HidrojenHaber – SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin yayımladığı “Türkiye Enerji Dönüşümü Görünümü 2025” raporu, Türkiye’nin enerji dönüşümünde önemli ilerlemeler kaydettiğini ancak yapısal kırılganlıkların sürdüğünü ortaya koydu. Rapora göre yenilenebilir enerji yatırımları güçlü bir ivme yakalarken, artan enerji talebi ve ithalat bağımlılığı dönüşümün etkisini sınırlayan temel unsurlar olmaya devam ediyor.
Yenilenebilirde güçlü artış, talep baskısı devam ediyor
Rapora göre 2025 yılında devreye alınan yeni kapasitenin yüzde 99’u yenilenebilir kaynaklardan sağlandı. Güneş ve rüzgar kurulu gücü 40 GW seviyesine ulaşırken, toplam elektrik kurulu gücünde yenilenebilirin payı yüzde 60’ın üzerine çıktı.
Ancak aynı dönemde enerji talebi ve sera gazı emisyonları artmaya devam etti. Türkiye’de nihai enerji tüketimi son yıllarda güçlü bir artış trendi izlerken, enerji yoğunluğundaki iyileşmenin yavaşlaması dikkat çekti.
Bu durum, enerji dönüşümünün yalnızca kapasite artışıyla değil, talep yönetimi, verimlilik ve elektrifikasyon politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
İthalat bağımlılığı en büyük risk
Raporda Türkiye enerji sisteminin en kritik zayıf noktası olarak ithalat bağımlılığı öne çıkıyor. Türkiye’de enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 77’si ithal fosil yakıtlardan karşılanıyor.
Doğal gazın yüzde 98’i, petrolün yaklaşık yüzde 86’sı ithal edilirken, bu yapı Türkiye’yi hem fiyat dalgalanmalarına hem de jeopolitik risklere açık hale getiriyor.
Nitekim İran-ABD-İsrail hattındaki gerilimlerin enerji fiyatlarını yukarı çekmesi, bu kırılganlığı daha görünür hale getirdi.
Enerji faturası cari dengeyi belirliyor
Türkiye’nin enerji ithalatı 2025’te yaklaşık 62,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, enerji kaynaklı dış ticaret açığı 47 milyar dolar oldu.
Bu veriler, enerji dönüşümünün yalnızca çevresel değil, aynı zamanda makroekonomik istikrar açısından da kritik bir araç olduğunu gösteriyor.
Yeni dönem: kapasiteden sisteme geçiş
Rapor, enerji dönüşümünde yeni bir faza geçildiğine dikkat çekiyor. Buna göre artık ana gündem:
- Yeni kapasite kurmak değil
- Kurulu kapasiteyi sisteme entegre etmek
Bu kapsamda:
- Şebeke altyapısının güçlendirilmesi
- Enerji depolama yatırımlarının artırılması
- Talep tarafı katılımının yaygınlaştırılması
kritik başlıklar olarak öne çıkıyor.
Elektrifikasyon ve verimlilik yavaş ilerliyor
Elektrifikasyonun dönüşümün en önemli hızlandırıcısı olmasına rağmen Türkiye’de bu alanda ilerleme sınırlı kaldı. Elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının artırılması için daha güçlü politika araçlarına ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.
Aynı şekilde enerji verimliliğinde de son yıllarda görülen iyileşme hızının yavaşlaması, dönüşümün talep tarafında yeterince desteklenmediğini ortaya koyuyor.
Avrupa’nın yeni destekleri rekabeti zorlaştırabilir
Raporun ortaya koyduğu bu tablo, Avrupa Komisyonu’nun enerji krizine karşı devreye aldığı yeni devlet yardımı mekanizmasıyla birlikte daha kritik hale geliyor. AB’nin enerji yoğun sektörlere sağladığı maliyet destekleri, Avrupa sanayisinin rekabet gücünü korurken Türkiye için yeni bir baskı oluşturabilir.
Türkiye’de enerji maliyetlerinin yüksek seyretmesi ve ithalat bağımlılığı, özellikle demir-çelik, çimento ve kimya gibi sektörlerde rekabet dezavantajını artırma riski taşıyor.
COP31 kritik fırsat
Rapora göre Türkiye’nin 2026 yılında ev sahipliği yapacağı COP31, enerji dönüşümünü hızlandırmak için önemli bir fırsat sunuyor.
Yenilenebilir enerji yatırımlarının ölçeklendirilmesi, elektrifikasyonun hızlandırılması ve yeşil finansmanın artırılması bu süreçte belirleyici olacak.
Sonuç: Dönüşüm hızlanmazsa risk büyüyor
SHURA raporu, Türkiye’nin enerji dönüşümünde doğru yönde ilerlediğini ancak mevcut hızın yeterli olmadığını net şekilde ortaya koyuyor.
Artan enerji talebi, yüksek ithalat bağımlılığı ve küresel enerji piyasalarındaki oynaklık dikkate alındığında, Türkiye için kritik eşik şu noktada düğümleniyor:
Enerji dönüşümü hızlanmazsa, hem ekonomik hem de rekabet kaynaklı riskler büyüyecek.
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı
- Gizem Ormanlı



