Ana Sayfa Blog Sayfa 178

Dünyanın ilk amonyaklı konteyner gemisini CMB.TECH aldı


Hidrojen Haber- Çİn’de üretilen amonyak yakıtıyla çalışacak ilk konteyner gemisi Belçikalı armatör CMB.TECH tarafından satın alındı. Satış sözleşmesinin imzalanması, küresel denizcilik endüstrisinde temiz enerji kullanımı adına önemli bir adım. Bu gelişme, denizcilik endüstrisinin sürdürülebilir ve yeşil gelişiminde bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Gemi, esas olarak Norveç-Almanya rotasında hizmet verecek. Yaklaşık 150 metre uzunluğunda ve 27 metre genişliğinde olan gemi, bin 400 adet standart konteyner taşıma kapasitesine sahip. Konteyner gemisinde, amonyak yakıtıyla çalışan bir motor, amonyak yakıt depolama tankı ve bir doldurma sistemi bulunuyor.

Avrupa hidrojeni dev tuz mağarasında saklayacak

Iğdır- Tuzluca Tuz Mağarası

Hidrojen Haber- Avrupa’da dev bir hidrojen depolama projesi planlanıyor. Hollandalı enerji şebekesi operatörü Gasunie ve Alman depolama şirketi Storag Etzel, 1 Teravat saat (TWh) kapasiteli hidrojen depolamak için tuz mağaraları kullanmayı planlıyor.

Etzel tuz kubbesinde yer alacak proje, Avrupa’nın en büyük hidrojen depolama tesisi olacak. Tuz mağaraları, yüksek basınç altında hidrojen depolamak için ideal bir ortam sunuyor. Bu yöntem, büyük miktarda hidrojenin güvenli ve verimli bir şekilde depolanmasını sağlayacak.

Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde bulunan mağaralar, Hollanda ve Alman hidrojen pazarına bağlanacak ve gelecekteki Gasunie hidrojen ağı HyPerLink ve Wilhelmshaven Limanı’na yakın olacak. Anlaşmaya göre Gasunie, bir depolama tesisinin fizibilitesini araştıracak. 

Projenin ilk aşamasının 2026’de tamamlanması öngörülüyor. Projenin, Avrupa’nın enerji güvenliğini ve sürdürülebilirliğini önemli ölçüde artırması bekleniyor.

Avrupa’da gaz tüketimi son 10 yılın dibini gördü

Hidrojen Haber- Avrupa’da doğalgaza  olan talep düşüyor. Bloomberg Ht de  yer alan habere göre Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsünün (IEEFA) yaptığı açıklamada Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan bu yana geçen 2 yıl içinde gaz talebi Avrupa’da yüzde 20 azaldı.

Avrupa’nın geçen yılki gaz tüketimi ise ülkelerin verimlilik önlemlerine yönelmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artmasıyla son 10 yılın en düşük seviyesine geriledi. Doğalgaz talebindeki söz konusu düşüş, temel olarak Almanya, İtalya ve İngiltere’den kaynaklandı.

Ülkelerin yeni sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) altyapısı inşa etmeyi sürdürdüğü belirtilen açıklamada, “Şubat 2022’den bu yana 8 ithalat terminali faaliyete geçti ve 2030’a kadar 13 projenin daha faaliyete geçmesi bekleniyor. Bu da Avrupa’nın LNG terminallerinin toplam kapasitesinin 10 yılın sonuna kadar beklenen LNG talebinin 3 katı olabileceği anlamına geliyor” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, Avrupa’nın Rusya’dan boru gazı ithalatını azaltmadaki başarısının, bu ülkeden artan LNG sevkiyatıyla tezat oluşturduğuna işaret edilerek, “2021-2023 yıllarında Rusya’nın Avrupa’ya LNG sevkiyatı yüzde 11 arttı. İspanya’ya sevkiyat 2 katına, Belçika’ya ise 3 katından fazlasına çıktı. Türkiye ve Yunanistan 2022’de Rus LNG’si ithal etmeye başladı. Geçen yıl Avrupa’nın Rus LNG ithalatının yüzde 80’i İspanya, Fransa ve Belçika’dan kaynaklandı” bilgisi paylaşıldı.

Yeşil hidrojenle çevre dostu bira

Hidrojen Haber- Bir bira içerken ne kadar karbon ayak izi bıraktığınızı düşündünüz mü? Doğal gazın yeşil hidrojenle değiştirilmesi, Fertiberia ve Heineken İspanya’nın bira arpa ekiminde emisyonları azaltmak için yürüttüğü öncü proje. Fertiberia tarafından üretilen ilk Impact Zero düşük karbonlu gübrelerin kullanımına dayanan proje, Institut Cerdá’nın Toplu Tüketim İnovasyon Gözlemevi tarafından ödüllendirildi.

Impact Zero hattı için bir üretim süreci elde etmek için, enerji kaynağı olarak doğal gazın yerini yeşil hidrojen alıyor ve bu da karbon ayak izini minimuma indiriyor. Bira fabrikasının Decidedly Heineken sürdürülebilirlik yol haritasında bir atılımı temsil eden bu düşük karbonlu bira projesi, değer zincirinde karbon emisyonlarını yüzde 30 azaltma ve böylece 2040’ta net sıfır olma hedefine odaklanıyor. Bunu başarmak için, üretiminin faaliyetinin toplam karbon emisyonlarının ancak yüzde 9’unu oluşturduğunun farkında olarak, İspanya’daki çabalarını ambalaj veya tarım gibi en büyük etkiye sahip alanlara yoğunlaştırıyor.

Heineken bira fabrikasının 2025 yılına kadar üretimde yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanarak bira üretme hedefi bulunuyor. Bira fabrikasının hedefleri arasında, değer zincirinin tamamında 2040 yılına kadar net sıfır olmak, doğrudan su ayak izi dengesini korumak , atığı mümkün olduğunca azaltmak ve ambalajlarının geri dönüşümümünü maksimuma çıkarmak yer alıyor.

ABD alternatif hidrojen motoru geliştiriliyor

Hidrojen Haber- ABD Enerji Bakanlığı (DoE) ve Achates Power adlı bir şirket, elektrifikasyonu zor olan ticari uzun yol araçlarında kullanılmak üzere özelleştirilmiş bir hidrojen motoru geliştirme projesinde işbirliği yaptılar.

Araştırma ekibi, bir hidrojen motorunun, sıkıştırma ateşlemeli zıt pistonlu bir tasarım kullanılarak başarılı bir şekilde oluşturabileceğini göstermek için bir sunum yaptı. Bu tasarım, geleneksel içten yanmalı motorlara göre daha verimli, daha hafif, daha ucuz ve daha basit bir yapı sunuyor. Ayrıca, hidrojenin düşük ateşleme enerjisi ve yüksek reaktivitesi sayesinde, iki zamanlı yanma döngüsü ile daha fazla güç çıkışı sağlıyor. Bu hidrojen motoru tasarımı, uzun mesafeli araçların ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirildi. 

Karşıt pistonlu motor ilk olarak bir asırdan fazla bir süre önce II. Dünya Savaşı sırasında geliştirildi ve bu noktada uçak gemileri ve denizaltılar gibi büyük araçları iterek en büyük kullanımını gördü. Tasarımın elde ettiği yakıt verimliliği dikkate değerdi. Bununla birlikte, emisyon düzenlemeleri sıkılaşmaya devam ettikçe, ana akım olarak benimsenmesi engellendi. Yakın dönemde yaşanan teknoloji ve mühendislik gelişmeleri, özellikle mobiliteyi karbondan arındırmadaki potansiyel kullanımları açısından, karşıt pistonlu motoru yeniden gündeme getirdi.

Geleneksel içten yanmalı motorlarla karşılaştırıldığında, yeni karşılıklı pistonlu tasarımlar, hidrojen motoru tasarımlarında kullanım için bir dizi avantaj sunuyor.. Bu, özellikle Achates Power’ın piston mimarisinde çalıştığı düzenek için geçerli. Çalışma şekli, tek bir silindirle zıt olarak çalışan iki pistonun olmasıdır. Bu sayede silindir kapaklarına artık ihtiyaç duyulmaz. 

Koç Üniversitesi Hidrojen Teknolojileri Merkezi açıldı

Hidrojen Haber- Koç Topluluğu şirketlerinden Aygaz, Ford Otosan, Opet, Otokar ve Tüpraş’ın katkılarıyla kurulan Koç Üniversitesi Hidrojen Teknolojileri Merkezi düzenlenen bir törenle kapılarını açtı. Yürüteceği öncü araştırmalarla çevresel sürdürülebilirliğe uluslararası düzeyde katkı sağlamayı hedefleyen Koç Üniversitesi Hidrojen Teknolojileri Araştırma Merkezi, yeşil enerji alanında üniversite-sanayi iş birliğiyle geliştirilecek yenilikçi teknolojilerin merkezi olacak. 

Sudan hidrojen üretimi, yeni nesil kamyonların ve yeni yakıt pillerinin kullanıma geçmesi, hidrojenin taşınmasına yönelik basınçlı tank ve benzeri teknolojilerin geliştirilmesi, Merkezin odak noktaları arasında yer alacak. Ulusal ve uluslararası düzeyde önemli bir mükemmeliyet merkezi olmayı hedefleyen KUHyTech yeşil enerji alanında yenilikçi teknolojilerin adresi olacak.

Açılış etkinliğinde konuşmaları Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu ve Koç Üniversitesi Hidrojen Teknolojileri Merkezi Direktörü Doç. Dr. Sarp Kaya gerçekleştirdi.

DÜNYA LİDERLİĞİNE OYNAYACAK

Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, Merkezin Türkiye’nin önde gelen sanayi şirketlerinin işbirliğiyle üniversite ve sanayi ortaklığını en üst seviyeye çıkaracağını söyledi. Üniversite olarak, araştırmalarda mükemmeliyete odaklandıklarını kaydeden Prof. Dr. Metin Sitti, sözlerini şöyle sürdürdü: “Küresel ısınma insanlığın önünde bir tehdit. Dünyanın gidişatını zorlayacak bir döneme giriyoruz. Ülkeler, karbondioksit emisyonlarını ve emisyonlardan dolayı oluşan ısınmayı azaltmak için birçok çalışma yürütüyor. Sürdürülebilir teknolojiler dediğimiz alanlarda hidrojen teknolojisi önemli bir alternatif olarak sahneye çıkıyor. Açılışını gerçekleştirdiğimiz merkezimizin çalışmaları bu anlamda çok değerli ve gurur verici.” dedi.

Merkezin çatısı altında yeni kurulacak altyapıyla, temel araştırmalar seviyesinden başlayarak, ürüne dönüştürme potansiyeline sahip prototiplerin geliştirilmesinin mümkün kılınacağını kaydeden Prof. Dr. Metin Sitti, “Üniversiteler bünyesinde geliştirilen teknolojilerin ölçek büyütme adımlarının atılmasında öncü rol oynayacak olan KUHyTech, sahip olduğu altyapıyla bu alanda çalışan mühendislik ve fen fakültelerindeki araştırmacıları bir çatı altında toplayarak mükemmeliyet odaklı ortak çalışmaların da önünü açmış olacak. Merkezde geliştirilecek çığır açıcı proje ve araştırmalarla üniversitemiz, dünya liderliğine oynayacaktır” diye konuştu.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE YÖNELİK TEKNOLOJİ

Koç Üniversitesi’nin, Vehbi Koç Vakfı’nın Türkiye’ye kazandırdığı en büyük değerlerden biri olduğunu belirten Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, törende yaptığı konuşmada iklim değişikliğiyle mücadeleye dikkat çekerek şunları söyledi: “İklim değişikliği, barındırdığı risklerin yanı sıra düşük karbon ekonomisine geçişten kaynaklanan iş fırsatlarını yakalama ve rekabet gücü elde etme potansiyeli de sunuyor. Bu anlayıştan hareketle iklim krizi ve enerjiyle ilgili çözümler başta olmak üzere üzerimize düşeni en iyi şekilde yapma gayretindeyiz. Bu amaçla, birçok şirketimizde düşük karbon ekonomisine geçiş konusunda yol haritalarımızı belirledik. Koç Üniversitesi Hidrojen Teknolojileri Merkezi’nde bu alanlarda liderlik tanımına girecek şekilde teknoloji geliştireceğimize inanıyorum. Bu iş birliğini, hayata geçireceğimiz teknolojilerle Koç Topluluğu’nun 100. kuruluş yılı olan 2026 yılında taçlandırmış olmayı diliyorum” diye konuştu.

YETKİN UZMANLAR YETİŞTİRİLECEK

Koç Üniversitesi Hidrojen Teknolojileri Merkezi’nin hedefleri ve yapısına dair bilgiler veren Merkez Direktörü Doç. Dr. Sarp Kaya, Merkezde yapılacak çalışmaları şöyle özetledi: “Merkezimizin logosu değişimi ve dönüşümü işaret ediyor. Vizyonumuz temel araştırmalarda öncü rol üstlenmek. Disiplinlerarası bir çalışma yöntemi en önemli noktamız. Hidrojen teknolojileri yeni bir alan – hem endüstrinin hem akademinin yetişmiş insan gücüne ihtiyacı var. Bu merkez kapsamında kalifiye insan gücünün de yetiştirilmesi ve cihaz seviyesinde ürünler ortaya çıkarmak için prototip yapılması hedefleniyor.” Merkezde 2 yeni öğretim üyesi ile 36 yeni araştırma görevlisinin çalışacağıı bilgisini veren Doç. Dr. Sarp Kaya şunları söyledi: “Merkez için bir ekip oluşturuldu, bu ekibimize şirketlerden 40’a yakın konu önerisi geldi. Merkezde üzerine çalışılacak konuları bu öneriler üzerinden belirledik. Merkezimiz, diğer merkezlerle disiplinlerarası çalışma ortamı da sağlayacak. Hem akademide hem endüstride hidrojen teknolojisi konusunda ihtiyaç duyulan yetkin uzmanların yetiştirildiği bir merkez olacağız.“

Kalaycı : Verimli üretimle yüzde 50’ye kadar daha az enerji harcanabilir

Hidrojen Haber- Enerji yoğun sektörler başta olmak üzere , pek çok sanayi kuruluşu temiz enerji yatırımlarına ciddi miktarda kaynak aktarıyor. Temiz ve yenilenebilir kaynaklara yapılan yatırımlar, sanayi kuruluşlarının enerji maliyetlerini azaltırken, aynı başarı enerji verimliliği uygulamalarında görülemiyor.

Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı, ton eşdeğer petrol  cinsinden enerji tüketiminin Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYİH) oranı olarak tanımlanan enerji yoğunluğunda Türkiye’nin arzu edilen seviyeden uzakta olduğunu vurguladı.

2030’A KADAR TÜKETİM YÜZDE 16 AZALMALI

Alper Kalaycı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Ocak ayı içerisinde yayınlanan 2. Enerji Verimliliği Eylem Planı’nda 2024-2030 yılları arasında 20,2 milyar dolar enerji verimliliği yatırımı ve 2024-2030 yılları arasında birincil enerji tüketiminde yüzde 16 azalma sağlanması hedeflendiğine dikkat çekti.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ POTANSİYELİMİZ YÜZDE 32

37,1 MTEP (Milyon ton eşdeğeri petrol) seviyesine karşılık gelen bu verimlilik hedefinin yakalanması için sanayi kuruluşlarındaki sistemlerde mevcut tüketimi azaltacak yatırımlar yapılmasının önemine işaret eden Alper Kalaycı, ENSİA Kurumsal Üyesi Escon Enerji’nin saha inceleme sonuçlarına göre Türk sanayisindeki enerji verimliliği potansiyelinin yüzde 32 seviyesinde olduğunu belirtti.

 ÜRETİMDE DAHA AZ ENERJİ KULLANILABİLİR

Türkiye’nin 51 şehrinde, 14 farklı sektörde, 411 sanayi kuruluşu ve 23 ticari binada yapılan araştırmada, şirketlerin yüzde 20 ile yüzde 50 arasında daha az enerji tüketerek aynı üretimi yapabileceğinin ortaya çıktığını kaydeden Kalaycı, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kurumsal Üyemiz Escon’un 185’i İSO 500, 69’u İSO İkinci 500 listesinde yer alan şirketlerde yaptığı analizler; atık ısıların geri kazanımı, soğutma, iklimlendirme, pompa, fan gibi yüksek seviyede enerji tüketen sistem ve ekipmanlarda yapılacak modernizasyon ve otomasyon yatırımları ile çok daha yüksek seviyede enerji verimliliği sağlanabileceğini ortaya koyuyor. Bu noktada sağlanacak başarı ülkemizin Enerji Yoğunluğu seviyesinde de çok daha hızlı bir düşüşü beraberinde getirecek. Türkiye’nin temiz enerji yatırımlarında tüm dünyanın alkışladığı başarısını enerji verimliliği alanında sağlaması ve bu alanda çağ atlaması gerektiğine inanıyoruz.”

ENERJİ TASARRUFUNA HARCANAN HER 1 DOLAR, ÜRETİME HARCANAN 2 DOLARDAN DAHA DEĞERLİ

Alper Kalaycı, Türkiye’nin enerji yoğunluğu seviyesinin son on yılına ilişkin çarpıcı veriler aktardı. Türkiye’de 2013 yılında Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya Bin avroluk katkı sağlamak için 155 kg eşdeğeri petrol tüketilirken, 2023 yılında bu seviyenin ancak 150 kg seviyesine düşürülebildiği bilgisini veren Kalaycı; Danimarka’nın aynı tüketimi 75’ten 58’e, Almanya’nın 123’ten 100’e, Yunanistan’ın 143’ten 124’e, Romanya’nın 232’den 186’ya, Portekiz’in 137’den 119’a düşürmeyi başardığını anımsattı.

Kalaycı, “Hayatımızın vazgeçilmezi olan enerjinin sürekliliği ise doğal kaynakların korunması ve bu kaynaklardan en verimli bir şekilde yararlanılmasına bağlı. Enerji tasarrufuna harcanan her 1 dolar, enerji üretimine harcanan 2 dolardan çok daha fazla değer yaratıyor.” dedi.

Güney Afrika’da BMW iX5 Hidrojen denemeleri başladı

Hidrojen Haber- Güney Afrika, platin grubu metallerin dünyanın en büyük üreticisi. Anglo American Platinum ise Platin grubu metallerin dünyanın önde gelen üreticisi.. Platin, oto katalitik konvertörler, yakıt hücreleri, hava ve su arıtma üniteleri, kalp pili, bilgisayar ekranları, sabit diskler ve gübreler gibi çeşitli uygulamalarda kullanılıyor.

Platin, proton değişim membranı (PEM) yakıt hücrelerinde anahtar bir bileşendir. R.J. Spiegel’in bir makalesine göre, PEM yakıt hücreleri, düşük çalışma sıcaklığı (∼80 °C), yüksek akım yoğunlukları, hızlı başlangıç kabiliyeti, korozif sıvı sızıntısı tehlikesi olmaması, düşük ağırlık, küçük boyut ve potansiyel olarak ucuz üretim olmak üzere birçok avantaja sahip.

Anglo American, yeşil hidrojen ekonomisindeki ortaklıklarını artırıyor. Geçen yılın sonlarında, BMW Group, Anglo American Platinum ve Sasol, Güney Afrika’da hidrojen araçlarının bir pilot filosunu başlatmak için işbirliği yaptıklarını duyurdular. 16 Şubat 2024 ‘te Anglo American Platinum, BMW Group South Africa ve Sasol, Güney Afrika’da BMW iX5 Hidrojen yakıt hücreli elektrikli araçların ilk pilot filosunu birlikte başlattılar.

Kamu yolunda araç denemesi, 12 ve 13 Şubat 2024 tarihlerinde Sandton, Johannesburg’ta ilk kez Afrika’da düzenlenen Hidrojen Konseyi’nin Bölgesel Toplantısı’nda duyuruldu. BMW iX5 Hidrojen ile BMW Group, dünyanın en güçlü hidrojen yakıt hücreli elektrikli aracını (FCEV) tanıttı. Küçük seri filo, hidrojen FCEV’lerin çalışması ve müşteri deneyimi hakkında değerli bilgiler edinmek için dünyanın dört bir yanında kullanılıyor.

Thyssenkrupp hidrojen üretiminde satış rekoru kırdı

Hidrojen Haber- Temiz ve sürdürülebilir bir gelecek için hidrojenin önemli bir rol oynayacağına inanan Thyssenkrupp Nucera, hidrojen üretim alanında lider bir konuma geldi. Şirketin alkalin su elektrolizi (AWE) teknolojisi, verimlilik ve maliyet-etkinlik açısından rakiplerinden ayrışıyor ve karbon salınımını azaltmak isteyen endüstriler için cazip bir çözüm sunuyor.

Thyssenkrupp Nucera, ilk çeyrekte gelirini yüzde 33 artırarak 208 milyon  avroya ulaştı. Bu başarının arkasında, hızla gelişen temiz enerji pazarında büyük potansiyel gösteren AWE bölümü yatıyor.

Şirket, hidrojen sektörüne olan bağlılığını sürdürüyor ve pazar payını artırmak için yatırımlar yapıyor. Bu yıl orta çift haneli milyon  avro aralığında işletme zararı bekleyen Thyssenkrupp Nucera, bu yatırımları piyasada güçlü bir konum edinmek için gerekli olarak görüyor.

Thyssenkrupp Nucera, ABD hidrojen pazarı hakkında iyimser olsa da, diğer bölgelerdeki fırsatları da yakından takip ediyor. Suudi Arabistan’da projeleri olan ve güçlü bir sipariş portföyüne sahip olan Thyssenkrupp Nucera, dünya çapında artan hidrojen talebinden yararlanmaya hazır.

Hyundai ve Kia’nın yeni hidrojen motoru piyasayı sarsacak

Hidrojen Haber- hidrojen teknolojisi alanında öncü olan Güney Koreli otomobil üreticileri Hyundai ve Kia, sıfır emisyonlu hidrojen motoruyla elektrikli araç piyasasını sarsmaya hazırlanıyor. Her iki firma da hem yakıt hücreli sistemler hem de hidrojen motorlarının olanaklarını araştırıyor.

Sürdürülebilir mobilite geleceği, Hyundai ve Kia’nın temiz bir ulaşım çözümü olarak hidrojene olan sürekli araştırma ve inancıyla şekilleniyor. Artan sayıda üretici, elektrikli araçlara ve kirletici yanma motorlarını kullanan araçlara alternatif olarak hidrojen motorları geliştiriyor.

Güney Kore’de sunulan bu yeni hidrojen motorunun en dikkat çekici yanı, hidrojeni yakmak için tasarlanmış olması ve 30 bar basınçta hidrojeni yanma odasına enjekte ederek çalışmasıdır.

Cihazın performansı bir turboşarj kullanılarak artırılmış olsa da, bu tür bir “doğrudan enjeksiyonun” performansı artırdığı ve hidrojen motorlarıyla ilgili çoğu otomobil üreticisinin sorunlarını ortadan kaldırdığı bulundu. Karbondioksit ve ince partikül emisyonlarının sırasıyla yüzde 99 ve yüzde 90 azaldığı için Hyundai-Kia hidrojen motoru sıfır emisyonlu olarak kabul edilecektir.

Koreli otomobil üreticisi, Hyundai Mobis ile bir iş devri sözleşmesi imzalayacağını ve yerli hidrojen yakıt hücreli işlerinin tamamını satın alacağını duyurdu. Bu stratejik hamle, hidrojen yakıt hücreli endüstrinin üretim, araştırma ve geliştirme bölümlerini bir araya getirmeyi amaçlıyor.

Hyundai Motor, CES 2024’e kadar yakıt hücresi markası “HTWO”yu Hyundai Motor Grubu’nun hidrojen değer zinciri markasına dönüştüreceğini açıkladı. HTWO, hidrojenle çalışan otomobillerin geliştirilmesi ve üretiminin yanı sıra, bir ekosistem oluşturarak hidrojenin üretimi, depolanması, nakliyesi ve kullanımı sürecinin her aşaması için çözümler sunacak.

Bu iş devriyle birlikte, Hyundai Mobis’in üretim teknolojisiyle Hyundai Motor’un orjinal teknolojisi birleştirilerek HTWO Grid kurulacak. Uzun vadede, Hyundai bu çabanın hidrojen-elektrikli araçların tedarikinin artmasına doğrudan ve dolaylı olarak etki edeceğini öngörüyor.