Ana Sayfa Blog Sayfa 122

EuRIC: Çelik üreticileri hidrojene geçişi yeniden gözden geçirmeli

Kaynak: Freepik

HidrojenHaber – Avrupa Birliği Proses Endüstrileri Konfederasyonu EuRIC, demir – çelik endüstrisi üzerine yapılan son değerlendirmenin ardından bir bildiri yayınladı. Buna göre Avrupalı ​​çelik üreticilerinin hidrojen bazlı çelik üretimine ve doğrudan demir azaltımına (DRI) geçiş yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor.

EuRIC‘e göre, çelik üretiminde daha fazla hurda kullanımı, maliyet açısından etkili olurken, demir cevherine kıyasla karbon ayak izini önemli ölçüde azaltabilir. Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çelik üretiminin sırasıyla yaklaşık %72’si ve %70’i elektrik ark ocaklarında üretiliyor. AB’de ise bu rakam yıllardır yaklaşık %45’te sabit seviyede bulunuyor. Konfederasyon, elektrik ark ocağı üretimiyle karbondan arındırmanın Avrupa için daha hızlı ve daha uygun maliyetli bir çözüm olduğuna inanıyor.

MALİYETİ ARTIRIYOR

Konfederasyon’un raporuna göre hidrojen, çelik üretim maliyetini artırıyor. Tahminlere göre, yassı çelik ürünler için bu artış %20-30 ile %50 arasında değişiyor. Avrupa’da çalışmalar devam ediyor olsa da hidrojen altyapısı henüz tamamlanmış durumda değil.

2020’den bu yana, çoğu Avrupa yassı çelik üreticisi yüksek fırınlardan DRI’ye geçişi duyurdu. Ancak, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra artan enerji fiyatları ve Avrupa’da yeşil hidrojenin geliştirilmesindeki gecikme nedeniyle taahhütlerin revize edilmesi gerektiği bildiriliyor.

BMW fabrika içinde hidrojenli nakliyeye geçiyor

HidrojenHaber – Alman otomotiv devi BMW Group, Regensburg’daki fabrikasında tesis içi nakliye araçlarını hidrojen yakıtı araçlarla değiştirecek. 2026 yılından itibaren tesis içinde hidrojenle çalışan çekiciler ve forkliftler kullanılmaya başlanacak.

Proje kapsamında hidrojen tahrikli araçların kullanımı artırılacak. Pres atölyesi, kaporta atölyesi ve montajdaki operasyonlar için gerekli bileşenler ve parçalar, kurulum için doğru yerlere hidrojenli araçlarla teslim edilecek.

Geçiş kararıyla ilgili bilgi veren BMW Group Regensburg Tesisi yöneticisi Armin Ebner, “Elektrikten hidrojen tahrikine kademeli geçiş, bizi geleceğin dijital ve sürdürülebilir fabrikası BMW iFACTORY’ye bir adım daha yaklaştırıyor” diye konuştu.

YILDA 150 TON HİDROJEN

Proje Yöneticisi Katharina Radtke ise “Üretim lojistiğini elektrikten hidrojene geçirmek, tesisimizin enerji karışımını çeşitlendirecek, lojistik süreçlerini optimize edecek ve alandan tasarruf sağlayacak. Hidrojenin avantajı, tıpkı geleneksel yakıtlarda olduğu gibi yakıt ikmalinin çok hızlı olması. Bunun için gereken dolum istasyonları farklı üretim alanlarına kurulacak ve fazla yer kaplamayacak” dedi. Radtke’nin ifadelerine göre dönüşüm tamamlandığında, tesisin yıllık hidrojen tüketimi yaklaşık 150 ton olacak.

Regensburg tesisindeki tüm lojistik filosu şu anda elektrikli tahrik sistemleriyle donatılıyor. Endüstriyel kamyonlarda kullanılan akülerin vardiyada iki kez değiştirilmesi gerekiyor. Vinç kullanılarak manuel olarak yapılan akü değişimi yaklaşık 15 dakika sürüyor.

KADEMELİ GEÇİŞ

BMW Group’un Regensburg tesisinde, hidrojenin geniş çaplı tedarikini sağlamak için 2026’nın başına kadar iki kilometre uzunluğunda bir boru hattı ağı ve altı dolum istasyonu kurulacak. İstasyonlar, lojistik filosuna hidrojen sağlayacak.

BMW Group‘un Regensburg Tesisi’ndeki lojistik filosu şu anda yaklaşık 230 çekici ve forkliftten oluşuyor. Geçişin 2030 yılına kadar kademeli olarak tamamlanması planlanıyor.

ABD yeşil hidrojen için kesenin ağzını açıyor

Enerji Günlüğü – ABD yönetimi, 2050 yılına kadar 50 milyon ton temiz hidrojen yakıtı üretmeyi hedefliyor. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için harekete geçen ABD Enerji Bakanlığı, yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen ve üretimi pahalı olan yeşil hidrojenin geliştirilmesi için Körfez Kıyısı ve Orta Batı’daki üretim merkezlerine 2,2 milyar dolara kadar hibe vereceğini duyurdu.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE

Düşük karbonlu hidrojenin alüminyum, çimento, demir-çelik gibi ağır sanayi sektörlerine yakıt sağlayarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayacağına inanılıyor.

ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm, temiz hidrojen projelerine kaynak tahsisinin ABD’nin enerji güvenliğini güçlendirme, ekonomik ve küresel rekabet gücünü artırma ve aynı zamanda iklim kriziyle mücadele etme konusundaki derin kararlılığı gösterdiğini söyledi.

Yanıltıcı temiz enerji reklamına 4 yıl hapis cezası

HidrojenHaber – Nikola Motors kurucusu Milton, hidrojen motorlu araçlarıyla ilgili yanıltıcı reklam ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle 4 yıl hapis cezası ve bir milyon dolar para cezası aldı.

Hidrojen yakıtlı ve elektrikli kamyon üreticisi Nikola Motors’un kurucusu Trevor Milton, 18 tekerlekli kamyonlarının sıfır emisyonlu olduğu yönündeki yanıltıcı reklamları ve sosyal medya mesajları nedeniyle yargılandığı davada, 4 yıl hapis cezası ve 1.000.000 dolar para cezasına çarptırıldı.

YATIRIMCILARI ZARARA UĞRATTI

Mahkeme, kararı açıklarken; aylar boyunca yanıltıcı mesajlarla şirketi övmek; bunu sosyal medya üzerinden gerçekleştirmek; yanıltıcı mesajları farklı medya kuruluşlarında tekrar tekrar söylemek yoluyla şirket yatırımcılarının önemli ölçüde zarara uğratıldığını bildirdi.

Milton hakkında açılan dava; şirketler hakkında yayınladığı ses getiren raporlarla bilinen ABD merkezli Hindenburg Research’ün Nikola Motors ile ilgili raporuna dayanarak açılmıştı. Raporu Trevor Milton’ın General Motors ile 2 milyon dolarlık bir ortaklık anlaşması imzalamasından iki hafta sonra ortaya atıldı. Davanın açılmasıyla Trevor Milton 2023 yılında tutuklandı. Milton’ın tutuklanması bile Nikola Motor yatırımcılarının zarar etmesine neden olmuştu.

Hindenburg Research, raporunda iddiaları dile getirirken “karmaşık bir sahtekarlık” ve “yalan okyanusu” gibi ifadeler kullanmıştı. Raporda bir reklam çalışmasında şirketin bir kamyonu yokuş aşağı yuvarlayarak otoyolda seyrediyormuş gibi gösterdiği; bir başkasında ise aslında doğalgazla çalışan bir aracın yan tarafına “hidrojen elektrikli” sözcüklerinin yazıldığı örnekleri verilmişti.

YAYGIN BİR SORUN

Aslında hidrojen enerjisi olsun diğer enerji kaynakları olsun alternatif enerji kaynaklarıyla çalışan motorların “temiz enerji” kullandığı yönündeki reklamların varlığı yaygın bir sorun haline geldi. Sorun hem kamuoyunun bu enerji kaynaklarında olan güvenini zedeliyor hem de alternatif arayışlarının devamlılığına zarar veriyor.

Hidrojenli araçlar, biyoyakıtlar, sentetik yakıtlar hatta elektrik motorlu araçlar bile genelde çevre dostu çözümler olarak pazarlanıyor ancak gerçek bundan biraz daha karmaşık maalesef. Çünkü örneğin hidrojenin üretimi, başlı başına önemli emisyonlara neden olabiliyor. Benzer şekilde, yenilenebilir olduğu düşünülen bazı biyoyakıtlar ve sentetik yakıtlar, tüketicilere her zaman bildirilmeyen diğer çevresel etkiler de yapabiliyor. Dolayısıyla bu teknolojilerle ilgili “sıfır emisyon” veya “temiz enerji” iddiaları iklim sorunlarıyla mücadeleye zarar verebiliyor.

Türkiye’nin kurulu gücü 114 bin megavatı aştı

HidrojenHaber – Türkiye’nin elektrik üretiminde kurulu gücü, Ekim 2024 itibarıyla 114 bin 599 megavata ulaştı. Güneş enerjisi ve rüzgar enerjisindeki toplam kurulu güç ise 31 bin megavatı aştı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin elektrik üretiminde kurulu gücünün 2024 Ekim ayının sonu itibarıyla 114.599MW’ın üzerine çıktığını duyurdu. Sadece güneş enerjisi ve rüzgar enerjisindeki toplam kurulu güç miktarı ise 31 bin megavatın üzerine çıktı. 

Elektrik üretiminde kullanılan bütün kaynak çeşitleri arasında en büyük payı ise %28,1 ile hidroelektrik alıyor. Hidroelektrikteki toplam kurulu güç, Ekim 2024 itibarıyla 32 bin 203MW oldu. 

Bakanlık kaynak türüne göre kurulu güç miktarları ile kaynak türlerinin toplam ulusal kurulu güç miktarındaki payını aşağıdaki tabloda duyurdu. 

elektrik-kurulu-guc.jpg

Buna göre yenilenebilir kaynaklardaki kurulu güç miktarı, toplamda 67.788MW ile toplam üretimin %59,2’sini karşıladı. 

Toplam elektrik üretiminin %69,2’si; yani 79.263MW kadarı ise yerli kaynaklardan elde edildi. 

Viski üreticileri de karbondan arınacak

Görsel: Freepik

HidrojenHaber – Düşük karbonlu enerji çözümleri geliştiricileren Storegga, İskoçya’nın Moray kentinde planlanan Speyside Hidrojen Projesi için ikinci kamuoyu istişaresini başlattı. Yerel halk ve proje paydaşları Ağustos ayında düzenlenen ilk istişare toplantısında ortaya atılan fikirlerle şekillenen projeye son halini verecekler. Viski üretiminin yeşil dönüşümü için istişare süreci 4 hafta sürecek.

28 Kasım’da Aberlour’daki Fleming Hall’da bir açık hava etkinliği düzenlenecek. Etkinlikte halkın proje ekibiyle tanışması, soru sorması ve önceki geri bildirimlerin mevcut planları nasıl etkilediğini ilk elden görmesi sağlanacak. Her iki danışma aşamasından gelen geri bildirimleri içeren ayrıntılı bir planın Ocak 2025’te onaya sunulması bekleniyor.

KARBON-NÖTR OLACAK

Speyside Hidrojen, Moray’ın ünlü viski damıtma tesislerinin karbon ayak izini azaltmada önemli bir rol oynamaya hazırlanıyor. Günde 25 tona kadar elektrolitik yeşil hidrojen üreten tesisin, yerel distillasyon tesislerine temiz enerji sağlaması bekleniyor. Projenin hayata geçmesiyle sektörün CO₂ emisyonlarını yılda 50.000 ton azaltması, sektördeki istihdam imkanlarının korunması İskoçya‘nın viski endüstrisinin 2040 yılına kadar karbon nötr hale getirilmesi hedefleniyor.

ENERJİ YOĞUN SEKTÖR

41 bin kişiye iş imkanı sağlayan İskoç viski endüstrisi, Birleşik Krallık ekonomisine yılda 7 milyar sterlinin üzerinde katkıda bulunuyor. Enerji yoğun bir iş kolu olan viski imalatı nedeniyle, 2022’de atmosfere 475.000 tondan fazla CO₂ yaydığı hesaplanıyor.

İskoç Hükümeti’nin ‘temiz enerji kaynağı’ olarak tanımladığı yeşil hidrojen, fosil yakıtlara sürdürülebilir bir alternatif sunup, damıtımevlerinin üretimi tehlikeye atmadan çevresel etkilerini azaltmalarını sağlayacak.

Hollanda ve Norveç hidrojen koridoru kuruyor

HidrojenHaber – Hollanda merkezli demir – çelik üreticisi Tata Steel ve ECOLOG, Norveçli üretici Gen2 Energy ve Amsterdam Limanı’nın da iş birliğiyle sıvı hidrojen ithalatı için bir anlaşma imzaladılar.

Anlaşmaya göre Norveç’te hidroelektrik enerjisinden üretilen hidrojen, soğutulup sıvılaştırıldıktan sonra ECOLOG’a ait özel gemilere yüklenecek. Sıvı hidrojen Amsterdam Limanı’nda tekrar gaz haline dönüştürülüp boru hattıyla Tata Steel ve diğer şirketlere teslim edilecek. Tata Steel, çelik üretiminden kaynaklanan az miktarda CO2’yi yakalayıp depolayarak iklim açısından nötr çelik üretmeyi amaçlıyor.

Tata Steel ve ECOLOG, Horisont Energi, Amsterdam Limanı, OCAP, Norveç bankası DNB ve ABN AMRO ile birlikte bir CO2 koridoru oluşturmak için ikinci bir anlaşma daha imzaladı. Buna göre Tata Steel ve bölgedeki diğer şirketlerin üretiminden kaynaklanan karbondioksit yakalanarak bu defa Norveç’e ihraç edilecek. ECOLOG’un terminalinde sıvı hidrojenin gaza dönüştürülmesi sırasında açığa çıkan soğuk enerji, aynı yerde CO2’yi sıvılaştırmak için kullanılacak. Bu formda CO2, gemiyle Norveç’teki Horisont Energi’nin ithalat terminaline taşınıp burada kalıcı olarak depolanacak.

Enerjinin verimli bir şekilde yönetilmesiyle birlikte bir sıvı hidrojen/CO2 koridoru yaratılmış olacak. İki anlaşma, Norveç ve Hollanda enerji sektörleri arasındaki işbirliğini güçlendirecek. Anlaşma, resmi bir ziyaret için Norveç’te bulunan Hollanda Kralı Willem Alexander ile İklim ve Yeşil Dönüşüm Bakanı Sophie Hermans tarafından da onaylandı.

Kadın ve genç girişimcilere yeşil dönüşüm desteği geliyor

HidrojenHaber – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Dünya Bankası iş birliğiyle hayata geçirilen 400 milyon dolar bütçeli “Sosyal Olarak Kapsayıcı Yeşil Geçiş (SoGreen) Projesi” ile 81 ilde başta kadın, genç girişimci ve KOBİ’lere yönelik kapsayıcı yeşil dönüşüm çalışmalarını desteklediklerini açıkladı. 

SOSYAL MEDYADAN DUYURDU

Kacır sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Yerel Kalkınma Hamlesi vizyonumuz ve yeşil dönüşüm hedeflerimiz doğrultusunda 26 Kalkınma Ajansımız eliyle yürüteceğimiz proje ile yeni istihdam alanları oluşturacak, tüm Türkiye’de sosyal refaha büyük katkı sunacağız” dedi.  

Proje kapsamında sağlanan finansman ile KOBİ’lere faizsiz finansman desteği, mikro/küçük girişimci, kooperatif ve üretici birliklerine hızlandırıcı hibe desteği, kadın ve genç girişimciye kuluçka hibe desteği, istihdam ve yeşil dönüşüm altyapı projelerine hibe desteği verilecek. Yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda 26 Kalkınma Ajansı eliyle yürütülecek proje ile yeni istihdam alanları oluşturulacak. Kadın, genç girişimci ve KOBİ’lere yönelik kapsayıcı yeşil dönüşüm çalışmaları desteklenecek.

GERİ ÖDEMELİ FİNANSMAN DESTEĞİ

7 yıl süreyle uygulanacak proje kapsamında, mikro, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, birlikler ve kooperatifler gibi yeşil dönüşümden olumsuz etkilenmesi muhtemel grupların ve emek yoğun sektörlerin sürdürülebilir istihdam yaratan ekonomik ve sosyal etkisi yüksek projeleri desteklenecek. KOBİ’lere geri ödemeli finansman desteği sağlanacak.

Sürdürebilirlik ve yeşil dönüşüm konularında ölçeklenme potansiyeli yüksek inovasyon temelli girişimler için ise hibe niteliğinde hızlandırma ve kuluçka desteği verilecek. Ayrıca istihdamı ve yeşil kalkınmayı desteklemek için yerel, kapsayıcı, yeşil ve yenilikçi altyapı yatırımları yapılacak.

FAİZSİZ BORÇ VE HİBE

Her bölgede kalkınma ajansları tarafından hazırlanacak “Yeşil Dönüşümde Ekonomik Fırsatlar Analizi” ile tespit edilecek alanlarda yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik odaklı yerel potansiyellere odaklanan projelerle; 1810 KOBİ’ye toplam 179,6 milyon Dolar faizsiz finansman desteği, 1150 mikro/küçük girişimci, kooperatif ve üretici birliğine toplam 16 milyon Dolar hızlandırıcı hibe desteği, 2 bin kadın ve genç girişimciye toplam 16 milyon Dolar kuluçka hibe desteği, 175 istihdam ve yeşil dönüşüm altyapı projesine toplam 172,6 milyon Dolar hibe desteği sağlanacak.

Türkiye nükleer enerji kurulu gücünü arttırma ortaklığına katıldı

HidrojenHaber – Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29. Taraflar Konferansı’nda (COP29) 2050 net sıfır hedefine ulaşmak için nükleer enerjinin önemi dile getirildi. Geçtiğimiz yıl Dubai’de düzenlenen COP28’de ABD’nin başlattığı ve nükleer alanında önde gelen Fransa, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler imzaladığı “Nükleer Enerjiyi Üç Katına Çıkarma Deklarasyonu”na bu yıl 6 ülke daha imza attı. İmzacılardan biri de Türkiye oldu.

TARAFLAR BİRLİKTE ÇALIŞACAK

Deklarasyon, küresel gündemin merkezinde yoğun bir şekilde yer alan nükleer enerjinin elektrik üretimindeki payının artırılmasını hedefliyor. Türkiye de attığı bu imza ile taraf olan diğer ülkeler gibi küresel nükleer enerji kurulu gücünü 2020 yılına göre 2050 yılında 3 katına çıkarma konusunda ortak çalışma taahhüdünde bulundu.

BİLDİRGEYİ ONAYLAYAN ÜLKELER

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, dünyanın 2050’de net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi ve küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyle sınırlandırılması için nükleer enerjinin kilit bir rol oynadığına dikkat çekti. Bakan Bayraktar, “Geçtiğimiz yıl Dubai’de düzenlenen COP28’de ABD’nin başı çektiği 25 ülke “Nükleer Enerjiyi Üç Katına Çıkarma Deklarasyonu”nu imzalamıştı. Türkiye olarak biz de Bakü’de devam eden COP29’da bu deklarasyona imza atan ülkeler arasına dahil olduk. Bildirgeyi onaylayan toplam ülke sayısı da 31’e çıktı. Deklerasyon teknoloji gelişimi, insan kapasitesinin artırılması ve finansman olanaklarının genişletilmesine de hizmet edecektir” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’NİN HEDEFLERİ

Türkiye’nin de bu alanda iddialı bir nükleer programı olduğuna dikkat çeken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, “Ülkemizde şu anda inşa halinde olan ve toplam kapasitesi 4,8 GW olan Akkuyu Nükleer Santrali, bu yolculukta önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Dört ünitenin 2028 yılı sonuna kadar faaliyete geçmesini planlıyoruz. Devreye aldığımızda elektrik ihtiyacımızın %10’unu tek başına karşılayabilecek” dedi.  

Bakan Bayraktar, ayrıca Sinop ve Trakya bölgelerinde iki nükleer santral daha yapmayı, büyük nükleer santrallerin yanına yeni nesil küçük modüler reaktörleri de dahil etmeyi planladıklarını söyledi. “2050 yılına kadar 20 GW nükleer kurulu gücümüzü devreye alarak net sıfır emisyon hedefine katkı sunacağımıza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

KÜRESEL KURULU GÜÇ

Hali hazırda dünyada 31 ülkede 415 nükleer santral bulunuyor. Toplam nükleer enerji kurulu gücü ise 400 GW düzeyinde. Büyük hedef 2050 yılına kadar bunu 1.200 GW’a çıkarmak. Deklerasyona taraf olan ülkeler hedeflerini de açıklamaya başladı. ABD COP29 sürecinde bu kapsamdaki yol haritasını ilan etti. ABD nükleer kurulu gücüne ilave 200 GW ekleyeceğini duyurdu. Bu yolda küçük modüler reaktörlerin önemli bir yer tutacağı vurgulandı. Diğer taraftan bir çok küresel şirket de elektrik ihtiyacının karbonsuzlaşması için nükleer enerji planlarını dünya kamuoyu ile paylaştı.  

İklim hedefleri için finansman dört kat artmalı

HidrojenHaber – İklim Finansmanı Bağımsız Üst Düzey Uzman Grubu tarafından bugün yayınlanan yeni bir rapora göre, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen COP29 Birleşmiş Milletler iklim değişikliği zirvesinde iklim finansmanına ilişkin müzakereler, Çin dışındaki yükselen piyasa ve gelişmekte olan ülkelerin (EMDCs) Paris Anlaşması’nı yerine getirmek için ihtiyaç duydukları yatırımlar için 2030 yılına kadar tüm kaynaklardan yılda 1 trilyon dolar, 2035 yılına kadar ise yaklaşık 1,3 trilyon dolar dış finansmanı harekete geçirmeye odaklanmalı.

KÜRESEL YATIRIM İHTİYACI

Rapor, iklim eylemi için öngörülen küresel yatırım ihtiyacının 2030 yılına kadar yılda yaklaşık 6,3-6,7 trilyon dolar olduğunu tahmin ediyor. Bunun 2,7-2,8 trilyon doları gelişmiş ekonomilerde, 1,3-1,4 trilyon doları Çin’de ve 2,3-2,5 trilyon doları Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerde. Bu son ülkeler, bugünden 2030’a kadar ortalama artan yatırım ihtiyaçlarının neredeyse %45’ini karşılayacak, ancak özellikle Sahra Altı Afrika olmak üzere geride kalıyorlar. 

2035 yılı için, iklim eylemi için küresel yatırım gereksinimlerinin yılda yaklaşık 7-8,1 trilyon dolar olacağını, gelişmiş ekonomilerin 2,6-3,1 trilyon dolara, Çin’in 1,3-1,5 trilyon dolara ve Çin dışındaki gelişmekte olan ülkelerim 3,1-3,5 trilyon dolara ihtiyaç duyacağı tahmin ediliyor.

KARMA FİNANSMAN

Rapora göre farklı yatırım türleri farklı finansman kaynaklarına ihtiyaç duyuyor ve bu nedenle 2030 yılına kadar dış finansmanda yılda 1 trilyon doların farklı kaynaklarının bileşimi büyük önem taşıyor. Aynı şekilde sermaye maliyeti de önemli. Örneğin, yenilenebilir enerji üretimi için altyapı yatırımlarının ana kaynağı özel finansman olacaktır. Dolayısıyla, Çin dışındaki EMDC’ler için 1 trilyon dolarlık dış finansman, gelişmiş ülkelerin 2010 yılında COP16’da gelişmekte olan ülkeler için 2020 yılına kadar yılda 100 milyar dolar seferber etme taahhüdünden çok daha geniş kapsamlıdır.

BAŞLICA ÖNERİLER

Raporda 1-1,3 trilyon dolar hedefine ulaşmaya yardımcı olacak başlıca öneriler sunuluyor:

– 2009 yılında verilen ve 2015 yılında yeniden teyit edilen yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanı taahhüdünün üç katına çıkarılması

– Çok taraflı kalkınma bankalarından (MDB’ler) sağlanan finansmanın artırılması

– Boşluğu doldurmaya yardımcı olmak için özel sektör yatırımlarında çarpıcı bir artış

– “Gelişmekte olan ülkeler arasındaki işbirliğini (Güney-Güney işbirliği) geliştirmek için” mali destek sağlayabilecek kilit gelişmekte olan ülkelerin dahil edilmesi.