Ana Sayfa Blog Sayfa 209

Temsa, hidrojenli otobüsünü Brüksel’de tanıttı

Hidrojenhaber – Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen ve dünyanın dört bir yanından otobüs üreticilerinin katıldığı organizasyonda, ticari araç sektörü paydaşlarıyla bir araya gelen Temsa, sıfır emisyonlu 3 farklı modelini standında tanıttı.  Elektrikli şehir içi otobüsü Avenue Electron’un yanı sıra, Avrupa’nın ilk elektrikli şehirlerarası otobüsü LD SB E’yi katılımcılarla buluşturan Temsa, aynı zamanda Avrupa’nın en önemli hidrojenli araç üreticilerinden CaetanoBus ile birlikte geliştireceği şehirlerarası hidrojenli otobüsünü de ilk kez Busworld Europe’ta tanıttı. 

2. 1.000 KM MENZİLLİ ŞEHİRLERARASI HİDROJENLİ OTOBÜS

Geçtiğimiz ay içerisinde imzalanan Ortak Geliştirme Anlaşması ile çalışmalarına başlanan hidrojenli otobüs, CaetanoBus’ın şehir içi otobüslerinde kullandığı Toyota hidrojen yakıt hücresi teknolojisini (Hydrogen fuel cell), Temsa mühendislerinin elektrikli ve uzun yol otobüs tecrübesiyle bir araya getirecek. Temsa HD platformu üzerine inşa edilecek teknolojiyle, söz konusu otobüsün, farklı yol ve coğrafya koşullarına göre yaklaşık 1.000 kilometrelik menzili tek depoyla kat edebilmesi planlanıyor. 2025 yılında seri üretime geçmesi beklenen araç, aynı zamanda Türkiye’nin ilk şehirler arası hidrojenli otobüsü unvanının da sahibi olacak.

1. EPD BELGESİNE HAK KAZANAN İLK TÜRK ŞİRKET

Fuarda düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Temsa CEO’su Tolga Kaan Doğancıoğlu, sürdürülebilirlik üzerine inşa ettikleri iş modelleriyle, faaliyette oldukları her coğrafyada sıfır emisyonlu ulaşıma öncülük ettiklerini vurguladı. Doğancıoğlu, “Bugün 8’i elektrikli, 2’si ise hidrojenli olmak üzere ürün gamımızda yer alan 10 farklı araçla sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığımızı ortaya koyarken, CDP, SBTi, Global Compact ve Ecovadis gibi küresel platformlarla da koordinasyon halinde, iş süreçlerimizi ve iş modellerimizi sürdürülebilirlik odağında sürekli olarak geliştiriyoruz. Son olarak, bugün fuarda sergilediğimiz Avenue Electron otobüsümüz ile EPD (Environmental Product Declaration) belgesini almaya hak kazandık. Bu belgeyi bir otobüs aracılığıyla alan Türkiye’de ilk, dünyada ise altıncı üretici olmamız, bizlere ayrı bir gurur veriyor” dedi.

Masdar ve Boeing’den sürdürülebilir hava yakıtında işbirliği

Hidrojen Haber- Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin temiz enerji gücü Masdar ve havacılık devi Boeing, sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) muhasebe mekanizmalarını araştırmak da dahil olmak üzere SAF endüstrisinin gelişimini ilerletmek için işbirliği yapacak. Bu iki şirket, Abu Dabi Uluslararası Petrol Sergisi ve Konferansı ADIPEC ’te imzalanan Mutabakat Zaptı ile sürdürülebilir havacılık yakıtı endüstrisinin gelişimini ve benimsenmesini ilerletmek ve desteklemek için işbirliği yapacaklar. 

BAE’nin Birleşmiş Milletler iklim değişikliği konferansı COP28’e ev sahipliği yapmasından önce, anlaşma Masdar’ın ve Boeing’in ticari havacılık endüstrisinin 2050 net-sıfır hedefine ulaşma taahhüdündeki kararlılığını gösteriyor. 

Yeşil hidrojen gibi sürdürülebilir kaynaklardan üretilen SAF, petrol jet yakıtına kıyasla yakıtın yaşam döngüsü boyunca karbon emisyonlarını yüzde 85’e kadar azaltabiliyor. SAF, bugünkü jet uçaklarında konvansiyonel jet yakıtının yüzde 50’sine kadar yer değiştirebilen ve kabul gören bir alternatif. Ayrıca, SAF, tüm havacılık segmentlerinde önümüzdeki 30 yıl içinde karbon emisyonlarını azaltma potansiyeline sahip en olası çözüm olarak görülüyor.

Masdar, bu yılın başlarında Abu Dabi Sürdürülebilirlik Haftası’nda, yeşil hidrojenle SAF üretmeye odaklanan Masdar liderliğindeki girişimin, metanolden SAF üretmek için yeni bir üretim yolu için aktif olarak çalıştığını duyurmuştu.

Rolls-Royce hidrojen yakıtlı uçak projesini bir üst seviyeye taşıdı

Hidrojenhaber – İngiltere’deki Loughborough Üniversitesi ve Alman Havacılık ve Uzay Merkezi Deutsches Zentrum für Luft-und Raumfahrt (DLR) ile birlikte çalışan Rolls-Royce, hidrojenin bir havacılık yakıtı olarak kullanılmasına yönelik yolculukta önemli bir adımı daha geride bırakan kritik bir motor teknolojisini ortaya koydu.

Köln’deki DLR’de %100 hidrojenle çalışan Pearl 700 motorunun üzerinde yapılan testler, yakıtın maksimum kalkış ve itişini temsil eden koşullarda kullanılabileceğini kanıtladı.

YENİ NOZUL TASARIMI

Bu başarı, yanma sürecini kontrol etmek için gelişmiş yakıt püskürtme nozullarının başarılı bir şekilde tasarlanması sayesinde gerçekleşti. Hidrojen, kerosenden çok daha sıcak ve hızlı yandığı için bu, önemli mühendislik zorluklarının üstesinden gelmeyi gerektiriyor. Yeni nozullar, yakıtın reaktivitesini yönetmek için havayı hidrojenle aşamalı olarak karıştıran yeni bir sistem kullanarak alev konumunu kontrol edebildi. Rolls-Royce, testlerin başarıyla gerçekleştirildiğini ve emisyonların beklentiler doğrultusunda olduğunu bildirdi. 

Yeni nozullar ilk olarak Loughborough’un yakın zamanda yenilenen tesislerinde ve DLR Köln’de orta basınçta test edildi. DLR Köln’de ayrıca nihai tam basınçlı yakıcı testleri de gerçekleştirildi.

Geçtiğimiz yıl easyJet ve Rolls-Royce, Birleşik Krallık’taki Boscombe Down’da modern bir uçak motoru olan AE2100’ü yeşil hidrojenle başarılı bir şekilde çalıştırarak dünyada bir ilke imza attı.

Son testler yanma unsurunun tam olarak anlaşıldığını gösterirken, yakıtı motora ulaştıracak ve bu sistemleri motora entegre edecek sistemler üzerindeki çalışmalar da devamlılığını sürdürüyor.

İLERİSİ İÇİN MOTİVASYON SAĞLADI

Rolls-Royce Teknoloji Şefi Grazia Vittadini, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Kısa sürede inanılmaz bir başarı elde ettik. Yanma sürecini kontrol etmek, hidrojeni geleceğin havacılık yakıtı haline getirirken endüstrinin karşılaştığı en önemli teknoloji zorluklarından bir tanesi. Bu başarımız bizleri ilerleyen süreçler için motive ediyor. easyJet, Loughborough Üniversitesi ve DLR’a bu dönüm noktasına ulaşmamızda gösterdikleri özveri ve destek için teşekkür etmek istiyorum”

easyJet CEO’su Johan Lundgren ise, 

“Hidrojenin kısa mesafeli havacılığın geleceği olduğuna inanıyoruz. Testlerimizin başarısı ve kaydedilen ilerleme bunun giderek daha da yakınlaştığını gösteriyor. Net sıfır yol haritamızda ortaya koyduğumuz iddialı hedeflere ulaşmamızda kritik bir rol oynayacağına inanıyoruz” dedi.

Loughborough ve DLR’de test edilen teknolojiler, Rolls-Royce ve easyJet’in bir sonraki test aşamasına yardımcı olacak. Pearl motorunda gerçekleştirilen tam gaz hidrojen yer testlerine, Boscombe Down testlerinden edinilen bilgilere de dahil edilecek.

HEDEF “TEKNOLOJİYİ UÇUŞA TAŞIMAK”

Bu durum sıvı hidrojen kullanan Pearl motoru üzerinde tam bir yer testine olanak sağlayacak. Hem easyJet hem de Rolls-Royce daha sonra bu teknolojiyi uçuşa taşıma konusunda ortak bir hedefe sahip.

Rolls-Royce, Birleşik Krallık Havacılık ve Uzay Teknoloji Enstitüsü HyEST programı, Almanya’nın LUFO 6 WOTAN programı ve Avrupa Birliği’nin Temiz Havacılık CAVENDISH programı aracılığıyla hidrojen araştırmaları için destek alıyor. Loughborough, HyEST ve CAVENDISH programlarının ortaklarından biri. DLR ise WOTAN ve CAVENDISH’in ortağı. easyJet, dar gövdeli uçaklar için hidrojen yanmalı motor teknolojisinin geliştirilmesini desteklemek üzere yatırım sağladı.

Otokar ilk hidrojenli otobüsünü Avrupa’da görücüye çıkarttı

Brussels, belgium 20-06-2022: the city bruges of the country belgium during the summer

Hidrojenhaber – Koç Topluluğu şirketlerinden Türk otobüs üreticisi Otokar, Avrupa’nın en büyük otobüs etkinliği Busworld Europe fuarına yeni modelleriyle katılıyor. Otokar, 12 Ekim 2023 tarihine kadar sürecek olan fuara 4’ü yeni olmak üzere 7 aracıyla katıldı. 

6 gün sürecek olan fuara ürün gamına eklediği yeni sıfır emisyonlu araçlarıyla katılan Otokar’ın, ilk hidrojen yakıt hücreli otobüsü olan KENT Hidrojen ilk kez Busworld Europe‘da sergileniyor. Özellikle tarihi şehirler gibi sınırlı şarj altyapısına sahip bölgeler için çevre dostu bir çözüm olarak öne çıkan KENT Hidrojen, düşük yakıt tüketimi, düşük işletme maliyeti, yüksek teknoloji özellikleri ile dikkat çekiyor. 

KENT Hidrojen, sıfır emisyonlu yapısıyla sadece su buharı üreterek zararlı emisyonları büyük ölçüde azaltırken, kentlerde hava kalitesini iyileştirmeye katkı sağlıyor. 12 metre uzunluğundaki alçak tabanlı araç, yüksek yolcu kapasitesi ve geniş iç hacim sunuyor. 

Geçtiğimiz yıl Avrupa’da “Mükemmel Tasarım Ödülü”ne layık görülen TERRITO serisinin 13 metrelik yeni elektrikli modeli e-TERRITO da ilk kez fuarda tanıtılıyor. 

Elektrikli ve alternatif yakıtlı araçlar konusunda birçok ilke imza atan Otokar’ın sergilediği modeller arasında akıllı otonom otobüsü e-CENTRO ve Avrupa’da birçok ülkede en çok satan orta boy otobüs olan NAVIGO da yenilenen tasarımıyla bulunuyor. .

Fuarda açıklama yapan Otokar Genel Müdür Yardımcısı Kerem Erman,  şöyle konuştu: “Müşteri odaklı yaklaşımımız, faaliyet gösterdiğimiz segmentlerde yüksek müşteri sadakati kazandırdı. Otokar’a olan güven ve araçlarımıza gösterilen ilgi sayesinde gelirinin yüzde 72’sini küresel pazarlardan elde eden bir üretici konumuna ulaştık. Hedefimiz, mevcut ve ürün ailemize eklediğimiz sıfır emisyonlu araçlarımızla Avrupa pazarında güçlü oyunculardan biri olmak.” 

Geçtiğimiz günlerde İtalya’daki şirket alımıyla Avrupa’daki iştirak şirket sayısını 3’e çıkardıklarını hatırlatan Erman; “Avrupa’daki büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi.

Dünya’da ve Türkiye‘de hidrojene yatırım ve destek artıyor

Kearney Türkiye Direktörü Onur Okutur, Enerji Günlüğü’nün Dünya’da ve Türkiye’de hidrojenin geleceğine yönelik sorularını yanıtladı. Okutur, dünyanın geri dönülmeyecek bir şekilde enerji dönüşümü için yola çıktığını belirterek, hidrojenin karbonsuzlaşma ve net sıfır dönüşümünün anahtarlarından biri olduğunu belirtti.

Dünya’da Hidrojene yönelik sadece enerji sektörü oyuncuları değil  kamunun da devrede olduğunu, AB, ABD, Çin ve Japonya’nın hidrojen üretim kapasitelerini geliştirecek planlar ve teşvikler ortaya koyduğunu söyleyen okutur, Türkiye’nin de bu işin gerisinde olmadığını vurgulayarak; “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Türk Hidrojen Teknolojisi Stratejisi ve Yol Haritası yeni yayınlandı. Burada çok önemli vizyonlar ortaya konuldu. Bunlardan biri, Türkiye’deki elektrolizör kapasitesinin arttırılmasına dair. 2030 yılına kadar 2 bin MW’lık elektrolizör kapasitesi hedefi konuldu. Yol Haritası’nda 2035 yılında 5 bin MW, 2053’te ise 70 bin MW’lık bir elektrolizör kapasitesi hedefi var. Türkiye’de yeşil hidrojen maliyetinin gittikçe düşürülmesi hedefi de var.”

Şu anda dünyanın önde gelen şirketlerinin kendi araştırma programlarında hidrojen çalışmalarına çok büyük bütçeler ayrılmış durumda olduğunu söyleyen Okutur, “Milyarlarca dolardan, avrodan bahsediyoruz. Bir rakam vermek gerekirse, mesela Almanya’nın 2030’a kadar hidrojen çalışmalarına ayırdığı ödenek 7 milyar avro. Bu ödenekler, hidrojen üretimi, hidrojen altyapısı ve hidrojen taşımacılığı hakkındaki çeşitli araştırma projelerinde kullanılacak. Almanya’yı rakam örneği vermek için söyledim ama diğer pek çok Avrupa ülkesi de bu konuda ödenekler ayırmış durumda. Bütün Avrupa’daki yatırımın 2030’a kadar yaklaşık 40 milyar Euro olması bekleniyor. Pek çok dünya devi şirketin piyasa değerinden daha büyük bir tutardan söz ediyoruz. Eğer bu alanda bir girişiminiz, girişim fikriniz, bir teknoloji geliştirme çalışmanız, araştırmanız varsa, söz konusu ödenekler size de erişebileceğiniz yüksek tutarlı maddi kaynak var demektir bu.” şeklinde konuştu.

Türkiye’de de bir hidrojen girişimcisinin destek bulmasının artık daha kolay olduğunu söyleyen Okutur, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı Ar-Ge merkezleri ve Teknokentlerde özellikle yeni teknolojiler gerekli teşvikler ve ödeneklerin ayrılmış ve programların hazırlanmış durumda olduğunu belirterek “Türkiye’de araştırmacıların, girişimcilerin önünü açacak altyapı konusunda destek programları, çok büyük Ar-Ge ödenekleri hazırlanmış durumda. Elektrolizör, yakıt hücresi, hidrojen üretimi, depolanması ve taşınması konusundaki projeler destekleniyor.” ifadesini kullandı.

Kaliforniya’dan ABD tarihinin en büyük hidrojen otobüsü siparişi

Hidrojen Haber- ABD Kaliforniya Santa Cruz bölgesi otobüs şirketi Santa Cruz Metro, 57 hidrojenle çalışan otobüsün satın alınmasını onayladığını ve “Kuzey Amerika tarihindeki en büyük yakıt hücreli elektrikli otobüs alımı” için bir tedarik süreci başlatacağını duyurdu.

Şirket elektrikli bu güzergah için elektrikli bir otobüsü test ettiğini, ancak otobüsün engebeli arazide zorlandığını açıklandı. Bu nedenle elektrikli otobüs yerine hidrojenli otobüse alımına karar verildi. Bölgesel ulaşım komiseri ve Santa Cruz Metro direktörü Mike Rotkin, yerel çevrimiçi haber kaynağı Lookout Santa Cruz’a yaptığı açıklamada, “Otobüsün tepeyi saatte 50 mil hızla aşmasını sağlayamadık ve oraya ulaştığında geri dönmek için yeterli şarjı yoktu” dedi. Otobüsün şehre dönebilmesi için birkaç saat şarj edilmesi gerekiyordu ve işletmeci akülü elektriğin bu ihtiyacı karşılayamayacağını fark etti.

Metro CEO’su Michael Tree, Lookout Santa Cruz’a hidrojenli otobüslerin akülü elektrikli seçeneklere göre “dört kat avantaja” sahip olduğunu söyledi. Tree , “her şeyden önce, daha uzun bir menzile” sahipler, akülü otobüsler için birkaç saate kıyasla yaklaşık 15 dakika içinde tamamen şarj edilebilirler, daha hafiftirler ve bu nedenle yollar ve köprüler üzerinde daha az vergi oluştururlar; ve doğal bir felaket şehre giden elektriği keserse yine de çalışacaklardır”

Tree, açıklamasında hidrojenle altyapı için toplam sermaye maliyetinin bataryalardan daha düşük olduğunu, çünkü şarj noktalarından çok daha az sayıda yakıt ikmal istasyonu gerektiğini söyledi. Rotkin ise ; “Tamamen düz bir zemindeyseniz elektrikli otobüsler daha mantıklı, ancak tepelik Santa Cruz County’de akülü elektrikli otobüsler o kadar da iyi çalışmıyor.”Hiç kimse tam yüklü bir elektrikli otobüsü hız sınırında tepeden aşırmaya yetecek güce sahip bir elektrikli otobüs üretmiyor.” İfadesini kullandı.

Tree ayrıca hidrojenin ucuz olmadığını, Kaliforniya’daki 53 hidrojen dolum istasyonunun çoğunda fiyatın son zamanlarda tüm zamanların en yüksek seviyesi olan kilogramı 36 dolara yükseldiğini galon başına 9-13 dolara eşdeğer olacağını belirttii. Bu rakam bugünkü ortalama dizle fiyatı olan 6,45 dolardan çok daha yüksek olsa da Tree, hidrojenin dizelin galon eşdeğerine göre iki kattan daha fazla kilometre performansı sağlayacağını ve bunun da daha yüksek maliyetleri dengeleyeceğim inanıyor.

Ancak kullanılan hidrojen yeşil olmayacak, en azından başlangıçta yüzde 70’i doğal gazdan, kalan yüzde 30’u ise rüzgar, güneş ve biyokütleden gelecek.

Eyaletteki 1,2 milyar dolarlık yeşil hidrojen merkezi, 8 milyar dolarlık H2Hubs programı kapsamında federal hükümetten fon almaya hak kazanırsa bu durum değişebilir

Honeywell’den hidrojen güvenliğini  arttıran teknoloji

Hidrojen Haber – Hidrojen, düşük karbonlu bir yakıt kaynağı ve enerji depolama yöntemi olarak büyük bir potansiyele sahip. Ancak hidrojen aynı zamanda çok yanıcı, renksiz ve kokusuz bir gaz.Bu nedenle, sızıntıları veya yangınları insan duyularıyla algılamak mümkün olmuyor. global teknoloji şirketi Honeywell’in yeni kızılötesi tabanlı (IR) dedektörü, hidrojen alevlerini büyük yangınlara dönüşmeden önce hızlı ve güvenilir bir şekilde algılayabilir. 

Hidrojen, elektrikli araçlardan evlere ve diğer binalara güç sağlayan hidrojen yakıt hücreleri tarafından elektrik, ısı ve su üretebilir. Enerji Geçişleri Komisyonu, hidrojenin 2050 yılında enerji talebinin yüzde 13’ünün kaynağı olacağını ve 2,5 trilyon ABD Doları veya daha fazla bir piyasa değerine ulaşacağını öngörüyor.

Honeywell’in özellikle yağmurlu, sisli ve dumanlı koşullarda bile alevleri algılayabilen alev ve gaz dedektörleri, hidrojen kullanan endüstriyel tesisler için kapsamlı bir güvenlik programının önemli bileşenlerinden.

Eurowind Energy, Danimarka’da hidrojen tesisi aldı

Hidrojenhaber – Eurowind Energy, Danimarka’nın Hobro kentindeki HyBalance hidrojen tesisini satın aldı.

Uzun yıllar Almanya’da rüzgar enerjisi sektöründe faaliyet gösteren Eurowind Energy, Danimarka’nın Hobro kentindeki HyBalance hidrojen tesisini satın aldı. Satın alma, Eurowind Energy’nin PtX (power-to-X) endüstrisine girme planının ilk adımı olacak. Şirket, güneş ve rüzgardan elde edilen enerjinin ihtiyaç fazlasını kullanarak hidrojen üretecek. Eurowind, projelerinden sağlayacağı tecrübeyi Avrupa çapında bulunan hibrit parklarında hidrojen üretmek için kullanmayı hedefliyor.

Eurowind Energy CEO’su Jens Rasmussen, yaptığı açıklamada “Eurowind Energy olarak HyBalance’i satın alma işlemini tamamlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Proje ve konum, PtX endüstrisini daha da geliştirmek ve büyük bir güç olma misyonumuzu gerçekleştirmek için mükemmel bir başlangıç noktası” diye konuştu.

PEM (Polimer Elektrolit Membran) ünitesi olan HyBalance hidrojen tesisi günde 500 kg’dan fazla saf hidrojen üretme kapasitesine sahip. Üretim ünitesi; 1,25 MW’lık PEM elektrolizörü, hidrojen sıkıştırma ünitesi, depolama tesisleri ve hem tüp römorkları hem de daha küçük taşıma silindirleri için dolum tesisleri barındırıyor. HyBalance, 2018’den bu yana Avrupa piyasasına yüksek kaliteli hidrojen sağlıyor.

Danimarka’da küçük rüzgar türbinlerine yatırım yaparak 2000’li yılların başında faaliyete başlayan Eurowind Energy, 2006 yılından itibaren yatırımlarının odağını Almanya’ya kaydırdı. Uzun yıllar bir yandan kendi enerji yatırımlarına devam eden şirket, Danimarkalı yatırımcıların Alman rüzgar enerjisi piyasasına yatırım yapmalarına da aracılık etti. Eurowind, başta Almanya ve İngiltere olmak üzere Avrupa’nın büyük bir bölümünde çalışmalarını sürdürüyor.

Hyundai’nin hidrojen yakıtlı kamyonu ödül kazandı

Hidrojen Haber- Hyundai’nin XCIENT Hidrojen Yakıtlı Kamyonu, Hollywood, Kaliforniya’da düzenlenen GTF Connect Los Angeles’ta Mobilite kategorisinde GREEN AWARD’ı kazandı. Hyundai, XCIENT Fuel Cell kamyonunu ticari nakliye sektörüne odaklanan çığır açıcı bir yenilik olarak piyasaya sürdü. XCIENT , küresel ulaşım ihtiyaçlarını etkili bir şekilde karşılamayı amaçlayan sürdürülebilir bir mobilite çözümü sunuyor

 XCIENT Fuel Cell’ın dayanıklılığı ve yakıt verimliliği ticari filo operatörlerinin talepleriyle uyumlu. 2020 yılında piyasaya sürülen XCIENT Fuel Cell, İsviçre , Almanya , İsrail, Kore ve Yeni Zelanda gibi beş ülkede kullanıma sunuldu. Mayıs 2023’te Hyundai, ABD’de iki adet 90 kW hidrojen yakıt hücreli sisteme (toplam 180 kW güç) ve 350 kW e-motora sahip XCIENT Fuel Cell  ticari modelini piyasaya sürdü.  Tam yüklüyken bile şarj başına 450 milin üzerinde bir sürüş menzili sunan XCIENT Fuel Cell, Hyundai Motor Group’un hidrojen yakıt hücreli sistem tabanlı hidrojen iş markası olan HTWO’nun sunduğu dünyanın önde gelen hidrojen yakıt hücreli sistemini uyguluyor.

GreenTech Festival (GTF), Avrupa’nın en büyük sürdürülebilirlik festivali. 2021 yılında başlayan ve o zamandan beri Berlin’deki ünlü bayrak gemisi GTF’nin bir uzantısı olan GTF Connect Serisi, küresel yeşil iş topluluğu içinde yenilik, teknoloji ve liderliği kutlayan önemli bir platform haline geldi.

Festivalin ayrılmaz bir parçası olan GREEN AWARDS, Los Angeles’ta “Mobilite” ve “Enerji” gibi kategorilerde yenilikçi projeleri, şirketleri ve bireyleri öne çıkarıyor. Kazananlar, seçkin ve çeşitli 55 üyeli bir jüri tarafından titizlikle seçiliyor. Tüm süreç, GTF’nin Bilgi Ortağı Boston Consulting Group tarafından destekleniyor.

Yenilenebilir enerji kendini 6 yılda amorti edebilir

Hidrojen Haber- Stanford Üniversitesi’nin araştırması, neredeyse tüm dünyayı verimli ve yenilenebilir bir enerji sistemine geçirmenin 62 trilyon dolar tutacağını hesapladı.Ancak, tüm bu yeni ve gelişmiş altyapı, sonrasında her yıl enerji maliyetlerinden trilyonlarca dolar tasarruf sağlayacak – bu da tüm geçişin altı yıldan kısa bir sürede kendini amorti edebileceği anlamına geliyor.

Araştırma ekibi, dünyanın fosil yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının yüzde 99,7’sini üreten 145 ülkenin yenilenebilir enerjiye geçiş maliyetlerini inceledi.

Bu, güneş, rüzgar ve hidroelektrik enerjisi gibi teknolojilerle yeni elektrik santralleri kurmayı içeriyordu. Ayrıca, piller ve elektrikli araçlar gibi yeni teknolojilerle elektrik depolama, binalarda iklim kontrolü için ısı pompaları gibi sistemler de dahil edildi.

Sonuçlarını Haziran ayında Energy & Environmental Science dergisinde yayınladılar. Tüm bu yeni şeyleri inşa etmek 62 trilyon dolara mal olacaktı. Ancak sonra potansiyel tasarruflara baktılar.

Özel enerji maliyetleri tek başına yüzde 62,7 oranında düşecek – yani her yıl yaklaşık 11 trilyon dolar tasarruf edilecek. Altı yıldan kısa bir sürede, bu tasarruflar tüm başlangıç inşaat maliyetlerini aşacak.

Araştırmacılar, fosil yakıtlardan kaynaklanan tüm toplumsal maliyetleri de hesaba katarsak, daha fazla tasarruf edilebileceğini buldular. Elektrik santrallerinden kaynaklanan hava kirliliği ve iklim hasarı gibi şeylerden kaçınarak elde edilen tüm parayı hesapladıklarında, dünya yenilenebilir altyapıya yatırımını bir yıldan kısa sürede geri kazanabilecek.

Araştırma ekibinin tahminine göre, tüm bu yeni altyapı dünya çapında 28 milyondan fazla iş yaratacak ve dünyanın arazisinin yüzde 1’inden azını kullanacak.