Hidrojenhaber – Hollanda’nın projelendirdiği Rotterdam hidrojen ağı, ülkenin büyük sanayi bölgeleri ile Almanya ve Belçika gibi çevre ülkeleri birbirine bağlayacak. Hollanda ve Almanya’da doğalgaz boru hatları işleten Gasunie, hidrojen boru hattının ilk kısmı için yatırım kararını onayladı. Yaklaşık 1,5 milyar avroya mal olacağı tahmin edilen boru hattının, 2030 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor.
Boru hattı ağı; yakın limanlardaki ithalat terminallerine, ülkenin hidrojen üretim tesislerine ve büyük ölçekli hidrojen depolama tesislerine de bağlanacak. Hattın ilk bölümü, İkinci Maasvlakte’den Pernis’e kadar olacak ve 2025 yılına kadar faaliyete geçecek. Yaz tatilinin ardından Rotterdam limanında çalışmalar başlayacak.
İnşaat tamamlandığında ulusal ağ 1.200 kilometre uzunluğa erişecek. Hattın yüzde 85’i mevcut doğal gaz boru hatlarından oluşacak.
Hidrojenhaber – BHP de dahil olmak üzere Avustralya’nın en büyük üç madencilik şirketi, yeni nesil filoları için hidrojen yerine bataryalı elektrikli araçları seçti. Yakıttan tekerleğe verimlilik ilkesi göz önünde bulundurularak verilen kararda, doğrudan elektrifikasyonun yüzde 80, hidrojenin ise ancak yüzde 30 verimlilik sağlaması etkili oldu. Hidrojen üretimi, depolanması ve nakliyesindeki zorluklar ve kayıpların da kararı destekler nitelikte olduğu belirtiliyor.
Avustralyalı madencilik devleri BHP, Rio Tinto ve Fortescue’nun araştırmaları bataryalı elektrikli araçların hidrojen ve dizel kamyonlara kıyasla verimlerinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Buna göre elektrikli kamyonlar yaklaşık %80 genel verimlilik gösterirken, hidrojen ve dizel kamyonlar sırasıyla yalnızca yaklaşık %30 ve %20 verimlilik gösteriyor. Yakıttan tekerleğe enerji verimliliği kayıplarını göz önünde bulunduran şirketlere göre, elektrik – akü elektrik süreci, elektrik – hidrojen – elektrik döngüsünden daha verimli. Elektrikli kamyon fiyatlarının düşmesi de söz konusu kararı destekliyor.
Hidrojen yakıtlı kamyonlar Avrupa pazarında da beklenen ilgiliyi şimdilik görmüyor. Geçtiğimiz ay Hollanda’da hidrojen yakıtlı kamyonlar için hükümet tarafından açıklanan ‘sübvansiyon programı’ hi. Başvuru almamıştı. Şubat 2023 itibariyle ülkede 27 hidrojen yakıtlı kamyona karşılık 400’ün üzerinde elektrikli kamyon bulunuyor.
Hidrojen Haber – Washington eyaletinin valisi Jay Inslee, geçtiğimiz hafta eyalette faaliyet gösteren bir hidrojen projesi hakkında önemli bir açıklama yaptı. Vali açıklamasında hidrojen ve elektrikle çalışan uçak üreticisi ZeroAvia’nın Everett şehrindeki hidrojenli uçak yakıtı üretim tesisini genişletme planları hakkında bilgi verdi.
ZeroAvia, şu anda 30 kişiye istihdam sağlayan tesisini 5 kat büyüterek 150 kişiyi istihdam etmeyi planlıyor. Vali ayrıca, Kaliforniya kökenli Twelve şirketinin de eyalette temiz jet yakıtı üretim tesisi kurmayı planladığını duyurdu. Twelve, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriği kullanarak hidrojenli yakıt üreten bir tesis kurmayı hedefliyor.
Vali, projelerle ilgili olarak, “ZeroAvia ve Twelve’in projeleri, eyaletimizde hızla büyüyen sürdürülebilir uçak yakıtı ve karbonsuz uçuş sektörünün bir parçası olacak” ifadesini kullandı.
Hidrojen Haber- Hollanda hükümeti, Güney Afrika’nın halen kömür ağırlıklı enerji ekonomisini çeşitlendirme ve yenilenebilir enerjiye dönüştürme hedefini destekliyor. Bu amaç çerçevesinde Hollanda, Güney Afrika ile birlikte Güney Afrika’daki yeşil hidrojen projeleri için 1 milyar dolarlık bir yeşil hidrojen fonu kurmayı planlıyor.
Fona Hollanda hükümetinin yanı sıra Güney Afrika Gelişim Bankası, Güney Afrika Endüstriyel Gelişim Şirketi, Güney Afrika kökenli finansal hizmet şirketi Sanlam ve Hollanda kökenli Climate Fund Managers isimli yatırım şirketi de katkı sağlayacak. Güney Afrika hükümeti fon ile birlikte 2030 yılına kadar 10 GW’lık elektrolizör kapasitesine sahip olmayı planlıyor.
Güney Afrika başkanı Cyril Ramphosa fon hakkında, “Hollanda’dan gelen SA-H2 yeşil hidrojen fonu için 1 milyar dolarlık desteği için teşekkür ediyoruz.” İfadesini kullandı.
Hidrojen Haber- Güney Kore kökenli Hanwha Impact şirketi hidrojenin endüstriyel kullanımında dünya rekoru kırdı. Şirket çalışması için doğalgaz ile hidrojenin karışımı yakıt kullanılan 80 MW’lık tesisinde, yüzde 60’ı hidrojenden oluşan yakıt kullanarak orta ve büyük boylu gaz türbinlerinin yakıtında en yüksek oranda hidrojen kullanımını sağladı.
Şirket, deneyin sonucunda karbondioksit salınımlarını yüzde 22, nitrus oksit salınımlarını ise yüzde 30 azalttı. Salınımlardaki düşüşler ise beklenilenden daha düşük oldu.
Şirketin CEO’su Hee-Cheul Kim deneye dair yaptığı açıklamada, “ Kore’de LNG gaz türbininin hidrojen ile çalıştırılmasının imkanlı olduğunu kanıtladık, bir sonraki adım ise bu metodun ticarileştirilmesi.” ifadesini kullandı.
Hidrojen Haber-. Fransız haber ajansı AFP’nin haberine Güney Fransa’da yer alan Bosch tesisi müşteri kitlesi oluşmadığı takdirde tamamen kapanabilir. Tesis, yeterli müşteri bulunamadığı için geçtiğimiz aylarda üretimi durdurmuştu.
Bosch, 2018’de dizel enjektör ürettiği tesisi, ürüne talebin azalmasının ardından bir dizi farklı sektöre hizmet verecek şekilde çeşitlendirmeyi kabul etti. 2019’da dizel jeneratörlerin yerini alacak soğutmalı kamyon römorkları için yakıt hücresi sistemleri oluşturmak üzere FresH2 projesini başlatarak fabrikayı dönüştürdü.
Konuyla ilgili bir Bosch yetkilisi tarafından yapılan açıklamada, ulaşım sektörünün hidrojen yakıtlı ürünlere henüz geçmeye başladığını belirtilerek, firmanın elinde “hidrojenin sektördeki geleceğine dair yeterli güvenilirlikte veri olmadığı” ifadesi kullanıldı.
FreshH2 projesi 2021 yılında ilk yol testinden başarıyla geçmiş, bu yıl erken sürümünü piyasaya sunulan ürünün hazır halinin 2024 yılında çıkacağı belirtilmişti. Bosch ’tan gelen bu açıklamaların ardındansa bu hedefe ulaşılacağını düşünmek zor. Bunun yanında firmanın ABD’de bulunan hidrojen yakıtlı tır fabrikasına 200 milyon dolar yatırıyor olması ve dünyada hidrojen yakıtlı araç üretimine en çok bütçe ayıran firmalardan biri olması şirketin, hidrojen yakıtına güvendiğini gösteriyor.
Hidrojenhaber – Satış sonrası otomotiv endüstrisinde dünyanın en önemli fuar etkinliği olan ve OSS Derneği’nin katkılarıyla gerçekleştirilen Automechanika İstanbul Fuarı sona erdi. Sektör profesyonellerini bir araya getiren ve fuar kapsamında düzenlenen 8’inci OSS Konferansı ise sektörün önde gelen isimlerinden Delphi Technologies Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Satış Sonrası Başkan Yardımcısı Jean-François Bouveyron’u ağırladı.
“Otomotivde yeni teknolojiler! Satış sonrası için başlangıcın sonu mu? Sonun başlangıcı mı?” başlıklı sunumuyla katılımcılara hitap eden Jean-François Bouveyron, “Ne zaman politikacılarla konuşsam hep şu cümleyi duyuyorum; bizim en büyük düşmanımız içten yanmalı motorlar. Hayır aslında bizim düşmanımız karbon emisyonu ve biz içten yanmalı motoru çevreci olacak şekilde yaratabilirsek aslında bu alternatif ile de ilerleyebiliriz. Hidrojen ise çevre dostu içten yanmalı motorlar yaratmanın yeni aracı olacak” dedi.
ŞEHİR İÇİNDE ELEKTRİK, TİCARİDE HİDROJEN
Herkesin sürekli elektrikli araçlardan bahsettiğine işaret eden Jean-François Bouveyron, şöyle devam etti:
“Aslında dünya elektrikli araçlara doğru hareket edecek; ancak sadece bu gerçekleşmeyecek. Bunun dışında hidrojen enjeksiyonu, hidrojen hibrid araçlar da hayatımıza girecek. Bir de e-yakıtlardan bahsedeceğiz. Evet, yollarda daha fazla elektrikli araç görmeye başlayacağız ve şehir içinde kullanılan binek araçların çoğu elektrikli olacak.
Ticarette kullanılan hafif ticari araçlar ve mini vanların yanı sıra şehir içi toplu taşımada kullanılan otobüsler, bunların da çok büyük bir kısmı elektrikli olacak ama kamyonlar ve ağır vasıtalı araçların son derece sınırlı bir kısmının elektrikli olacağını göreceğiz. Bu araçların çoğu hala dizel veya hidrojen yakıt sistemleri ile çalışıyor olacak.
Dikkatinizi bir de şu noktaya çekmek istiyorum; hidrojen artık çevre dostu motorları yaratmanın yeni biçimi olacak.
Yani bugün duyduğunuz her şeyi düşünelim. Son dönemde neler duyduysanız hepsini unutun çünkü her şey duyduklarınızdan çok farklı bir şekilde gerçekleşecek.”
DEĞİŞİM YAVAŞ OLACAK
Satış sonrası olarak araç pazarına bakış açılarının farklı olduğunu belirten Jean-François Bouveyron, “Her ne kadar trafiğe yeni çıkan araçları sevsek de asıl bizi ilgilendiren 5-10-15 yıllık hatta Türkiye’de de denk geldiğimiz gibi 20 yaşın üzerindeki araçlar ve bu araçlar trafikte olmaya devam edecekler ve bakım ihtiyaçları devam edecek.
2030’da yani bugünden 7 yıl sonra, binek ve hafif ticari elektrikli araçların Avrupa’daki oranının 440 milyon araç içerisinde sadece 57 milyonluk bir paya sahip olacağını öngörüyoruz. Bu hala oldukça düşük bir oran. Ağır vasıtaya bakacak olursak elektrikli araç yüzdesi çok çok daha düşük olacak ve araç parkı neredeyse günümüz ile aynı olacak.
Evet, sektörde bazı değişiklikler olacağını biliyoruz ama bu değişikliğin hızı öyle olacak ki bizim hazırlanmak için vaktimiz olacak. Yani değişim bir tsunami dalgası gibi olmayacak. Daha aşama aşama yavaş bir değişiklik gerçekleşecek” diye konuştu.
“YENİ TEKNOLOJİDEN KORKMAMALIYIZ”
Gelecek dönemde teknik eğitime ve arıza teşhisi konularının sektörde öne çıkacağını vurgulayan Jean-François Bouveyron, şunları söyledi:
“Eğer ihtiyacınız olan bilgiye zamanında erişemezsiniz oyunun dışında kalacaksınız. Bu noktada da yeni arıza teşhis teknolojilerini hayata geçirmek çok önemli. Dünyanın farklı bir yerinde çalışan bir görevli, aracınıza uzaktan aracınıza bağlanarak arıza teşhisi konusunda size destek verebilecek.
Bizim de zaten satış sonrası şirketleri olarak yapmaya çalıştığımız şey bu. Satış sonrası pazarının harika bir geleceği olacak. Yeni bir teknolojiden asla korkmamalıyız. Sadece buna hazırlıklı olmalıyız. Günbegün yaptığımız şey de bugünün ve yarının araçlarının ihtiyacı olabilecek tüm bilgileri, tüm ürünleri ve tüm belgeleri bir araya getirmek ve bunu müşterilerimize sunmak ancak bu şekilde satış sonrası pazarının geleceğine katkıda bulunabiliriz.”
Hidrojen Haber- Japon endüstriyel doğalgaz şirketi Iwatani yeşil hidrojene büyük bir yatırım yapmayı planlıyor. Iwatani, 5 sene içerisine yayılacak ve 30 milyar yeni (211 milyon dolar) temiz hidrojen ithaline harcanacak şekilde toplamda 178 milyar yen yani 1,25 milyar dolarlık yatırım yapacak.
Şirket, Japonya’daki yeşil hidrojen fiyatının 2030 yılına kadar yüzde 77’lik bir düşüş yaşamasını bekliyor. Ancak buna rağmen senelik 1,4 milyar dolarlık yeşil hidrojen satış geliri kazanacağını tahmin ediyor.
Japonya’da 3 adet hidrojen sıvılaştırma fabrikasına ve hidrojen araç dolum istasyonlarına sahip olan şirket, orta vadeli planlarında Amerika’da yeşil hidrojen yatırım yapmak var. Şirket, Japonya’da yeşil hidrojene olan talebin artacağını öngörerek yatırımları sayesinde sıvı hidrojen pazarının yüzde 70’ine sahip olmayı hedefliyor.
Hidrojen Haber- Stanford Üniversitesinde yapılan önemli bir araştırma, yeşil hidrojen üretimi konusunda şaşırtıcı bir sonuç verdi. Günümüzde, yeşil hidrojen üretmek için kullanılan elektrolizörlerin haftanın her günü ve 24 saat olacak şekilde çalıştırılmasının üretim için en verimli ve düşük maliyetli yol olduğuna dair bir görüş var. Ancak araştırmanın sonuçları, bu görüş ile taban tabana zıt durumda.
Stanford Üniversitesinden Mark Z. Jacobson ve ekibinin yaptığı araştırma, günümüzde üretim yapan elektroliz merkezlerine en efektif bir şekilde üretim yapmak için elektrolizör kapasitelerini arttırıp, artan kapasitelerini günde yaklaşık 2,5 saat ile 15 saat aralığında çalıştırmalarını öneriyor. Araştırma, bu durumun elektrolizör kapasitelerini arttırmak için gereken yatırımı elektrolizörün çalıştığı süredeki amortisman maliyetinden daha karlı olduğunu savunuyor.
Bilim dünyasında oldukça şüphe ile karşılanan araştırma, yazarın ilk tartışmalı araştırması değil. Mark Z. Jacobson daha önce de mavi hidrojenin gezegen için doğalgazdan daha zararlı olduğunu iddia eden bir araştırmasıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Araştırmacı, bununla birlikte 2017 yılında kendi araştırmasını eleştiren birine dava açtığı için de bilim dünyasından tepki görmüştü.
Hidrojen Haber- Avrupa Birliği bakanları, uzun müzakereler sonrasında endüstri ve taşıma sektörlerinde yeşil hidrojen kullanım hedeflerinde anlaşmaya vardı. Anlaşma sonrasında, tüm Avrupa Birliği ülkeleri için bağlayıcı olan “Yenilenebilir Enerji Yönergesi”(RED) güncellendi.
Güncelleme; amonyak, yeşil çelik, kimyasal üretim ve petrol rafinasyonunda kullanılan hidrojenin 2030 yılına kadar yüzde 42,5’unun yeşil hidrojen olmasını hedefliyor. 2035 yılında ise bu hedef yüzde 60’a çıkacak. Yenilenebilir Enerji Yönergesi II (RED II), üye ülkelere taşıma sektöründe kullanılan enerji miktarını yüzde 29 azaltma ile taşıma sektöründen kaynaklanan sera gazı emisyonlarını yüzde 14,5 azaltma opsiyonlarından birisini zorunlu kılıyor. Aynı zamanda üye ülkelerin taşıma alanında kullandığı enerjinin 2030 yılına kadar yüzde 1’inin RFNBO (biyolojik kökenli olmayan yenilenebilir yakıt) olması gerekiyor. Bu madde, Avrupa Birliği’nin yeşil hidrojen ve türevleri olan amonyak, metanol gibi maddeler için kullandığı kavramı içerdiğinden, yeşil hidrojen sektörü için umut verici. Aynı madde, Avrupa Birliği üye ülkelerinin deniz ve hava taşımacılığında kullandığı yakıtların yüzde 1,2’sinin RFNBO yani yeşil hidrojen ve türevleri olmasını gerektiriyor.
Anlaşma, üye ülkelere fosil yakıt ile üretilmiş hidrojen kullanımlarını 2030 yılında yüzde 23, 2035 te ise yüzde 20’nin altında olmasını zorulunlu kılıyor. Üye ülkeler diğer yenilenebilir enerji hedeflerine uyarlarsa yeşil hidrojen kullanım hedefinde yüzde 20 azaltabilecekler. Bu esneklik, Fransa gibi nükleer kaynakları yüksek olan ülkelere yüksek oranda nükleer enerjiden türetilmiş hidrojen üretme şansı tanıyor.
Alman hükümetinin hesaplarına göre, bu güncellemenin yeni hedeflerinden ötürü Avrupa Birliğine her sene 100 Gigavatlık yeni rüzgar ve güneş enerji üretim kapasitesinin eklenmesi gerekiyor.
Bu anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için ilk önce Avrupa Parlamentosu’nun geçici anlaşmayı onaylaması gerekiyor. Bundan sonra hem bu organ hem de Konsey resmi bir oylama yapmak zorunda kalacak. Bu da mevzuatın AB’nin Resmi Gazetesi’nde yayınlanabilmesi ve dolayısıyla yasalaşması için birkaç ay geçmesi anlamına geliyor. RED II yürürlüğe girdikten sonra, üye devletlerin bu yeni kurallara uyum için ulusal yasalarını ve düzenlemelerini güncellemek için de 18 ayları olacak. Tüm bu prosedürlerin hepsinin gerçeklemesi ve yönergenin yürürlüğe girmesi iki yılı bulabilir.