Ana Sayfa Blog Sayfa 173

İngiltere’ye 900 MW’lık dev hidrojen santrali

Hidrojen Haber- ngiltere’nin elektrik ve gaz dağıtım şirketi SSE Thermal ve Norveç merkezli enerji şirketi Equinor, 2030 yılında faaliyete geçmesi planlanan ve tamamen hidrojenle çalışacak 900 MW kapasiteli Keadby Hidrojen Santrali’nin geliştirilmesi için istişarelerde bulunuyor. Bu santral, dünyanın ilk tam ölçekli enerji santrali olma özelliğini taşıyor. İlk aşamada 1,2 GW kapasite eklenerek tamamen hidrojenle çalışacak şekilde tasarlandı.

Bu proje, gerekli hidrojen altyapısının henüz hazır olmaması durumunda doğal gazla da çalışabilecek esnek bir yapıya sahip olacak.

Geçtiğimiz hafta İngiliz Hükümeti, hidrojenle çalışabilen yeni enerji santrallerinin inşası için teklifler sundu. Bu adım, ülkenin yenilenebilir enerji kaynaklarına olan bağlılığını ve elektrik kesintisi ile karşı karşıya kalmamak için hidrojen gazının destekleyici rolünü vurguluyor.

Keadby tesisinin başlangıcından itibaren düşük karbonlu altyapı kurma taahhüdü ile hükümetin desteğini arkasına alan SSE ve Equinor, önümüzdeki 12 ay içinde bölgede hidrojen taşıma ve depolama projelerinin ilerlemesini bekliyor. Ayrıca, Humber’daki mevcut tesisler dünyanın en verimli gazla çalışan elektrik santrallerinden biri olan Keadby 2’ye ve İngiltere’nin en büyük kara rüzgar çiftliğine ev sahipliği yapıyor.

Equinor, İngiltere’nin elektrik ve gaz dağıtım şirketi SSE (Scottish And Southern Energy) ile işbirliği yaparak Keadby Santrali’ni kurdu. Bu santral, dünyanın ilk tam ölçekli enerji santrali olma özelliğini taşıyor. İlk aşamada 1,2 GW kapasite eklenerek tamamen hidrojenle çalışacak şekilde tasarlandı.

SSE’nin Baş Ticari Sorumlusu Martin Pibworth, İngiltere’nin enerji geleceğinin yenilenebilir enerji odaklı olacağını ve bu doğrultuda Dogger Bank’ta dünyanın en büyük açık deniz rüzgar çiftliğini inşa ettiklerini belirtti. Ancak, SSE ve Equinor kısa süre önce 2 GW yenilenebilir enerji üretmesi beklenen bir sahada hidrojen üretme planlarını iptal etti.

Slovenya düşük karbonlu hidrojen ortaklığı kuruldu

Hidrojen Haber- Slovenya Hükümeti, yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen düşük karbonlu hidrojen üretimi için geniş bir konsorsiyumun kuruluşunu destekledi. Bu girişim, 18 farklı şirket, kuruluş ve belediyeyi bir araya getirerek, enerji depolama ve ulaşım gibi alanlarda kullanılmak üzere hidrojen teknolojisinin potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefliyor.

Konsorsiyum, Slovenya-Japonya İş Konseyi, Slovenya Mühendislik Akademisi ve elektrik iletim ve dağıtım sistemi operatörü ELES gibi paydaşları içeriyor. Grup, endüstri mühendisliğinde onlarca yıllık deneyime ve çeşitli alanlardan 6 bin 500 uzmana sahip olduğunu belirtiyor.

Konsorsiyum, hidrojenli şehir içi otobüslerin tanıtılması ve ticari ulaşım için hidrojen dolum istasyonlarının kurulması gibi yenilikçi projeleri öngörüyor. Ayrıca, Kuzey Adriyatik Hidrojen Vadisi’ni ulusal kalkınma planına dahil ederek, bölgesel ısıtma ve havacılıkta kullanılmak üzere hidrojen üretimini artırmayı amaçlıyor.

Slovenya, Hırvatistan ve İtalya’nın Friuli-Venezia Giulia bölgesi ile birlikte, yılda en az 5 bin ton yeşil hidrojen üretimi için tesisler geliştirmeyi hedefliyor. Bu üç ülke, Avrupa’yı dolaşan büyük hidrojen koridorlarından bazılarından faydalanmayı bekliyor.

Dünyanın ilk deniz üstü hidrojen üretim projesi sonuçlandı

Hidrojen Haber- İsveç’in devlet enerji şirketi Vattenfall, İskoçya açıklarında offshore rüzgar çiftlikleri aracılığıyla hidrojen üretimi ve kıyıya taşınması olanaklarını araştıran inovasyon projesinin geliştirme aşamasını tamamladı. Aberdeen kıyısındaki Avrupa Offshore Rüzgar Geliştirme Merkezi etrafında tasarlanan HT1 Projesi, iki yıllık bir çalışmanın ardından sonuçlandı.

HT1 Projesi olarak adlandırılan Vattenfall’un projesi, Aberdeen açıklarında bulunan Avrupa Açık Deniz Rüzgâr Geliştirme Merkezi etrafında tasarlandı. Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Departmanının finansman programı projeyi finanse etti. 

Merkezi olmayan açık deniz hidrojen üretimi için geliştirme aşamasını test ettikten sonra ve diğer endüstri gelişmeleri ışığında Vattenfall projeyi sonlandırmaya karar verdi. Vattenfall, enerji dönüşümünün bir parçası olarak fosil yakıtsız hidrojen üretimini araştırmaya devam edecek. Şirket, projeden elde edilen bulguların 2024 yılında sunulacağını doğruladı. 

Vattenfall Birleşik Krallık Ülke Müdürü Lisa Christie, “Vattenfall, HT1 Projesi’nin Birleşik Krallık’ta gelecekteki açık deniz hidrojen üretimi, nakliyesi ve depolanması için yeni bir izin rejiminin oluşturulmasına öncülük etmesinden büyük gurur duyuyor” dedi.

Akfen Yenilenebilir Enerji’den iki aşamalı yatırım planı

Hidrojen Haber- Güneş, su ve rüzgar olarak sadece yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretim yapan 700 MW’lık kurulu güce sahip Akfen Yenilenebilir Enerji, geleceğe dönük yatırım planlarını paylaştı. 2027 sonuna kadar tamamlanması planlanan bu iki aşamalı yatırım programıyla şirketin kurulu gücü 485 – 525 MW, üretimi ise 1.350 bin – 1.505 bin MWh artarken, toplamda yaklaşık 65 milyon USD Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr (FAVÖK) katkısı sağlanması hedefleniyor. 

HİBRİT GES VE RES’LERDEN KAPASİTE ARTIŞI 

2024 yılında başlayan ve Haziran 2025’te tamamlanması planlanan ilk aşama, hibrit güneş enerjisi santralleri (GES) ve rüzgâr enerjisi santralleri (RES) ek kapasite artış yatırımlarından oluşuyor. İlave borçlanma yapılmaksızın tamamlanması planlanan toplam 150-165 milyon USD’ lik yatırımla, şirketin kurulu gücüne yaklaşık 190-200 MW, üretimine ise 400 bin – 425 bin MWh arasında katkıda bulunması hedefleniyor. Bu aşamanın şirket FAVÖK’üne katkısı ise tahminen 26 milyon USD olarak öngörülüyor. Hibrit GES santralleri, mevcut tesisin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizmasından (YEKDEM) faydalanırken, RES kapasite artışları ürettikleri enerjiyi piyasa fiyatından satacaklar.

DEPOLAMALI ÜRETİM TESİSLERİ 

İkinci aşama, Türkiye genelinde güneş enerjisi santrali ile başlanacak ve elektrik depolama tesisi projelerinden oluşuyor.  yüzde 35 özkaynak ve  yüzde 65 proje kredisi ile finanse edilecek bu aşamanın, 2027 sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. 400-440 milyon USD tutarında bir yatırımla, şirketin kurulu gücüne 295-325 MW, üretimine ise 950 bin – 1.080 bin MWh arasında katkı sağlanması bekleniyor. FAVÖK katkısının ise yaklaşık 39 milyon USD olması öngörülüyor. Depolamalı üretim tesisleri, faaliyete geçtikleri ilk 10 yıl boyunca ürettikleri elektriği YEKDEM kapsamında satacaklar.

Hidrojenli araçta yeni menzil rekoru: 1.931 km !

Hidrojen Haber-  Hidrojenli araç üreticilerinden First Hydrogen, hidrojen yakıt hücreli araçlarının (FCEV) bir aylık denemesini başarıyla tamamladı. Galler ve Batı Kamu Hizmetleri (WWU) ile işbirliği içinde gerçekleştirilen bu denemeler sırasında, araçlar soğuk Galler koşullarında şehir içi yollarda ve otoyollarda günde ortalama 117 mil yol kat ederek, dört hafta boyunca toplamda bin 200 milden fazla mesafe aldı.

Denemeler sırasında araç güç çıkışı geçici hızlanmalarda 60 kW’ı aştı ve düşük sıcaklıklarda bile performans veya menzilde herhangi bir düşüş gözlemlenmedi.

WWU’nun Ağ Acil Durum ve Ölçüm Hizmetleri ekibinin sürücüleri tarafından kullanılan araçlar, müşterilere günde ortalama altı ziyaret yaparak, gece boyunca şarj etme ihtiyacını ortadan kaldıran hızlı yakıt ikmali avantajını sundu.

First Hydrogen’in Otomotiv İcra Direktörü Steve Gill, denemenin önemli miktarda araç verisi ürettiğini ve farklı sürüş tarzlarının performansı nasıl etkileyebileceğine dair değerli içgörüler sağladığını belirtti. Ayrıca, hidrojen yakıtına geçiş yapmayı düşünen filo operatörleri için Toplam Operasyon Maliyetini modellemek adına kritik veriler elde edildi.

Araçlar için hidrojen yakıtı, Hyppo Hydrogen Solutions’ın yakıt ikmal ünitesindeki Protium Green Solutions tarafından sağlandı.

Bu yenilikçi deneme, hidrojenin sürdürülebilir ve verimli bir enerji kaynağı olarak potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi ve geleceğin ulaşım çözümleri için umut vaat eden bir adım oldu.

 “21. yüzyılın petrolü yeşil hidrojen olacak”

Hidrojen Haber- Forbes’ta yer alan habere göre , Yeşil hidrojen, fosil yakıtların yerini alacak temiz bir enerji kaynağı olarak yükseliyor. 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefiyle, dünya genelindeki ülkeler ve şirketler, yeşil hidrojen teknolojisine ve üretimine yatırım yapıyor. Yeşil hidrojen pazarının 2030 yılına kadar 30 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ancak, bu büyümenin önünde ulaşım ve depolama altyapısının eksikliği gibi engeller bulunuyor. 

MarketsandMarkets’e göre yeşil hidrojen pazarı bugün yaklaşık 1 milyar dolar iken 2030 yılında 30 milyar dolara çıkacak. Düşük yenilenebilir enerji fiyatları ve elektroliz alanındaki gelişmeler büyümeyi destekleyecek. Ancak ulaşım ve depolama altyapısının eksikliği bir engel teşkil ediyor. Bu nedenle ülkeler ve şirketler ölçek ekonomisi oluşturmak için ortaklıklar kuruyor.

Günümüzde kömür ve doğal gaz reaksiyonları, “gri hidrojen” olarak adlandırılan hidrojenin neredeyse tamamını üretmekte ve karbon emisyonlarını sınırlamak için hiçbir şey yapmamaktadır. Temel amaç ise düşük karbonlu kaynaklardan hidrojen ya da “yeşil hidrojen” üretmek olmalı.

Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri 2030 yılına kadar düşük karbonlu hidrojenin küresel pazar payının yüzde 25 olmasını hedefliyor. Portföyünü genişletmek için Almanya ile güçlerini birleştiriyor. Ayrıca Japonya, fosil yakıtlı tesisleri amonyak ve hidrojen bazlı tesislere dönüştürmek için 100 milyon dolarlık bir yatırım yapacağını duyurdu. Güney Kore ise üretim araçlarından yakıt hücrelerine ve dolum istasyonlarına kadar hidrojen altyapısını 2040 yılına kadar genişletmek için 40 milyar dolar ayırdı.

Fredrik Mowill, şunları söylüyor;”Bu enerji dönüşümünün ve yeşil hidrojene yapılan yatırımların artmasının bir sonucu olarak Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Orta Doğu’da uluslararası konsorsiyumlar görüyoruz.”

Norveçli enerji şirketi Equinor, açık deniz rüzgar enerjisi ile ilişkili elektrolizörleri test etmek için Hystar ile birlikte çalışıyor. Plug Power ve Fortescue bu cihazları üretmek için Queensland, Avustralya’da bir gigafactory inşa etmek üzere ortaklık kuruyor. Avrupalı ve Asyalı şirketler Enapter‘in elektrolizörünü kullanıyor. 

Maliyet bir engel. Hedef ise ölçek. Çelik ve gemicilik, karbondan arındırılması en karmaşık sektörler arasında yer alıyor. Endüstriyel kullanıcılar için bir ara adım olan yeşil amonyak, rüzgar ve güneş enerjisinin üretebileceği ve geleneksel motorların veya yakıt hücrelerinin kullanabileceği bir yakıt. Geleneksel olarak, endüstriler buhar elde etmek için su kaynatmak amacıyla gaz ya da bir kazanı ısıtmak için kömür yakar, bu da çok fazla yakıt kullanır ve çok fazla emisyona neden olur.

DNV GL, amonyak yakıtının yaygın olarak benimsenmesinin 2037 yılında başlayacağını öngörmektedir. 2050 yılına kadar denizcilikte amonyak karışımının toplam tüketimin yüzde 25’ini oluşturması beklenmektedir; denizcilik, taşımacılıkla ilgili tüm karbon salımlarının yüzde 13’ünü oluşturmaktadır. Samsung Heavy Industries, Lloyd’s Register ve MAN Energy Solutions amonyak yakıtlı bir gemi geliştirmektedir.

Küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 7’sine katkıda bulunan 1 trilyon dolarlık bir sektör olan çeliğin de karbonsuzlaştırılması zorluklar içeriyor. Alman Uniper yeşil kaynaklardan hidrojen üretmeye odaklanırken, Salzgitter yeşil hidrojen kullanarak çelik üretmek isteyen büyük bir çelik üreticisidir. Bu durumda Uniper, yeşil amonyağı tekrar hidrojene dönüştürmek için yeşil hidrojen projeleri geliştiriyor.

Elektrolizden elde edilen yeşil hidrojen, karbondan arındırılması zor sektörler için uzun vadeli ana çözüm olacaktır. Yeşil hidrojenin potansiyeline ulaştığını varsayalım: Üreticiler üretim maliyetlerini ve emisyonlarını azaltabilir; bu da rekabetçi bir küresel ekonomide kazan-kazan anlamına gelir. Birçok uluslararası ortaklığın arkasındaki güç budur ve yeşil hidrojenin bu yüzyılın enerji kralı olmasının nedeni de budur.

Ticari araçlar için hidrojen ‘kaçınılmaz’

Hidrojen Haber- Dizel motorların dünya çapındaki ulaşım emisyonları baskısı nedeniyle ticari araç sektörü aynı anda emisyon profilini azaltacak ve orjinal ürün üreticileri (OEM) ile motor üreticilerinin yeni ve iddialı karbon azaltma hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olacak tahrik teknolojilerini belirlemek ve geliştirmek için yarışıyor. Çoğu sektör oyuncusu akülü elektrikli tahrikin nihai çözüm olmasını istemekte. Ancak şimdilik, birçok ticari araç görev döngüsü ve şekillenmemiş bir şarj altyapısı, birçok orta ve ağır hizmet tipi araç için akülü elektrikli tahrikin uygulanabilir bir çözüm olmadığı anlamına gelliyor.

SAE International’ın Ocak 2024’te Washington DC’de yapılan 2024 Hükümet/Sanayi Toplantısındaki “Ağır ve Orta Hizmet Teknolojileri” panel oturumunda konuşan panelistlerin çoğu, aküler ve şarj altyapısı iyileşene kadar yeni düşük karbonlu yakıtların ve özellikle hidrojenin çözüm olduğu sonucuna vardı. Ancak “temiz” sıvı yakıtlar ve hidrojen bile dik bir benimseme eğrisi ile karşı karşıyadır ve bunun başlıca nedeni de yeni gelişmekte olan tedarik ve yakıt ikmal ağlarıdır.

Birçok panel konuşmacısı, düşük karbonlu yakıtlar ve hidrojenin, orta ve ağır hizmet kamyonlarının görev döngülerini karşılayabilen mevcut içten yanmalı motorların kullanılmasına olanak sağladığını ve ideal olarak dizel ve benzinin yerine geçebileceğini, yani yeni yakıtların mevcut yakıt ikmal altyapısını kullanabileceğini söyledi. Bu arada hidrojen, modifiye edilmiş IC motorlara ya da yakıt hücreli elektrikli kamyonlara yakıt sağlayabilir.

Bosch Güç Aktarım Çözümleri bölümünde sistem mühendisliği direktörü olan Mohammad Fatouraie, “Hidrojen kaçınılmaz” diyor. “Hidrojen gerçekleşecek. Ancak rekabetçi hale gelmesi biraz zaman alacak.” Fatouraie, hidrojen için mevcut bir sorunun “filolar için ihtiyaç duyulan bir yerde mevcut olması” olduğunu belirtti.

SAE konferansındaki konuşmacıların çoğu, neredeyse tüm tip ve sınıflardaki ticari araçlar için içten yanmalı motorun (ICE) uzun bir geçiş aşamasında devam edeceğini ileri sürdü. Ve tıpkı binek araç sektöründe olduğu gibi, hidridizasyon tartışmanın merkezi bir parçası.

Bosch’tan Fatouraie, Stellantis’in hafif hizmet Ram pikap için kullanmaya hazırlandığı gibi, IC ve Bataryalı elektrikli araçlar (BEV) özelliklerini bir menzil uzatıcı düzeninde harmanlamanın, tahrik geçişi geliştikçe iyi bir çözüm olabileceğini söyledi. 

ICE’den EV’ye geçişi kolaylaştırmak için bir başka stratejide, Dometic’in ürün müdürü David Mountford, şirketinin EV’ler ve diğer elektrikli araçlar için modülasyonlu, değişken çevrim / çıkışlı bir yardımcı ısıtıcı üzerindeki çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Mountford, yalnızca elektrikli araçlara odaklanmak yerine düşük karbonlu yakıtlar ve diğer “harmanlanmış” tahrik stratejileri kullanmak gibi seçenekler için “Şimdi net kazançlar elde edelim” dedi. Mountford, anlamlı karbon azaltımları sağlayabilecek çeşitli teknolojileri şimdi teşvik etmenin “mükemmel olanı beklemeye” tercih edileceğini de vurguladı.

Kaliforniya’nın hidrojenli tren filosu genişliyor 

Hidrojen Haber- İsviçreli tren üreticisi Stadler, Kaliforniya ile 127 milyon dolarlık anlaşma imzalayarak altı hidrojen yakıtlı tren setinin imalatını üstlendi. Sözleşme, iki tarafın geçtiğimiz Ekim ayında 80 milyon dolar değerinde dört tren ve 25 ilave tren seti satın alma opsiyonu için anlaştıkları ilk ortaklığı tamamlıyor. Bu son işlemle birlikte Kaliforniya’nın hidrojen yakıt hücreli tren filosu 10’a yükselirken, 19 tren seti için de opsiyon bulunuyor.

Eyaletin yatırımı Vali Gavin Newsom’un 10 milyar dolarlık sıfır emisyonlu araç paketiyle finanse ediliyor ve bu paketin 407 milyon dolarlık kısmı temiz otobüs ve demiryolu ekipmanı satın almak üzere Kaliforniya Eyaleti Ulaştırma Ajansı’na ayrılmış durumda.

Eyaletin ulaştırma departmanı Caltrans‘tan yapılan açıklamaya göre, bu tren setleri “geleneksel lokomotifle çekilen vagonlardan daha verimli, daha hafif ve daha uygun fiyatlı”. Kirli enerji kaynaklarına dayanan geleneksel lokomotiflerin aksine hidrojenle çalışan trenler, yan ürün olarak sadece su ve ısı ürettikleri için gezegeni ısıtan gazların yarattığı kirliliği en aza indiriyor.

Stadler’in FLIRT H2 trenlerinin 2027 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor. Altamont Corridor Express ve Amtrak San Joaquin hizmetlerinin genişletilmiş bir versiyonunda Merced ve Sacramento arasında yolcu taşıyacak ve Merced ile Bakersfield arasında Kaliforniya’nın gelecekteki yüksek hızlı demiryolu hizmetine bağlanacak.

Hidrojen bazlı trenler ABD için yeni olsa da İspanya ve Quebec bu temiz toplu taşıma araçlarının temellerini atmaya başladı.

Kaliforniya Ulaştırma Bakanı Toks Omishakin, “Hidrojenle çalışan yolcu treni filomuzu genişleterek, bu eyaletin insanları için yenilikçi ve sürdürülebilir ulaşım seçenekleri sunma konusunda ciddi olduğumuzu gösteriyoruz.” “Bu temiz enerjili trenler geleceğin trenleridir. Kaliforniya, her toplumun eyalette güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde hareket etmesine yardımcı olacak iklime dirençli bir ulaşım sistemi inşa ediyor.” dedi.

TESAB Zafer Benli ile devam dedi

Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB) 19. Olağan Genel Kurulu sonrası Yönetim Kurulu görev dağılımı belli oldu. EÜAŞ Genel Müdürü Zafer Benli yeniden TESAB Yönetim Kurulu Başkanı seçildi.

Enerji Günlüğü – Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB) 19. Olağan Genel Kurulu sonrası belirlenen Yönetim Kurulu ilk toplantısında görev dağılımı yaptı. EÜAŞ Genel Müdürü Zafer Benli oy birliği ile TESAB Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine yeniden seçildi. Zafer Benli, TESAB Başkanı ünvanıyla, Türkiye’yi Eurelectric ve CIGRE Yönetim Kurullarında da temsil edecek. 

Yönetim Kurulu, TEİAŞ Genel Müdürü Orhan Kaldırım’ı Yönetim Kurulu Başkan Vekilliğine getirirken, AYEN Enerji Genel Müdürü Fahrettin Amir Arman’ı da Saymanlık görevine seçti. 

TESAB üyeleri arasında EÜAŞ, TEİAŞ, TEDAŞ ve ELTEMTEK gibi kamu kuruluşlarının yanında Limak Enerji, AYEN Enerji, Akenerji, EnerjiSA Üretim, Dicle Elektrik, ASTOR, Akkuyu Nükleer AŞ, Hitachi başta olmak üzere ulusal ve uluslararası şirketler ile TÜBİTAK MAM gibi araştırma kuruluşları bulunuyor.  

Daimler : Hidrojen ve elektrik altyapısına yatırım şart

Hidrojen Haber- Daimlere göre Avrupa’nın ağır taşıt filosunu karbondan arındırmanın en ekonomik yolu, hem hidrojen hem de elektrik altyapısına yatırım yapmak. Şirket, bu altyapıların genişletilmesinin, sadece elektrik şebekesini büyütmekten daha düşük maliyetli olduğunu savunuyor.

Daimler Truck teknoloji başkanı Andreas Gorbach’a göre, her iki altyapının inşası, tek başına elektrik şebekesini genişletmekten daha az yatırım gerektiriyor. Gorbach, “Elektrik altyapısının ilk maliyeti düşük olsa da, şebekenin yükseltilmesi oldukça pahalıya mal oluyor” diyor ve ekliyor: “Buna karşılık, hidrojen altyapısının maliyeti, talep ve kullanım arttıkça azalır.”

Gorbach, Avrupa’da 2030 iklim hedeflerine ulaşmak için yaklaşık 35 bin megavatlık şarj cihazı ve 2 bin hidrojen yakıt ikmal istasyonunun kurulması gerektiğini belirtiyor. Bu, ayda 400 şarj noktası ve 25 dolum istasyonu anlamına geliyor.

Gorbach, hidrojen kamyonları ve akülü kamyonlar için dengeli bir “güneşten tekerleğe” verimliliğin olduğunu savunuyor. Güneş enerjisiyle üretilen yeşil hidrojenin, Avrupa’daki benzer büyüklükteki bir güneş enerjisi tesisinden gelen enerjiyle bir akülü kamyonla benzer bir menzilde seyahat edebileceğini belirtiyor.

Damler, Avrupa’nın enerji ihtiyacının yüzde 60’ını ithal ettiğini ve net sıfır bir gelecekte bile kıtanın talebinin yüzde 100’ünü karşılayamayacağını öne sürüyor. Şirket,hidrojen ve akülü elektrikli araçların işletme maliyetlerinin, mevcut dizel seçenekleriyle rekabet edebilmek için önemli ölçüde düşmesi gerektiğini kabul ediyor.