler geliştirmek üzere 4,1 milyar yen alacak.

Araştırmacılar, hidrojen teknolojisini ilerletmek için uluslararası havacılık öncüleriyle işbirliği yapacaklar. Japon firmaları önceden de yabancı havacılık firmalarıyla hidrojen teknolojisi üzerinde işbirliği yapıyorlardı. Örneğin, geçen yıl ABD merkezli hidrojen uçak geliştiricisi Universal Hydrogen, mevcut uçaklarını Universal’ın hidrojen yakıt hücresi dönüşüm kitleriyle yeniden donatmak için Japan Airlines ve Japon havacılık mühendislik firması JAL Engineering ile bir mutabakat zaptı imzaladı.

Louisiana’ya 4 milyarlık SAF tesisi

Hidrojen Haber- DG Fuels (DGF), Johnson Matthey (JM) ve BP ile birlikte geliştirdiği hidrojen bazlı FT CANS teknolojisi, ABD genelinde planlanan 10’dan fazla SAF üretim tesisinin modeli olacak.

Tesis, yılda yaklaşık 120 milyon dolarlık şeker kamışı atığı satın alarak, bu atıkları sentetik kerosene dönüştürecek. Bu süreç, konvansiyonel jet yakıtı ile karıştırılarak kullanılacak.

DGF Başkanı Christopher Chaput, bu teknoloji ile sorumlu bir şekilde üretilmiş ve konvansiyonel havacılık yakıtı ile hemen değiştirilebilecek bir ürün yaratacaklarını belirtti. Air France KLM-Grubu’nun da tesisin gelişimine 4.7 milyon dolarlık yatırım yaparak destek vereceği açıklandı.

Tesisin 2028 yılına kadar üretime başlaması bekleniyor. DG Fuels, hem Air France-KLM hem de Delta Air Lines ile çok yıllı anlaşmalar da dahil olmak üzere büyük havayollarıyla alım anlaşmaları imzaladı. DG Fuels, SAF’ın dünya çapında geniş ölçekte kullanıma sunulmasına yardımcı olmak için Airbus ile stratejik ortaklığa sahip. Bu ortaklık SAF üretiminde önemli bir ilerleme olarak görülüyor ve havacılık endüstrisinde sürdürülebilirlik adına büyük bir adım olarak kabul ediliyor.

Enapter’in elektrolizör siparişlerinde 7 kat artış 

Hidrojen haber- Alman elektrolizör üreticisi Enapter’in Bu yılın ilk çeyreğinde, gelen siparişlerin 9,29 milyon avro’ya ulaştığı açıklandı.Geçen yılın aynı döneminde ise 1,27 milyon avro olmuştu. Siparişlerin yüzde 60’ı yeni müşterilerden geldi ve yüzde 75’i AEM NEXUS megawatt sınıfı elektrolizörü içindi.

Enapter’ın AEM Nexus megavat sınıfı elektrolizörlerine atfedilen siparişlerin yüzde yüksekliği, şirketin yenilikçi teknolojisinin endüstriyel ölçekte yeşil hidrojen üretimindeki potansiyelini gösteriyor. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki siparişlerin yaklaşık 1,5 milyon avro değerinde olduğu ve bu siparişlerin Enapter’ın ABD genel distribütörü CleanH2 Inc. aracılığıyla gerçekleştirildiği belirtiliyor.

Enapter’ın CEO’su Jürgen Laakmann, şirketin hem yeni müşteriler kazandığını hem de uzun süredir devam eden müşterilerin ek projeler için daha büyük siparişler verdiğini belirtti. Laakmann, birçok yeni müşterinin ürünleri iridyum içermemesi nedeniyle tercih ettiğini ve bu durumun piyasanın sadece hızla büyümediğini, aynı zamanda teknolojilerinin çeşitli uygulama alanlarındaki müşteri gereksinimlerini tam olarak karşıladığını gösterdiğini ifade etti.

Balkanlarda hidrojene ilgi artıyor

Hidrojen Haber- Balkan ülkelerinin son dönemlerde hidrojene ilgisi büyüyor.Bu ilgi, özellikle Arnavutluk’taki Bulqize krom madeninde keşfedilen, 5 bin ile 50 bin ton arasında değişen hidrojen rezervi ile yeni bir boyut kazandı. Ocak ayında yayımlanan bir çalışma, bu rezervin bölgenin emisyonlarını azaltmada potansiyel bir çözüm olabileceğini ortaya koydu.

Avrupa Birliği, 2050 yılına kadar yenilenebilir hidrojen için 470 milyar avroya kadar yatırım yapmayı planlıyor. ABD de geçtiğimiz ay, temiz hidrojen üretim ve kullanım kapasitesini artıran projelere 750 milyon dolar hibe vereceğini açıkladı.

BALKANLARIN POTANSİYELİ BÜYÜK

Enerji uzmanları, Balkanların hidrojen enerjisi üretimini artırmak için büyük yenilenebilir enerji potansiyeline sahip olduğunu belirtiyorlar. Ancak özel yatırımları artırmak ve şebekeleri genişletmek gibi zorluklar da bulunuyor. 

Düşük emisyonlu hidrojene ilgi artıyor, ancak uygulama, belirsiz bir talep görünümü ve tüketicilere yakıtı teslim etmek için gerekli altyapının eksikliği nedeniyle engelleniyor. Uluslararası Enerji Ajansı, teknoloji için büyüme tahminini düşürdüğü Ocak ayında bu durumu bildirdi. Yine de Balkan ülkeleri, özellikle elektrik üretiminde fosil yakıtlara olan ağır bağımlılıklarını azaltma hedefiyle ilerlemeye devam ediyorlar. 

Sırbistan’da, kömür santrallerinin bacalarından büyük şehirler üzerine yayılan kirlilikle mücadele ederken, yerel ve Çinli şirketler, 2028 yılına kadar yıllık yaklaşık 30 bin ton kapasiteli bir hidrojen tesisi de dahil olmak üzere 2 milyar avroluk bir yatırım üzerinde anlaştılar. Hırvatistan, 2030 yılına kadar 70 megavat (MW) ve 2050 yılına kadar 2.750 MW hidrojenle çalışan kapasite kurmayı planlıyor. Üsküp’le Yunanistanla arasında 123 km’lik bir boru hattı inşa ediliyor ve gelecekte hidrojen taşınması planlanıyor.

Balkanlardaki bu gelişmeler, sadece bölge için değil, tüm dünya için temiz enerjiye geçişte umut verici bir adım olarak görülüyor. Hidrojen, temiz ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarlarından biri olabilir. Balkan ülkelerinin bu yöndeki çabaları da, yeşil enerji devriminde önemli bir rol oynayabilir.

Kaynak : Reuters

Japonya dizel trenleri hidrojenliye çevirecek

Hidrojen Haber- Doğu Japonya Demiryolu, 2030 mali yılında ilk hidrojen-hibrit tren olan Hybari’yi ticarileştirmeyi hedefliyor. Tren, Tokyo yakınlarındaki Kanagawa vilayetinde ve başka yerlerde yerel hatlarda teste tabi tutulacak. Orta Japonya Demiryolu da hidrojenle çalışan trenler geliştiriyor.

Arazi, Altyapı, Ulaştırma ve Turizm Bakanlığı yakında standartları tartışmak için bir panel organize edecek.. Şu anda, birden fazla bakanlık ve kurum, birden fazla yasa ve yönetmelik üzerinde yargı yetkisine sahip ve bu da demiryolu operatörlerini gereksiz prosedürlerden geçmeye zorlayarak geliştirme, test etme ve uygulamayı potansiyel olarak engellemekte.

Örneğin, hidrojen tanklarının kullanımı şu anda trenlerde hidrojen kullanımını öngörmeyen ve özel izin gerektiren güvenlik standartlarına sahip olan Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı tarafından denetleniyor.

Ulaştırma bakanlığı, demiryolu iş yönetmeliklerine hidrojenle ilgili güvenlik düzenlemeleri eklemeyi değerlendirecek. Yönetmelikler, havai kablolar ile hidrojen tankları arasında belirli bir mesafe olmasını zorunlu kılarak patlamaların önlenmesi ve tankların belirli bir güçte olmasını zorunlu kılmak gibi alanları kapsayacak.

Demiryolları, Japonya’nın ulaşım sektöründeki karbon emisyonlarının yüzde 4’ünü oluşturuyor. Trenler diğer ulaşım araçlarına göre daha düşük çevresel etkiye sahip olmasına rağmen, dizel motorlu trenler ağırlıklı olarak kırsal alanlarda çalışmaya devam ediyor ve tüm demiryolu araçlarının yaklaşık yüzde 5’ini oluşturuyor.

Dizel trenleri elektrikli trenlerle değiştirmek, bir elektrik santrali ve elektrik hatlarını içeren bir altyapı gerektiriyor. Hidrojen trenleri, kapsamlı bir altyapıya ihtiyaç duymadan karbondan arındırma sunar.

Japon hükümeti, 2030’larda demiryolu sektöründen kaynaklanan karbon emisyonlarını 2013 mali yılına kıyasla yüzde 46 oranında azaltma hedefi belirledi. Bu da yaklaşık 5,4 milyon tonluk bir azalmaya eşdeğer.

Suudilerin  hidrojen maliyeti Almanya’dan düşük 

Hidrojen Haber- Suudi Arabistan, yeşil hidrojen üretimindeki verimliliği sayesinde küresel bir lider olarak konumlanıyor. Kral Abdullah Petrol Araştırmaları ve Çalışmaları Merkezi (KAPSARC) tarafından yayınlanan yakın tarihli bir rapora göre, ülkenin yüksek güneş ışınımı seviyeleri, Almanya gibi daha az ışığa maruz kalan bölgelerde tipik olarak rüzgar enerjisine dayalı yöntemlerle karşıtlık oluşturarak, güneş enerjisiyle hidrojen üretim maliyetlerini düşürüyor.

Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimindeki başarısı, ülkenin enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve diğer ülkelerin karbon emisyonu azaltma hedeflerine yardımcı olma konusundaki büyük potansiyelini gözler önüne seriyor. 2020’den 2050’ye kadar olan veriler üzerinde uygulanan otoregresif dağıtık gecikme modeli sonuçlarına göre, mavi doğalgazın uzun vadede karbon emisyonları ile önemli ve pozitif bir ilişkisi bulunuyor. Ayrıca, yeşil yenilenebilir enerji ile karbon emisyonu arasındaki ilişki hem uzun hem de kısa vadede anlamlı ve negatif.

Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretiminde Almanya’dan daha verimli olduğunu ortaya koyan bir raporla da destekleniyor. Bu rapor, Suudi Arabistan’ın düşük maliyetli yeşil hidrojeni kullanarak mevcut amonyak ve metanol tesislerini karbon ayak izini azaltmak için hızlı bir zafer olarak değerlendiriyor.

Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimindeki bu verimliliği, ülkenin dünya çapında bir lider olarak tanımlanmasını sağlıyor ve gelecekteki enerji stratejileri için önemli bir rol oynuyor. Yeşil hidrojen, fosil yakıtlara dayalı enerji tüketiminin gelecekte artması beklenirken, karbon emisyonlarını, hava kirliliğini ve küresel ısınmayı azaltma potansiyeline sahip. Bu, Suudi Arabistan’ın sadece kendi ekonomisini çeşitlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda küresel çevre sorunlarıyla mücadelede önemli bir oyuncu olabileceğini gösteriyor.

Güney Kore’deki istasyonlar  hidrojenli araç talebine yetmiyor

Hidrojen Haber- Kore Otomobil ve Mobilite Derneği’nin (KAMA) raporuna göre, 2021 Mart’ından 2024 Mart’ına kadar hidrojenli araçlar ile şarj istasyonları arasındaki oran yüzde 12 artarak, her istasyon başına 203 araca ulaştı. Bu durum, hidrojen araçlara olan talebin, altyapı gelişiminin önüne geçtiğini ve bu dengesizliğin ülkenin hidrojen mobilitesi hedeflerini tehlikeye attığını gösteriyor.

Güney Kore’nin yeşil model şehri olma hedefiyle bilinen Sejong şehrinde, hidrojen araçlar ile şarj istasyonları arasındaki oranın dramatik bir şekilde arttığı gözlemlenirken, Gangwon Eyaleti şarj altyapısını iyileştirmede önemli adımlar atmış olsa da, talebi karşılamada zorluklar yaşamaya devam ediyor.

KAMA’nın bulguları, Güney Kore’nin hidrojen yakıt altyapısını geliştirme stratejisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Hidrojenli araçlara olan tüketici ilgisi açıkça görülürken, altyapı gelişiminin geride kalması, bu araçların benimsenmesi ve uzun vadeli yaşayabilirliğini ciddi şekilde engelleyebilir. 

Bu zorlukların üstesinden gelmek için stratejik yatırımlar ve planlamalar şart. Güney Kore’nin, araç kayıtlarıyla ayak uydurabilmek için hidrojen şarj istasyonlarının dağıtımını hızlandırması gerekiyor. Bu, sadece istasyon sayısının artırılmasını değil, aynı zamanda daha fazla bölgeyi eşit şekilde kapsayacak stratejik yerleşimlerini de içermeli. Ayrıca, hükümet ve endüstri paydaşlarının, hem hidrojen yakıt tedariki hem de şarj altyapısının gelişimini destekleyecek politikaları hayata geçirmesi gerekmektedir. Bu, altyapı geliştiricileri için mali teşvikler, yeni istasyonlar için izin süreçlerinin basitleştirilmesi ve hidrojen yakıt hizmetlerinin genel verimliliğini ve güvenilirliğini artırmaya yönelik girişimleri içerebilir.