Ana Sayfa Blog Sayfa 189

Hindistan yenilenebilir enerji yatırımları 2024’te 16,5 milyar dolara ulaşacak

Hidrojen Haber- Hindistan Enerji Bakanlığı’nın tahminlerine göre, karbon emisyonlarını azaltmak için enerji dönüşümüne odaklanan Hindistan’da yenilenebilir enerji projelerine yapılan yatırımlar 2024 yılında yüzde 83’ten fazla artarak yaklaşık 16,5 milyar dolara ulaşacak. Bu, Hindistan’ın 2030 yılına kadar 500 GW yenilenebilir enerjiye sahip olma yönündeki iddialı hedefi ve fosil yakıtlardan elde edilen toplam elektrik üretim kapasitesini yüzde 50’nin altına düşürme kararlılığı ile uyumlu. Hindistan 2070 yılına kadar net sıfır emisyon hedefini taahhüt etti.

Güneş ve rüzgar enerjisinin yanı sıra Hindistan, uzun yol araçları için gerekli olan başta dizel olmak üzere fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmak için yeşil hidrojene odaklanmayı büyük ölçüde artırmayı hedefliyor.Bu yılın Ocak ayında Birlik Kabinesi Ulusal Yeşil Hidrojen Misyonunu onayladı.Daha sonra Temmuz ayında Hindistan Güneş Enerjisi Kurumu (SECI) yılda 450 bin ton yeşil hidrojen üretimi ve 1.5 GW elektrolizör üretim tesisi için teşvik teklifleri aldı. 

Ulusal Yeşil Hidrojen Misyonu, Hindistan’ı bu temiz enerji kaynağının üretiminde küresel bir merkez haline getirmeyi amaçlıyor ve 2030 yılına kadar yılda 5 milyon ton yeşil hidrojen üretim hedefliyor.Misyon, ilk aşamada iki yeşil hidrojen merkezinin kurulmasını öngörmektedir.Limanlar, Denizcilik ve Su Yolları Bakanlığı hidrojen merkezi olarak geliştirilmek üzere Deendayal, Paradip ve V O Chidambaranar (Tuticorin) Limanları olmak üzere üç büyük liman belirledi.

Merkezi Elektrik Kurumu’nun (CEA) 2030 yılına kadar Optimal Üretim Karması raporunda özetlenen kapsamlı bir vizyon, 292 GW güneş, 100 GW rüzgar ve 18 GW hidroelektrik santral hedefliyor ve sektörde çeşitli yatırımlar için geniş fırsatlar sunuyor

Honda ve Mitsubishi’den ortak hidrojen araştırması

Hidrojen Haber- Otomotiv devi Honda Motor, kimya şirketi Tokuyama Corporation ve Mitsubishi Corporation ile işbirliği yaparak, veri merkezlerine enerji sağlama yönteminde devrim yaratmayı amaçlayan ortak bir projede bir araya geldi.

“Demonstrasyon Projesi” olarak bilinen bu iddialı projenin temel amacı, Tokuyama’nın tuzlu su elektroliz işinin bir sonucu olan yan ürün hidrojeni kullanarak bir veri merkezi işletmektir. Yakıt hücreli elektrikli araçlardan yakıt hücresi sistemlerini yeniden kullanmak üzere tasarlanan sabit yakıt hücresi güç istasyonu Honda tarafından geliştirilecektir. Bu işbirliği çabası, otomotiv yakıt hücresi sistemlerinin yeniden kullanım potansiyelini keşfetmeyi ve yakıt hücre sistemlerini kuran ve işleten müşteriler üzerindeki ekonomik yükü azaltmayı amaçlamaktadır.

Bu girişimin potansiyel etkisi, elektrik enerjisinin karbonsuzlaştırılmasına katkıda bulunmak ve veri merkezleri için artan güç talebini karşılamak açısından önemli. Üretken yapay zeka ve otomatik sürüş gibi teknolojilerin büyük hacimli veri işleme ihtiyacını artırmasıyla, yan ürün hidrojen ve yakıt hücrelerinin kullanımı çok önemli hale geliyor.

Teknolojiler ilerledikçe, veri merkezlerinin güç taleplerinin artması bekleniyor. Honda’nın yan ürün hidrojen ve yakıt hücrelerini kullanan yenilikçi yaklaşımı, daha temiz ve daha sürdürülebilir bir dijital geleceğe doğru atılan bir adım anlamına geliyor.

Euronav’dan hidrojenli gemiler için milyar dolarlık yatırım

Hidrojen Haber- Belçikalı tanker taşımacılığı şirketi Euronav, temiz teknoloji denizcilik grubu SPK’nın yüzde 100 hissesini satın almak için bir hisse satın alma anlaşması imzaladı.Bu milyar dolarlık anlaşmanın merkezinde, çift yakıtlı dizel-hidrojen, dizel-amonyak motorları ve tek yakıtlı hidrojen motorlarıyla çalışan büyük denizcilik ve endüstriyel uygulamaları tasarlayan, inşa eden, sahibi olan ve işleten bir temiz teknoloji denizcilik grubu olan CMB.Tech‘yer alıyor. Hidrojen değer zincirinin tamamına odaklanan CMB,  dört bölümden oluşuyor. Denizcilik, Teknoloji ve Geliştirme, H2 Infra ve Endüstri.

CMB.Tech’in Denizcilik bölümü, açık deniz rüzgar destek gemileri, kuru yük gemileri, konteyner gemileri, kimyasal tankerler, römorkörler ve feribotlar dahil olmak üzere 106 düşük karbonlu gemiden oluşan bir filo geliştiren bir güç merkezidir. Bu gemiler, çift yakıtlı dizel-hidrojen ve dizel-amonyakla çalışabilen gelişmiş motorlarla çalışıyor.

Euronav ve SPK, satın alma işlemini Şubat 2024’te tamamlamayı öngörüyor.

Devrim : En önemli hidrojen ihracatçılarından olabiliriz

Hidrojen Haber- Dünya’da yenilenebilir enerji yatırımları artıyor, hidrojen enerjisi ise son yıllarda alternatif bir yenilenebilir enerji kaynağı olarak gündemimize daha sık girmeye başladı. Türkiye’deki sayicilerin ise bu konuda kısa ve uzun vadeli stratejilerini belirlemeye ve yol haritaların çizmeye ihtiyaçları var. Hidrojen Teknolojileri Derneği‘nin düzenlediği “Hidrojen Sohbetleri” programının 28. bölümünde TEKSİS ileri teknolojiler Genel Müdürü Hüseyin Devrim Türkiye’nin sanayide yeşil hidrojen dönüşümü ve bu dönüşümde nelerin yapılması gerektiği konusunda görüşlerini aktardı.

HİDROJEN TEKNOLOJİSİ YENİ DEĞİL

Hüseyin Devrim, hidrojen teknolojisinin oldukça eski bir geçmişi olduğunu ve 34 yıl kadar önce tekrar önem kazanmaya başladığını belirterek, 2007 de TEKSİS’i kurduklarında uluslararası bir çok firmanın bu konuyla ilgilendiğini gördüklerin söyledi. Devrim ; “Fosil yakıtlarla biz enerji ihtiyacımızı karşılamaya devam edersek bizim Yaşanacak bir dünyamız olmayacak bu karbon salımı sonucu belki biz yaşayacağız belki bizim çocuklarımız yaşayacak ama bizim torunlarımızın  artık yaşanacak bir dünyası olmayacak. Yani tehlike çanları acayip şekilde çalıyor alarm veriyor. Dolayısıyla Bu gerçeği engellemek için  fosil yakıtların yerine koyabileceğimiz ikame enerji üretim sistemlerini ortaya koymamız gerekiyor “ dedi. Devrim, karbon salımı kadar Ukrayna Rusya savaşından sonra “enerji güvenliği” kavramının alternatif enerji kaynakları arayışını hızlandığını ve bu dönemde  hidrojenin önem kazanan bir teknoloji olarak ortaya çıktığını ifade etti.

BATARYA, GEÇİŞ TEKNOLOJİSİ ASIL HEDEF HİDROJEN

Devrim, “hidrojenle ilintili dönüşüm  ağır taşıtlarla başlıyor, buraları bataryayla şu anda bile yönetebilme şansımız yok birazcık binek araçları dediğimiz günlük hayatımızda kullandığımız araçlarda batarya şu anda ön planda gibi gözüküyor ama hep biz buna da bir geçiş teknolojisi olarak bakıyoruz. “ diyerek nihai hedefin tamamen hidrojenli araçlara hidrojenli elektrikli araçlara geçmek olduğunu vurguladı.

GÜBRE ÜRETİMİNDE YEŞİL HİDROJEN KULLANILMALI

Avrupa’nın en büyük tehlike olarak doğalgaz arzının kesilmesi durumunda tarımda gübre olarak kullanılacak amonyak gübresinin üretilememesi olduğunu söyleyen Devrim “bu kadar artan nüfusu verimli bir tarımla karşılayabilmenin tek yolu gübredir ve bu kimyacıların keşfetmiş olduğu en önemli şeylerden bir tanesidir. Gübrede de hidrojenin kullanılıyor olması hidrojene bir kat daha değer kazandırmaktadır. Dolayısıyla hidrojeni sadece bir enerji taşıyıcısı enerji dönüşümündeki bir başrol oyuncusu gibi görmeyip Hayatımızın her noktasında Abizi etkileyen önemli unsurlardan bir tanesi olduğunu unutmamalııyız “dedi. 

Petrokimya endüstrisinin de bu konuda çok önemli olduğunu söyleyen devrim;”Tüpraş’ın yıllık hidrojen tüketimi 500 bin ton. Bunu doğalgazdan üretiyor, karbon salımı ile ilgili baskı gelmeye başladığında hammadde de üretildiğinden petrokimyada bu ürettiğimiz hidrojeni yeşille ikame etmemiz gerekiyor. Doğalgaz petrokimyada ısı üretimi için kullanılır, ısıyı da biz hidrojenle sağlayabiliriz. Dolayısıyla Biz petrokimyayı hidrojen kullanarak yüzde 100 yeşil yapabiliriz” ifadesini kullandı.

ENERJİ İHRACATÇISI OLABİLİRİZ

Bizim gibi fosil yakıt fakiri olan ülkeler ve bunu ithal eden ülkeler için hidrojenin önemli bir çıkış noktası olduğunu söyleyen Devrim, “bütçe açığı verme sebeplerimizden bir tanesi enerji kaynaklarını ithal etmeye harcadığımız para. Bunu üretebilir miyiz? Evet üretebiliriz, hatta biz enerji ihracatçısı olabiliriz. Bunun da kilit anahtarı hidrojen. 2030 için Avrupa’nın koymuş olduğu Hedef 20 milyon ton yeşil hidrojen tüketmek. Avrupa 10 milyon tonu ithal edeceğim diyor. Buna göre de yatırımlar yapmaya başladı ülkelerde. Bizim gibi yenilenebilir kaynakları olan ülkelerin en büyük şansı yeşil hidrojeni daha ucuza üretebilmesi ve bunu ihraç edebilmeleri . 2030’a kadar hidrojen stratejileri ve yol haritamızı belirledik. Bu hedeflerin ötesinde daha fazlasını üretip yurt dışına satabiliriz O zaman biz sanayiciler siz akademisyenler olarak hep beraber el birliğiyle bu yatırımları teşvik edip bu yatırımlara şimdiden başlayıp 2030’da Avrupa’nın en büyük enerji ihtiyacını karşılayan ülkelerden bir tanesi olabiliriz.”Şeklinde konuştu.

TÜRKİYE YENİLEBİLİR ALTYAPISI VE COĞRAFİ KONUMUYLA AVANTAJLI

Türkiye’nin yenilenebilir altyapıda birçok ülkeye göre çok daha güçlü olduğunu söyleyen Devrim ; “ Mısır, Tunus yenilenebilir yatırım yapacağım diye uğraşırken bizim zaten planlanmış ve halihazırda kullandığımız yenilenebilir enerji kaynaklarımız oldukça iyi .Avrupa’nın dibindeyiz, Türkiye  yeşil hidrojende söz sahibi olacak ülkelerden bir tanesi kesinlikle “ dedi.

HİDROJENİN PAYI YÜZDE 20

Bizim bütün enerji ihtiyacımızın içerisinde hidrojenin  bu noktada belli oranda  bir pay alacağını belirten Devrim , “ Yani biz diğer enerji kaynaklarımızın tamamını hidrojene döneceğiz diye bu çalışmaları yapmıyoruz.  2050 karbon sıfırlama hedefimize gittiğimizde hidrojen burada yüzde 20 bir pay alacak 550 milyon ton yıllık bir kapasiteye ulaşacak. 2,5 trilyon dolarlık bir değer oluşturacak ama bütün enerji ihtiyacımızı Biz hidrojenle karşılayacağız anlamına gelmiyor. Bunun içerisindeki gübrede gübredeki amonyak kullanımında İşte bu 550 milyon ton yılın içerisinde bir pay mutlaka gübre alacak, yeşil gübrenin üretimi yeşil gübreyi kullanarak yeşil tarım ürünlerinin üretimi ön plana çıkacak”ifadesini kullandı. 

EN VERİMLİ SİSTEM YAKIT HÜCRESİ

Verimli elektrik üretim yöntemlerinden bir tanesi yakıt hücrelerini kullanarak hidrojeni kullanarak elektrik üretmektir oldyğynu söyleyen Devrim, “ mekanik aktarım olmadan araçlara hidrojen koyduğunuzda uyguladığınızda bir kazanım elde ediyorsunuz şu andaki mevcut konvansiyonel elektrik üretim teknolojilerine ya da elektrik iletim dağıtım teknolojilerine bakarak buradaki kayıplara bir değerlendirme yapmamız lazım” dedi.

Yayın linki : http://bit.ly/H2TDYoutube

BENAN ÖZTÜRK-İSTANBUL

Isuzu ve Honda’nın yakıt hücreli kamyonu yollarda

Hidrojen Haber- Isuzu Motors ve Honda Motor ortaklaşa geliştirilen yakıt hücresi ile çalışan ağır hizmet kamyonu GIGA FUEL CELL’in Japonya’da halka açık yollarda tanıtım testlerine başladı. Eylül 2024’e kadar sürmesi planlanan bu tanıtım testi sayesinde iki şirket, 2027’de piyasaya sürülmeye hazırlanmak üzere veri toplama, ve teknik sorunları belirleme konularında ilerleme kaydetmeyi planlıyor.

Isuzu ve Honda, yakıt olarak hidrojen kullanan ve karbon salınımı yapmayan FC teknolojisinin, yüksek verimli taşımacılık (uzun mesafeli sürüş, büyük yük kapasitesi, hızlı yakıt ikmali) için gerekli olan ağır hizmet kamyonlarının karbon nötrlüğünü sağlamak için etkili olacağına inanıyor. FC ile çalışan ağır hizmet kamyonları üzerinde ortak araştırma yapmak üzere Ocak 2020’de bir anlaşma imzalanmasından bu yana, iki şirket FC sistemi ile ağır hizmet kamyonlarının uyumluluğunun doğrulanması ve araç kontrol teknolojileri gibi temel teknolojiler için bir temel oluşturulması üzerinde çalışmaktadır. İki şirket, ortak araştırma sayesinde elde edilen teknoloji, deneyim ve bilgi birikiminden tam anlamıyla yararlanarak üretim modelini 2027 yılında piyasaya sunmayı planlıyor.

Biden hidrojen vergi indirim planını açıkladı

Hidrojen Haber- Biden yönetimi bugün, hidrojen üreticilerine milyarlarca dolarlık vergi kredisi dağıtmak için ayrıntılı bir öneri sundu. Biden , hidrojenin temiz enerji geçişinde önemli bir rol oynayacağını ve ABD’nin küresel liderliğini güçlendireceğini savunuyor. Plan, hidrojenin karbon ayak izini azaltmak için elektrik üretiminden ulaşıma kadar çeşitli sektörlerde kullanılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor.

Geçen yılın Enflasyonu Azaltma Yasası’nın bir parçası olan plan, daha temiz enerji projelerini tercih eden ve aynı zamanda fosil yakıtları kullananları da destekleyen katmanlı bir hidrojen üretim kredisi sistemi sunuyor. ABD kredisi, hidrojen üretimi için şu anda küresel olarak en cömert kredi.

Yönetim, bu girişimin 2030 yılına kadar 140 milyar dolar gelir ve 700 bin kişilik iş yaratacağını ve 2050 yılına kadar 50 milyon ton hidrojen üretebileceğini öngörüyor.. Bu hidrojen hacmi, ABD’deki tüm otobüs, uçak, tren ve gemilerin enerji kullanımına eşit olabilir.

Yeni öneri, yaşam döngüsü emisyonlarına bağlı olarak, kilogram başına 3 dolara kadar önemli bir kredi sunarak daha temiz hidrojen üretimini teşvik etmeyi amaçlıyor.

Önerinin kritik bir yönü, üreticilerin hangi kredilere hak kazandığını belirlemek için “enerji öznitelik sertifikaları” aracılığıyla elektrik kullanımını belgelemeyi içeriyor. Bazı endüstri temsilcileri öneriyi memnuniyetle karşılarken, diğerleri, aralarında ABD Ticaret Odası’nın da bulunduğu, bunun endüstrinin büyümesini engelleyebileceği endişesini dile getirdi.

Ayrıca, bu vergi kredilerinden yararlanmak için şirketlerin temiz, sıfır karbonlu elektrik kullandıklarını göstermeleri gerekiyor. Bu gereklilik, temiz elektriğin nasıl tanımlandığı ve bunun güç şebekesi ve hidrojen üretimi üzerindeki etkileri üzerinde tartışmalara yol açtı. Çevre grupları tarafından desteklenen Biden yönetiminin yaklaşımı, temiz elektriğin yeni güç kaynaklarından gelmesi, kullanımıyla eşzamanlı olarak üretilmesi ve aynı şebeke içinde üretilmesi gerektiğini zorunlu kılıyor.

.Hidrojen vergi kredisi politikası, çelik, kimya ve gübre üretimi gibi endüstrileri dekarbonize etmede potansiyel uygulamalara sahip olduğu için ABD’nin iklim stratejisinin önemli bir bileşeni olarak görülüyor. 

Yakıt hücreli kamyonda Amazon-Mercedes ortaklığı

Hİdrojen Haber- Amazon, Daimler’in Mercedes-Benz markalı GenH2 kamyonlarını 2023 yılında filosuna dahil edecek. Bu kamyonlar, sıvı hidrojen kullanarak 1000 kilometreye kadar menzil sunuyor. Amazon, bu araçları ABD’nin Kaliforniya ve Washington eyaletlerinde kullanacak.

Daimler, hidrojen yakıt hücreli kamyonlarının, dizel motorlu kamyonlara kıyasla daha düşük emisyon, daha yüksek verimlilik ve daha uzun ömür sağladığını belirtiyor. Şirket, 2039 yılına kadar karbon nötr bir filo oluşturmayı hedefliyor.

Daimler Truck Mercedes-Benz GenH2 kamyonlarının ilk yol üstü müşteri testlerine 2024 yılının ortasında küresel pazarlarda başlamayı planladığını duyurdu.

Amazon, Air Products, Ineos, Holcim ve Wiedmann & Winz kamyonların ilk müşteri denemelerinde yer alacak. Üretici, yakıt hücresi teknolojisini uzun mesafeli kamyon taşımacılığında emisyonların azaltılması için temel bir unsur olarak görüyor.

GenH2 kamyon, geleneksel bir Mercedes-Benz Actros cabover uzun yol kamyonunu temel alır. İki adet sıvı hidrojen tankına ve bir adet yakıt hücresi sistemine sahiptir. GenH2’nin yakıt hücresi sistemi 300 kilovat sağlar ve pil ek 400 kW sağlar

Daimler Kamyon, yüksek enerji yoğunluğu nedeniyle GenH2 için sıvı hidrojen kullanıyor. Bunun menzili önemli ölçüde artırırken, geleneksel bir dizel kamyonla karşılaştırılabilir bir performans sunduğu ve daha yüksek taşıma yüklerine olanak sağladığı belirtildi.

Ayrıca Daimler Kamyon’un “sLH2 teknolojisi” olarak adlandırdığı bir yakıt ikmali süreci de pilotlar sırasında ilk kez görücüye çıkacak. Alt soğutmalı sıvı hidrojen kullanılarak endüstriyel gazlar uzmanı Linde ile ortaklaşa geliştirilen teknoloji, daha yüksek depolama yoğunluğu ve yaklaşık 10-15 dakikalık yakıt ikmali süreleri sağlıyor.

GenH2 kamyonlar için yakıt hücresi sistemleri, Daimler Truck’ın Volvo Group ile ortak girişimi olan Cellcentric tarafından sağlanıyor.

Amazon da benzer bir vizyona sahip. Online perakende devi, 2040 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı taahhüt etti. Bu amaçla, elektrikli ve hidrojen yakıt hücreli araçlara yatırım yapıyor. Amazon, konuyla ilgili olarak Daimler ile olan ortaklığının, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynayacağını belirtti.

“Türkiye hidrojen pazarından yüzde 2 alabilir”

Hidrojen Haber- Sabancı Üniversitesi Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) 22 Aralık tarihinde “Dünyada değişen enerji jeopolitiği, iklim krizi ve Türkiye” adlı bir konferans düzenledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar, IICEC onursal başkanı Dr. Fatih Birol, Sabancı Üniversitesi kurucu mütevelli heyeti başkanı Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi rektörü sayın Prof. Yusuf Leblebici gibi konukların ve konuşmacıların olduğu konferansta konuşan IICEC direktörü Bora Şekip Güray Türkiye Yeşil hidrojen geleceği sunumunu yaptı

2020 yılında Türkiye enerji görünümü çalışmasından sonraki üçüncü çalışmaları olan bu yılki ana çalışmalarının kritik bulguların açıklayacağın ifade eden Güray, çalışmanın ana amacının, daha güvenli ve daha temiz enerji geleceğine katkı sağlamak olduğunu söyledi. Yeşil hidrojen de bu alanlardan bir tanesi olduğunu vurgulayan Güray, ana odaklarının ‘sınırda karbon düzenlemesi özelinde elektrik yoluyla karbonsuzlaştıramayacağımız sektörlerde yeşil hidrojenden nasıl faydalanabiliriz’ konusu olduğunu belirtti. 

AVRUPA BİR FIRSAT ALANI

Güray “Bize göre bir diğer güçlü yön, bir fırsat alanı, Avrupa’ya yakınlığımız. Hem pazar yapısı, piyasa yapısı olarak ama özellikle de fiziksel olarak, coğrafi yakınlığımız. Biliyoruz ki Avrupa’nın yeşil hidrojene talebi oldukça yüksek. İştah var ve ithalat iştahı da artarak devam edecek. Elbette Türkiye’nin kendi sektörlerinin, kendi sanayimizin ihtiyaçlarını öne çıkardık ama üretimin fazlası da acaba Avrupa’ya doğru gönderilebilir mi ve buradan ilave değer yaratabilir miyiz ülke olarak hem ekonomik değer hem de birtakım stratejik değerler çok yönlü faydalar, buna da baktık“ dedi.

IICEC direktörü çalışmalarının sonuçlardan öne çıkanları söyle aktardı:

“Elektrolizör kapasitesi 2030’dan itibaren büyümeye başlıyor, bakanlığımızın resmî hedefleri. Biz 2050’ye doğru bir perspektifle baktığımız zaman da 50 bin megavatlık bir elektrolizör kapasitesine ulaşırsak, 5,5 milyon ton yeşil hidrojen üretimi gerçekleştirilebileceğini gördük.

Bunun arkasında birtakım teknik ekonomik analizler var. Bu bizi dünyada nereye taşır acaba? Türkiye dünya emisyonlarında  yüzde 1 paya sahip. Bu hedefler gerçekleşirse, 2050 yılında biz dünyadaki yeşil hidrojen pazarında ki ikiye ayırırsak elektrolizör ve üretim, yüzde 2 civarında bir yere gelmiş oluyoruz. Biz olumlu bir gelişme diye değerlendiriyoruz.

Tabii bunun ciddi miktarda elektrik girdisine ihtiyacı olacak. Ona da baktık. Örneğin brüt talepte gelecekte enflasyon daha güçlü olacak ama brüt talebin yüzde 19’u bu kapasiteyi beklemek üzere gerekecek. Bunun kurulu güç karşılığı olarak bakarsak da 90-100 gigavatlık yenilenebilir kapasitesi sadece yeşil hidrojen üretim odaklı olarak kurulma, işletilmek durumunda. 

Yeşil hidrojen hem doğalgaza göre hem de geleneksel olan gri hidrojene göre pahalı. Şunu biliyoruz, analizler de bize bunu gösterdi, elektrik girdisi indirgenmiş yeşil hidrojen maliyetinin en önemli bileşeni olmaya devam edecek. O nedenle elektrik enerjisi maliyetlerinde düşüş, yeşil hidrojen maliyetlerindeki düşüşü de hızlandıracak” dedi.

15- 20 YILDA YEŞİL HİDROJEN REKABETÇİ HALE GELECEK

 15-20 yıl içinde yeşil hidrojen diğer kaynaklarla daha rekabetçi hale gelebileceğini söyleyen GÜray şöyle konuştu:

”Talebin gelişimi var, özellikle sanayide ve binalarda ulaştırmada biz güçlü bir talep görüyoruz. Özelliklede sanayi ve ulaşımdaki talep, toplam talebine  yüzde 90’ına karşılık geliyor.

Toplamda 2050 yılında nihai enerji talebimizin yüzde 6’sı yeşil hidrojene karşılık geliyor. Dünyada da  yüzde 8 hedef öngörülüyor. Bakan bey iki öncelikten bahsetti, fosil yakıt bağımlılığını azaltmak ve sera gazı emisyonunu azaltmak. Kümülatif fosil yakıt azalımı nerden nereye geliyor, sera gazı salımını nasıl azaltıyoruz? Yaklaşık enerji tüketimlerinin iki katı kadar tasarruf sağlayabiliyoruz, emisyonda 3,5 katlık bir tasarruf gelebiliyor.

Parasal karşılığı tabii daha önemli. Kümülatif olarak ithalat ve emisyon tasarrufunun faydası, 2050 yılına kadar 55 milyar dolar. Sektöre baktığımız zaman da çelik tabii ağırlıklı bir paya sahip ve diğer sanayi sektörleri ve özellikle karayolu ulaşımı, peşinden havacılık ve denizcilik gibi sektörlerimiz de gelecek. Talebin yüzde 75’ini, kazanımların da dörtte üçünü sağlıyor olacak.”

“YEŞİL HİDROJEN FAYDA MALİYET ORANI 2050 DE 2 KATA ÇIKABİLİR”

Analizlerinde işin maliyetine ne kadar bir yatırım gerektiğini de incelediklerini belirten Güray, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bir taraftan elektrik üretim tesislerine ihtiyaç var, elektrolizör tesislerine ihtiyaç var ve diğer altyapıya ihtiyaç var. Yıllık ortalama 3,5 milyar dolarlık faydayı 3 milyar dolarlık maliyetle sağlayabiliriz. Biz 2050’ye doğru kümülatif olarak 1,2’lik bir çapana doğru götürebiliyoruz, biraz daha uzun vadede. Hemen yarın olacak bir şey değil ama bugünden hazır olursak, özellikle uzun vadede bu çarpan giderek büyüyor. 2050’de 2,4’e çıkan bir fayda maliyet çarpanı görüyoruz” dedi.

Tüm önerilerni 7 başlık altında topladıkların belirten Güray şu ifadeleri kullandı:

“Birinci önerimiz, ama yol haritalarını katılımcı bir anlayışla oluşturmak, faaliyete geçirmek ve özellikle verimli bir büyüme sağlayabilmek için öncelikli bölgelerimiz ve sektörlerimiz nelerdir, bunlara bakmak.

İkinci önerimiz altyapılarla ilgili hem mevzuat hem teknik altyapıların oluşturulması, kaynak kullanımının optimal kullanımı sağlanması.

Üçüncü önerimiz piyasayla ilgili, öngörülebilir piyasalara ihtiyacımız var. Yeşil hidrojen piyasasının elektrik, doğalgaz ve karbon piyasalarıyla da etkileşimine dikkat etmemiz gerekiyor.

Dördüncü önerimiz teknolojilerle ilgili, depolama ve yakıt hücresi teknolojilerini öne çıkardık. Buralarda yerlileşme, imalat kabiliyetleri.

Beşinci önerimiz uluslararası bölgesel işbirliği.

Altıncı önerimiz sürdürülebilirlik, geniş ölçekte. Sadece yenilenebilir kaynaklar değil, su konusu da yeşil hidrojende oldukça önemli, tedarik zincirleri dahil, kritik mineraller dahil, geniş ölçekli sürdürülebilirlik perspektifinin gözetilmesini öneriyoruz.

Son önerimiz belki de bunların tamamı için olması gereken bir konu, bu konuda büyümeyi, rekabetçiliği destekleyecek nitelikli insan kaynağının korunması, güçlendirilmesi ve aynı zamanda güçlü bir bilişimcilik ekosistemiyle bu konunun desteklenmesi.“

BENAN ÖZTÜRK- İSTANBUL

Hidrojen-dizel hibrit kamyonlar Paraguay’a geliyor

Hidrojen Haber- Molecular Energies‘’in bir iştiraki olan Dual Fuel Limite (DFL), hidrojen ve dizel karışımı ile çalışan bir motor teknolojisi geliştirdi. Bu teknoloji, ağır hizmet araçlarının emisyonlarını önemli ölçüde azaltabilir ve menzillerini uzatabilir. Şirket, 2024 yılında Paraguay’da bu araçların ilk örneğini sunmayı planlıyor.

Helical Technology tarafından yürütülen denemeler, ağır hizmet dizel motoruna güvenli bir şekilde yaklaşık yüzde 20 hidrojen katılabileceğini ve bunun da emisyonlarda “oranlı bir azalmaya” yol açacağını doğruladı. Ayrıca, DFL çözümünün araçların menzilini “önemli ölçüde” uzatabileceğini söyledi.

Test, motoru ve test hücrelerini değerlendirdi, motoru sadece dizel ile çalıştırdı ve daha sonra motorun güç çıkışına hidrojeni kademeli olarak tanıttı.

Denemelerin tamamlanmasının ardından, DFL müşterilerine 2024’te ilk retrofitleri teslim etmeyi planlıyor. Şirket, retrofit dağıtımlarının, Green House’un G-Mobility tarafından üretilen yüzde 100 yeşil hidrojen tedariki ile destekleneceğini söylüyor.

Mercedes içten yanmalı hidrojenli “Unimog”u test ediyor

Hidrojen Haber- Mercedes-Benz Special Trucks, içten yanmalı hidrojenli motora sahip bir Unimog taşıyıcı prototipini gerçek kullanımda test etti. Unimog, akülü elektrikli ve yakıt hücreli tahriklere ek olarak hidrojen yanmasının hangi koşullar altında uygulanabileceğini araştırmak için kullanılan bir test aracı.

Düşük sıcaklıklarda ve çeşitli topografyalarda pratik testler, 18 ortağın hidrojen yanmalı motor tahrik konsepti üzerinde birlikte çalıştığı devam eden “WaVe” geliştirme projesinde önemli bir adımı. 

Mercedes-Benz Unimog test aracı, Unimog U 430 ekipman taşıyıcısını temel alıyor. Alternatif hidrojen teknolojisi tahriki için tank, güvenlik ve izleme sistemlerinin yanı sıra ölçüm teknolojisine sahip özel olarak dönüştürülmüş bir doğal gaz motoru kuruldu. Dört adet 700 barlık yüksek basınç tankı, toplamda yaklaşık 14 kilogram gaz halinde hidrojen tutar. Bir sonraki geliştirme aşamasında, mühendisler normal bir iş gününü kapsayabilmek için hacmi artırmayı hedefliyor. Motor yaklaşık 290 hp/1000 Nm güç üretiyor ve dizel eşdeğerinden belirgin şekilde daha sessiz. Prototip, çalışma modunda daha fazla bilgi edinmek için iki biçme kafasına sahip bir ön biçme makinesi ile donatıldı.

Hidrojen yanmalı motora sahip test aracının geliştirilmesi, kamu tarafından finanse edilen “WaVe” projesi çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Almanya Federal Ekonomi ve İklim Koruma Bakanlığı tarafından finanse edilen proje, sanayi ve bilim dünyasından 18 ortak tarafından ortaklaşa yürütülüyor ve Temmuz 2021’de başladı. WaVe projesinin amacı, çekiş tahriki ve tüm PTO’lar için çok enerjili bir dağıtıcı olarak geleneksel bir dizel motorun hidrojenle çalışan bir içten yanmalı motorla ne ölçüde ikame edilebileceğini incelemek.

WaVe projesinden elde edilen ilk sonuçlar, hidrojen yanmalı motorun özel uygulamalar için mantıklı, tamamlayıcı bir çözüm olabileceğini gösteriyor. Özellikle Unimog için bu varyant, sınırlı kurulum alanı ve bu tür bir araçla ilgili operasyon için gereken yüksek performans nedeniyle gelecek için uygun alternatif olabilir.