Ana Sayfa Blog Sayfa 166

Ferrari hidrojen içten yanmalı motorla ilgileniyor 

Hidrojen Haber- Ünlü spor otomobil üreticisi Ferrari, daha sıkı emisyon düzenlemelerinin olduğu bir gelecekte içten yanmalı motorları hayatta tutmanın bir yolunu bulmuş gibi görünüyor. Otomobil üreticisi, karbondioksit emisyonu yaymayan bir süreç olan hidrojen yakıt hücrelerinin aksine, benzin yerine hidrojen yakan bir içten yanmalı motor için patent başvurusunda bulundu. 

BMW’nin 2000’lerin başında hidrojenle çalışan bir 7 Serisi ürettiği biliniyor, ancak Ferrari’nin bu konuya ilk kez bu kadar açık bir ilgi gösterdiği görülüyor. Ferrari, emisyonları radikal bir şekilde azaltmanın bir yolu olarak hidrojen yanmalı motor olarak görüyor.

Ferrari, Amerika Birleşik Devletleri Patent ve Ticari Marka Ofisi (USPTO) tarafından 29 Şubat’ta yayınlanan ancak Ferrari tarafından 2023’te dosyalanan patent başvurusunda, bir hidrojen motorunun sera gazı üretmeyeceğini ve karbon monoksit ve partiküller gibi minimum miktarda diğer kirleticileri üreteceğini iddia ediyor.

Hyundai Pekin’de elektrik ve hidrojen teknolojilerini sergiliyor

Hidrojen Haber- Hyundai Motor Company, yüksek performanslı ilk elektrikli modeli IONIQ 5 N, Yeni SANTA FE ve Yeni TUCSON’u 25 Nisan (bugün) başlayan 2024 Pekin Uluslararası Otomotiv Fuarı’nda tanıtarak Çin pazarındaki rekabetçiliğini güçlendiriyor. Hyundai, en önemli ve en çok rağbet gören elektrikli modellerini Çin pazarında da satışa sunarak stratejik olarak oldukça önemli bir hamle yapmış oluyor. 

Dünyanın en büyük EV pazarında yüksek performanslı IONIQ 5 N ile fark yaratmaya hazırlanan Hyundai, SUV segmentinde de iddiasını artırmaya hazırlanıyor. Çin pazarı için özel olarak geliştirilen MUFASA modeline ek olarak TUCSON ve SANTA FE ile de dikkat çekmeye devam ediyor. Çin’de uzun yıllardır büyük beğeni toplayan TUCSON ve SANTA FE modelleri de müşteri beklentileri karşılamak için Avrupa’daki versiyonlara göre daha uzun ve daha geniş olarak tasarlanıyor.

Geçen yıl Goodwood Hız Festivali’nde tanıtıldıktan sonra büyük ses getiren IONIQ 5 N, geçtiğimiz günlerde de “WCOTY- Dünyada Yılın EV Otomobili“ seçilmişti. Hyundai, 650 beygirlik gücüyle dikkat çeken IONIQ 5 N’i yılın ikinci yarısında Çin’de piyasaya sürmeyi planlıyor. Kore dışındaki ilk “N Özel Deneyim Merkezi”ni de Shanghai’da açan Hyundai, böylece potansiyel müşterileriyle günlük ve aylık test sürüşleri gerçekleştirecek. Çin’deki N müşterileri için motor sporları kültürünü geliştirmek isteyen Hyundai, katılımcıları gelişmiş yarış araçlarıyla da bir araya getirecek. Ayrıca Hyundai N, TCR Çin Şampiyonası’nda da geçtiğimiz yıl yakaladığı önemli başarıları 2024 sezonunda da tekrarlamayı hedefliyor.

HİDROJEN TEKNOLOJİLERİNİ DE SERGİLEYECEK

Hyundai, Pekin Otomobil Fuarı’nda toplam bin 208 metrekarelik bir alana yayılan bir standda ziyaretçilerini ağırlayacak. “IONIQ 5 N” başta olmak üzere toplam 14 modelini sergileyecek olan Hyundai, aynı zamanda hidrojen teknolojisini de ziyaretçilerle paylaşacak. Hidrojen değer zincirinin üretim-depolama, taşıma-kullanma aşamalarını sergileyecek olan Hyundai, özelleştirilmiş kapsamlı bir hidrojen enerjisi çözümü olarak, farklı kullanıcıların ihtiyaçlarına göre uyarlanabilir teknolojiler geliştirmeye devam edecek.

Hidrojen yakıt hücresi sistemlerinin ve organik atıkların tekrar hidrojene dönüştürülmesi fuar alanında sergilenirken böylece Hyundai’nin çevre dostu mobilite konusundaki kararlılığı da vurgulanmış oluyor.

Ayrıca Hyundai, Contemporary Amperex Technology Co.Limited (CATL) ile Çin’in Yeni Enerjili Araç (NEV) pazarına hitap etmek ve markanın elektrifikasyondaki rekabet gücünü artırmak için bir mutabakat anlaşması da imzaladı.

MAN Avrupa’nın ilk hidrojen yanmalı kamyonunu piyasaya sürüyor

Hidrojen Haber- Ticari araç üreticisi MAN Truck & Bus, MAN sıfır emisyon portföyünü genişletmeye devam ediyor. Hidrojen yanmalı motora sahip araç serisini piyasaya süren ilk Avrupalı kamyon üreticisi olmaya hazırlanan MAN, başlangıç olarak yaklaşık 200 adetlik araç grubunu Almanya, Hollanda, Norveç, İzlanda ile birlikte Avrupa dışında belirlenen ülkelerdeki müşterilerine teslim etmeyi amaçlıyor.

AKÜLÜ KAMYONLARA ALTERNATİF

“MAN hTGX” olarak adlandırdığı yeni aracını ilk kez bu yıl içinde müşterilerine ulaştırmayı öngören MAN, 2025 yılından itibaren de bu sayıyı kademeli olarak artırmayı planlıyor. Çevreci niteliklere sahip olan yeni MAN hTGX, özellikle inşaat, tank veya kereste taşımacılığı gibi ağır işlerde alternatif sıfır emisyonlu tahrik seçeneği sunuyor. MAN hTGX, ayrıca yeterli şarj altyapısı olmayan bölgelerde ya da yeterli hidrojene sahip pazarlarda kullanılmak üzere akülü elektrikli kamyonlara çevre dostu alternatif olarak öne çıkıyor.

Sıfır emisyon noktasında çalışmalarını sürdüren MAN, aynı zamanda 2023 yılından bu yana Avrupa’da elektrikli şehir otobüsleri pazarının lideri konumunda bulunuyor.

AB KRİTERLERİNİ KARŞILIYOR

MAN’ın yeni aracında kullandığı hidrojen tahriki, özellikle özel aks konfigürasyonu gerektiren veya kamyon karoserine duyulan ihtiyaç nedeniyle şaside akü için yer bulunmayan özel taşıma görevleri için uygun bir model olarak öne çıkıyor.

MAN hTGX, başlangıçta sunulan 6×2 ve 6×4 aks varyantlarında yüksek taşıma kapasitesi ve 600 kilometreye kadar azami menzil sunuyor. Kullanılan H45 hidrojen yanmalı motor ise, 383 kW / 520 beygir gücüne ve 900-1300 d/d’de 2500 Nm torka sahip.

Hidrojenin motora doğrudan enjeksiyonu ile hızlı güç aktarımı sağlayan araç, 700 bar’a (CG H2) kadar sıkıştırılmış hidrojen ve 56 kg’lık depo kapasitesi ile 15 dakikadan kısa sürede yakıt ikmali yapabiliyor. MAN hTGX, 1 g CO2/tkm’den daha az CO2 salınımı ile yeni planlanan AB CO2 mevzuatı kapsamında sıfır emisyonlu araç kriterlerini de karşılıyor.

Bosch’tan hidrojen ekonomisine yeni çözümler

Hidrojen Haber- Bosch, önde gelen fabrika donanım sağlayıcılarından biri. Fabrika otomasyonu, hidrojen ekonomisi, dijitalleşme ve yapay zekaya (AI) yönelik geniş çözüm portföyü, sanayi şirketlerinin yeşil bir dönüşüm gerçekleştirmesine yardımcı oluyor. 

2023 yılında Bosch’un endüstriyel teknoloji satışları, döviz kurundan arındırılmış olarak yüzde 10,2’lik bir artışla 7,4 milyar avroya ulaştı. Bosch sanayi teknolojileri satışlarının 2028 yılına kadar 10 milyar avroya ulaşmasını planlıyor.

ELEKTROLİZ TEKNOLOJİSİ

Bosch, yalnızca hidrojen kullanmayı değil, aynı zamanda üretimi için akıllı teknoloji sağlamayı da planlıyor. Bu amaçla şirket, bir elektrolizörün merkezi elemanı olan bir elektroliz yığını geliştirdi. Yığın, suyu oksijen ve hidrojene ayırmak için elektrik kullanan 100’den fazla elektroliz hücresinden oluşuyor. 1.25 megavatlık bir çıkış için tasarlandı. Bu, saatte 23 kilogram hidrojen üretimine eşdeğer.

Bosch elektroliz yığını, 1 megavat ve üzeri üretim yapan küçük ölçekli tesislerden büyük, gigavat ölçekli tesislere kadar kullanıma uygun. Yığının 2025 yılında pazara sunulmaya hazır hale gelmesi bekleniyor. Buna ek olarak Bosch, elektrolizör yığınını bir kontrol ünitesi, güç elektroniği ve çeşitli sensörlerle birleştirerek bir akıllı elektroliz modülü oluşturmayı planlıyor. 

YAKIT HÜCRELERİ 

Şirketin özel amaçlı makine birimi olan Bosch Üretim Çözümleri (BMG), ayrı bileşenlerden komple sistemlere kadar yakıt hücresi üretimi için gelişmiş üretim ekipmanı ve test teknolojisi sağlıyor. Toplamda, gerekli üretim ekipmanlarının yüzde 50’den fazlası Bosch’un kendisinden geliyor. 

Yığınları ve sistemleri test ederken, Proton değişim membranı (PEM) PEM yakıt hücrelerinin test edildiği hat sonu fonksiyonel testi için doğal koşullar simüle edilir. Burada gaz bileşimi, sıcaklık, basınç ve nem, gerçek araçtaki ile aynıdır. Test tezgahları verimli bir şekilde çalışıyor: kullanılan hidrojenin yüzde 50’si yeni test süreçleri için geri kazanılıyor. PEM  elektroliz yığınlarına yönelik bir test tezgahı, ilk kez Hannover Messe Fuarında sunulacak. 

eSEA SU ALTI AKTUEL AÇIK DENİZ TESİSİ ELEKTRİFİKASYONU

Gelecekte hidrojen genellikle uzak bölgelerde (çölde veya denizde) ve dolayısıyla daha sonra kullanılacağı yerden uzakta üretilecek. Yeşil hidrojen, karbon yakalama ve depolamada gereken açık deniz tesislerinin işletilmesini ekonomik hale getirmek için, tesis teknolojilerinin satın alınması ve işletilmesi bugüne kadar olduğundan önemli ölçüde daha ucuz olmalıdır. Bosch Rexroth, 4 bin metreye kadar derinliklerdeki su altı proses tesislerinde vanaları kontrol etmek için elektrikli bir çözüm geliştirdi. Bu çözüm artık hidrolik tahrikli aktüatörlerle çalıştırılan vanalara sahip olmadığından, su üzerindeki hidrolik güç ünitelerine bağlanmak için kilometrelerce hidrolik hat ihtiyacını ortadan kaldırıyor.

HİDROJEN DOLUM İSTASYONLARI

Hidrojen dolum istasyonları, mobilite sektörünün karbondan arındırılmasında önemli bir rol oynuyor. Önümüzdeki altı yıl içerisinde, dünya genelinde birkaç bin hidrojen dolum istasyonunun faaliyete geçmesi planlanıyor. Bosch Rexroth, iş ortaklarıyla birlikte hidrojenin sıkıştırılması için 10 ila 280 kW güç aralığında servo-hidrolik kompresör tahrikleri için ölçeklenebilir çözümler geliştirdi. Araçlara hızlı ve basit bir şekilde hidrojen yakıt ikmali yapabilmek için gazın 900 bar’a kadar sıkıştırılması gerekiyor. Hidrojen dolum istasyonlarının ticari işletimi için ABD’de lider bir şirket olan FirstElement Fuel ile ortaklaşa yeni bir elektrohidrolik tahrikli kriyojenik pompa geliştirildi. Bu kriyojenik pompa sıvı hidrojeni doğrudan 875 bara sıkıştırıyor. Amaç, ağır kamyonlara on dakikadan kısa bir sürede 100 kg hidrojen ile yakıt ikmali yapmak. Doğrudan yakıt ikmali, dolum istasyonlarında ara depolama tanklarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor.

İlk dolum istasyonlarının 2025 yılından itibaren donatılması planlanıyor. Bosch Rexroth ayrıca Maximator Hydrogen ile birlikte çalışarak, dolum istasyonu operatörlerine hidrojen teknolojisine uygun fiyatlı bir giriş yolu sunan, şu anda 250 kW’a kadar güçlere sahip, ölçeklenebilir, az bakım gerektiren tahrik üniteleri geliştirdi. Yeni konteyner tabanlı kompresörler, ticari olarak mevcut alternatiflere kıyasla toplam sahip olma maliyetini potansiyel olarak yarı yarıya azaltabilir. Swiss Coop Group, mal taşımacılığı için halihazırda hidrojen kamyonları kullanıyor. Maximator ve Bosch Rexroth teknolojisi ile donatılmış beş dolum istasyonunda yakıt ikmali yapıyorlar.

Aybar : On yıl içinde sadece elektrikli ve hidrojenli araçlar kalacak

Hidrojen haber- Otomotiv sektörünün en önemli isimlerinden Renault Mais eski genel müdürü İbrahim Aybar, katı fazlı batarya teknolojisi geliştikçe, elektrikli otomobillerden geri dönüş olmayacağını ve elektrikli araçların 10 yıl içinde hibrit araçlara bile tercih edileceğini belirterek, ilerki dönemlerde piyasada sadece elektrikli ve hidrojenli araçların kalacağını söyledi.

Turcomoney TV’de Genel Yayın Yönetmeni Kazım Kılınç’ın otomotiv sektörüne yönelik sorularını yanıtlayan Aybar hidrojenli araçların yaygınlaşmasının önünde şimdilik maliyet engeli olduğunu bunların uzun vadede çözüleceğini umduğunu belirtti.

2035’E KADAR HİBRİT ALINABİLİR

2035 yılından itibaren sadece elektrikli otomobil alınacağını belirten Aybar bu tarihe kadar hibrit otomobil alınabileceğini belirterek sözlerine şöyle devam etti ; “Bu arada hibrit gider ama ondan sonrası için sadece elektrikli veya hidrojen pilli yani hidrojen yakıt pilli dediğimiz araçlar gelir. Ama hidrojen yakıtlı otomobiller için henüz daha fiyatlar uygun seviyede değil. Dolum noktaları çok pahalı. İstasyonların bedelleri çok yüksek. O yüzden henüz daha o kadar yaygınlaşabilecek bir durumda değil. İleride umarız o da belli bir alternatifi oluşturur. Orada da çünkü sıfır karbon emisyonu var. “ dedi

ARAÇ FİLOLARINDA HİDROJEN DOLUM İSTASYONU KURULMALI

Hidrojen yakıt pilli araçların henüz çok yaygın olmadığını belirten Aybar, “Mesela Shell, akaryakıt markasıdır. Hidrojen enerjisine büyük yatırımlar yapmıştı. Yatırımlarını dondurdu. Bunun sebebi, hidrojen yakıt pilinin dağıtımı ve araçlara doldurulması için gerekli altyapı yatırımı çok yüksek. Bir hidrojen dolum istasyonu bir buçuk milyon dolara mal oluyor. Bir buçuk milyon dolar finanse edecek de hangi otomobiller için ne kadar bu işi ticari olarak değerlendirebilecek? Mümkün değil. Çünkü o kadar zaten otomobil yok. Çin’de bile ayda bin tane hidrojen yakıt pilli satılıyor. Yılda eder 12 bin tane. Çin satıyor otuz milyon araç yılda. Sebebi henüz daha dolu istasyonları pahalılığının ve yaygınlaşması probleminin çözülememiş olması. Bu bir sıkıntı, ancak kamyonlarda, otobüslerde, büyük tırlarda istasyon bazlı onların filolar olarak bulundukları istasyonlara dolum istasyonları konabilir. Bunlar şirketlerin kendi maliyetleri olarak yatırıma alınabilir. Bunlar mümkün. Mesela Los Angeles Limanı’nda bu başladı. Toyota’nın yakıt pilli o kamyonları orada Shell’in kurduğu daha önce akaryakıt dolum istasyonu gibi hidrojen dolum istasyonları da doldurularak liman içi bütün kamyon seferleri o şekilde yapılmaya başlandı. Ama bunlar biraz küçük örnek sadece. Dünyaya bakarsak yapılacak çok şey var. Onun için şu anda elektrik motorlu otomobillerin avantajı o “şeklinde konuştu.

Günay : AB’nin en değerli hidrojen tedarikçisi olabiliriz

Hidrojen Haber- Yeşil Hidrojen üreticileri Derneği (H2DER) Başkanı Yusuf Günay Hidrojenin Dünyada son birkaç yıldır enerji konferanslarının enerji toplantılarının ana odaklarından biri haline gelmeye başladığını, bu gelişmelerin ışığında da Avrupa ve Almanya’nın da 10 yıllık hidrojen taleplerini planladığını belirtti.

Hidrojen Haber‘in sorularını cevaplayan Günay, Paris İklim Anlaşması çerçevesinde küresel ısınma ile mücadeleye yönelik olarak yeşil dönüşüm hareketi başladığını ve geçen yıl yapılan santrallerin yüzde 85’inin yenilenebilir olduğunu söyledi. Günay, Ukrayna -Rusya savaşının da enerjide bir ülkeye bağlı kalmanın sakıncalarını gösterdiğini ve yenilenebilir hidrojenin alternatif bir enerji kaynağı olarak önemini arttırdığını belirtti.

Günay; “Almanya 10 yıl boyunca Yaklaşık 10 milyar avroluk hidrojen alacak, Avrupa Hidrojen Bankasında 3 milyar avro tutarında 2 ihale yaptı. Aslında 2 otorite alıcısı ortaya çıkmış oldu. İnsanlar projelerini sunacaklar, dünyanın değişik ülkelerinde üretip Avrupa Birliği ülkelerine pazarlayacaklar. Almanya buna yönelik MENA ülkeleri ile ve Avustralya gibi uzak ülkelerle de çerçeve anlaşmaları yaptı.” dedi. 

İHRACAT HEDEFLİ HİDROJEN ÇİFTLİKLERİ KURMALIYIZ

Yeşil hidrojen üreticileri derneği adıyla önemli enerji şirketleri mühendisler emekli bürokratlar araya bir araya gelerek bir dernek kurdukları söyleyen Günay: “Türkiye’nin AB’nin mevcut anlaşma yaptığı ülkelerden daha önemli avantajlara sahip olduğumuzu söylüyoruz. Iddia ediyoruz ve zaman zaman alman muhataplarımıza da bunları ifade ettik. Bu dernek vasıtasıyla iş dünyasına kamu bürokrasisine biz de Avrupa’yla ve diğer dünyayla birlikte aynı eş zamananlı olarak düzenlemelerinizi, regülasyonlarımızı yapalım dedik. Türkiye’de belli bölgeleri hidrojen çiftlikleri haline getirerek ana enerji sisteminden bağımsız bağımsız sadece İhracat hedefli çalışmaların yapılması konusunda raporlarımızı ilgili mercilere sunduk.” ifadesini kullandı.

Türkiye’de hidrojene ihtiyacı olan şirket ya da kuruluşlar, fabrikalar hidrojen bulamadığı için sistemini değiştiremediğini belirten Günay ; “Hidrojen üretme imkanı olan da alacak kişi olmadığı için üretemiyor. Şimdi burada bir “offtaker” olması lazım. AB ‘nin 2030 a kadar 20 milyon ton hedef var. Bunun 10 milyonunu kendilerinin üretmesini geri kalanını ise ithal etmeyi planlıyor. Almanya ve Avrupa Birliği artık alıcı olarak ortaya çıkıyor. Bu Türkiye için bir hedef olmalı.” dedi.

AVRUPA HİDROJEN BORU BORU HATTINA TÜRKİYE’DE DAHİL EDİLMELİ

Avrupa Birliği European Backbone diye adlandırılan ve AB’nin hidrojen boru hatlarını gösteren bir master plan yaptığını belirten Günay, “ Maalesef bu hatlar Türkiye’yi teğet geçiyor. Biz bu konuyu biraz daha gündeme taşımalıyız. Avrupa birliğinin hemen dibinde hidrojen, eşik, hidrojen üretecek imkan olan bir ülkeyle Avrupa birliğinde İlişkiye girmesi onlarında yararına olacaktır. “ şeklinde konuştu.

İSTANBUL VE GAZİANTEP’TE HİDROJEN OTOBÜSÜ 

Avrupa’da örneğin Köln Belediyesinde 150 hidrojen otobüsü olduğunu söyleyen Günay, Türkiye’de bazı belediyelerin kamu taşımacılığına. hidrojenli otobüs kullanma projeleri olduğunu belirterek . Gaziantep Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile görüştüklerini destek olmaya hazır oldukların vurguladı.

Türkiye’de ve Dünya’da hidrojen ekonomisini geliişmesi için zamana ihtiyaç olduğunu söyleyen Günay, 2030 dan sonra daha hızlı bir gelişme olabileceğini belirtti. Özellikle doğalgazın umulanın çok altında bir fiyata düşmesinin de hidrojenin yavaşlamasında bir etken olduğunu kaydetti.

DEMİR ÇELİĞE TAM UYAN YEŞİL HİDROJEN

Başta Linde olmak üzere Türkiye’de hidrojen üreten şirketler olduğunu belirten Günay ; “Alıcı noktasına baktığımızda en temel hedef yani en fazla yeşil hidrojeni geliştirecek olan konu “sınırda karbon düzenleme mekanizması”. Demir çelik, çimento, seramik gibi yoğun enerji kullanan yoğun karbon salımı olan sektörlerimiz Avrupa’ya ihracat sırasında bu mamullerin. hangi kaynağı kullanarak ürettiklerini belgeleyerek yapacaklar . Karbon salımı ile ürettiğiniz bir mamulün karbon vergisi olacak.Çelik, Çimento, seramik üreticilerinin kesinlikle yeşil hidrojen ihtiyacı ortaya çıkacak. “Green steel” işçi artık dünyada konuşulmaya başlandı. Bu tür bir üretime tam uyan ise yeşil hidrojen . Burada da aslında şuna ihtiyaç var; Artık türkiye’de hidrojen hiçbir hijyen konusundaki regülasyonlar gerekiyor. Bu konudan sorumlu bir otoritenin oluşması gerekiyor. Bu otorite daha planlı ve programlı bir geçiş yol haritası bulabilir. Biz de bunu bakanlığımıza da İfade ettik”. dedi.

BENAN ÖZTÜRK-İSTANBUL

Sunfire’den 500 MW’lık yeşil hidrojen projesi

Hidrojen Haber- Elektrolizör üreticisi Sunfire Geçen yıl 100 MW’lık bir elektrolizör siparişi aldıktan sonra, şimdi bir sonraki önemli projeye katılıyor: 500 MW’lık hidrojen projesi için mühendislik ve tasarım çalışması. Projenin 2028’e kadar faaliyete geçmesi planlanıyor. Sunfire’ın çalışması, müşterinin Proje için şeffaf, kapsamlı bir finansal yatırım kararı almasını sağlayacak.

Üretilen yenilenebilir hidrojen, rafineri operasyonları ve amonyak üretimi, endüstriyel sürdürülebilirliğe katkı çabaları, projeyi tamamlayan kapsamlı güneş ve rüzgâr enerjisi altyapısı merkezi olmak üzere çeşitli uygulamaları destekleyecek.

Sunfire CEO’su Nils Aldag projenin önemine ilişkin şu yorumu yapıyor: “Avrupa şu anda yeşil hidrojen çözümlerinin benimsenmesinde ön saflarda yer almaktadır. İlk 100 MW’ı görüyoruz . 500 MW’lık girişim gibi daha büyük ölçekli projeler .Sunfire, güvenilir endüstriyel elektrolizör sağlama konusundaki kararlılığını bir kez daha teyit ediyor.”

Buna paralel olarak Sunfire üretim kapasitesini artırmaya devam ediyor. Şirket basınçlı alkalin elektrolizörlerin otomatik seri üretimini başlattı. Ayrıca, geçen yılın başında başlayan ve şu anda daha da genişletilmiş olan siparişlerle birlikte 700 MW elektrolizör kapasitesine sahip.

Sıkıştırılmış hidrojen teknolojisine Amazon desteği

Hidrojen Haber- Geleceğin enerji çözümleri arasında yer alan sıkıştırılmış hidrojen teknolojisi (CCH), Amazon ve United Airlines gibi dev şirketlerin dikkatini çekmeyi başardı.

Verne tarafından geliştirilen bu yenilikçi teknoloji, hidrojeni maksimum yoğunlukta depolayarak ağır taşıtların menzilini önemli ölçüde artırıyor. Bu teknoloji, sıvı hidrojene göre yüzde 33, 700 bar basınçlı gaz hidrojene göre ise yüzde 87 daha fazla yoğunluk sunuyor. Bu gelişme, araçların bin 200 kilometreden fazla bir menzile ulaşmasını sağlıyor.

Proje Venture Capital liderliğinde Amazon’un iklim taahhüdü fonu ve United Airlines Ventures sürdürülebilir uçuş fonu gibi yeni yatırımcıların katılımıyla Verne, toplamda 15,5 milyon dolarlık bir fon topladı. Bu yatırım, şirketin ağır taşıtlar için kriyo-sıkıştırılmış hidrojen depolama teknolojisini hızlandırmasına olanak tanıyacak.

Bu teknoloji, özellikle karbon emisyonunu sıfırlama hedefine ulaşmaya çalışan ulaşım sektörü için büyük bir umut vaat ediyor. Ağır taşıtların fosil yakıtlardan uzaklaşarak daha temiz enerji kaynaklarına geçişi için CCH önemli bir alternatif olarak öne çıkıyor.

Küçük ve çok güçlü yeni yakıt hücresi tanıtıldı

Hidrojen Haber- Hidrojen yakıt hücreleri, sürdürülebilir enerji kaynakları arasında giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu alandaki son gelişmelerden biri de, sadece 150 kilogram ağırlığında olmasına rağmen 175 kW güç üretebilen yeni bir ultra ince hidrojen yakıt hücresi. Bu yenilikçi teknoloji, Intelligent Energy tarafından geliştirildi .

Bu hidrojen yakıt hücresi, özellikle küçük boyutu ve yüksek enerji yoğunluğu ile dikkat çekiyor. Proton değişim membranı (PEM) yakıt hücresi teknolojisine dayanan bu cihaz, hidrojeni anot tarafında tutarak, reaksiyon sırasında hidrojen molekülünü elektron ve protonlara ayırıyor. Polimer membran, protonların geçişine izin verirken, elektronları tutuyor ve böylece sıfır emisyonlu bir çalışma prensibi sunuyor.

STANDART YAKIT HÜCRELERİNDEN DAHA GÜÇLÜ

Küçük bir yakıt hücresi için eklenen yüksek güç çıkışı, otomobillere ve jeneratörlere monte edilen içten yanmalı motorlara özgü güç-ağırlık oranı seviyesine ulaşabilmesini sağladı. Marka, en başından beri bunu önemli ölçüde daha basit hale getirmek istedi, bunun kanıtı da yakıt hücresinin bir nemlendiriciye ihtiyaç duymaması.

Geleneksel yakıt hücreleri, yeterli miktarda güç üretemedikleri ve yalnızca bilgisayarlar ve mobil cihazlar gibi düşük güç tüketimine sahip cihazlar için uygun oldukları için daha az çekici hale geldi. Bu yeni konsept artık neredeyse içten yanmalı motora eşit, tek fark yakıt hücresinin enerji yoğunluğu.

Bu teknoloji, özellikle çevre dostu araçlar ve enerji depolama sistemleri için büyük bir potansiyel taşıyor. Ayrıca, hidrojen yakıt hücresinin tasarımı ve mühendisliği tamamen Intelligent Energy’nin üretim tesislerinde gerçekleştirildi, bu da sistem optimizasyonu ve verimliliği açısından önemli bir avantaj sağlıyor.

Cihaz çok işlevli olduğundan, güç tüketimini azaltmak ve ağırlığı artırmak gerektiren çeşitli telematik uygulamalarda kullanılabilir.

Bosch’un “alevsiz” ocağı görücüye çıktı

Hidrojen Haber-Bosch, İskoçya’daki H100 Fife projesinin bir parçası olarak 300 eve kurulacak devrim niteliğindeki hidrojen ocağını tanıttı. Bu proje, Birleşik Krallık’ta ev ısıtması ve yemek pişirmek için hidrojen kullanan tek deneme olması bakımından benzersiz.

Ocak, hidrojenin doğası gereği gün ışığında görünmez bir alevle çalışıyor ve güvenlik için düğmeler alevin açık olduğunu göstermek için yanıyor.Hidrojenin yanması karbondioksit üretmese de, güçlü bir sera gazı olan azot oksit ve hava kalitesini ve sağlığı etkileyebilecek diğer azot oksitleri üretiyor. Bu konuyla ilgili tartışmalar da sürüyor.

 2025 yılında hayata geçmesi planlanan H100 Fife projesi, yerel rüzgar enerjisinden üretilen yeşil hidrojeni kullanmayı hedefliyor.