Ana SayfaHİDROJENYEŞİL HİDROJEN"Türkiye hidrojen pazarından yüzde 2 alabilir"

“Türkiye hidrojen pazarından yüzde 2 alabilir”

IICEC direktörü Bora Şekip Güray ; dünya emisyonlarında yüzde 1 paya sahip Türkiye’nin 2050 yenilenebilir enerji hedefleri gerçekleşirse dünyadaki yeşil hidrojen pazarında yüzde 2 civarında bir yere gelebileceğini söyledi.

Hidrojen Haber- Sabancı Üniversitesi Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) 22 Aralık tarihinde “Dünyada değişen enerji jeopolitiği, iklim krizi ve Türkiye” adlı bir konferans düzenledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar, IICEC onursal başkanı Dr. Fatih Birol, Sabancı Üniversitesi kurucu mütevelli heyeti başkanı Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi rektörü sayın Prof. Yusuf Leblebici gibi konukların ve konuşmacıların olduğu konferansta konuşan IICEC direktörü Bora Şekip Güray Türkiye Yeşil hidrojen geleceği sunumunu yaptı

2020 yılında Türkiye enerji görünümü çalışmasından sonraki üçüncü çalışmaları olan bu yılki ana çalışmalarının kritik bulguların açıklayacağın ifade eden Güray, çalışmanın ana amacının, daha güvenli ve daha temiz enerji geleceğine katkı sağlamak olduğunu söyledi. Yeşil hidrojen de bu alanlardan bir tanesi olduğunu vurgulayan Güray, ana odaklarının ‘sınırda karbon düzenlemesi özelinde elektrik yoluyla karbonsuzlaştıramayacağımız sektörlerde yeşil hidrojenden nasıl faydalanabiliriz’ konusu olduğunu belirtti. 

AVRUPA BİR FIRSAT ALANI

Güray “Bize göre bir diğer güçlü yön, bir fırsat alanı, Avrupa’ya yakınlığımız. Hem pazar yapısı, piyasa yapısı olarak ama özellikle de fiziksel olarak, coğrafi yakınlığımız. Biliyoruz ki Avrupa’nın yeşil hidrojene talebi oldukça yüksek. İştah var ve ithalat iştahı da artarak devam edecek. Elbette Türkiye’nin kendi sektörlerinin, kendi sanayimizin ihtiyaçlarını öne çıkardık ama üretimin fazlası da acaba Avrupa’ya doğru gönderilebilir mi ve buradan ilave değer yaratabilir miyiz ülke olarak hem ekonomik değer hem de birtakım stratejik değerler çok yönlü faydalar, buna da baktık“ dedi.

IICEC direktörü çalışmalarının sonuçlardan öne çıkanları söyle aktardı:

“Elektrolizör kapasitesi 2030’dan itibaren büyümeye başlıyor, bakanlığımızın resmî hedefleri. Biz 2050’ye doğru bir perspektifle baktığımız zaman da 50 bin megavatlık bir elektrolizör kapasitesine ulaşırsak, 5,5 milyon ton yeşil hidrojen üretimi gerçekleştirilebileceğini gördük.

İlginizi çekebilir:  Hyzon yeni yakıt hücresi sistemi Avustralya’da tanıtıldı

Bunun arkasında birtakım teknik ekonomik analizler var. Bu bizi dünyada nereye taşır acaba? Türkiye dünya emisyonlarında  yüzde 1 paya sahip. Bu hedefler gerçekleşirse, 2050 yılında biz dünyadaki yeşil hidrojen pazarında ki ikiye ayırırsak elektrolizör ve üretim, yüzde 2 civarında bir yere gelmiş oluyoruz. Biz olumlu bir gelişme diye değerlendiriyoruz.

Tabii bunun ciddi miktarda elektrik girdisine ihtiyacı olacak. Ona da baktık. Örneğin brüt talepte gelecekte enflasyon daha güçlü olacak ama brüt talebin yüzde 19’u bu kapasiteyi beklemek üzere gerekecek. Bunun kurulu güç karşılığı olarak bakarsak da 90-100 gigavatlık yenilenebilir kapasitesi sadece yeşil hidrojen üretim odaklı olarak kurulma, işletilmek durumunda. 

Yeşil hidrojen hem doğalgaza göre hem de geleneksel olan gri hidrojene göre pahalı. Şunu biliyoruz, analizler de bize bunu gösterdi, elektrik girdisi indirgenmiş yeşil hidrojen maliyetinin en önemli bileşeni olmaya devam edecek. O nedenle elektrik enerjisi maliyetlerinde düşüş, yeşil hidrojen maliyetlerindeki düşüşü de hızlandıracak” dedi.

15- 20 YILDA YEŞİL HİDROJEN REKABETÇİ HALE GELECEK

 15-20 yıl içinde yeşil hidrojen diğer kaynaklarla daha rekabetçi hale gelebileceğini söyleyen GÜray şöyle konuştu:

”Talebin gelişimi var, özellikle sanayide ve binalarda ulaştırmada biz güçlü bir talep görüyoruz. Özelliklede sanayi ve ulaşımdaki talep, toplam talebine  yüzde 90’ına karşılık geliyor.

Toplamda 2050 yılında nihai enerji talebimizin yüzde 6’sı yeşil hidrojene karşılık geliyor. Dünyada da  yüzde 8 hedef öngörülüyor. Bakan bey iki öncelikten bahsetti, fosil yakıt bağımlılığını azaltmak ve sera gazı emisyonunu azaltmak. Kümülatif fosil yakıt azalımı nerden nereye geliyor, sera gazı salımını nasıl azaltıyoruz? Yaklaşık enerji tüketimlerinin iki katı kadar tasarruf sağlayabiliyoruz, emisyonda 3,5 katlık bir tasarruf gelebiliyor.

Parasal karşılığı tabii daha önemli. Kümülatif olarak ithalat ve emisyon tasarrufunun faydası, 2050 yılına kadar 55 milyar dolar. Sektöre baktığımız zaman da çelik tabii ağırlıklı bir paya sahip ve diğer sanayi sektörleri ve özellikle karayolu ulaşımı, peşinden havacılık ve denizcilik gibi sektörlerimiz de gelecek. Talebin yüzde 75’ini, kazanımların da dörtte üçünü sağlıyor olacak.”

İlginizi çekebilir:  MAN Hidrojenli TIR’lara mesafeli

“YEŞİL HİDROJEN FAYDA MALİYET ORANI 2050 DE 2 KATA ÇIKABİLİR”

Analizlerinde işin maliyetine ne kadar bir yatırım gerektiğini de incelediklerini belirten Güray, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bir taraftan elektrik üretim tesislerine ihtiyaç var, elektrolizör tesislerine ihtiyaç var ve diğer altyapıya ihtiyaç var. Yıllık ortalama 3,5 milyar dolarlık faydayı 3 milyar dolarlık maliyetle sağlayabiliriz. Biz 2050’ye doğru kümülatif olarak 1,2’lik bir çapana doğru götürebiliyoruz, biraz daha uzun vadede. Hemen yarın olacak bir şey değil ama bugünden hazır olursak, özellikle uzun vadede bu çarpan giderek büyüyor. 2050’de 2,4’e çıkan bir fayda maliyet çarpanı görüyoruz” dedi.

Tüm önerilerni 7 başlık altında topladıkların belirten Güray şu ifadeleri kullandı:

“Birinci önerimiz, ama yol haritalarını katılımcı bir anlayışla oluşturmak, faaliyete geçirmek ve özellikle verimli bir büyüme sağlayabilmek için öncelikli bölgelerimiz ve sektörlerimiz nelerdir, bunlara bakmak.

İkinci önerimiz altyapılarla ilgili hem mevzuat hem teknik altyapıların oluşturulması, kaynak kullanımının optimal kullanımı sağlanması.

Üçüncü önerimiz piyasayla ilgili, öngörülebilir piyasalara ihtiyacımız var. Yeşil hidrojen piyasasının elektrik, doğalgaz ve karbon piyasalarıyla da etkileşimine dikkat etmemiz gerekiyor.

Dördüncü önerimiz teknolojilerle ilgili, depolama ve yakıt hücresi teknolojilerini öne çıkardık. Buralarda yerlileşme, imalat kabiliyetleri.

Beşinci önerimiz uluslararası bölgesel işbirliği.

Altıncı önerimiz sürdürülebilirlik, geniş ölçekte. Sadece yenilenebilir kaynaklar değil, su konusu da yeşil hidrojende oldukça önemli, tedarik zincirleri dahil, kritik mineraller dahil, geniş ölçekli sürdürülebilirlik perspektifinin gözetilmesini öneriyoruz.

Son önerimiz belki de bunların tamamı için olması gereken bir konu, bu konuda büyümeyi, rekabetçiliği destekleyecek nitelikli insan kaynağının korunması, güçlendirilmesi ve aynı zamanda güçlü bir bilişimcilik ekosistemiyle bu konunun desteklenmesi.“

BENAN ÖZTÜRK- İSTANBUL

İLGİLİ HABERLER
- Advertisment -

POPÜLER HABERLER