HidrojenHaber – Avrupa’da yeşil çelik üretimine yönelik yatırımlar hız kazanırken sektör giderek artan uluslararası rekabet baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Fastmarkets tarafından yayımlanan bir analiz, Avrupa’daki üreticilerin güçlü politika desteği ve erken yatırım avantajına rağmen maliyet açısından diğer bölgelerle rekabet etmekte zorlanabileceğini ortaya koyuyor.
Analize göre Avrupa’da düşük karbonlu çelik üretim kapasitesinin önemli bölümü planlama veya inşaat aşamasında bulunuyor. Ancak Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Kanada gibi bölgelerde daha ucuz hidrojen, doğal gaz ve yenilenebilir elektrik kaynaklarının bulunması bu bölgeleri küresel yeşil çelik üretiminde güçlü rakipler haline getiriyor.
HİDROJEN TABANLI ÇELİK ÜRETİMİ
Yeşil çelik üretimi, demir cevherinin indirgenmesinde kömür yerine hidrojen kullanılması ve ardından elektrik ark ocaklarında çeliğe dönüştürülmesi gibi düşük karbonlu yöntemlere dayanıyor. Bu süreçte kullanılan yeşil hidrojenin maliyeti, çeliğin nihai üretim maliyetini belirleyen en kritik faktörlerden biri olarak görülüyor.
Enerji maliyetleri yüksek olan Avrupa’da hidrojen üretiminin pahalı olması, bazı üreticilerin düşük maliyetli hidrojen kaynaklarına sahip bölgelerle rekabet etmekte zorlanabileceğine işaret ediyor.
YENİ KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRLERİ OLUŞABİLİR
Sektör uzmanlarına göre gelecekte demir cevheri, doğrudan indirgenmiş demir (DRI) veya yeşil çelik üretiminin bir kısmı enerji maliyetlerinin daha düşük olduğu bölgelerde yapılabilir. Bu ürünlerin daha sonra Avrupa pazarına ihraç edilmesi yeni bir uluslararası tedarik zinciri oluşturabilir.
Bu gelişmeler, hidrojen tabanlı çelik üretiminin küresel ölçekte yaygınlaşmasıyla birlikte enerji maliyetleri, karbon politikaları ve ticaret düzenlemelerinin çelik sektörünün rekabet yapısını yeniden şekillendirebileceğini gösteriyor.



