Ana Sayfa Blog Sayfa 120

Akbay: Hidrojende ‘likit piyasa’ daha cazip 

MEHMET DAYIOĞLU 

İklim krizi nedeniyle dünya tehlike sinyalleri veriyor. Fosil yakıtların aşırı tüketimi tüm doğal dengeleri alt-üst ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı ise maliyetleri aniden yükseltirken, ülkelerin enerjide bağımsızlık için kaynak çeşitlendirme zorunluluğunun altını çizdi. Bu gelişmeler yeşil dönüşümün önemini bir kez daha gösterdi. 

Başta rüzgâr ve güneş olmak üzere yenilenebilir kaynaklar dönüşüm çabasında öne çıkıyor. En çok tartışılan kaynaklardan biri ise ‘Geleceğin Enerjisi’ olarak da gösterilen yeşil hidrojen…

Türkiye’nin önde gelen yenilenebilir enerji şirketlerinden Eksim Enerji’nin Genel Müdürü Arkın Akbay, hidrojen konusundaki gelişmeleri HidrojenHaber.com için değerlendirdi. 

Arkın Bey, hidrojen konusunda son durum nedir? 

Yeşil hidrojen önemli enerji kaynaklarından biri olarak hayatımızda yer alacak. Uzun zamandır spekülasyonu yapılıyor. Ancak, doğalgazdan üretilen mavi hidrojen, bugün elektroliz prosesiyle üretilen yeşil hidrojenin yaklaşık 4’te 1’i maliyetle elde ediliyor. 

Bu durumda yeşil hidrojen nasıl ucuzlayacak? 

Burada su tüketimine çok dikkat etmek durumundasınız. Su önemli bir kaynak, elektroliz ile verimli bir şekilde hidrojene dönüştürmek durumundasınız. En önemli girdisi de aslında elektroliz için gerekli yenilenebilir enerji kaynağı. O yüzden elektriğin çok yoğun olduğu dönemlerde, batarya ile saklama gibi hidrojen üretimi de bir depolama çözümü olarak yansıyabilir. 

Peki üretilecek bu hidrojeni kim kullanacak?

Yüksek ısıya ihtiyaç duyan maden veya rafinaj proseslerinde hidrojen kullanılmasını bekliyoruz. Örneğin demir – çelikte yüksek ısı ihtiyacını, hidrojeni farklı fosil kaynaklarla karıştırarak sağlayabilirsiniz. Veya güvenliği sağlayabilirseniz suyu da kaybetmeden tam hidrojen yanmasıyla hidrojeni kullanabilirsiniz. Böylece fosil kaynaklardan uzaklaşma şansına sahip oluruz. 

Bu geçiş ne zaman olacak?

Biz hidrojeni şu anda bir geçiş aracı, ikincil enerji kaynağı olarak görüyoruz. İnşallah elektroliz teknolojileri daha ekonomik maliyetlere kavuşurlar ve hızlı bir dönüşüme de aracılık ederler…

Eksim Enerji’nin bu alanda çalışması var mı?

Eksim Enerji olarak şu anda daha çok proje geliştirme alanında çalışmalarımız var. Hidrojeni verimli hale getirebilmek için öncelikle somut olarak yenilebilir enerji kaynaklarının fazlalığına ulaşmak durumundayız. 

Türkiye’de hidrojen alanında diğer çalışmalar nasıl gidiyor?

Türkiye’de hidrojen ihtiyacı duyan sektörler kendileri hidrojen projeleri geliştirir. Diğer ülkelerde ise hidrojen boru hatları inşa edilir hale geldi. Onlar da hidrojen fazlalarını yenilenebilir enerji fazlasıyla birleştirip likit piyasalar elde etmek istiyorlar. Üretilen hidrojenin likit piyasalarda kendi fiyatını bulmasını hedefliyorlar. Bu model şu anda yatırım açısından daha cazip gözüküyor.

İngiliz hükümetinden hidrojene H2P desteği

HidrojenHaber – Birleşik Krallık Hükümeti tarafından alınan kararda, hidrojenin elektrik üretiminde kullanımı için bir destek mekanizması oluşturulması ve özel yatırımı teşvik etmeye yönelik bir iş modeli kurulması taahhüt edildi.

Buna göre hidrojenden elektriğe (H2P) yatırımların ve destek dağıtımlarının riskini azaltmayı amaçlayan ‘Enerji Güvenliği ve Net Sıfır Departmanı’ (DESNZ), dağıtılabilir güç anlaşması çerçevesine dayalı bir iş modeli sunacak.

Yapılan açıklamada “H2P iş modeli aracılığıyla H2P için özel destek ve pazar müdahalesi, başlangıç için kaynak sağlayacak. Beklentimiz, teknoloji geliştikçe, altyapı olgunlaştıkça ve finansman maliyetleri azaldıkça H2P’nin diğer teknolojilerle rekabet edebilmesi ve daha rekabetçi bir destek süreciyle dağıtılabilmesidir” denildi.

Elektrik sektöründe karbon yakalama, kullanım ve depolama için halen kullanılan destek mekanizması, projeler için özel finansmanı teşvik etmek üzere tasarlanmıştı. Hükümet, mekanizmayı H2P’nin ihtiyaçlarına da uyacak şekilde düzenlemeyi amaçlıyor.

İş modeli tasarımını 2025 baharında sunmayı planlayan DESNZ, H2P teknolojilerinin entegre edilmesine olanak sağlamak için kapasite pazarını da değiştirmeyi umuyor. Kapasite pazarı mekanizması, İngiltere’nin elektrik şebekesini en yoğun talep dönemlerinde dengelemek için tasarlandı. Mekanizmada yer alan kapasite sağlayıcıları, ihtiyaç duyulduğunda arzı artırmak veya azaltmak için hazır bulunmayı taahhüt ediyor. Sağlayıcılara hem kullanılabilirlikleri hem de ürettikleri elektrik için ödeme yapılıyor.

Hükümetin açıklamasında “H2P’yi gelecekteki enerji karışımının kritik bir bileşeni olarak görüyoruz” ifadeleri yer alırken, “Mekanizma, piller gibi daha kısa süreli esnek teknolojilerin tamamlayıcısı olarak sistemin dengelenmesini sağlayacaktır” denildi.

Farklı ülkelerden tedarikçilerin ve yatırımcıların da sisteme katılmasını arzu eden Güney Kore, Japonya, Singapur ve Almanya gibi ülkeler, yakın geçmişte H2P benzeri destek mekanizmaları oluşturmuştu.

Almanya’nın 5 potansiyel hidrojen tedarikçisi!

HidrojenHaber – Almanya’nın Fraunhofer Güneş Enerjisi Sistemleri Enstitüsü (Fraunhofer ISE), gelecekteki hidrojen üretimi için sürdürülebilir lokasyonlar belirlemek amacıyla küresel bir hidrojen potansiyeli atlası oluşturdu.

HyPat projesi kapsamında oluşturulan Atlas, yeşil hidrojen üretimi ve Power-to-X ürünlerinin ihracatı için potansiyel lokasyonların tekno-ekonomik analizlerine dayanıyor. Proje kapsamında 5 Power-to-X ürününün (sıvı hidrojen, amonyak, sıvı organik hidrojen taşıyıcıları, metanol ve Fischer-Tropsch ürünleri) gemiyle ithalatı analiz edildi.

Analizin orijinal Almanca basın bildirisi için tıklayın!

ÖNE ÇIKAN 5 ÜLKE

Değer zinciri boyunca yapılan maliyet analizine göre; Brezilya, Fas, Kanada, Ukrayna ve Birleşik Arap Emirlikleri öne çıkıyor. 2030 yılında kg başına 3,50 € ila 6,50 € hidrojen ithalat maliyetlerinin mümkün olduğu, 2050 yılında ise kg başına 4,50 €/kg’a kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Araştırmanın sonuçlarına göre hidrojende üretimin maliyeti toplam maliyetin yüzde 65 – 75’ini oluşturuyor. Kalan maliyet ise sentez, depolama ve taşıma arasında ürüne ve üretim hacmine göre değişkenlik gösteriyor. Analiz edilen ülkelerin çoğunun üretim maliyetleri karşılaştırılabilir bir seviyede gerçekleşti. Üretilen hidrojenin gemi veya boru hattıyla taşınması maliyeti etkileyen önemli unsurlardan biri olarak öne çıktı.

AMONYAK UMUT VERİYOR

Rapora göre ‘Power-to-X’ ürünleri arasında en umut verici aday olarak amonyak öne çıkıyor. Bu nedenle raporda amonyağın kısa ve orta vadede en kolay ve en ucuz enerji kaynağı olarak tanıtılması gerektiği öneriliyor. Uzun vadede ise gemiyle saf hidrojen ithalatı en uygun maliyetli seçenek olarak öne çıkıyor. Bu da henüz piyasada bulunmayan sıvı hidrojen teknolojilerinin geliştirilmesinin hızlandırılması gerektiğini ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre hidrojen ihraç eden ülkeler, hidrojen üretimi için gereken tesisler sayesinde enerji geçişini daha kolay gerçekleştirebilecek. Bu sayede söz konu ülkeler yenilenebilir enerji potansiyelini tüketmemesi kaydıyla elektrik maliyetlerini de kolayca düşürebilecek.

YANLIŞ YÖNLENDİRMELERE DİKKAT!

Fraunhofer ISE’nin raporuyla ilgili açıklama yapan yazarlardan Ombeni Ranzmeyer, “İhracatçı ülkelerin altyapı genişlemesi sırasında yanlış yönlendirmelerden kaçınması hayati önem taşıyor. Bu ülkelerle ticaretin potansiyel etkilerinin, erken bir aşamada ele alınmasını öneriyoruz. Bazı ülkeler için ihracat hacimlerindeki üst sınırlar netleşti. Bu sınırlar dikkate alınmalı. Sanayilerini ve enerji sektörlerini hızla karbonsuzlaştırabilen ülkelerin ‘ihracat ülkeleri’ olarak önceliklendirilmesini öneriyoruz” diye konuştu.

Mitsubishi’nin hidrojen pompası 1200 saati devirdi

HidrojenHaber – Mitsubishi Heavy Industries‘in geliştirdiği 90 MPa (900 bar) Sınıfı Ultra Yüksek Basınçlı Sıvı Hidrojen Takviye Pompası, uzun vadeli dayanıklılık testinde 1.200 saatlik çalışma süresini servis ihtiyacı duymadan aştı.

Livermore Hidrojen Merkezi’ndeki test sırasında pompa, kriyojenik sıcaklıklarda kullanılan ana parçaların herhangi bir aksama veya değişimi olmadan 1.500 yakıt ikmal döngüsünü tamamladı. Mitsubishi‘nin geliştirdiği pompa, 900 bar deşarj basıncında saatte 160 kg’lık yüksek akış hızına olanak tanıyor.

Pompa, Japonya’da temiz ticari mobiliteye yönelik büyük ölçekli bir hidrojen istasyonuna kurulacak. İstasyonun 2025 yılı Nisan ayında ticari faaliyete geçmesi planlanıyor.

Güneş ışığıyla hidrojen üretimi yolda!

HidrojenHaber – Japon bilim insanları güneş ışığını kullanarak suyu hidrojen yakıtına ayırmanın yeni bir yolunu geliştirdiler. Özel bir fotokatalizör kullanılan yeni teknolojinin, daha ucuz, daha bol ve sürdürülebilir hidrojen yakıtının ortaya çıkmasına yardımcı olabileceği ifade ediliyor.

Japonya‘nın Shinshu Üniversitesi‘nden Prof. Kazunari Domen imzasıyla ‘Frontiers in Science’ dergisinde yayımlanan makalede güneş ışığıyla çalışan yeni yöntemin, geleceğin enerjisi olarak görülen hidrojenin kolayca üretilmesini sağlayabileceği ileri sürüldü. Yöntemin geliştirilmesi için aşılması gereken bazı sorunlar bulunduğu ifade edilen makalede “Fotokatalizörler kullanılarak güneş ışığıyla çalışan elektroliz yöntemi, güneşten kimyasala enerji dönüşümü ve depolama için ideal bir teknoloji olarak görülüyor. Fotokatalitik malzemeler ve sistemlerdeki son gelişmeler bunun gerçekleşmesi için umutları artırıyor denildi.

Halen kullanılan serbest hidrojenin çoğu doğalgazdan elde edilen enerjiyle üretiliyor. Yeni sürecin ardındaki temel prensip, elektrolizle suyu oksijene ve hidrojene ayırmaya dayanıyor. Enerji yoğun bir işlem olan elektrolizde fotokatalizör adı verilen özel katalizörlere ihtiyaç duyuluyor.

Süreç ışığa maruz kaldığında, bu katalizörler suyu bileşen parçalarına ayıran kimyasal reaksiyonları kolaylaştırıyor. Mevcut ‘tek adımlı’ reaksiyonlar düşük verimleri nedeniyle enerji problemini çözemiyor. Japon ekibin tercih ettiği iki adımlı daha karmaşık sistemlerde ise, bir fotokatalizör sudan hidrojen üretirken, diğeri oksijen üretebiliyor. Sistem, güneş ışığının enerjisini yakıt malzemelerinin kimyasal enerjisi olarak depolayarak her zaman ve her yerde kullanmayı mümkün kılıyor.

Prof. Domen’in ekibi, üç yıl boyunca 100 metrekarelik bir reaktörü çalıştırarak başarılı bir deney gerçekleştirdi. Ekip üyelerinden Dr. Hisatomi, “Ultraviyole duyarlı bir fotokatalizör kullanan sistemimizde, güneş enerjisi dönüşüm verimliliği doğal güneş ışığı altında yaklaşık bir buçuk kat daha yüksekti” dedi.

Polonya hidrojene sübvansiyon için bütçede anlaştı

HidrojenHaber – Polonya İklim ve Çevre Bakanlığı, Ulusal Ekonomi Bankası (BGK) ile Ulusal Kurtarma ve Dayanıklılık Planı kapsamında hidrojen yatırımlarını desteklemek için anlaştı. Girişim, toplam 640 milyon avroluk bütçeyle kamu yardımı olarak sübvansiyonlar sağlayacak. Anlaşma; üretim, depolama ve nakliye dahil olmak üzere hidrojen teknolojilerinin geliştirilmesini amaçlıyor.

Kamu yardımı, hidrojen üretim tesisleri için 1 MW kapasite başına 2 milyon Avro’ya kadar tahsis edilen sübvansiyonlar şeklinde sağlanacak. Bu sübvansiyonlar, yenilenebilir enerji kaynakları da dahil olmak üzere üretim tesislerini ve bunlara eşlik eden altyapıya sağlanacak. Uygun tesislerin en az 20 MW kapasiteye sahip olması gerekiyor.

Destekler için başvuru sürecinin yıl sonuna kadar açılması planlanıyor. Belirlenecek alıcılarla anlaşmaların ise Haziran 2025 sonuna kadar imzalanması bekleniyor.

HEDEF 315 MW

Polonya, bu girişimle en az 315 MW yenilenebilir ve düşük emisyonlu hidrojen üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Bu projelerle Polonya’nın fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltılırken, ülkenin sera gazı emisyonları önemli ölçüde azaltılacak.

Planlanan yatırımlar, sanayi ve ulaşım gibi azaltılması zor sektörlerin karbondan arındırılmasında önemli bir rol oynayacak. Polonya 2030 yılına kadar sanayide en az %42 yenilenebilir hidrojen kullanımı hedefliyor. 2035 hedefi ise yüzde %60 düzeyinde bulunuyor

Avrupa Hidrojen Bankası 2’nci ihaleyi başlattı

HidrojenHaber – Avrupa Hidrojen Bankası’nın Avrupa Birliği içinde hidrojen üretimini desteklemeyi amaçlayan ihale sürecinin ikincisi başladı. Tekliflere göre paylaştırılacak ihalenin bütçesi 1,2 milyar Avro büyüklüğünde…

3 Aralık’ta başlayan ve 20 Şubat 2025’e kadar devam edecek ihale sürecinde toplam bütçe 400 milyon avroluk artışla 1,2 milyar Avro seviyesine çıkarıldı. İhale, özellikle yenilenebilir hidrojen üretim projeleri için ayrılmış 1 milyar Avro’nun yanısıra denizcilik sektörüne yönelik projelere ayrılmış ek 200 milyon Avro’yu da içeriyor. Söz konusu bütçeyle uzun mesafeli deniz taşımacılığının karbonsuzlaştırılması amaçlanıyor. Bütçedeki artış, Avrupa Komisyonu’nun hidrojen altyapısını genişletme ve AB’nin iddialı karbonsuzlaştırma hedeflerini destekleme taahhüdünün bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Proje finansman sürecini kolaylaştırmak üzere tasarlanmış “Hizmet Olarak İhale” mekanizması da bu ihaleyle birlikte yürürlüğe girdi. Mekanizma, üye devletlerin; bütçe kısıtlamaları nedeniyle Yenilik Fonu hibeleri alamamalarına rağmen potansiyel gösteren projeleri desteklemelerine imkan tanıyor. Bu sayede İspanya, Litvanya ve Avusturya gibi bazı üye devletlerin, ayrı ulusal ihaleler düzenleyerek lojistik ve finansal yük yaratmadan kendi topraklarında hidrojen üretimini desteklemek için ulusal fonları kullanmaları sağlanıyor.

Yenilik Fonu’nun (IF24) bir parçası olan bu girişim, AB’nin enerji geçiş stratejileri için hayati önem taşıyan yenilenebilir hidrojen üretimini artırmayı amaçlıyor. İspanya, Litvanya ve Avusturya, ulusal hidrojen projelerini desteklemek için toplam 836 milyon Avro’luk destek paketi taahhüt ediyor. 3 ülke, bu yolla önemli miktarda özel yatırım çekmeyi hedefliyor.

Avrupa Hidrojen Bankası‘ndan sağlanan toplam finansman, ulusal katkılarla birlikte yaklaşık 2 milyar Avro’luk yatırıma olanak sağlıyor.

Enerjide enflasyon kasımda arttı

Görsel: Freepik

HidrojenHaber – Türkiye’nin Kasım ayı enerji enflasyon oranı açıklandı. Kasım’da enerji fiyatları bir önceki yıla göre yüzde 46’nın üzerinde artış kaydetti. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024 yılı Kasım ayı Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verilerine göre, Kasım ayında enerji tüketim fiyatı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 46,08 oranında artarken, bir önceki aya göre de yüzde 0,81 oranında arttı. Enerji fiyatları 12 aylık ortalamalara göre de yüzde 54.23 oranında artış kaydetti.

ENAG ENFLASYON HESABI

TÜİK Kasım ayı enflasyonunu yıllık %47,09, aylık %2,24 açıklarken, akademisyenlerin ve ekonomistlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) enflasyonu aylık yüzde 4.06 ve yıllık yüzde 86,76 olarak hesapladı.

ÜRETİCİ FİYATLARI DA YÜKSELDİ

TÜİK, üretici fiyatlarındaki enflasyonu gösteren verileri de açıkladı. 2024 yılı Kasım ayı Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) verilerine göre, ana sanayi gruplarından enerji üretim fiyatları Kasım ayında bir önceki aya göre %2,32 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına göre %8,15 oranında arttı.

Sanayinin diğer sektörlerinden madencilik ve taş ocakçılığında ise maliyetler bir önceki yıla göre %38,1 artarken, imalat sektöründe %31,31 ve su temini sektöründe %42,11 oranında arttı. 

ELEKTRİK VE GAZ SEKTÖRÜNDE MALİYETLER

TÜİK Yurt içi üretici fiyat endeksine göre (Yİ-ÜFE) Kasım ayında sanayinin dört sektöründen biri olan elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sektöründe maliyetler bir önceki yılın aynı ayına göre %4,65 arttı.  

KÖMÜR ÜRETİMİNDE ENFLASYON

Kok ve rafine petrol ürünlerinin yurt içi üretim maliyetleri Kasım’da bir önceki yıla göre %1,27 azalırken, ham petrol ve doğal gaz sektöründe %7,78 oranında arttı. Ayrıca diğer madencilik ve taş ocakçılığı ürünleri yaklaşık %40 arttı. Yurt içinde kömür ve linyit üretim maliyetleri de bir önceki yıla göre %33,77 arttı.

Akfen Yenilenebilir yeşil hidrojen için inceleme yapıyor

Akfen Yenilenebilir Enerji

HidrojenHaber – Dünyada ve Türkiye’de enerji dönüşümü, ekonomi aktörlerinin gündem maddeleri listesinin ilk sıralarında yer alan konu başlıklarından biri. Enerji dönüşümü denilince de verimlilik, yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına ağırlık verilmesi ilk akla gelen çalışmalardan.  Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam enerji tüketimi içindeki ağırlığının arttırılabilmesi için teknoloji de önemli kaldıraçlardan biri. Bu arada hidrojeni de enerji dönüşümünde, özellikle yenilenebilir enerjiye geçişte kaldıraç etkisi olacak bir araç olarak gösteren yaklaşımlar var.  Türkiye’nin önde gelen enerji şirketlerinden Akfen Yenilenebilir Enerji’nin CEO’su Mustafa Kemal Güngör; HidrojenHaber.com‘un yeşil dönüşüm, verimlilik ve hidrojene ilişkin sorularını yanıtladı… 

Hidrojenhaber: Enerji dönüşümünde hidrojene de bir rol düşecek mi?  

Mustafa Kemal Güngör: Hidrojen, enerji dönüşüm sürecinde kritik bir rol oynamaya aday. Bu dönüşüm, karbon emisyonlarını azaltma ve fosil yakıtlardan bağımsız bir enerji sistemine geçiş amacını güdüyor. Hidrojen, özellikle karbon emisyonu olmayan enerji taşıyıcı bir yakıt olarak, farklı sektörlerde fosil yakıtların yerine geçme potansiyeline sahip.  

Hidrojenhaber: Bu nasıl olacak?

Mustafa Kemal Güngör: Hidrojenin bu dönüşümdeki rolü üç temel başlıkta değerlendirilebilir; 

-Endüstriyel Üretim ve Isı Gereksinimi,

-Yenilenebilir Enerjinin Depolanması ve Kullanımı,

-Ulaşım ve Mobilite Çözümleri. 

Hidrojen enerji dönüşümünde yenilenebilir enerji entegrasyonu, karbon nötr endüstriyel üretim ve sürdürülebilir ulaşım gibi kritik alanlarda tamamlayıcı bir rol üstlenecektir. 

Hidrojenhaber: Akfen Yenilenebilir Enerji’nin hidrojen alanında çalışmaları var mı? 

Mustafa Kemal Güngör: Evet, şirketimiz Akfen Yenilenebilir Enerji olarak, Türkiye’nin yeşil dönüşümüne katkıda bulunacak olan yeşil hidrojen üretim tesisi kurulması ile ilgili incelemelerimizi sürdürüyoruz. Bu projelerin hayata geçirilmesi durumunda, Türkiye’de yeşil hidrojenin geliştirilmesine katkı sağlamayı ve sürdürülebilir enerji kaynakları kullanımının arttırılmasını amaçlıyoruz. Bu tesisler, yerel enerji üretimine katkıda bulunmakla kalmayıp, Türkiye’nin hidrojen ekonomisine öncülük etme yolunda önemli bir adım olacaktır. 

Hidrojenhaber: Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynakları ve hidrojen ilişkisine nasıl bakıyorsunuz?  

Mustafa Kemal Güngör: Türkiye, rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynakları açısından büyük bir potansiyele sahip. Bu kaynaklar, düşük karbonlu hidrojen üretiminde kullanıldığında ülkemize hem enerji bağımsızlığı hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından büyük fayda sağlayabilir. Hidrojenin, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının fazla üretim yaptığı dönemlerde enerji depolama aracı olarak kullanılması, arz-talep dengesinin sağlanmasında da yardımcı olabilir. 

Hidrojenhaber: Sizce mobilitede geleceğin hâkimi elektrikli araçlar mı, hidrojenli araçlar mı olacak?  

Mustafa Kemal Güngör: Elektrikli araçlar ve hidrojenli araçlar geleceğin mobilitesinde birbirini tamamlayan teknolojiler olarak öne çıkıyor. Kısa mesafeli ulaşımda elektrikli araçların daha fazla tercih edilmesi beklenirken, uzun mesafeli ulaşım, ağır yük taşıyan araçlar ve denizcilik gibi alanlarda hidrojenin öne çıkması muhtemel. Her iki teknoloji de farklı kullanım senaryolarına hitap ederek mobilitenin sürdürülebilir bir şekilde dönüşümüne katkı sağlayabilir. 

Hidrojenhaber: Hidrojen çalışmalarının yaygınlaşması için Türkiye’de nelere ihtiyaç var?  

Mustafa Kemal Güngör: Türkiye’de hidrojen çalışmalarının yaygınlaşması için öncelikle altyapı yatırımlarının artırılması gerekiyor. Ayrıca, hidrojenin üretim, depolama ve taşınmasına yönelik mevzuatın belirlenmesi ve bu alanda teşviklerin sağlanması da önemli. Araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) yatırımları ile yerel üretimin desteklenmesi, Türkiye’nin hidrojen teknolojilerinde uluslararası alanda da rekabet edebilir bir konuma gelmesine katkı sağlayacaktır. 

Türkiye, coğrafi konumu ve yenilenebilir enerji kaynaklarına erişim avantajıyla hidrojen ekonomisinde stratejik bir konuma sahip. Akfen olarak, yeşil hidrojenin Türkiye’nin enerji geleceğinde önemli bir yer tutacağına inanıyoruz ve bu alanda incelemelerimize devam ediyoruz.  

Mehmet DAYIOĞLU – HİDROJENHABER

Enerjisa hidrojende önemli iş birliğine imza attı

HidrojenHaber – Türkiye’nin önde gelen özel sektör elektrik üreticilerinden Enerjisa Üretim, yenilenebilir enerji ve hidrojen üretimi alanında uluslararası bir iş birliğine imza attı. Alman  araştırma kuruluşu HAW Hamburg CC4E ile gerçekleştirilen iş birliği anlaşması, Berlin’de düzenlenen 6. Türk-Alman Enerji Forumu kapsamında imzalandı. 

Törene Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar ve Almanya Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Dr. Robert Habeck katılım sağladı. İmza töreninde Enerjisa Üretim adına İşletme ve Tedarik Zinciri Genel Müdür Yardımcısı Aziz Ünal, Haw Hamburg CC4E adına ise Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hans Schäfers yer aldı.

ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ İÇİN İKİ PROJE

İş birliği kapsamında enerji dönüşümünü destekleyecek iki önemli projenin hayata geçirilmesi hedefliyor. Projelerden ilki ‘Hidrojen Üretimi Araştırmaları’. Buna göre farklı hidrojen üretim yöntemlerinin analiz edilmesiyle maliyet verimliliği, çevresel etkiler ve teknolojik uygulanabilirlik konularında kapsamlı sonuçlar elde edilecek.  

‘Araştırma Parkı’ adı verilen ikinci projeye göre ise Türkiye’de kurulması planlanan parkta, yenilenebilir enerji sistemlerini, enerji depolama çözümlerini ve şebeke istikrarını artıracak teknolojiler bir araya getirilecek.  

REKABET GÜCÜNÜ PEKİŞTİRECEK

Enerjisa Üretim İşletme ve Tedarik Zinciri Genel Müdür Yardımcısı Aziz Ünal, imza töreni sonrasında yaptığı açıklamada, “Enerjisa Üretim olarak enerji dönüşümüne katkıda bulunacak bu tür projelerde uluslararası iş birliklerini güçlendirmekten büyük bir gurur duyuyoruz. HAW Hamburg CC4E ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, sürdürülebilir enerjinin geleceği için önemli bir adım niteliği taşıyor. Bu projelerin aynı zamanda Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesini artırmanın yanı sıra enerji teknolojilerinde uluslararası alanda rekabet gücünü de pekiştireceğine inanıyoruz. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımızı tebrik ediyor, bu iş birliğinin gelecekte daha fazla yenilikçi ve çevreci projeye öncülük edeceğine inanıyoruz.” dedi.